KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

DAW D'ÇEN-3 SON

Yalcin Karadas(Anzor K;eref)
21.11.2006,Tiflis

…Eger Cerkesler icin daha demokratik bir kimlik istiyorsak kendi soykirimimizin kabulune yonelik ciddi ve organize adimlar atmaliyiz. Kimsenin usagi, masasi, canakcisi, yardakcisi olmandan kendi halkimiza hizmet etmeliyiz. Hur beyinler ve hur nesilleri budamak yerine onlara destek olmaliyiz. Birilerini oteki beriki, donuscu kalisci, sagci solcu, anavatan bekcisi yavru vatan bekcisi diyerek fislemeden birlik olmali guclu olmali ic ve dis saldirilara beraberce gogus germeliyiz.

Cerkesleri namlunun ucuna koyan zihniyete dur denmezse korkarim iki gun sonra Corumun, Marasin, Sivasin faturalarinida Cerkeslere keserler.


Ayni sekilde Cerkesleri '' ruslar cerkesler'e soykirim uyguladiysa,cerkesler de rus askerlerine soykirim uygulamistir'' ve '' Cerkesler surulmemis gocmustur '' diyen, dedirten zihniyetin esaretinden kurtarmadigimiz surece alacak bir arpa boyu yolumuz yoktur.


Her onumuze konulana kayitsiz sartsiz sorgulamadan teslim olursak daha onumuze binlercesine koymaktan cekinmeyeceklerdir.


Andelal polat


22.12.2006


 


 


…Ama doğrudan başlayıp yanlışa giden her şeye, kim gündeme getirirse getirsin hoşgörülü davranmak zorunda değiliz. Üstelik yıllarca yapılan yanlışlıklar bu kadar üst üsteyken.


Bu bakışlar ve yapılan yanlışlıklar ne yazık ki içimizden yetişmiş gerçek sanat insanlarını bu kurumlardan uzaklaştırmıştır.


 


Kurumların sınırlayıcı bu bakış açısından rahatsız olan insanlar tercih yapmaya zorlandılar.


 


…Etkili ve her konuda bilgili insanlarımız, çoğu konularda olduğu gibi meslek alanlarının derinliklerini bilmeden bu çalışmaları engellediler;


 


Bir büyüğümüz bu resme milli sorumlulukla bakmaya başladı ve tüm bilgi birikimini devreye koyarak bu resmi erotik resim ilan etti. Daha sonrasında olması gereken yapıldı ve bu resimler üzeri boyanarak ortadan kaldırıldı. Orhan ağabeyin  ne kadar üzüldüğünü ve kırıldığını hatırlıyorum. Orhan Alparslan’ın bu kurumdan uzaklaşmasının nedeni de bu olaydan kaynaklanmıştı büyük ölçüde. Eğer bu resimler kalmış olsaydı dernek duvarlarında Orhan Alparslan ve Faruk Cimok imzalı iki resim olacaktı. Genç kuşağında  temelde bakış sorunu farklı değildi. Etkin ve yetkin olunduktan sonra hemen fetvalar vermek adettendi. Muhafazakarlık  bir hastalıktı ve toplumların gelişmesine engel olan bir hastalıktı.


 


Aradan neredeyse yirmibeş yıl geçmesine karşın aynı bakış açısının devam etmesine ve bunu bir milli yarar gibi düşünme anlayışının devam ediyor olmasına hayret ediyorum. Zaman her şeyi değiştiriyor ancak bazıları aynı noktada kalabiliyorlar.


 


 


Toplumlar, işini iyi yapan, meslek alanında mesleğin gereği oluşum ve gelişimi gösteren insanlarına sahip çıktığı zaman daha da değer kazanır. Onlara ne yapması gerektiğini kanunlar hazırlayarak öğretemezsiniz.


 


 


Bırakalım bu sığ düşünceleri. Bu sanatçılar bizim. Bunlar hem Çerkes asıllı sanatçılar hem de Çerkes sanatçılar. Yeter ki biz sahip çıkalım onları tüm yarattıklarıyla kabul edelim ve yüceltelim. Biz ancak o sanatçılara verdiğimiz değerle yükselebiliriz. 


 


Ahmet Özel


Ressam


20.12.2006


 


 


 


Vatan benim icin kendi kulturumu koruyup gelistirebildigim ve dilimi konusabildigim, topragima bagliligimin aidiyetle sinirli kalmayacagi, tum bunlari yapabilme hak ve sansina sahip oldugum yerdir. Vatan benim icin yalnizca Kuzey Kafkasya’dir. Ve ben kendi topraklarimda -ki bu benim icin Abhazya oluyor- yasamadan, ulkeme donus yapmadan, kendi yurdumda azinlik olma halinden kurtulmadan gerektigi gibi dik durulamayacagini dusunuyorum. Peki biz bir birinin alternatifi gibi gosterilen dil/kultur/donus’den baska hicbir seyi icermeyen soylemle, bunlar olmadan topragi bizim evde saksidaki topraktan farksiz kilacak olan soylem arasinda neden secim yapmak zorundayiz? Gercekten birini terk edebilmek gibi bir lukse sahip oldugumuzu mu dusunuyoruz?


 


Biz oyle bir sokakta oturuyoruz ki, herkes sadece kendi evinin onunu supurerek feraha kavusamiyor.


Ayrica nasil bir Cerkeslik, kultur anlayisidir ki bu, burnunun dibindeki bir soykirima sirt donulebiliyor? Kuzeybati icin konusalim; hangi “halk dusmani guruh(!)” iskenceyi, cezaevinde tecavuzu, ailesine tacizi, inanclarina hakareti hak eder? Nasil bir Cerkeslik ki bu, yillar suren bir gercegi gormezden gelerek gundemini vazgecilmez ama olumcul derecede yetersiz olan dar bir cerceveye hapseder?


Rus bir kadin ve Rus bir erkek, Politkovskaya ve Litvinenko kendi hayatlarini feda ettiler “bizim burnumuzun dibindeki” bir halkin gercegini dunyaya anlatmak icin… Daha once sormustum, binlerce kisilik festivaller duzenleyenler bunun onda birini neden bir soykirimi dunyaya duyurmak icin yapmadi?


…Biz öyle bir sokakta oturuyoruz ki, komsumuzun ruhundaki yikim onun sinirlari icinde kalmiyor.


 


Insanlar hoslanmasa da bizim toplumumuz icerisinde liberalini, anarsistini, seriatcisini, ateistini, sosyalistini barindiriyor ve ben bir Musluman olarak tum bu sifatlar icin omuz omuza gelmekte sakinca gormuyorum


 


…Politkovskaya, Nord-Ost’tan sonra Rus halkini elestirirken Kremlin’i zorlayabilecek bir duygudasligin yaratilamamasindan bahsediyordu. Biz onlarin (ozellikle Kuzeybati icin soyluyorum) haklarini savunabilecek ve silahli mucadele raddesine gelmeden alternatif, gercekten ise yarar bir sivil mucadele alani yaratilmasina nasil katki sagladik? Biz Rus aydinlarin cagrisina, bu dayanismaya katki olarak nasil bir karsilik verdik?


Murat atrisba,


25.11.2006


 


 


"Ben Osetim, Güney Osetya'dan, Çermen Tedeyev, hemfikirlerimle beraber geniş bir şekilde 1992 sonbaharında Prigorodnıi bölgesinde yaşananları inceledik. Ben her iki tarafın görgü tanıkları ile konuştum. Ben birçok şey öğrendim, bunlardan objektif neticeler çıkardığımı düşünüyorum. Prigorodnıi bölgesinde İnguş halka yönelik uygulanan soykırım dolayısıyla Oset halkı adına özür dileme cür’etini kendimde buluyorum.


 


Kuzey Osetya Cumhuriyeti yönetimini politikasını değiştirmeye, haksız olduğumuzu itiraf etme gücünü göstermeye çağırıyorum. İlk iş olarak, tüm İnguş mültecileri kendi köylerine döndürmeliyiz. Bu halklarımızın uzlaşması ve gelecek barışın başlaması için ilk adım olurdu. Biz akraba, kardeş halklarız ve bölecek bir şeyimiz yok.


 


Umut ediyorum ki, Oset halkı adına dilemiş olduğum özür halkımın suçunu bir şekilde tamir eder. Biliyorum ki, Osetya'da bugün beni düşman olarak ilan edecek ve beni takip etmeye başlayacak kişiler de olacak. Onların da sağ duyulu davranmalarını umut ediyorum.


 


Bir kez daha, ‘İnguşlar bizi affedin’ diyorum."


 


Çermen Tedeyev,


'Osetya'nın Oğulları' gençlik organizasyonu lideri.


 


 


 


…Biz Kafkasya'da, siz Türkiye'de yasayan Adigeler olarak bir bütünüz, bir kere herkes bunu kafasina yazmali. Vatanimiz için hep birlikte konusmamiz gereken bir zamanda niçin bir kismimiz susacakmis? Böyle saçma sey mi olur? Yahudiler, Ermeniler ve diger halklarin diasporalari anavatanlarina katkida bulunuyor da, Adige diasporasi niçin bulunmasin? O bahsettiginiz sahsin** yönetiminde bulundugu DÇB (Dünya Çerkes Birligi) politikayla ugrasmaktan çoktan vazgeçti. Repatriant, yani "dönüsçülük" diye bir meseleleri yok artik onlarin. Bu islerle ugrasmayi çoktan biraktilar. Ya ne is yapiyorlar? Ben size söyleyeyim: O bahsettiginiz sahis, Uluslararasi bir Kafkasya Konferansi'nda, "Kafkas savaslarinda, Çerkeslere jenosid uygulandiysa, ayni jenosid Rus askerlerine de uygulanmistir' diyecek kadar gafil ve zavalli biridir. Halbuki, Rus- Kafkas savaslarinda, Rus generallerinin emriyle Çerkeslerin kadin, çocuk ve yaslilari, yani dogrudan sivil halk bilinçli olarak yok edildi. Buna karsin Adigeler'in bir ordusu bile yoktu. Düzensiz gruplar halinde isgalcilere karsi vatanlarini savunmaya çalistilar. O bunlari bilmiyor mu? O bahsettiginiz sahis takindigi tavirlar, yaydigi fikirlerle Adige halkinin düsmanidir ve bir provokatördür. O ve onun agziyla konusanlar hiçbir sekilde, hiçbir ortamda ciddiye alinmamalidir. Ben Onlari Adige halkinin dostlari olarak görmüyorum.


Dr.almir abreg,adigey muzesi md.


**O sahis:dr.necdet hatam


 


 


 …Rus Çarlığının haksız savaşları ve işgaliyle topraklarından sürülen Çerkesler, özgür iradelerinin dışında farklı devlet sınırları içerisinde yaşamaya zorlandılar. Jineps, bugün egemen ulusların asimilasyoncu politikaları altında, yok oluşa doğru giden halk gerçeğinin dile getirilmesinin ifadesi olarak mücadele vermektedir.


 


…Kafkas halklarının ortak evi olan anavatan Kafkasya’nin; ortak kültürleri, gelenekleri, yaşam tarzları ve özgür yaşamın eğittiği Çerkes insan güzelliklerinin, temiz ve saf duygularının adıdır Jineps’in mücadelesi. Jineps, kendi arasında birlik ve dayanışmanın boşa çıkartılmadığı, ulusunun ve ülkesinin aydınlık geleceğinin kaygısını ve sorumluluğunu duyumsamaktadır.


 


   …Bölgesindeki olaylara, halkın toplumsal dinamiklerinin ve kültürel geleneklerinin doyumsuz bir tatla yaşatılmasına ve Çerkes kültür yapısı, büyük-küçük ilişkileri, ev sahibi-konuk protokolü, mal ve miras hukuku gibi toplumsal gelenekler ile Kuzey Kafkasya ülke sorunları hakkında; yazan, üreten, düşünen,  halkı ve okuyucularıyla sorunları müzakere edip kararların alınması, alınan kararların yaşama geçirilmesi, denetlenmesi ve sürtüşme, çekişme ve husumetlerin yerine birlikte hareket etme, ortak kararlar alma ve mücadelesinin önünde olabilecek engelleri kendi kolektifiyle gidermek için var olacaktır.


 


 …Yıllarca değerlerimizde ve davranışlarımızda tahribata yol acan asimilasyondan beslenen birikim, varlığını sorunlardan beslenme üzerine kuran kişileri ve grupları oldukca yayginlastirmis ve saldirganlastirmistir. Hicbir cikar gozetmeksizin birarada yasamak, mucadele etmek kimi eğilimler icin sorundur.


 


…Herseyi rekabete, gosterise, kisisel cikarlara dayandiran kişilerin kavramlari algilayis bicimleri, bu kurgudan buyuk oranda nasibini almaktadir. Kimi bulandirici cabalar, dedikodu ve spekulasyonlar, sahte umutlar istismarin beslendigi zemindir. Degerlerimizin ‘bizden’ zeminlerde tuketilmesi artik dayanma sinirini asmis, bunlari kaniksamayanlar her donem oldugu gibi yine kara propagandanin hedefi olmustur


 


 …Toplumsal kaygılarımızın ortasında onyargili bazi tavirlar, davranışlar ve tutumlar bizleri şaşırtmakta, bizleri üzmektedir. Jineps grubu, tüm gercek disi iddialarla birlikte, özellikle “derin devlet cizgisindeki yapilanmalara yaklaşma” eksenindeki ithamlarin sahiplerince ispatlanmasini, ispatlayamazlarsa özür dilemelerini beklemektedir.


 


   Ayrıca, etkinliklerimiz ve sayfalarımızı yeterince takip etmeden, duyumlar üzerine oluşan kasıtlı yaklaşımlar ikinci önemli yanlış tutumdur. Bu tutum, Çerkes nezaketiyle ve değerlerimizi sahipleniş biçimiyle uzak düştüğünden dolayı, Jineps emekcilerinden özür dilenmelidir. Özür dilemek bir erdemdir; yanlışlardan dönmek için baslangictir.


 


JİNEPS


17/11/2006


 


 


Yıl 1864. Kafkasya'nın her köşesine Rus bayrağı dikiliyor. Çeçenler, Dağıstanlılar, Adigeler, Abhazlar, Ubıhlar, çaresiz, yenilgiyi kabul ediyorlar. Çar'ın temsilçisi Grandük Mişel, "Kafkasya'yı terk etmedikleri takdirde, bütün yerlilerin harp esiri muamelesiyle Rusya'nın muhtelif bölgelerine sürüleceğini" ilan ediyor. Karadeniz kıyılarında toplanan yüzbinlerce Kafkasyalı, uzun süre aç-susuz bekletildikten sonra gemilere doldurularak bir meçhule doğru yola çıkarılıyor. İstiap haddinin üzerinde yolcu alan gemilerin pek çoğu Karadeniz'in karanlık sularına gömülüyor. Yolculuk sırasında hastalanıp ölenlerin, denize atılanların da haddi hesabı yok.
Vatanlarından sürülen Kafkasyalıların sayısı -çoğu Adige, Abhaz, Ubıh ve diğer Kuzey Kafkas halklarından olmak üzere- 2 milyon olarak tahmin ediliyor. Bunların yarıya yakını sürgün sırasında yollarda veya sürgünden sonraki birkaç yıl içinde vardıkları yerlerde elverişsiz hayat şartları yüzünden ölmüş.
Böyle bir zulüm unutulur mu, affedilir mi?
Aradan değil 142 yıl, 1470 yıl da geçse, UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!


20.05.2006
(Milli Gazete köşe yazarı Hakan Albayrak'ın 21 Mayıs Büyük Kafkas Sürgünü'ne ilişkin yazdığı "Yedi Yıldızlı Bayrak-1" yazısı)


 


 


Türkiyeli Çerkesler sorunlarının çözümleri için görüş oluştururken, genelde yapıldığı gibi belli tesbitlerden yola çıkıyorlar. Bugüne kadar oluşturulan çözümler, en azından gerçekleşmesi anlamında irdelendiğinde, kitlesel destek bulabilmiş değil.


 


Temel sorunun analizinin yapıldığı, sorunun nihai çözümü için yol haritasının oluşturulduğu, yaşanan/yaşanabilecek güncel sorunlara da bu temel çerçeve üzerinden çözüm oluşturulabilecek kitlesel katılımlı bir mekanizma gerekli.


 


Diasporik bir halk konumundaki Çerkesler için bu mekanizma siyasal olmak ve geneli (anavatan ve diaspora) kapsamak durumundadır. Diğer her çeşit örgütlülük ise tartışmasız gereklidir ve siyaseten ulaşılması hedeflenen çözüm için önemlidir.


 


Özelde Çerkesler olarak; anavatana dönüş yapmadığımız, Adıge derneği kurmadığımız için değil, siyaseten çözüm üretemediğimiz, sessiz kaldığımız, evimizin odaları arasında aşılmaz duvarlar ördüğümüz için bitebileceğimizi düşünmeliyiz bir de. Düşünmeye devam etmeli; kapı kapalı ya da açık yaklaşımından sıyrılıp yol haritamızı oluştururken birlikte hareket edebilmek için kapının aralık kalabileceğini/olabileceğini, uğruna fedakarlıklar yaptığımızı düşündüğümüz-kimimizin canını feda ettiği HALKIMIZIN çıkarının bu noktadan başladığını görmeliyiz.


 


Güncel tartışmaya dair tek lafım var; Adıgeler, Dünya kültür mozaiği içinde diğer halklar kadar, ne eksik ne fazla yer almalıdır.


 


Yaşar Güven, Istanbul,2006


 


 


 


…Gecmiste devlet orgutlenmesi bakimindan gorulen bu zafiyetin izleri, gunumuz Turkiyesindeki Cerkesler arasinda da gorulmekte. Derneklerimizin mevcut yapilari bence buna ornek teskil etmekte. Oncelikle farkli dusunenlerin farkli dernekler olusturdugu, cok parcali ve birbirinden bagimsiz hareket eden bir dernek yapilanmasi mevcut.


 


Bu asiri daginik yapi, yonetim ve faaliyet alanlarinda alternatifsizligi, pasifizasyonu beraberinde getirmekte. Bu mikro yonetimlere, alternatifsizlik nedeniyle ayni kisiler sirayla ve hatta bin bir ikna calismalari ile zorla getirilmekte. Zorla basa getirilen bu kimseler ise, her an kusebilirler endisesiyle elestirilememekte. Tepedeki yonetime bagli alt orgutlenmeler bulunmamakta. Insanlarin pismeden, tecrube kazanmadan yonetime gelmesine neden olmakta. Bu eksiklikler de yonetimlerin faaliyetlerini ve taban olusturma calismalarini olumsuz yonde etkilemektedir.


Nihayetinde, cok parcali ve profesyonellikten uzak yapi,  toplumun genis kesimleri tarafindan benimsenecek politikalar uretememekte, cesitli projeler ortaya koysa bile yeterince basarili olamamaktadir.


Farkli dusunenler farkli dernekler kurdugunda, bu kucuk yapilar, kendilerini denetleyen, gozleyen bir yapi ya da grup olmadigindan, faaliyet zorunlulugunu cok fazla hissetmemektedir. Bu ise dernekleri genis bir toplumun degil, kucuk bir grubun dernegi yapmaktadir.
Bizler sadece su an kulturumuz ve tarihimiz ile ovunuyoruz. Bunlari devam ettirecek yapiya sahip bulunmuyoruz. Mevcut daginik yapi devam ederse, etkin guclu bir yapilanma ortaya konulmaz ise, azimsadigimiz ovunmek fiilini gerceklestirecek nesiller dahi yetismeyecek. Cerkesmisim diyenlere bile rastlamakta gucluk cekecegiz.


Anlattiklarimin yeni icat ve kesifler olmadiginin farkindayim. Ama hatirlatilmasi gereken hususlar olduguna inaniyorum.

Saygilarimla

(Geam) Aytekin YAROGLU


 


 


…Bol bol miş'li geçmiş zaman cümleleri kurarak sorumluluklarımızı
unutturmaya, görevlerimizi geçiştirmeye çalışırız.

Düne dair söyleyecek pek çok şeyimiz olmasına karşın, bu güne ve yarına
dair edecek tek bir kelamımız yoktur genellikle.

Arkasında hiçbir eylem hiçbir pratik olmayan bu anlayış, zaman içerisinde
yayılarak topluma da bireye de yarar sağlamayan; oyalanmadan, kendini
tatminden ibaret bir hal alır.

Günlük yaşamda kişilerde  gözlemlediğimiz ve genellikle de hoş gördüğümüz
bu tavır, toplumun çoğunluğuna yayıldığında bir  hastalık hali olarak
tanımlanır.

Eğer bir cemiyet sürekli geçmişi ile övünüyor ve fakat geleceğini o çok
övündüğü geçmişin üzerine bina etmek üzere hiçbir çaba sarf etmiyorsa,
hiçbir hamlede bulunmuyorsa, hiçbir planı programı projeksiyonu yoksa, bu
gerçekten de bir hastalıktır.

Şu anda bizim durumumuz da aşağı yukarı böyle.

Elbette her toplum kendi üyelerine özgüven verecek bir değerler bütününü
muhafaza eder; elbette her birey halkının tarihi/kültürü ile gururlanır,
savunur ve yaşatmaya çalışır.

Fakat bunun bir ölçüsü olmalı, bireyler ve dolayısıyla toplumlar geçmişe
saplanıp kalmaktan kurtularak ileriye bakabilmelidir.

Eğer yarınlara dair bazı beklentilerimiz varsa.

Eğer gelecekte de dünden kalan sermayeyi yiyerek ayakta kalabileceğimizi
düşünmüyorsak, bu övünmelerin de bir sınırı olması gerektiğini bilmeliyiz.

Konuşmanın ötesine geçerek üretmeli, yaratmalı, hayata biçim ve yön
vermeye çalışmalıyız.


 


Ilhan nart,Istanbul 2006


 


 


 


neden dernekler disinda da orgutlemeliyiz?



'masa basinda kaybetmemek icin ciddi beyinlere-ki bunlara kesinlikle sahibiz- ve isine odaklanmis,'dernekler disindaki organizasyonlar'a gerek oldugunu soylerken ne demek istedigimi bu olay sanirim acikliyor.

“siyasetle ugrasmayin” diyerek bir yere varamazsiniz.

kosova'nin uluslararasi hukukca kabulu ya da reddinin kafkas halklarina ve oncelikle abhaz ve osetler'e neler getirebilecegini sorgulayan beyinler ve organizasyonlarimiz var mi?

ben,
"beyinler var ama organizasyonlarin olmamasi icin birileri hala bizi tutuyor" diyorum.

iste butun mesele bu.

kultur ile ugrasmak yetmez.

her oneriye "tepki gostermek" ya da "yok saymak" bizi sonunda yok olmanin en ucuna getirmis durumda.


 


Anzor k’eref, 2006


 


…ben ozellikle kafkasyalilar arasinda, surekli "oteki" yaratilmasindan mutluluk duymuyorum ve bunu cok tehlikeli goruyorum.


 


yillardir yakindan  tanidigim ve aslinda iyi niyetli olduklarina, samimiyetlerine inandigim bazi kardeslerime bu yuzden surekli "mikro milliyetcilik yapmayin" diyorum.


cunku biliyorum ki,milliyetcilikler karsinda daha tehlikeli milliyetcilikler yaratir. o yolun sonunda varilacak yer ise kan ,olum, gozyasi ve surgundur.


 


yetmedi mi  parca parca oldugumuz? yasadigimiz ve halen yasamakta oldugumuz haksizlik ve  acilar kafi degil mi?...


 


yalcin karadas(anzor k'eref)


6.12.2006,Tiflis


 


 


…Insanlar farkli siyasi gorusten olabilirler ancak bu gercek, olasi bir yol ayirimina kadar tukenmekte,tuketilmekte olan halklar icin, ortak paydalarda calismalar yapilmasina engel teskil etmemelidir.


 


Yalcin karadas(anzor k’eref),22.12.2006


 


 


Gecmisi ve bugunleri de yaziyoruz; yarini yazmaya gayret ettigimiz gibi. icimizde hic ummadiginiz,bilmediginiz gercekleri kaydeden ve yazan genclerimiz var; yakinda okuruz yazdiklarini.


 


okudugumuz zaman kimlerin ne yaptigini gorur, ulusal soruna emek verenlere,hangi dunya gorusunden olursa olsun, biraz saygi gostermeyi belki ogrenebiliriz.


 


Ve belki artik kabul edebiliriz ki,


 


CERKES ULUSAL SORUNU KIMSENIN VE HICBIR GRUBUN TEKELINDE DEGILDIR; OLAMAZ DA…


KAFKASYA OYLE BIR BOLGEDIR KI, TUM KAFKAS HALKLARINI VE AYDINLARIMIZIN COZUM ONERILERINI DEMOKRATIK ORTAMDA BIR ARAYA GETIRMEDEN, MEVCUT SORUNLARIN COZULMESI IMKANSIZDIR.


YOK SAYARAK SADECE YOK OLURUZ…


 


Yalcin Karadas(anzor k’eref)


21.11.2006,Tiflis

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» ASLİ UNSURLAR VE DİĞERLERİ
» BİZ KİMMİŞİZ!
» CERKES ULUSAL SORUNU VE DONUS HAREKETI
» ÇERKES ULUSAL SORUNU ÜZERİNE GÖRÜŞLER
» DAW DC'EN? (NE YAPMALI?) - 1
» DAW D'CEN-2*
» DAW D'ÇEN-3 SON
» DEMOKRASİ YOLUNDA ENGELLEMELER VE AYDINLARIMIZ
» ISTANBUL DONUSCULERININ GERCEK HIKAYESI
» KAFKAS HALKLARININ ACMAZI: LIDERLIK
» KAFKASYA ICIN DUSUNENLERE YARDIMCI OLACAK KAVRAMLAR LISTESI
» ONCELIKLERIMIZ VE TEMEL PRENSIPLERIMIZ NELER OLMALI?
» ORTA YOL BULMA DENEMESİ-1
» SÖMÜRGE MİRASI: KABİLECİ MİLLİYETÇİLİK
» TÜRKİYE'NİN BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN SON ŞANS
» ULUSALCILAR HEDEF Mİ GENİŞLETİYORLAR?
» YALÇIN KARADAŞ;BİLİRKİŞİLER NEYİ BİLİRLER?

YORUMLAR

nilgunoztekin  { 27 Ağustos 2007, Pazartesi }
iyiye ,güzele,gerçege çerkesler için her zaman faydalı olabilecek
beyinler varsa çıksın ortaya organizasyon...örgütlenme..dernek çalışmalarına ortada bir engel olduğunu sanmıyorum




okuyucu  { 26 Temmuz 2007, Perşembe }
Sayin karadas,lutfen alintilari dogru kullanalim.

http://www.circassiancanada.com/tr/yorum/ey/07_bizim_atalarimiz_varya.htm


YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
D Ö N Ü Ş
Panorama
Ulusumuzun Başı Sağolsun
Dünden Bu Güne Dönüş - 2
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kentleşme Ve Biz..
Şamil Tayyar'a Soruyorum: Yanlış Konuşan Doğru Anlaşılır Mı?
Bakışları Mülteci
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Kaffed Formunun Zirvesinde
İmam Ahmed'in Mezhebi
Kafkasya Kafkasya Halklarınındır.
Türkiye'nin Birlik Ve Bütünlüğü İçin Son Şans
Derneklerimiz Başkanlarımız Ve Biz
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik