KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI UZUNYAYLA KAN BANKASI UZUNYAYLA EMLAK UZUNYAYLA TV UZUNYAYLA FORUM UZUNYAYLA RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

VEBADAN KURTULUP SELE KAPILMAK

VEBADAN KURTULUP SELE KAPILMAK

 

Tarihi gerçekleri gizleyenler/saptıranlar yeni nesle yazık ediyorlar,yanıltıyorlar onları.Onun içindir ki,şeref ve ar sahibi olmayan insanları milletin işlerine karıştırmamak lazım.Sözünü ettiğim “aydınların”, gerçekle yalanı bir tutanların bir başka ayıpları daha var: Rus-Kafkas savaşlarında yüz binlere varan dağlının,yok oluş sebebi olarak, o zaman Rusya’ya boyun eğip, onun  “ ileri uygarlığını almayışımızı…”  öne sürüyorlar. “Öyle olsaymış bu kadar kırılmazmışız” diye de pekiştiriyorlar düşüncelerini.Böylece köleliği meşru gösteriyorlar.

  


Rus-Kafkas Savaşı başlıyor.Anlatılamayacak,yazılamayacak kadar zorlu bir savaştı o.Nice suçsuz insanlar yok oldu o savaşta.Tarihi yiğitliklerle,güzelliklerle dolu,tarihin hiçbir döneminde başkalarının egemenliği altına girmemiş,kendine has dili ve gelenekleriyle özgürce yaşayan milletin üzerine kan dökerek çullanmıştı Rus imparatorluğu.O savaşın anaforu içine düşmüştü,Adıgeler,Dağıstanlılar,Çeçenler,İnguşlar,Abazalar,Balkarlar,Osetler ve diğerleri. Rus çarlarının orduları bu özgür dağlı halkların az kanını dökmedi.Onlar toplarla az mı köy yıktılar,yaktılar? Masum halkı da köylerden çıkmalarına izin vermeden katlettiler.Bütün dünyaca meşhur Rus yazarı Lev Tolstoy’un “Hacı Murat” adlı romanından küçük bir bölüm aktaralım vahşi emperyalistlerin domuzluklarının şahidi olarak:


“Basıp ateşe verdikleri köy,Hacı Murat’ın Ruslar tarafına geçtiği akşam misafir kaldığı köydü. Sado,Hacı Murat’ı misafir eden adam,Ruslar köye yürüdüklerinde,o,çocuğuyla yola çıkmış bulunuyordu.Döndüğünde evini yıkılmış,damı çökertilmiş,kapıları yakılmış,temelleri sökülmüş,içi de kirletilmiş bir halde buldu.Küçük oğlu,Hacı Murat’a bakıp duran o güzel çocuk,şimdi üstüne yamçı örtülmüş halde caminin önünde yatıyordu.Sırtından sapladıkları süngü yarasından ölmüştü.Hacı Murat konuk olduğunda ona büyük bir iffet ve saygıyla sofra kaldıran,onu ağırlayan kadın,yırtılmış yakasından sarkan,yaşlılıktan pörsümüş göğüsleri,dağılmış saçları ve yüzünden akan kanlarıyla çocuğunun cenazesi başında ağlıyor,yırtınıyordu.İhtiyar adam,yıkılan evin duvarı dibinde elindeki sopayı sivriltiyor,üzüntülü bir halde önüne bakıp oturuyordu.Arı kovanlarının yanından gelmişti.Otluktaki ot yığınlarını da yakmışlardı.Ağaçların bazılarını sökmüşler,bazılarını da yakmışlardı.Kadınlar ve çocuklar ağlaşıyordu.Biraz daha büyük çocuklarsa donup kalmışlardı.Oyunu unutmuşlar şaşkın bir halde annelerine bakıyorlardı.Köy çeşmesinin de suyunu batırmışlar,su alınamaz hale getirmişlerdi.Maksatları da köy halkını susuz bırakmak olmalıydı.Aynı şekilde batırdıkları köy camiini de temizlemekle meşguldüler imam ve müezzinler…”


Bu korkunç manzara,o vahşi yamyamların yapa geldikleri zulümlerin sadece küçük bir parçasıdır.


Bir zaman Rus ordu komutanlarından olan Lazarev çok sayıda suçsuz halkı öldürtmüştü.Şapsığların arkasından Karadeniz kıyısına gemiyle çıkarma yaparak,Şapsığları kuşattı ve çok sayıda köyü yaktırdı,insanları öldürttü.Bu vahşetin işlendiği,bugün de Şapsığların yaşadığı o bölge hala daha “Lazarevska Rayonu” adını taşıyor.Tahammülü çok zor bunun.Onca suçsuz insanın kanını akıtan o kuduzun namını yaşatmak için,adını o bölgeden kaldırmıyorlar.O bölge halkının namusunu,şerefini ayaklar altına alıyorsun,onlara saygı duymuyorsun,onları hor görüyorsun anlamı çıkar bundan.Bugün hala niçin oluyor,bazı halkları aşağılayan böyle haksızlıklar?!


Kuzey Kafkasya halklarının soyunu kurutan general Yermolov’un soy adını taşıyor bugün dahi Psıhuabe Kenti’nin en büyük sokağı.


Stavropol Kray’a bağlı “Haşık’ığo” denilen bölgede birkaç köyü topla yıkmışlardı.Çeçen köylerinden Ruslarla savaşmayan,barış içinde yaşayan Dadı Yurt’u da mahvettiler.Dokuz bölük saldırmıştı oraya.Köy halkının hepsini de çocuk,yaşlı,kadın,hasta demeden öldürdüler.Karşılarındaki,böylesine saldırdıkları kimseler,silahlarla donatılmış bir orduydu sanki.Çatışma başlayınca,Çeçenler ordunun en üst düzey yetkilisine elçi gönderdiler.


Şöyle diyorlardı:


- Köy barış içindedir.Sizinle çoktandır savaşmıyoruz.Sizden tarafa geçtik.Bu haksızlık niye?


Generalin cevabı şöyle oldu:


- Çatışmada insanlarımızı öldürdüler.Onun için intikam alıyoruz.


- Onlar bizden değil dediler Çeçenler.Bunun üzerine general şöyle dedi:


- Sizdenmiş,değilmiş fark etmez.Bizim için hepsi birdir.


Elçiler ricada bulundu:


- Çocuklara,yaşlılara,kadınlara dokunmayın.Köyün dışına çıkmalarına izin verin.


Fakat general kabul etmedi.


Gelecektekilerin ders alması,itaat etmeleri için, çocuklara da,yaşlılara da,başkalarına da acımayacağız.


Çeçenler saldırganlar karşısında sayıca çok azdı.Fakat yurtlarını,ocaklarını korumak  için kahramanca savaştılar.Kama ve kılıçlardan başka silahları olmadığı halde savaştılar.Top mermilerinden kurtulabilen çocukları,yaşlıları,kadınları askerler yakalayıp kılıçtan geçirdiler,yada süngüleyip öldürdüler.


Bu Çeçen köyüne yapılan zulmün aynısını,ordu komutanı Yermolov’un emriyle tüm Kuzey Kafkasya halkına,hepsinden de öte Adıgelere uygulaya geldiler.Bir çok Adıge köyünü de harabeye çevirdiler.Kan içici çarlar ve onların köleleri generaller,kelimelerle ifade edilemeyecek kadar çok zulüm yaptılar Kafkasya’da. Hitler’in örnek aldığı kimseler varmış meğer.


Parmaklarından kan akıyordu Çiçiyanev’in.Şöyle diyordu:


“Her zaman kanım kazan gibi kaynıyor dağlılar için…”


Aynen söylediği gibi de hiç acımadan öldürttü dağlıları.Niçin kaynıyordu generalin kanı kazan gibi.Dağlıların uysalca boyun eğip,emperyalist çapulcuların boyunduruğuna girmemelerinden başka bir gerekçesi yoktu generalin.


Hayatın yiğitlikle ödüllendirdiği insanların arasına yalın kılıç dalmasaydı,Rusyasında barış içinde otursaydı, “kanı kaynamazdı.” Dağlılar değildi generalin yanına savaşmaya gidenler.


General Yermolov Kafkasya’da savaşan ordularına kesin talimat vermişti:öldürülen her Rus’a – asker olsun olmasın- karşılık 20 dağlı öldürmeleri için.Öldürecekleri suçlu olsun olmasın fark etmezdi.Ruslarla dağlılar arasındaki çatışmalarda Ruslardan ölen olsa,bunu bahane ederek,ordu baskın düzenliyor ve köyleri yakıp yıkıyorlardı.Köy halkını da,çocuk, yaşlı,kadın demeden öldürüyorlardı.Bu tür köy baskınlarına “Karatelna ekspedis”(?) deniliyordu.


Dağlı halkları korkutup kendi rızalarıyla Rusya’ya bağlamayı düşünüyorlardı.Bunun için de Rus çarları savaş için eğitilmiş çeşitli ordularını-süvari birlikleri,toplarla takviyeli piyade birlikleri,yaralı askerleri tedavi eden sağlık görevlileri çokça yığıyorlardı bölgeye.Sanki onlar çok iyi eğitilmiş güçlü bir orduya sahip,büyük bir devlete karşı savaşıyorlardı.Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bağımsızlıklarını korumak isteyen dağlılara “vahşi”, “soyguncu” gibi çirkin yakıştırmalarda bulunuyorlardı.


Ordu komutanlarından Zas adındaki general, Çerkeslerden öldürülenlerin sayılarını söylemelerini yeterli bulmuyordu.Ta ki,onların başlarını kesip getirecekler ve bizzat kendisi sayacaktı. Böyle yapmayan subayların rütbelerini söktürüyor,acıma hissi gösteren askerlere de yüz değnek vurduruyordu.


Kafkas savaşları zamanında “Bıtırbuh”da, “Kafkasya’da iyi dövüşenler için” madalya çıkmıştı.Onu en çok dağlı öldürenlere veriyorlardı. “Daha çok öldürülenlere”  çocuklar,kadınlar,hatta hastalar da dahildi. Böyle bir gerekçeyle,böylesine pahalı ödüllerin verildiği tarihin hangi döneminde görülmüştür acaba?


Yüz binlerce insanın öldürüldüğü korkunç derecede acımasız,sefil bir savaştı o…


Niçin gizlediler öyleyse bu gerçekleri şimdiye kadar? Sovyet tarihçileri,bu savaşın Rusya’nın sadece güney sınırlarını güvenceye almak için yapıldığını,dolayısıyla pek o kadar önem arz etmediğini yazıyorlardı.Onlar başkalarının ülkelerini işgal eden çapulcuları kınamıyor da,özgürlüklerini savunan dağlıları haksız çıkarıyorlar,başka devletlerin onları kışkırttıklarını hikaye ediyorlar.Bundan daha aptalca bir düşünce tasavvur edemiyorum ben.Başka devletlerin dağlıları kışkırttığını kabul edelim,silah da vermiş olsunlar,bunun yadırganacak nesi var? Soyguncu sizi soymaya gelecek,öldürmeye kastedecek, yerinizi-yurdunuzu yer ile yeksan edecek ve sizi ateşe verecekken,kendini savunmanın,kimden olursa olsun alabildiğin silahlardan yararlanmanın ne ayıbı ne de yanlış bir tarafı vardır.O anda kim yardım ederse,ondan yardım almaktan daha tabii ne olabilir?


Osmanlı İmparatorluğu da,Rusya’da çaba sarf ediyordu Kuzey Kafkasya’ya egemen olmak için.Ancak Rusya ile Türklerin, amaçlarını gerçekleştirme yöntemleri farklıydı.Türkler sadece kışkırtıcı,yada sırrı ifşa ediyor idiyseler,Rus Çarı’nın orduları kan dökerek girdiler Kafkasya’ya ve tam üç yüz yıl savaştılar,olanca acımasızlığıyla ve bütün vahşetiyle.


18 Haziran 1990 yılında yayınlanan “Kabardey-Balkar Gerçeği” gazetesinde “Adıge prosvetiteller(aydınlar) Rusya’dan yanaydı” başlığıyla yayınlanan yazısında Profesör Kumuk Tığuen, “Kafkas savaşlarında Adıgeleri başka devletler kışkırtıyordu” diye yazıyor.


Sayın profesör yanıldığı için kusura bakmasın ama, vatanlarını savunan Çerkeslere hiç bir devlet yardım etmedi.Keşke birileri onlara yardım etseydi.Avrupalılarda bir tek devlet olsun asker gönderseydi,kim bilir, belki halkımız zalim düşmandan kurtulmuş olurdu,mahvolmazdı.


Tarihi gerçekleri gizleyenler/saptıranlar yeni nesle yazık ediyorlar,yanıltıyorlar onları.Onun içindir ki,şeref ve ar sahibi olmayan insanları milletin işlerine karıştırmamak lazım.Sözünü ettiğim “aydınların”, gerçekle yalanı bir tutanların bir başka ayıpları daha var: Rus-Kafkas savaşlarında yüz binlere varan dağlının,yok oluş sebebi olarak, o zaman Rusya’ya boyun eğip, onun  “ ileri uygarlığını almayışımızı…”  öne sürüyorlar. “Öyle olsaymış bu kadar kırılmazmışız” diye de pekiştiriyorlar düşüncelerini.Böylece köleliği meşru gösteriyorlar.


Anlaşılması zor olan şey şudur: halkımızın kökünü kanla,ateşle kazımaya,o kökü insanlarımızı öldürerek kurutmaya kasteden düşmanın bilimini okumakla nasıl kurtulacaktınız? Hem o bilimi öbür dünyada mı okuyacaktınız? Yada varlığınıza (bu) dünyada son verdikleri zaman mı? Sonra şöyle de diyorlar: “Rus çarlığını övmek lazım,gerçekleri olduğu gibi yazmak uygun düşmez.” Bu köle psikolojisidir,köle insanın düşünce tarzıdır.Böyle düşünenlere güvenmemek lazım,halkının tarihini de, kendi halkını da satmaz diye.Bunlar için dilini,kültürünü,geleneklerini yitirmiş olmanın da bir önemi yok..Böyleleri başkalarının emriyle hareket eden,önlerine atılanla karınlarını doyuran tiplerdir.O itaatkar bir mankurttur.Böylelerine, “siz Rus’sunuz” deseniz  “çok doğru biz Rus’uz” demekten de hiç sıkılmazlar.


“İleri uygarlıklarını alıp da güzellikle anlaşsaydık bize dokunmazlardı” masalını anlatanlara şunu da hatırlatmak isterim.Hatukşoko İsmail,Han Geriy Sultan ve başkaları çok çaba harcadılar,Rus-Kafkas savaşlarını diplomatik yollardan sona erdirmek için.Onlar çarlara da,çarların kölelerine de çok elçi gönderdiler,ricada bulundular,silahları bırakıp,iyilikle,güzellikle,uygarca,insanca davranışlarla dağlıların gönüllerini alırlarsa,bunun daha iyi sonuç vereceğini anlatmak için.Fakat bu ricaları kimse dinlemedi.


Çerkeslerin çok kötü bir huyu var.Kendi değerlerinin kıymetini bilmezler.Bunun şahidir, uluslar arası saygınlığa hak kazanmış büyük bilgin Neguma Şora’nın “Çerkes Tarihi” adlı eserine karşı tutumumuz.Hem Ruslardan,hem Çerkeslerden kimsenin böyle kayda değer bir eseri olmadığı halde (Negume’nin yaşadığı dönemi kastediyor olmalı ç.n.),onda kusur bulmayan yüz kişi de bir tanedir.Bütünüyle ele alırsak Negume’nin eseri Çerkes tarihinin aynasıdır,gerçekleri apaçık yansıtmaktadır. O, yeterince bastırılıp,her Çerkes ailesinde bulundurulması gereken bir kitaptır.


Bütün bunları bir tek şey için yazıyorum:Biz aldandıysak da,yeni nesli,gençliğimizi aldatmayalım.Tarihin verdiği dersler büyük derslerdir.Onlardan mahrum etmeyelim gençleri.Yeter aptalca korkular taşıdığımız!Bundan böyle yalana yer yok artık!Gerçekleri görelim, doğru yolda olalım. 


ASLAN İsmail


Adıye Xeku(1),1992-NALÇİK


Çev.Erdal ÖZDEN


erdalozden2002@mynet.com




Not: 1) Bu yazı, daha önce Haziran 1993 tarihli NEPS dergisinde(Kayseri) ve 2002 tarihli Kafkas Vakfı Bülteninde(sayı:12) yayınlanmıştır


2) Makale yazarının,Neguma Şora’nın kitabı hakkındaki yargısına bütünüyle katılmak ne derece mümkün olur bilemiyorum.Bu kitabı ben lise yıllarımda okumuştum.Tekrar okuyup,yeniden değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.(ç.n.)

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» ANA DİL
» BERKOK PAŞA VE '' KURTULUŞ YOLU ''
» BİR ERKEĞİN ÇEÇEN OLMADIĞI NASIL ANLAŞILIR !
» BİZ RUSYA'YA KENDİ İSTEĞİMİZLE KATILMADIK
» Çerkes Asıllı Türk
» ÇERKES BİLİM DİLİ
» ÇERKES KONGRESİ'NE DESTEK VERİLSİN
» ÇERKES TARİHİNİN KARA GÜNÜ
» ÇERKES TARİHİNİN PRENSLER DÖNEMİ
» DİN-DÜNYA-DEVLET
» EDEBİYATIMIZIN YENİ SORUNLARI
» HAKEMLİK
» HAYRET ! NİHAYET...
» KAFKASYA HAKAN ALBAYRAK'TAN SORULSA YA!
» KANOKO KABARDEY'İN ŞANSI
» KANOKO KABARDEY'İN ŞANSI
» NALÇİK CADDESİ'NİN IŞIKLARI
» NALÇİK SEYEHATİ
» NE ÖLGÜN BİR ÜMMET OLDUK ALLAHIM !
» NEREDEN NEREYE
» SAHİPSİZ HALK
» TEK ADAMIN BAŞARISI
» VEBADAN KURTULUP SELE KAPILMAK
» YEDİ AY SAVAŞLARI (MEZİBL ZAWE)

YORUMLAR

Yorum bulunamadı!

YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Sömürge Mirası: Kabileci Milliyetçilik
Demokrası Ve Insan Hakları Nerede
Bir Projemiz Var Mı ? (3 )
Abhazya Ve Güney Osetya:iki Yeni Devlet
Çerkes Tarihinin Prensler Dönemi
Enformasyon Ve Propaganda
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Kafkasya Yeni Ortadoğu Olmayacak!
'hayatımda İki Şeyi Bilmiyorum: Unutmak Ve Korkmak!'
Şamil Tayyar'a Soruyorum: Yanlış Konuşan Doğru Anlaşılır Mı?
Nefo'nun Ayakkabıları
Bir Dil Bir İnsandır !
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Fethullah Hoca Ve Biz
Imam Safıı'nın Mezheb'ı
Kafkasya Kafkasya Halklarınındır.
Ankara'nın Taşına Bak Gözlerimin Yaşına Bak
FORUMLARDAN

© 2005-2006 Uzunyayla.com. Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR   

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ.

BerkmaX Emlak Ofisi Www.BerkmaX.com info@BerkmaX.com

 

counter easy hit

Istatistik