KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

KADINLARIMIZIN KADRİNİ BİLMEK

         Bu yazının Dünya Kadınlar Günü’nde veya Anneler Günü’nde yazılması daha uygun düşerdi belki!..


         Fakat bana göre kadınlardan ve annelerden ayrı kaldığımız gün olmadığına göre her günü Kadınlar ve Anneler Günü olarak görmek, algılamak, değerlendirmek ve bu doğrultuda kadınların ve annelerin kadrini (kıymetini) bilmek, haklarını teslim etmek ve bundan dolayı da bu konuda her zaman konuşmak ve yazmak gerektiğini düşünüyorum.


         Bir kere aile hayatı asla kadınsız olmaz, olamaz. Zira kadın; ya anne, ya eş, ya kardeş, nine, hala, teyze veya kızımız olarak ailemizde muhatabımızdır. Bana veya sana bu kadar yakın olmayan diğer kadınlar da bir başkasının ya anasıdır, ya bacısıdır, eşidir, kızıdır, halasıdır, teyzesidir, ninesidir. Dolayısıyla evimizde, sokakta, çarşıda ve işyerinde kısacası her ortamda kadınlarımızla şöyle ya da böyle, az ya da çok muhatap olmak durumundayız. Hal böyle olunca, genel anlamda evimizin- ailemizin temel direği ve mutluluk kaynağı eşimiz, hayat yoldaşımız, çocuklarımızın anası olan kadınlarımıza her ortamda gerekli ihtimamın, sevginin ve saygının gösterilmesi, onlara her türlü kolaylığın ve imkânların sağlanması erkeklerin temel görevlerinden olmalıdır. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’in: Mü'minlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en iyi olanıdır. Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardırve Sizin hayırlınız, kadınlarına ve kızlarına hayırlı olandır” mealindeki Hadis-i Şerifleri fevkalade manidardır.       


           Yukarıda zikredilen hususların tamamı aynı zamanda erkekler için de geçerlidir. Yani başta aile hayatı olmak üzere her ortamda erkeklerle bir arada bulunmak durumunda olan kadınların da erkeklere gereken saygıyı göstermeleri zarureti vardır.


            Öyle ise kadın-erkek karşılıklı olarak birbirimizin kıymetini, önemini çok iyi idrak edebilmeliyiz. Esasen hem kadın hem de erkek önce kendi kıymetinin farkında olabilmelidir. Yani var oluş ve bir arada bulunma sebeplerinin ve hayattaki rollerinin öneminin bilincinde olunmalıdır. Sıradan bir mahlûk olmadıklarının; insan, yani eşref-i mahlûk olduklarının, Cenab-ı Allah’ın (C.C.) kendilerinden ne istediğinin ve aile hayatındaki eşsiz rollerinin farkında olabilmelidirler. İşin püf noktası da işte burada olsa gerek. Herkes kendisine verilen o değerin farkında olacak ve o doğrultuda davranacak ki kendisini kıymetten düşürecek her türlü hatalardan ve günahlardan koruyabilsin. Zira sen kendi kıymetini bilemezsen başkalarının sana değer vermesini bekleyemez ve sağlayamazsın


            Sözün burasında lüzumlu lüzumsuz, ulu orta tartışılan kadın hakları ve kadın-erkek eşitliğine de kısaca değinmek istiyorum. İşin garibi kadın haklarını ve kadın-erkek eşitliğini savunmaya kalkışanların bir kısmı ne yazık ki saygıdeğer bütün vasıflardan soyutlanmış, tabir yerindeyse “Keçeyi suya atmış!” türden kendini bilmez bir güruhtur. Bunların esas derdi kadına hakkını teslim etmek ve kadına değer vermekten ziyade onu daha çok değersizleştirmek ve orta malı haline getirmektir. Bunlar azgın kapitalizmin maşası olduklarının da farkında olamayacak kadar cahil ve zavallı kimselerdir. Yapılması gereken en önemli işlerden birisi de Kadın Hakları Savunuculuğu’nun bu güruhun elinden kurtarılarak kadınların gerçek değerinin şuurunda olan saygın ve güvenilir kişi ve kurumlar tarafından yapılmasını sağlamaktır. Bu konuda toplumumuzun her kesimine görev düşmektedir.


          Elbette hak-hukuk ve birçok bakımdan kadın ve erkeklerin eşit olmaları gereklidir. Lakin hiçbir zaman her hususta tıpa tıp eşitlikleri söz konusu olamaz. Bu sözüme sakın ha, kadınlarımız hemen alınmasınlar! Zaten her türlü eşitlik kadın ve erkeğin fıtratına, tabiatına aykırı düşer. Esasen, erkeklerle eşit olmamak her zaman kadınlarımızın aleyhine olan bir durum olmadığı gibi kadını kadın yapan bu kendine has önemli birtakım farklılıklardır ve bu ayrıcalıklar da kadınların lehinedir. Kaldı ki bütün kadınların ve erkeklerin kendileri de her konuda eşit değillerdir.  Fiziksel, zihinsel, ruhsal ve yetenekler bakımından muhtelif farklılıklar vardır ve bunların olması gayet tabiidir, doğaldır. Canlı cansız bütün varlıklarda pek çok farklılıkların ve çeşitliliklerin olduğu da hepimizin malumudur. Sosyal, kültürel ve ekonomik hayatı canlı, anlamlı ve yaşanılır kılan da bu çeşitliliklerdir.


           Ayrıca da ilk yaratılış bakımından kadın ile erkek zaten eşit değildir. Bu ise İlahi bir karar, hüküm olup müdahale edilmesi imkânsız bir durumdur. Fakat ne acıdır ki, sözüm ona bazı kadın hakları savunucularının(!) gözleri ve zihinleri, yaratılıştaki bu farklılıkların inceliğini ve önemini idrak edemeyecek kadar gerçeklere kapalıdır.


            Cenab-ı Allah (C.C.) önce Âdem’i (A.S.) topraktan (çamurdan) yaratmış; Âdem’in (A.S.) de kaburgasından Havva Anamızı yaratmıştır. Yani toprak erkeğin menşei, erkek de kadının menşei durumundadır. Tabir yerindeyse erkek normal çamurdan (topraktan) kadın ise toprağın elenmiş, süzülmüş, arıtılmış, işlenmiş ve özüne ruh üflenmiş halinden yaratılmıştır. Bu farklı yaratılışta kim bilir bizim bilmediğimiz nice hikmetler vardır? Benim görebildiğim kadarıyla; topraktan Âdem’i, Âdem’den de Havva’yı (kadını) yaratan Allah (C.C.), hayattaki o ulvi görevi gereği kadının daha arı, daha saf, temiz ve farklı olmasını dilemiş ve kadın erkeğe nazaran daha nazik, latif, narin, yumuşak, daha çok sevgi ve saygı yüklü ve ayrıca annelik gibi üstün bir vasfa da haiz kılınmıştır. Kadına bu üstün nitelikleri kazandıran farklılıkların ve bu gerçekten çok değerli özelliklere sahip kadınlarımızın kadri (kıymeti) herkes tarafından iyi bilinmelidir. İşte bu niteliklerinin yanı sıra başıboş bir hayat için yaratılmadığının ve eşref-i mahlûk olduğunun farkında olan kadın bunları muhafaza gayretinde olacaktır ve bu değerler sayesinde de en güzel şeylere, her türlü iltifata ve saygıya layık olma hakkına kendiliğinden kavuşacaktır. Böyle olunca da kadın el üstünde tutulacak, imkânlar ölçüsünde bir dediği iki edilmeyecek; onun hatırına öfkeyle çekilen kılıçlar kınına, silahlar kılıfına sokulacak ve kadın; barışın, kardeşliğin, hoşgörünün, fedakârlığın, erdemin, saflığın ve temizliğin timsali olacaktır. Hele bu kadın bir de anne ise!  “Cennet onun ayakları altına serilecektir” ki, bundan daha yüksek değer ne olabilir?


             Bütün bu iyi niyetli yaklaşımlara rağmen kadınların değerini anlamaktan yoksun; cahil, eğitimsiz ve kendini bilmez erkeklerin zulmüne uğrayan ve istismar edilen kadınların olması muhakkaktır. Böyle durumlarda kadınlarımızın sığınabileceği gerçekten güvenli kurumların ve mekânların oluşturulması da devletimizin ve devlet kontrolünde sivil toplum kuruluşlarımızın en başta gelen görevlerinden olmalıdır. Toplumsal medeniyetin ve ahlaki değerlerin en önemli ölçütlerinden birisi olan kadınlarımız hiçbir zaman sahipsiz bırakılmamalı, zalimlerin ve istismarcıların insafına terk edilmemeli ve her türlü hakları güvence altına alınmalıdır.


             İşte o zaman kadın; asla ve asla vahşi kapitalizmin maşaları ve kadın hakları istismarcıları tarafından bir meta, bir eğlence ve reklâm, şehevi ve nefsanî arzuların tatmin aracı olarak görülüp kullanılamayacak ve ona paha biçilemez gerçek değeri teslim edilecektir.


            Ben kadını böyle düşünüyor, böyle düşlüyor ve böyle görmek istiyorum. Çünkü insanlığın ufkunu ve önünü açacak olan istikbalimizin nitelikli gençliğinin mimarları bu erdemli kadınlarımız olacaktır.


            Selam olsun kendini bilen erdemli bütün kadınlara ve kadınların kadir-kıymetini bilen erdemli erkeklere.  


                                                                                                          Mükremin ÖNER

onermukremin@gmail.com

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» "BEN!.."DEDİKÇE KAYBEDENLER
» ADIYAĞA EVRENSEL DEĞERLER SİSTEMİ
» ANNE OLMAK
» BABA OLMAK
» BİR ÇOCUĞUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ VE HAL-İ PÜR MELALİMİZ
» ÇERKES TOPLUMUNUN "ÖNDER" SORUNU
» DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
» DÜŞMANLIĞA DÖNÜŞEN RUS-ÇERKES DOSTLUĞU VE BUGÜN
» GARİP BİR ÜLKE MASALI
» HERKES KENDİNE YAKIŞANI YAZAR, SÖYLER(!)
» İNSAN OLMAK
» KADINLARIMIZIN KADRİNİ BİLMEK
» KAYSERİ KAFKAS DERNEKLERİ KIŞ UYKUSUNA MI YATTI?
» MUTLULUĞUN KAYNAĞI HAYATI DOĞRU OKUMAKTIR (*)
» OKULLAR AÇILIRKEN ANNE BABALARIN DİKKATİNE!
» ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN PENCERE
» SEVMEYİ BİLMEK (2)
» SEVMEYİ BİLMEK ( I.)
» SOSYAL HAYATIN İÇ KURDU - KİBİR
» ŞAMİL TAYYAR'A SORUYORUM: YANLIŞ KONUŞAN DOĞRU ANLAŞILIR MI?
» TÜRKİYENİN VE TÜRK HALKININ ÇIKMAZI
» VATANDAŞ OLMAK
» YALAN ÜZERİNE TARİH YAZILMAZ !..
» ZAMAN GAZETESİNE KINAMA
» ZAMANI GELİNCE EVLENMEK

YORUMLAR

Yorum bulunamadı!

YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
D Ö N Ü Ş
Panorama
Ulusumuzun Başı Sağolsun
Dünden Bu Güne Dönüş - 2
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kentleşme Ve Biz..
Şamil Tayyar'a Soruyorum: Yanlış Konuşan Doğru Anlaşılır Mı?
Bakışları Mülteci
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Kaffed Formunun Zirvesinde
İmam Ahmed'in Mezhebi
Kafkasya Kafkasya Halklarınındır.
Türkiye'nin Birlik Ve Bütünlüğü İçin Son Şans
Derneklerimiz Başkanlarımız Ve Biz
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik