![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
BJAMİY YAPARDI DOTEKırmızı bir bohça vardı elinde. Telaşlı telaşlı gelip bir köşeye çekti beni kolumdan tutarak: — Bak, bunu Dane’ye götüreceksin. Eksik kalan çok az bir yeri var, orasını tamamlayacak. Selamımı da söyle. — Ama ayıp değil mi nine; hadi Dane’nin işi varsa? Nasıl yapsın o zaman? — Adettendir; evlenecek kızın çeyizine yardım eder genç kızlar. Hem sen dediğimi yap, gerisine karışma. Ablan gelin olacak, sıra sana geldi; sen daha xabzeyi bilmiyorsun. Hadi, git artık! Güldü. Burnuma keskin bir duman kokusu doldu, kaçtım. Bir an kalakaldım olduğum yerde. Neden sonra kendime gelip bana direnen ayaklarımı sürükleyerek çıktım avludan. Yerdeki çimenleri ezerken söyleniyordum: Bir şey olacak, bir şey var… Karıncaların kaçıştığını hissediyordum adeta adım attıkça. Bazen durup ayağımın ucuyla yeri eşeliyordum; bahar yağmurunu kana kana içen toprak dağılıyor, yapışıyor, isyan ediyordu insafsızlığıma. Ucu kıpkırmızı kızaran burnumu çekip yoluma devam ediyordum. Benden büyük kim çıksa karşıma, durup geçmesini bekliyordum; hoşuma gidiyordu. — Çok az bir yeri kalmış bunun, selam söyledi. — Tamam, yaparım ben. İçeri gelsene. — Yok, gitmem lazım. — Selam söyle o zaman. — Tamam. Bir şey olacak sanki. Bir şey var… Kalabalık bir çocuk ordusunun ortasında, beyaz bir kafa gördüm; gülümsüyordu. “Dote!” dedim, “Dote gelmiş, yaşasın!” Bjamiy yapardı Dote, küçük küçük arabalar yapardı. Nereden geldiğini hiçbirimiz bilmezdik. Arada bir uğrardı köye; gündüz kalır, gece giderdi. Üstü başı perişan olurdu hep; hep üşürdü, hep acıkırdı, hep ağlardı yalnızken. Sadece çocuklarla gülümserdi Dote, sadece bizimle mutlu olurdu. Evden aşırıp peynir, ekmek, domates getirirdik ona. Herkesin annesi bilirdi kaybolan yemeklerin nereye gittiğini, ama kimse kızmazdı bizlere. Bjamiy yapardı Dote, küçük küçük arabalar yapardı. Bir şey olacak sanki. Bir şey var. — Gel, dedi; gel bak ne getirdim size. Gel sen de ye. Hadi! Yaklaştım. Kirli gömleğinin eteğinde kocaman iğdeler vardı. Gülümsedi, göz kırptı; aldım. — Ne oldu, dedi; sen hiç böyle susmazdın? — Bilmem, dedim; içim sıkılıyor bugün. — Sen çok biliyorsun ama, dedi yine gülümseyerek. Burnuma keskin bir duman kokusu doldu; kaçtım. Bir şey olacak sanki, bir şey var. — Nene, Dote’nin evi yok mu? — Yok, siy t’ase. — Neden ki? — Bilmiyorum, yok işte. Allah ona ev vermemiş. — Niye ama? — Eee, sus artık; uyu! Geç oldu bak! — Nene, Dote nerede uyuyor? İç çekti: — Bilmiyorum. Bir şey var… O gece yine gitti Dote. Yine gitti her gelişinde olduğu gibi. Ama erken döndü bu sefer. Ertesi sabah arabayla getirdiler yorgun, yaşlı bedenini. Mutluydum bir bakıma. Mutluydum, çünkü artık bir evi olacaktı onun da. Karanlık ama sıcak; bir evi olacaktı. Uyurken acımayacaktı artık küçücük kalbim. Hem, bir şey olacaktı; anlamıştım işte. Bjamiy yapardı Dote. Küçük küçük arabalar yapardı.
BU YAZARIN TÜM YAZILARI» BAKIŞLARI MÜLTECİ YORUMLARYorum bulunamadı!
YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com