![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
KEMAL GÖRÜCÜ
1927 yılında dünyaya geldi. soyu 1860 yılında Kafkasya'dan göç edenlerdendir.Dedesi Abdulhamit Rüştü; Görücü ailesinin ve Uzunyayla'nın dini isimler konusundaki kurucusu ve mihenk taşıdır. Dede Abdulhamit Rüştü, Kayseri ve K.maraş 'ın en iyi hocalarından dini eğitim alır ve rüyasında gördüğü bir işaretle Mısır El-Ezher Üniversitesi Ulumu Şeriyye Fakültesine kayıt yaptırarak eğitimini burada tamamlar. İtikadi ve ameli mezheplerde fetva verebilecek yeterliliğe ulaştığında ise Mısır'daki tüm imkanları göz ardı ederek hizmet için memleketine dönerek açtığı medrese ile Pınar başı ve civarında bir çok talebe ve din adamı yetiştirir. Kemal Görücü'de dini eğitimini Dedesi Aldulhamit Rüştü'nün talebesi olan Babası Mehmet Nuri Görücü'den almıştır. 1947'de vatani görevini yapmak için askere giden Kemal Görücü 3 yıllık vatani görevinden sonra imamlık görevine başlar. 1986'da emekli olur. İlk hac ibadetini 1967'de gerçekleştirir. Sovyet Rusya'nın dağılmasının ardından 1993 yılında tebliğ hizmeti için atayurdu olan Kuzey Kafkasya'nın Nalçik şehrine gider ve bilgilerini oradaki halkla paylaşır. Sekiz çocuk babası olan Kemal Görücü, örfi kurallarla çözülebilecek bir çok konuda adaleti ve hakkaniyeti ön planda tutarak öneri, karar ve tavırlarıyla toplumda her zaman bilgeliğinden istifade edilmesi arzulana bir şahsiyettir. YORUMLAR
ahmet polat
{ 17 Haziran 2008, Salı }
ben bayar polat'ın oğluyum bende gerçekten kemal amcamın öldüğünü öğrenince çok üzüldüm babamın haliyeti çok kötüytü haberi duyunca.ALLAH RAHMET EYLESİN
elbruz yeten
{ 10 Haziran 2008, Salı }
Hoaefendi ile tanışma şerefine erdiğim nikah merasimini hiç unutmam...Kendisinden yaş bakımından hayli küçük olmama rağmen, içinde bulunduğumuz mecliste taşıdığım sıfat dolayısıyla, bana hiç de hak etmediğim düzeyde alaka göstermişti. Bu gösterişsiz alaka şüphesiz onun mütevazi kişiliğinin bir yansımasıydı.
Mükemmel çerkescesine hayran olduğum o meclisteki latifeleri ne güzeldi.Hoş sohbet olmanın yanında nasıl vakur olunacağının nadide bir timsaliydi adeta. Sohbetimizin bir bölümünde 'Akseki'nin Dini ve Ahlaki Görüşlerinin Felsefi Temelleri' hakkında çalışma yaptığımı söylediğimde kendisine saygımı hayranlığa dönüştüren bir özelliğini daha keşfetmiştim Hocaefendinin;bilgisi tahminimden öte derinlikteydi.O sohbetimiz sırasında,kendisinden Akseki'nin bir kaç eserindeki nüansları ve Akseki'nin çağdaşı meşhur Elmalılı'nın tefsirindeki konu ile ilgili atıfları dinlediğimde, tek kelimeyle söylemek gerekirse, küçük dilimi yutayazmıştım. Uzunyayla'da 'dindarlığın', bilginin, görgünün son örneklerindendi merhum...Bilmem o kıratta insanlar hala yaşar mı Uzunyayla'da? Mekanı cennet olsun.
Mehmet
{ 10 Haziran 2008, Salı }
Gençlere Değer Vermek
Mehmet BOLAT Hocamızın anlattığı güzel anısı Merhum Kemal Efendinin gençlere ne kadar değer verdiğini, onları mesleğe hazırladığını gösteren güzel bir örnektirr sanırım.Köyümüzde hakikaten Kemal Hocayı çok seviyorlar. Hala ondan saygıyla söz ediyorlar. Kemal Efendinin çocukları hep iyi yerlerde okudular. Yazları İlahiyat Fakültesinde okuyan oğlu İshaka vakit namazları kıldırması için izin verirdi. Bir çok kerede cuma namazı ramazanlarda ise teravih namazı kıldırması için İshaka bırakırdı namaz kılınan yeri. Diğer çocuklarıda bazen müezzin oluyordu. Köyümüzden Muammer den duyduğum konuyu bende yazmak istiyorum.1983 yılında ramazan ayında bir akşam teravih namazını Kemal Efendinin bir oğlu İshak kıldırmış o akşam da diğer bir oğlu Ali de müezin olmuş. Namazdan sonra herkes dağılırken Noğay Kazım amca Kemal Hocayla birlikte diğer cami arkadaşlarıyla caimiden çıktıktan sonra konuşarak evlerine doğru gidiyorlarmış. Kazım Amca Kemal Hocaya dönerek şöyle demiş, bu akşam bizim köyümüz için tarihi bir akşamdır.Niye derseniz köyümüzde bu akşam İlahiyat fakültesi mezunu birisi imam olarak teravih namazını kıldırmış siyasal bilgiler fakültesi mezunu biriside müezin olmuş. Bu tarihi bir olaydır demiş. Kemal Hoca gülümseyerek Alllah Allah ne kadar güzel bir gözlem demiş arkadaşlarıda güzel şeyler söylemişler. Şimdi bakınca köyümüzde okuyan genç çok var ama Kazım Amcanın söylediği gibi Kemal Hoca zamanında gençlere yer verir onlara fırsat vererek ileriye hazırlarmış. Kemal Hocayla beraber Kazım Amca ve köyümüzden diğer vefat edenlere Allahtan rahmet dilerim.
H.Rüştü
{ 24 Mayıs 2008, Cumartesi }
Vasiyetnamesinde de üzerinde önemle durduğu Merhum H.Kemal GÖRÜCÜ Hocamın o güzel sohbetlerinden birini daha paylaşmak isterim.ilmiyle amil olan merhum(Allah Rahmet eylesin) hocamız zaten tüm zamanlarını bu tür güzel uyarıcı,teşvik edici,paylaşıcı ve ders çıkarılır nitelikteydi.Yüce Mevlam Mekanını cennet eylesin.(amin).
Beş vakit namaza devam ediniz.Eğer namaza devam ederseniz,Allah'u Taala sizi sever,insanlar size itimad ederler,rızıklarınız bereketli olur. Cenab-ı Peygamber Her şeyin bir alameti vardır.İmanın alametide namazdır.buyurdular. Kainatı yoktan var eden,bizleri insan olarak yaratan ve sayısız nimetler ihsan eden Yüce Rabbimize şükranda bulunmak,teşekkür etmek en başta gelen insani görevimizdir.Bu şükürde; dil,kalp ve bedenle olur.Şükretmenin bütün bu kısımlarını bir araya getiren bir ibadet şekli vardır ki,o da kuşkusuz Namaz dır. Namaz kişileri günahdan uzaklaştıran,kötülük yapmaktan alıkoyan,kalbi aydınlatan ve ruhu temizleyen güzel bir ibadettir. Namazın ayrıca toplumsal etkileride vardır.Cemaatle kılınan namaz toplumun kaynaşması için en güzel ibadet,İnanan insanların birbirlerinin hallerinden haberdar olmaları içinde iyi bir vesiledir.Ayrıca cemaatla kılınan namaz, ( İslam dini birlik ve beraberlik dini olduğu için) inananlar arasında sürekli bir dayanışmanın sağlanmak istendiğini açıkca göstermektedir. Namaz dinin emirlerinden biridir.Cenabu Mevlanın hoşnutluğunu kazanmak vesilesidir.Namaz kul ile Allah(c.c) arasında sürekli bir irtibat vesilesidir.Namaz,Allah'a(c.c) karşı şükür etmektir.Allah'ın (c.c) bize verdiği nimetleri saymak mümkün değildir.Verdiği bu nimetler karşısında namaz bir teşekkür mesabesindedir. Ruhun şad olsun Mekanın cennet olsun muhterem hocam.Dualarımız devamlı sizinle...
Mehmet BOLAT
{ 05 Mayıs 2008, Pazartesi }
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
Değerli Hocam Merhum Hacı Kemal Efendi ve Cemaatin Seferi İmama Uyması... 1984 yılı kış aylarının birinde Değerli hocamın mahdumu sevgili kardeşim İshak GÖRÜCÜ ile hocamın yaşadığı ve görev yaptığı Örenşehir beldesine gittim...O,misafirperver,hoşgörülü,gönül- eri hocamla tanışma şerefine eriştim...Misafirliğimin akşamında görev yaptığı Camiye Yatsı Namazına birlikte gittik...O zamana kadar seferi olarak kendi başıma namaz kılmıştım ama cemaatle namaz kıldırmamıştım.Bu hem benim için ve hem de hocamın cemaatı için ilk uygulama olacaktı...Ve hocam önce o güzel hitabetiyle cemaati bilgilendirdi.Dedi ki:Ey cemaat,bugün seferi bir imamın arkasında nasıl namaz kılınacak onun uygulamasını yapacağız.İmam ikinci rekatte selam verecek ama biz selam vermeden namaza devam edip Yatsı Namazı'nın kalan iki rekat farzını biz tamamlayacağız..... Ve öyle de yaptık.İslâm'ın bir rüknünü eda etmenin mutluluğunu hâlâ unutamıyorum.Allah gani gani rahmet eylesin. AYRICA UZUNYAYLA'NIN GÜNEŞİ OLAN HOCAM'A İTHAFEN ACİZÂNE ŞU SATIRLARI DA SÖYLEMEDEN GEÇEMİYECEĞİM...NUR İÇİNDE YATSIN.(AMÎN) O,Örenşehir'e doğan bir güneşti. O,yavrularına bir rehber,hanımına en güzel eşti. O,kendini İslâm'a,Kur'an'a adamış, ....Vereset'ül enbiya sırrına ermiş,bir güneşti. Hz.Ebubekir'in doğruluğu,Hz.Ömer'in adaleti, Hz.Osman'ın hilmi,Hz.Ali'nin ilmi O'nda coşmuş. Bilgisiyle suladığı Uzunyayla'da, Zamantı Çayı gibi çağlamış,coşmuş... Görenler saygıyla eğilir O'nun önünde... Misafirler mesut olur,O'nun köyünde. Nice âlimler vardır soyunda. Yetiştirir evlatlarını Kur'an yolunda. Cömertlikte sanki Hatem-i Tayî, Tutumludur,hiçbir şeyi etmedi zayi. O,Mevlanâ gibi düşünür,Yunus gibi konuşurdu. Sanki Resul aşkına yanan Yesevî. Veda etti bu dünyaya,üzdü bizleri. O,kavuştu rahmete,doldurulmaz yeri. O,sevdi bizleri,hem sevdirdi kendini. Rabbim rahmetiyle lutfetsin,göstersin cennetini. MEHMET BOLAT Amasya Oniki Haziran Lisesi Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni/Amasya
A.Hamit
{ 19 Nisan 2008, Cumartesi }
Ömrü Allah (c.c) ın ve O'nun sevgili resulu Hz. Muhammed (S:A:V) yolunda olan insanlara islamı anlatan büyük din alimi,Merhum Hacı Kemal GÖRÜCÜ hocamızın benimde aralarında bulunduğum sohbetini kendi ifadeleriyle sizlere yazmak istiyorum.O kadar güzel,içten ,samimi olarak anlattı ki inanın etkisindeyim hala.tabiki mesajlarıyla birlikte.
Anne ile Baba hakkı Cenabu Allah (c.c) ın hakkıyla zikr edilmiştir.Bilhassa: Cennet annelerin ayakları altındadır hadisi şerifini unutmıyalım.Annelerinize,Babalarınıza hayatta iseler ihsan edin,vefat etmişlerse dua ediniz. Özellikle Anne ve Babalarınıza karşı davranılması gereken güzelliklerden bir kaçını başlıklar halinde paylaşmak istiyorum. Anne ve Babaya nezaketle ve en güzel hitap tarzıyla,saygıyla hitap edin. Anne ve babaya sık sık dua edip,Allah-u Taaaladan bağışlamalarını dileyin. İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp,ayağı kalkın. Anne ve babalarınızın kişiliklerini ve itibarlarırnı koruyun. Karşılarında yüksek sesle konuşmayın. Anne ve baba huzurunda ayaklarınızı uzatmayın,derli toplu oturun. Onlar için sık sık dua edin.Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dua kabul olur. Duanızı Ey Rabbim! Anne ve babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler,bezleyip büyüttülerse,sende onlara merhamet et,geniş rahmetine kavuştur. Anne ve babasına isyan edenler,ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar,cennete girmeleri zor olur.İyilikte bulunanlar ise,ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar,itikadi bir bozukluk içinde değillerse cennete gider,varsa cehennemdeki cezası kolay geçer. Cenab-ı Mevla şöyle emrediyor:Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi,anne -babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti.Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlıyacak olursa,onlara karşı,öf bile deme,onları azarlama,onlara güzel ve tatlı söz söyle. Rabbim bizleri bu güzel öğütlerden ders alanlardan eylesin.Merhum Hocamız Hacı Kemal GÖRÜCÜ yede gani gani rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.(Amin).
5.Basir
{ 18 Şubat 2008, Pazartesi }
Saygı değer Hocam H.Kemal GÖRÜCÜ'nün Kelime-i Şehadetle ilgili bir sohbetini sizlerle paylaşmak istemiştim.sohbetin baş tarafı noksan olduğundan tam çıkmadığından eksik kısmı yeniden yazmak gereği doğdu.Sizlerden özür diliyerek tamamlamak istiyorum. İslamın özü,göklerin ve yerin anahtarı Kelime-i Şehadettir.Genel itibarıyla Kelime-i Şehadet;dil ile ikrar kalb ile tasdik etmektir. Kelime-i Şehadet İslamın özlü ifadesidir.Aklı başında olan her ferde Allah(c.c)ın varlığını bilip tasdik etmek farzdır. tekrar yazının kopukluğundan dolayı özür dilerim. Rabbim bu güzel sohbetlerle bizleri aydınlatan Merhum Hocamıza rahmet etsin.Mekanını cennet eylesin.(Amin) İnşallah Merhum hocamızın sohbetlerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.İnşallah istifade edenlerden oluruz.
5.Basir
{ 17 Şubat 2008, Pazar }
klı başında olan her ferde Allah'ın(c.c) varlığını bilip tasdik etmek farzdır.Kelime-i Şehadetin söylenmesi tüm islamın mücmel olarak kabulu anlamına gelir.Kişinin Allah'dan başka ilah bulunmadığını söylemesi ikrar etmesi,Kur'an-ı Kerimintanımlamış olduğu tüm isim ve sıfatları ile Allah(c.c)ın varlığına iman ettiği;son peygamber Hz.Muhammed(s.a.v) in Allahın kulu ve elçisi olduğunu söylemesi de ,onun Allah'tan getirdiği tüm emir ve yasaklara inandığı,bunlara uymakla yikümlü olduğunu kabul ettiği anlamına gelir.
Kelime-i Şehadeti getiren kişi, müslüman ve islam toplumunun bir üyesi demktir.İslam hukukunun müslümanlara tanıdığı tüm haklara sahiptir.Ayrıca bu kişiden İslamın tüm kurallarını öğrenmesi ve yerine getirmeye çalışması beklenir. İslamın aslı ve temeli olan Kelime-i Şehadeti EŞHEDÜ ENLA İLAHE İLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDUHU VE RESULUHYATARKEN,KALKARKEN,EVDEN ÇIKARKEN,EVE GİRERKEN,PAZARDA,SEFERDE,HER YERDE VE HER ZAMAN UNUTMIYALIM.CENAB-I HAK SON SÖZÜMÜZÜ KELİME-İ ŞEHADET KILSINLAR.(amin).
5.Basir
{ 02 Şubat 2008, Cumartesi }
Uzunyayla'da ender yetişen alimlerden Merhum H.Kemal GÖRÜCÜ (Allah Rahmet Eylesin)nün bir bayram sabahı,Evlatlarının hepsi toplanmış biraradayken yapmış olduğu,benimde şahit olduğum bir sohbetini aynen aktarmaya çalışacam.
Sevgili Evlatlarım; Allah(c.c) katında dua dan değerli birşey yoktur.Binaenaleyh Rasulullah(s.a.v),Rabbimiz; bize dünyada iyilik ver,Ahirette de iyilik ver,diye duaederlerdi.Dünyada iyilik sağlam bir iman,sıhhat ve ilimdir ibadetle beraber olursa.Binlerce hamdu senalar olsun ki cenabu hak bize tam ve sağlam bir iman nasip etmiştir.Yine Allaha hamd olsun ki sıhhatımız yerindedir.Cenabu hak ömrümüzün sonuna kadar devam ettirsin.İlme gelince;ekseriniz yüksek tahsil yaptınız.Diğer gençlerimizde sizi takip etmektedir.Cenabu hak hepinizi muvaffak kılsın.(Amin). Bunlar Allahın bize verdiği nimetlerdir.Bu nimetlerin şükrünü yapmak lazımdır.Şükür nimetin sigortasıdır.Şükr edelim ki cenabu hakkın bize verdiği nimetler devam etsin. Duanın ikinci kısmı olan Ahirette iyilikte cennettedir.Cenabu hak babalarımızla,annelerimizle,eşlerimizle birlikte cennet-ül firdevsu hepimize nasip etsin. Sevgili evlatlarım;Anne ve Baba olarak sizden beklediğimiz birliğinizi,berabeliğinizi,muhabbetinizi muhafaza etmektir.Rasulullah (s.a.v)Her kim rızkı bol,ömrü uzun yaşamak istiyorsa kardeşleriyle,akrabalarıyla iyi geçinsin ve onları sevsin.buyurdular.Yine Resulullah Büyüğünü saymıyan,küçüğünü sevmeyen bizden değildir.buyurdular.Yine resulullah mü'mini tarif ederken Mü'min,müminleri seven ve müminler tarafından sevilendir.Mü'minleri sevmeyen,müminler tarafından sevilmeyen insandan hayır yoktur.Yine resulullah(s.a.v)bir hadisi şeriflerinde,İslamiyeti ayakta tutan iki şey vardır ki biri Allah(c.c)ın emirlerine hürmet etmek,ikincisi mahlukata şefkat göstermektir.Allahın emirlerine saygı Allahın emirlerine uymakla olur.Mahlukata şevkat edende evvela annesine,babasına hürmet eder.Dolayısıyla evletlarına,kardeşlerine ve bütün canlılara merhamet eder.Yine resulullah Allahın ahlakıyla ahlaklanın ve sıfatıyla sıfatlanın buyurdular ki; Bu ahlak Cenabu hak GAFFAR dır,kulların hatalarını af eder.SETTAR dır,kulların ayıplarını örter.Siz de bazı insanların,bilhassa yakınlarınızın hatalarını af edin,deşe deşe büyütmeyin.Bazı insanların,akrabaların ayıplarını örtün,onu toplum içerisinde teşhir etmeyin.Yine bir haberde şöyle der;Fitne uykudadır,Cenabu hak o uyuyan fitneyi uyandırana lanet etsin.Yine Cenabu hak bir ayeti kerimelerinde Gerçekten o insanlar ki Rabbimiz Allah(c.c)dır derler,ondan sonra dosdoğru yaşarlar.Onlar için ahirette korkuları olmaz ve üzülmezler. Hepinize hayırlar,saadetler,güzel gelecekler diler,tekrar Allaha emenet ederim. Evet bunun üzerine söylenecek ne olabilir!!!! Allah nur içinde yatırsın. Mekanın cennet olsun. Ruhun Şad olsun. ÇOK ÖZLÜYORUZ..........
buse görücü
{ 27 Temmuz 2007, Cuma }
onu çok özlüyorum;
5.BASİR
{ 09 Temmuz 2007, Pazartesi }
HASRET bir umut meşalesi gözler arıyor,gözlüyor düşüncelerim hep sen ve sininle bir umut bekleyişi günlerim ellerim boş kalmasın ne olur anla beni bir hasret türküsü dillerimde seni söyler kalbim çarpar ayaklarım yürür sana bir umut meşalesi hep bunlar hasretin bekleyiş DUALARIMIZ HEP SENİNLE RUHUN ŞAD OLSUN.
Adem Yıldız
{ 13 Haziran 2007, Çarşamba }
Kemal Efendi
Hacı Kemal Efendi alim ilim sahibi idi. O kadar da mütevazi idi yani tevazu sahibi idi.Ben hayatım boyunca onu asık suratlı bir tavır içerisinde görmedim. Kendi içinde yaşadığı bazı meseleler dahi insanlarla birlikte olduğu zamanda her zaman yüzünde bir tebessüm vardı. Kendisinden duyduğum sözü burada kullanırsam yani yüzünün zekatını insalara güler yüz göstererek ödüyordu.Dini konularda sorulan her çeşit soruya hatta maksatlı dahi olsa sorular çok samimi bir şekilde sakin sakin anlatırdı konuları.En önemli özelliklerinden biri de anlattığı konulardaki ayetleri hasileri arapça okur sonra manasını anlatarak açıklardı. Sabır dinlerdi insanları.Bu davranışından dolayı anlardık ki sınırsız bir insan ve canlı svegisi vardı. Onun hakkında zaman zaman tanıdıklarımla karşılaşınca çeşitli nedenlerle konu açılıyor. Onunla tanışanların biraz sohbet edenlerin hepsinin ifadeleri arasında mutlaka şu kelimeler yer alır. Hacı Efendi beni çok severdi. Beni çok severdi Nur için de yatsın. Büyük bir değeri bir alimi kaybettik. Herkesi seviyordu anlaşılan. Çünkü herkes bunu biliyor ve ifade ediyor.İnsan eninde sonunda kendileri ile ilgili söylenen sözleri iyi de olsa kötüde olsa mutlaka duyarlar.O zaman diyroum ki Hocam beni çok severdi diyenler gerçekten bilyorlarki Rahmetli Hocam onları geçekten seviyordu. yoksa onlarda bu kadar emin ve içten bu sözü söylerlermi. İnanıyorum ki bu sevgi yıllarca daha yaşayacak.Hani bazıları sevgi paylaştıkça çogalır.Hacı Kemal Efendinin yaydığı insanlık sevgisi, dini sevgi canlıların sevgisi onun hatırasını ve sevgisini daha çok yıllar yaşatacaktır. Bize çok güzel hayat dersleri öğretti. Güler yüzlü olmayı, yardımlaşmayı,inasanları hatta canlıları sevmeyi öğretti. Mekanı cennet olsun.
semanur görücü
{ 24 Mayıs 2007, Perşembe }
BENİM İÇİN ÇOK ERKENDİ !!!
İnsan hayatı keşkelerle doludur.Benim hayatımın en büyük keşkelerinden biri; dedemle yanlızca bir gün geçirebilmek, sadece bir güncük de olsa görebilmek, güzel sohbetlerini dinleyebilmek. Malesef zaman geriye akmıyor. Her anın kıymetini bilmeli, duygularını en dorukta yaşamalısın.Benimde kendime yaptığım en büyük eleştirilerden biride budur. Zamanın, yaşadığın her anın kıymetini bilmelisin.Mesela; önceden dedem bizi kucağına alır, oynayarak severdi. Şimdi o zamanları o kadar çok özlüyorum ki... Dedem bizi camiye götürür dönüşte şeker alırdı. O şekerleri yemeyi o kadar çok isterdim ki...Onda da bir mesaj vardı... Dedemin en çok istediği şeylerden biri kuşkusuz bizim okumamızdı.Bende bu isteği yerine getirmek için çok çalışıp gerekeni yapacağım. Söz veriyorum dedecim, bu yoldan ayrılmayacağım.
YÜCEL GÖK
{ 10 Mayıs 2007, Perşembe }
Hacı Kemal Efendi,ilmi ve ilmine uygun yaşantısı ile her zaman taktir toplayan ve saygı duyduğumuz bir din adamıydı.Herkesin taktirini toplamış ve köyümüze (örenşehire) geldiği günden berri köy olarak ayrı bir konumumuz oluşmuştu.Kendisini o kadar sevmiştik ki saygıda kusur etmemek için bazen çekinirdik de.Fakat fırsat buldukça sanki bir kütüphanede araştırma yaparcasına her türlü dini konuları sorar çok doyurucu bilgiler alırdık.
Ben genç olduğum için pek karşılaşmak nasip olmazdı.Pratik zekası insanı incitmeden ve ders verircesine,söylediği sözlerde çok anlamlı ve düşündürücü sonuçlar olurdu.Birgün yolda kendisi camiye giderken aniden karşılaştık,hemen selam verdim elini öptüm,kendisi de çok samimi bir şekilde,-Merhaba yücel bey nasılsın,diyerek hatır sordu. Bende hamdolsun çalışıyoruz dedim. Hacı Kemal Efendi, -- Yücel bey sen herhalde ben camiye giderken bize geliyon olsa gerek ki hiç karşılaşamıyoruz,dedi. Bende evet hocam dedim gayrı ihtiyari olarak. Daha sonra düşündüm ki çok ince bir mana vardı söylediği sözde. Ben camiye giderken sen bize geliyon demek ,Camiye gelsen zaten görüşürdük,Eve geliyorsan da ben yok iken gelmiş olman gerek ki görüşemiyoruz,diyerek hem camiye hem de ziyaret için eve gitmediğimi teyit etmiş oluyordu.Allah rahmet etsin kendisi baba dostumuz ama bir başka severdim,beni de çok sevdiğini bilirdim,zaten sevmediği insan yoktu Kemal Efendinin.Allah rahmet eylesin. YÜCEL GÖK
kurmel çetin
{ 19 Nisan 2007, Perşembe }
Zeki Yavan beyin yorumu,samimiyeti,uslübu ne kadar güzel..
konuşulan kişi,konuşulan konu manalı olunca,havada uçuşan kelimeler yere iniyor demekki. Rabbim bu güzel toplumdan Hacı Bey gibi insanları eksik etmesin. İnna lillahi ve inna ilehi raciun...
Zeki Yavan (Taşoluk köyü )
{ 18 Nisan 2007, Çarşamba }
Ben Zeki Yavan
Bende rahmetli H. Kemal Efendinin köyümüzde olan bir hadiseyi nasıl yumuşatarak aralarındaki husümeti bitirip anlaştırdıgını sizlerle paylaşmak istiyorum. Köyümüzde meydana gelen ölümlü büyük bir hadise ceryan etmişti. Bu büyük iki sülalenin (ailelerin) barıştırılması için H. Kemal Efendi ve rahmetli Tok Emir beraberce uzun yaylayı gezerek sözü dinlenen 500 kadar büyüklerimizi köyümüzde topladılar. Bu toplantıda ilk söz hakkını rahmetli H. Ömer tok ayağa kalkarak H. Kemal Efendi burada bulunan bu topluluğa bir konuşma yaparmısın dedi ve sözü Hacı Kemal Efendiye bıraktı. Hacı kemal Efendi ayağa kalkarak hiç unutmadığım ve unutmayacağım su sözlerle başladı. Sayın cemagat ; bu hadise 3 sıkla meydana gelir. 1) Şeytani 2) Rahmani 3) İnsani Şeytani gitti (hadiseye sebeb oldu) Rahmani de bununla beraber gitti (rabbimiz bize iyi ve kötüyü anlamamız için akıl verdi kitap gönderdi) simdi ise bize kalan insanidir ve tarafsız olarak burda bulunan cemaatle beraber görevimizi yerine getireceğiz dedi. Bu büyük hadise diğer konuşmacılarında katkıları ile çözüldüve her iki aile barıştırıldı. Bu büyük yangın o gün söndürüldü. O ğün orada bulunana cemaate ve Hacı Kemal Efendi'den Allah rası olsun. Bu barıştan sonra ve bununla beraber 30 yıldır kardeşce geçinmekteyiz. O ğün Hacı Kemal Efendiye yardımcı olan bütün uzun yaylalılara (gelen gelmeyen cemaate) Allah razı olsun. Bende her namaz kılışımda o ğün orda bulunanlara hayattalar ise sağlık ölenlere Allah' dan rahmet diliyorum. Allah hayat ta kalanlarada böyle bir acı göstermesin ve yaşatmasın diye dua ediyorum. Saygılarımla ruhun şad olsun Hacı Kemal Efendi.
Metin
{ 17 Mart 2007, Cumartesi }
ŞEHİTLERE SAYGIDAKİ HASSASİYET
Şehitlik; mana ve ehemmiyetini bizim milletimiz gibi insanlık tarihine örnek medeniyetler armağan etmiş, kutsal değerleri için dünyevi hesaplar peşinde olmadan canı pahasına mücadele edebilecek karaktere sahip olan milletler tarafından çok iyi bilinen bir kavram ve ulvi bir değerdir. Türk Ulusu İslam dini ile tanışmadan önce de sahip olduğu kutsal değerleri için mücadele etmesini bilen yiğit bir ulustur. Ulusumuz, şehitlik kavramını İslam dininin bu sözcüğe yüklemiş olduğu yüce manayı yeryüzünde en ulvi ve en anlamlısını yaşayan ulusların önde gelenlerindendir. Farklı bir ifade ile şehitliği mana olarak en iyi bilen ve bu manayı maddi alemde yaşayan tek ulus belki de Türk Ulusudur. Yaklaşan Çanakkale Savaşı yıldönümü dolayısıyla, tekrar büyük bir hassasiyetle insanlık tarihinin en dikkate değer savaşlarından Çanakkale Savaşı Şehitlerinin hatırlanması onların hak ettikleri saygıyı görmelerini sağlamak için yeniden düşünmemizi, onların kanlarıyla sulayıp canları pahasına bize miras bıraktıkları, “ Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı” hatırlatması ile vatan bildiğimiz bu güzel yurdumuz için, “ Etmesin tek vatanımdan beni dünyada Cüda” duasıyla sahiplendiğimiz vatanımızın atalarımız tarafından bizlere miras bırakılması, günümüzde insanların içki masalarında yudumladıkları kadehlerin masaya bırakılması gibi sancı ve sıkıntı çekilmeden ortaya çıkan bir tereke olmamıştır. Çanakkale cephesinde “ dünyada eşi “ olmayan bir savaş yaşanırken, doğu ve güney doğu bölgesinde, padişah fermanı ve halife daveti olmadan Antep’liler namusa el uzatıldığı için, Maraş’lılar dine el uzatıldığı için, Urfa’lılar da vatana el uzatıldığı için kendi iradeleriyle verdikleri mücadele ile vatanlarına ve manevi değerlerine sahip çıkmışlardı. Tarihte bu ulusun çocuklarını doğulusu, batılısı, kuzeylisi ve güneylisi ile bütün evlatlarını düğüne gider gibi savaşa gönderen atalarımızdan devir aldığımız bu güzel vatanımızda çok şükür ki Cumhuriyet dönemi boyunca topraklarımız üzerinde savaş yaşanmamıştır. Benim de hatırladığım kadarıyla 1974 yılında Yavru vatandaki Kıbrıs Türkünün maruz kaldığı katliamlara son vermek amacıyla devletimizin uluslar arası anlaşmalardan doğan haklarını kullanarak Kıbrıs Barış Harekatının başlatılmasından sonra, ülkemizin her il ve ilçesinde bulunan Askerlik Şubelerinin önünde uzun kuyruklar oluşmuştu. İnsanlarımız kendilerinin askere alınmalarını ve barış harekatına gönderilmelerini talep ediyorlardı. Bu Barış Harekatı Ulusumuzun milli davalardaki hassasiyetini ortaya koyan önemli bir gösterge olmuştu. O dönemde bazı babalar çocuklarını bizzat kendileri Askerlik Şubelerine götürmüşlerdi, eğer vatanımızın Mehmetçiğe ihtiyacı varsa alın işte oğlum vatana kurban olsun diyorlardı. Şimdilerde ise tehlikeli bir gidişe doğru gidiyoruz düşünce endişesini taşıyorum. Düğüne gider gibi savaşa giden insanların torunları, Kıbrıs Barış Harekatına katılmak için Askerlik Şubelerinin önünde kuyruklar oluşturan insanların çocukları, şimdilerde vatani hizmetten kaçınmak için türlü bahanelere sığınıyorlar, vatani görevlerini sadece belli belgelerde yerine getirmek istiyorlar. Sanki bir şeyler oluyor ulusumun insanlarına. Allah hiçbir insanımızın başına vermesin. Ancak yaşam devam edince insanlar acı yada tatlı olaylarla karşılaşabiliyorlar. Her şey kolay değil ancak gidişattan endişe duymamak ta mümkün değildir. İnsanlarımız artık vatanları uğruna canlarını feda ederek vatan sağolsun diyemez duruma gelmeye başlamışlar. Tekrar söylemek istiyorum kolay değil Allah böyle bir tercihle hiç kimseyi karşılaştırmasın. Bütün bu olayları hatırlamama neden olan bir anımı, yıllardır içimde sızısıyla birlikte içimde taşıdığım, ancak anlatım kabiliyetimi yeterli görmediğim için başkalarıyla paylaşamadığım bir anıyı sizlerle paylaşmak için anlatma gereğini hissettiğim için yazıyorum. Tarihi tam olarak hatırlayamıyorum. Hepimiz yeni subaylardık. Ali GÖRÜCÜ de aramızdaki yenilerdendi. Bir ara Ali’nin Babası Kemal Amca oğlunu ziyarete gelmişti. Ali ile birlikte görev yaptığımız Çanakkale İli Ezine İlçesine. Ali’nin yanında birkaç gün kaldı Kemal Amca. Bir hafta sonu Ali, Kemal Amca ile birlikte Çanakkale Savaşının meydana geldiği yerleri Gelibolu bölgesini birlikte gezmişlerdi. Gezi sonrasında akşam yemekhanede birlikte sohbet etmiştik. Kemal Amcanın tarih bilgisi özellikle Çanakkale ile ilgili bilgileri ve tarihe olan ilgisi beni hayrete düşürmüştü. Sonradan öğrendiğim kadarıyla Kemal Amcanın bazı sağlık sorunları bulunmakta idi. Kendisi sıklıkla abdest tazelemek durumunda kalıyormuş. İşte sağlık nedeniyle sıklıkla abdest tazelemek durumunda kalan Kemal Amca Çanakkale Savaşının cereyan ettiği yerleri gezerken kendi sağlığı pahasına çektiği acılara rağmen tuvalet ihtiyacını gidermeden sabahtan akşama kadar şehitlikleri gezmişti. Neden mi dersiniz ? Kemal Amcanın kendi ifadesi ile aktarmak istiyorum; “ Çanakkale Savaşında şehit düşen o mübarek insanların, o şehitlerin manevi ruhlarını incitirim ya da yanlış yerde ihtiyaç giderir şehitlere saygısızlık ederim düşüncesi, endişesi, inancı ve duygusu ile Çanakkale Savaşının meydana geldiği o bölgeden ayrılana kadar ihtiyaç gideremedim” demişti. Ben bu düşünce ve ifade üzerine ne diyebilirdim. Duyduğum hassasiyet ve ortaya konulan tavır sadece Kemal Amcaya büyük bir saygı ve sevgi duymama vesile olmuştur. Eğer bizlerde babalarımız gibi şehitlere saygı gösteremez, dedelerimiz gibi bu toprakların vatan olması için gerekli özveriyi yapacak insanlar olmaktan uzak durumlara düştüğümüzde, Allah göstermesin tehlike kapımızı çalmak için hazır beklemektedir. Çünkü tehlike etrafımızda yirmi dört saat devriye gezmektedir. 16.03.2007
Hikmet DOĞAN
{ 03 Mart 2007, Cumartesi }
Hacı Kemal Efendi,
Bizim Uzunyaylalıların güzel bir tabiri vardır. EFENDİ Bu sözcüğü neye izafeten kullanmaya başladıklarını tam olarak bilemiyorum. Ancak bu sözcüğü yerli yerinde kullandıklarını gözlemleme fırsatım olduğuna inanıyorum. Yaşım müsait olduğundan dolayı Uzunyaylıların EFENDİ diye hitap ettikleri alimlerin isimlerini kendilerini rahmetle anarak hatırlatmak istiyorum. Hacı Hamid Efendi, Yusuf Efendi, Hafız Efendi, Hacı Kemal Efendi. Hacı Kemal Efendi önceki alimlerimiz gibi Mısırda tahsil görmemişlerdi. Ancak ilmi kabiliyeti ve derinliği, mütevaziliği ve alçakgönüllü ahlaki tavrı ile birlikte yaşamı örnek bir EFENDİ olarak yöremizdeki alimler arasındaki yerini almıştır. Aslında kendileri yaşamı boyunca değişlik yerlerde ( İlahiyat fakülteleridneki Hocalar, İl ve İlçe Müftüleri, hatta çok farklı aydınlarla) karşılaştığı ilim sahibi kişilerde takdir yada hayranlık uyandıracak derecede ilim sahibi olmasına karşın, bölgesinin dışındaki yerlerde yada makamlarda hizmet verme yerine sanki dedesinin yolundan giderek kendi bölgesinde hizmet vermeyi tercih etmiştir. Dedeleri Abdülhamit Rüştü Efendinin Mısırdan Ezher Üniversitesi getirmiş olduğu kütüphanesinden yararlanarak kendilerini yetiştirmişlerdi. 21 Yüzyılda Pınarbaşı Dergisinde İshak GÖRÜCÜ tarafından kaleme alınan makalede Hacı Kemal Efendinin kütüphanesinin zenginliği hemen fark edilmektedir. İlginçtir adı geçen kitaplarda Fıkıh, Tefsir, Hadis,Kelam konusunda İslam alemince otorite kabul edilen alimlerin eserlerini merhum Hacı Kemal Efendi bizzat orijinalinden okuyup öğrenerek ilmi olgunluğuna ulaşmıştır. Kütüphanesinde Muhyiddin-i Arabinin Fususül Hikem isimli eserini gördüğümde Hacı Kemal Efendiye olan saygı, sevgim ve hayranlığım ile takdir duygularımı ifade etmekten kendimi alamadım. Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları arasında yayımlanan aynı eseri bir kaç kez okumayı dememe rağmen anlamakta zorluk çektiğimden dolayı tamamlayamadım.Oysa sohbetlerinde yada derslerinde Hacı Kemal Efendi bir çok kere Muhyiddin-i Arabiden kıssalar aktarır ve onun fikirleri üzerine değerlendirmelerde bulunurlardı. Bunlarda da anlaşılıyıor ki Uzunyaylanın geniş bilge toplumu boşu boşuna kimsete EFENDİ demekdikleri gibi Merhum Hacı Kemal GÖRÜCÜ' YE nasıl hitap edeceklerini de topyekun belirleyerek kendilerine EFENDİ diye hitap ederken aynı zamanda ona karşı olan sevgilerinide dile getiriyorlardı. Onun Hakkın rahmetine ulaşmasıyla birlikte Kadirşinas Uzunyayla insanı değerli bir evladını kaybetmiştir. Allah(c.c) kendilerini gani gani rahmet etylesin. Amin.
İbrahim AYDIN
{ 23 Şubat 2007, Cuma }
Hacı Kemal Efendi, İlim ve Tevazuu
Hacı Kemal Efendi makamı cennet olsun, yöremizin saygın alim şahsiyetlerinden biriydi.Devrin alimlerinden dersler almış ve onların yanında bizzat öğrenerek, yaşayarak dini ilimleri fikri olarak öğrenmenin yanında uygulamasını yaşayarak ileride başkalarına rehberlik yapma konusunda kendisini yetiştirmişti. Merhum Hacı Kemal Efendi, hiçbir zaman içinde bulunduğu cemiyet veya cemaatlerde insanlar kendisine saygı duysunlar düşünce ve kaygısında olmadığından dolayı kendisinden pek bahsetmezlerdi. Kendileri ile ilgili olarak Mehmet amca farklı bir yönünden bahsetmişti. Kendilerinin gençlik yıllarından itibaren hafızlık çalıştığını ve Kuranı Kerim’i hıfz ettiklerini, hatta o dönemde çok çalışma ve yorgunluktan dolayı gözlerinin kanlandığını, daha sonra çevresinin telkini ve tavsiyeleri sonucunda çalışmalarının yoğunluğunu düşürdüğünü bizzat tanıkları olduğunu ifade etmişlerdi. Sürekli okuyan ve olgunlaşan bir yapıya sahip olan Merhum Hacı Kemal Efendi, dini emirleri tebliğ ederken yada insanların sorumluluklarını hatırlatırken davranışlarını ve ifade tarzını hiçbir zaman baskı aracı haline getirmemişlerdi. Hacı Kemal Efendinin bu davranışının bir kısmının fıtratıyla ilgili olsa bile tebliğ ve sohbetler konusunda kendilerini yetiştirdikleri ve disipline ettikleri açıkça anlaşılıyordu tavırlarında. Bu özelliğinden dolayı her zaman yapmasa da; özellikle sabah namazlarında sırayla takip ederek hatmi şerif indirirlerdi. Güçlü, kuvvetli hafızasının yanında fıkıh, tefsir ve hadis gibi İslami ilimler üzerinde salahiyetli, donanımlı ve sohbetlerinde bu ilimlere olan vukufiyeti kendini açığa çıkaran bir etkinliği söz konusu, özellikle fıkıh usulü üzerindeki ilmi kudreti her türlü takdirin üstünde olduğu görüştüğü alimler tarafından açıkça ifade edilen bir özelliği olarak tezahür ederdi. Felsefeyi sever, muhtelif felsefi ve dini görüşler arasında muhakeme yapardı. Elinden Kitapları hiç düşmezdi. Sürekli okurdu, ülkemizin ve dünyanın gündemini takip eder ve her olayın ayrı ayrı değerlendirmesini yapar ve olayların oluş şeklinin yanında perde arkası hakkında değerlendirmelerde bulunurdu. Çok okuyup sürekli bir araştırma içersinde kendini yenilediğinden az konuşur, manalı ve faydalı sözler söylerdi. Çağdaş eğitim aldırdığı çocuklarının aldığı eğitimlerden dolayı onların üniversite aldıkları eğitimlerde öğrendikleri konularla ilgili değerlendirmelerde bulunur, gerektiğinde onlardan faydalanır hatta üniversite eğitiminde eksik bulduğu konularda değerlendirmelerde bulunur ve öneriler getirirlerdi. Hacı Kemal Efendi; İslam’ın sevgi ve merhamet yönünün en çok üzerinde tecelli ettiğini düşündüren kişiliğinin arkasında, derin düşünüş, sahibi olduğu ilmin kazandırdığı geniş görüş ve hoşgörü, içten samimi gerçek insan sevgisi, olgunluğu ağırbaşlılığı ve engin tevazuu ile çevresinde gönülleri fethetmiş bir abide olarak insanların gönlündeki yerini almıştır. Bölgesinin hatta bazen çok daha uzak yerlerde meydana gelen sosyal ve ekonomik olaylar nedeniyle kişiliği ve görüşleri bir temyiz mahkemesi vazifesi görürdü. Çevresinin toplumsal ve sosyal konulardaki sorunların ve olayların çözülmesi ve değerlendirilmesinde kişisel manevi ağırlığını hissettiren görüşleri katkıları hatta bazı olay ve konularda ise öncülüğünü yapmıştır. Bölgenin özelliği gereği insanların bir araya gelmelerine vesile olan, düğün, sünnet, mevlit, cenaze ve yağmur duası gibi ortamlarda toplumun genelinin yanında fertleri ayrı ayrı gözeterek yapmış olduğu sohbet, dua ve nasihatlerde insanları sıkmayan, usandırmayan hatta biraz daha sohbet etse de daha fazla faydalanabilsek dedirten verimli samimi ve katılımcılığı sağlayan sohbetleriyle geniş bir çevreye mal olmuş sadece uzunyayla bölgesi ile sınırlı olmayan bir çevrede saygınlık kazanmıştır. Yakınlarından dinlediğim kadarıyla çocukluğundan beri olgunluğu ile dini görev ve vecibeleri yerine getiren kişiliği ile örnek bir şahsiyet olarak ön plana çıkmasına rağmen gerek vaazlarında gerekse hutbelerinde; dini, insani ve ahlaki görev ve sorumluluklarla ilgili tavsiyelerindeki üslubu dikkatli hiçbir insanın gözünden kaçmamıştır sanırım. Şöyle ki; Cemaate veya insanlara hitap ederken, namazını kılınız, yalan söylemeyiniz, başkasının malını haksız yere almayınız, yalan söylemeyiniz, zekatınızı veriniz gibi ifadeler yerine, namazımızı kılalım, yalan söylemeyelim, başkasının malını haksız yere almayalım, yalan söylemeyelim, zekatımızı verelim şeklindeki ifadelerle nasihatlerine mutlaka kendisini de katardı. Kendisinin yaşamı çocukluğundan beri istikrarlı ve disiplinli bir şekilde dini vecibelere uygun olarak yaşamasına rağmen kendisini hitap ettiği insanlardan ayrı ve üstün gören bir üsluptan kaçınma hassasiyetini göstermiştir. Merhum Hacı Kemal Efendiye Allahtan rahmet diler, efradı ailesiyle birlikte bütün cemiyetimize bu büyük kayıptan dolayı sabır dileklerimle acılarını paylaşıyorum. zuu
Mehmet Tural
{ 29 Ocak 2007, Pazartesi }
Kemal hocamın vefat ettiğini yakın zamanda öğrendim. Hepimiz rızkımızı kazanmak uğruna bir tarafa dağıldığımız için toplumumuzda iletişim problemleri olabilmektedir.Kemal hocamdan Allah (cc) binlerce kez razı olsun... binlerce kez Allah (cc) ona rahmet eylesin, mekanını cennet kılsın... O gerçekten bir ilim deryasıydı. En son Pınarbaşı Lisesinde birlikte aynı sınıfı okuduktan sonra birbirimizden koptuğumuz, Ali ve Suat Hayri kardeşimin de başı sağolsun... Sizlerle uzakta olsak ta daima yürekten yanınızda olduğumu bilmenizi isterim sevgili kardeşlerim... Allah'a emanet olunuz..
tuğba
{ 28 Ocak 2007, Pazar }
LÜTFÜ TURGUT--(Kendi anlatımı ile yazılmıştır)
Kemal amcayı öncelikle rahmetle anıyorum.Çok feyizli bilgiler aldım kendisinden.Bir dafasında çok çekinerek hareket ettiğimi gördüğü bir ortamda,hiç unutamadığım bir kelime söylemişti,Lütfü bey kendine güven çünkiCesaretli tüccar daima kazanır demişti hiç unutamıyorum.Allah rahmet etsin büyük bir ilim bankasıydı .
haldun görücü
{ 14 Eylül 2006, Perşembe }
Bu yorum Kenan Koşak Bey'in bizimle paylaşmak istediği bir anısıdır;
rahmetli Hacı Kemal Efendi ile Selahattin Efendi Kafkasya'yı ziyarete gittiklerinde bende oradaydım. Onlarla ilgili birçok anım var.Bir tanesini anlatayım. Ramazan ayı boyunca şehirlere ve köylere aralıksız davetlerle götürüldüler. Oralarda güzel vaaz ettiler ve halkı aydınlattılar. 70 yıldır islamdan uzak olan toplumu İslamla yeniden tanıştırdılar. İlk geldikleri akşam Hacı Kemal Efendi yetim hakları ile ilgili çok güzel bir vaaz etti. Halk Hacı Kemal Efendinin vaazını o kadar büyük bir zevkle dinledilerki 3 saatin nasıl geçtiğini fark etmediler. Vaaz bitip Halk dağılmaya başlayınca kalabalık arasındaki konuşmalara kulak misafiri oldum. Şöyle diyorlardı; Vallahi bu hoca efendinin konuşma seklide çok güzeldi vaazıda cok güzeldi ama yetimin ne anlama geldigini bi türlü anlamadık diyorlardı. buda tatlı bir anı olarak hatırımda kaldı. KENAN KOŞAK ÖĞRENŞEHİR NAHİYESİ İMAMI
haldun görücü
{ 14 Eylül 2006, Perşembe }
Bu yorum Kenan Koşak Bey'in bizimle paylaşmak istediği bir anısıdır;
Hacı Kemal Efendi Pınarbaşında bir nikah merasiminde kalabalığa hak ile ilgili vaaz ediyordu. kalabalığa Sakın olaki sizler bir topluluğa haklarınızı helal edin diye bir istekte bulunmayınız diyordu. Çünkü; kalabalıktan utanıpta ağzı ile helal eden fakat kalbi ile tastik etmeyen kişiler olduğunda o kişiler munafık durumuna düşer.Buna sebeb olmamak için ben hakkımı sizlere helal ediyorum demek daha dogru olur diyordu. karsıdakiler ister haklarını helal ederler isterlerse etmezler. o onların insiyatifine kalmış diyordu. KENAN KOŞAK ÖĞRENŞEHİR NAHİYESİ İMAMI
haldun görücü
{ 13 Eylül 2006, Çarşamba }
Bu yorum Kenan Kosak Bey'in bizimle paylaşmak istediği bir anısıdır;
Ben de rahmetli Hacı Kemal Efendi ile ilgili bir hatıramı anlatmak istiyorum: 1996 yılında müezzin olarak Pınarbaşı ilçesi Küçük Gümüşgün camisinde göreve başlamıştım. Hürriyet Mahallesi camisinin imamı Hikmet Hoca izine ayrılmıştı. Müftü bey beni orya görevlendirdi. Akşam namazına Hasan Hoca ile rahmetli Hacı Kemal Efendi namazı kılmaya geldiler. Cübbeyi Hacı Kemal Efendiye uzattıysamda kabul etmedi Siz gençlere Allah uzun ömürler versin. Bizden gecti artık. Biz sizin arkanızda namaz kılmaktan onur duyarız. Sizlerle gurur duyuyoruz diye beni onurlandırıcı bir konuşma yaptı ve namaza başladık. Bittikten sonra hoca efendi bir aşır okurmusun dedi. Bende Ali İmran suresinden bir aşır okudum. Okuduktan sonra manasını Hacı Kemal Efendi çok güzel bi sekilde izah etti. Ali İmran suresi ile Bakara suresinin hikmetinden cok güzel bi şekilde bahsetti. Bakara suresini okuyana öbür dünyada sefaatçı olunacağını; Bakara süresi ile Ali İmran suresini birlikte okuyana iki sefer sefaatçi olunacağını anlattı. Bakara suresinin tek olarak ismi Zehra, Ali İmran suresi ile birleşince zahretein yani iki güzel manasına geldiğini anlattı. Bende o gece konuyu o kadar güzel anlatınca can kulağı ile dinledim. Ardından namaz ve Fatiha'nın hikmetinden bahsetti. Fatiha'nın iki sefer nazil oldugunu ilk defa ben o gece hoca efendinin ağzından duydum. Nazil oluş sebeblerini anlattı. Namazın farz kılınması ile, kıblenin değişmesi ile ve bir bütün olarak nazil olan tek sure oldunu o gece bize anlattı. Bende bu anlattıklarından çok etkilendim. Çünkü ilk defa duyuyordum. Bu anlatılanlar rastgele kitaplarda bulamassınız. Okuyup öğrenebileceğiniz kitap sayısı çok azdır. Aradan 10 yıl geçtikten sonra Nevşehir iline bir sınava çağrıldım. Heyette Nevşehir Müftüsü, Diyanet İşleri Başkanlığından bir mufettiş, Müftü Yardımcısı oturuyordu. İçeriye çağrıldım. Ne ilginç bir tesadüftürki müfettiş beyin bana ilk sorduğu soru Bakara ile Ali İmran suresinin ortak isminin ne olduğu sorusudur. o an rahmetli Hacı Kemal Efendinin anlattıkları hatırıma geldi. o gece bana anlattığı gibi tekrar heyete anlatınca hayretler içinde kaldılar. Bana Bakanlık Müfettişi özellikle bu güzel anlatım ve açıklamalarımdan dolayı cok cok tesekkür ederim dedi. İkinci soru olarakta müftü bey Fatiha'nın kaç sefer nazil olduğunu sorunca; bende içimden hem cok sevindim hemde bunun bir tesadüf olmadğını bu işte bir hikmet olduğuna kanaat getirdim. Fatiha ile ilgili soruyu da aynen o gece Hacı Kemal Efendinin anlattığı gibi tekrar izah edince bana candan teşekkür ettiler. Bende bu anımı sizlerle paylaşmak istedim. Rahmetli Hacı Kemal Efendi nur içinde yatsın. Rahmetli hocamdan bizler son derece razıyız, her duamızda hocamı rahmetle anıyoruz Allah'da ondan razı olsun KENAN KOŞAK ÖĞRENŞEHİR NAHİYESİ İMAMI
Hakan Görücü
{ 13 Ağustos 2006, Pazar }
Bu yorum SEBAHATİN YILMAZ Bey'in bizimle paylaşmak istediği bir anısıdır;
Rahmetli Hacı Kemal Görücü Beyefendi benim hem akrabam (Amcası Ablamın Beyi Olurdu) hem de Çok sevdiğim saygı duyduğum bir büyüğümdü. Onunla ilgili yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum; Benim Kaynar Kasabasında yaşayan kaynım Özhan Altun trafik kazası sonucu vefat etmişti. O anda ailesi ve bizleri yıkmıştı. Ailenin 6 kızkardeşin tek erkek kardeşleri olması nedeniyle acımız çok daha da büyüktü. O arada baş sağlığına çevreden gelenlerin çoğunluğu boşu boşuna öldü, ocağın battı, ocağın söndü diyerek acı üstüne acı ekliyorlardı. Bu arada Rahmetli Hacı Kemal Efendi ile Seyfettin Kip Hoca geldiler. Önce Seyfettin Hoca Yasin-i Şerif okuduktan sonra Rahmetli Hacı Kemal Efendi nasihata başladı. Önce kısa bir ayet okudu ve Hz. Ömer'den bir örnek verdi; Hz. Ömer'e sormuşlar; Ya Ömer sen ne biçim bir ölüm şekli istersin deyince o mübarek zat şöyle söyledi; Namaz Kılarken, Hacca Giderken, Tavaf Ederken, ölmek istemiyorum. Çoluk çoçuğumun nafakası için işe giderken, işte çalışırken veya işten dönerken emanetini al Allah'ım diye devamlı dua ediyorum demiş. Bu Genç Kardeşimiz nafakası için iş başında traktörün altında kalarak bu kaza başına geldi, Ne olur bu genç kardeşimiz için ağlamayın. Bolca dua edin, Allah Ailesine sabırlar ihsan etsin, Bu Genç kardeşimiz İnşaallah Şehitlik mertebesindedir, Deyince bütün aile efradının kalbini huzur kapladı. Bu Söz Babasını, Annesini, kardeşlerini, Bizleri o kadar rahatlattıki sanki geri getirmiş gibi bizleri memnun etti. Rahmetli Hacı Kemal Efendi gittikten sonra ben oradakilere şunu söyledim; Gördünüzmü Alim İnsanı! Sözleri hepimizi rahatlattı. Bir çoğu iç karartıcı mesaj verirken O Yumuşatıcı, rahatlatıcı sözleriyle hepimizin gönlüne suserpti dedim. Oradakilerde çok haklısın dediler. Rahmetlinin bu sohbetini hiçbir zaman unutamıyorum. Her gittiğim cenazede de ortam oluşursa bu anımı anlatıyorum. Mekanı Cennet Olsun. Allah Rahmet Eylesin. Bizler Ondan son derece razıyız, Allah'da ondan Razı olsun. Sebahattin Yılmaz (B. Gümüşgün Köyü)
Hakan Görücü
{ 13 Ağustos 2006, Pazar }
Bu yorum SEZAİ SAVCI Bey'in bizimle paylaşmak istediği bir anısıdır;
Rahmetli Hacı Kemal Efendi ile ilgili bir anımı anlatmak istiyorum; Rahmetli Hacı Kemal Efendi ile birlikte bir nikah merasiminde beraberdik. Nikah töreninden sonra yemek verilmişti. Yemeğini bitirdikten sonra kalkıp elini ağzını özenle yıkadı. Benimde dikkatimi çekti; Hocam sen kaşıkla, çatalla yemeğini yedin, Neden ellerini ve ağzını tekrar yıkama gereği gördün? deyince Sezai Kardeşim; Allah yemekten önce ve sonra ağzını yıkayan insanları hastalıklardan uzak tutar vede rızıklarını, nimetlerini arttıracağını söyledi. Bende hiç aksatmadan yıkıyorum demişti. Bu anısı her yemekten sonra aklıma gelir. Kendisini Rahmetle anıyor ve elimi ve ağzımı yıkıyor ve onun için de her namazdan sonra Dua ediyorum. Sezai Savcı
hasancan
{ 23 Haziran 2006, Cuma }
NUR İÇİNDE YAT DEDECİĞİM SENİN YAZDIĞIN KİTABI SÜREKLİ OKUYORUM VE OKUDUKÇA
HEP SENİN YANINDA OLMAK İSTİYORUM İNTERNETTEKİ DEĞERLİ AMCALARIN YAZILARINI OKUDUKÇA SENİN GİBİ ÇOK DEĞERLİ DEDEM OLDUĞU İÇİN ÇOK MUTLUYUM MAKAMIN CENNET OLSUN HASAN CAN YILDIRIM
Tuğba
{ 10 Haziran 2006, Cumartesi }
HACI KEMAL EFENDİ'YE
O Kemal ki, kamil insandı. Peygamberi model almıştı. İnsanlarla ilişkisi, Allah ile ilişkisi güzeldi. O nu görürcesine kulluk yapar. Nerden geldiğini, nereye gideceğini bilirdi. Kendini tanıyan. Rabbini bilen bir insandı. Kemal arayışı vardı, benliğinde Kemal yolunda ilerlerdi. Takva sahibiydi. Kemal insan, Mükerrem insan. İnsan olarak can özüne ulaşmış, Nefsini bilen, Kendini bilen, Rabbini bilen insandı. İnsanları İyiye,Güzele,Doğruya,Hayra götüren. Güzel KEMAL. Bulanmadan, Donmadan akan, Su gibi, Mutmain nefis sahibi insandı. Bilge bildiğim ve Sevgili hocam, Hacı Kemal EFENDİ. Seni özlüyorum… G.C
İbrahim AYDIN
{ 08 Haziran 2006, Perşembe }
YUNUS SÖYLEDİ KEMAL OKUDU Ademoğlunun yaradılışından beri insanı içten içe saran, bütün canlıları besleyen manevi besin olarak niteleyeceğimiz sevgi ve sevmek yaratılışın başlangıcından günümüze dek ilahi tesiriyle dertlere şifa, hastalara deva, aşıklara vefa kaynağı olmuştur. Ferdi yada kitlesel yok oluşa kadar da hayatın dinamizmi sevgi olacaktır. Yaratılışa neden, hedefe götürecek etken, hep sevgi olacaktır. İnsanın Rabbine yönelişi, yalnız O’nun hasretiyle fani ve baki alemdeki hedeflerine yelkenler açması, duygularının kanatlanması sevgidendir. Allah insanı yeryüzünün en şerefli mahluku olarak severek yaratmıştır. hareketi hareketsiz bütün canlılar ağaçlar, bozkırlar, toprağın bağrındaki tohumlar yağmura ne kadar muhtaçsa,çağın bunalttığı insanoğlu da sevgiye o denli muhtaçtır.Sevgi yoksunu ruhların yükselmesi imkansızdır.Çiçekler ve kelebekler, güller ve bülbüller sevgiyle gerilir, kuşlar sevgiyle uçuşur. Minicik bebekler annenin şefkat dolu kucağında sevgiyle büyür.Gönüller kapısının anahtarı sevgidir. Mutluluğun, huzurun ve güvenin şifresi bu sihirli sözcük sevgidir. İnsan ile sevgi arasındaki etkileşim sözlere ve yazılı eserlere farklı ulusların düşünürleri edebiyatçıları ve şairleri tarafından yazıya aktarılmış olup, bu yazılardan bazıları asırlardır insanları çeşitli konularda ilham kaynağı veya yaşam rehberi olmuştur. Bizim tarihimizde bunun en güzel örneklerinden Yunus, sevgi ile özdeş olmuş ve sevgi denilince Yunus, Yunus denilince sevgi akla gelir olmuştur. Kendi yaşam dönemimizde, ise Kemal Efendi; yaşadığı ve hizmet verdiği çevrelerde çeşitli vesilelerle okunan Mevlidi Şeriflerde Yunus Emreden ilahiler okunmasını sağlayarak, okullarda ki eğitimlerde verilen birkaç şiirlik Yunus Emre tanıtımından çok daha kapsamlı bir şekilde, insanlarımıza inanan insanlarımızın nasıl gönül insanı olmaları gerektiğini göstermesinin yanında gerçek Yunus Emre sevgisini de yeni nesillere uygulamalı olarak başarıyla aktarmasını bilmiştir. Yaradılışın manasını nasıl sevgide buluyorsak, insanlık sevgisini de tarihimizde Yunus’ta günümüzde ve kendi neslimizde Kemal Efendi sayesinde buluyoruz. Kafkasya’dan kopup gelen sevgi yumağı, Anadolu peteğine dolan bal gibidir Kemal Efendi sanki Yunus gibi, ben gelmedim davi için/benim işim sevi için /dostun evi gönüllerdir,/gönüller yapmaya geldim diyerek insanları gönülden ağırlamakta, yaşamı ile, üslubu ile iletişim kurarak gönüllere sevgi nakşetmiştir. Elif okuduk ötürü/Pazar eyledik götürü/Yaratılanı hoş gördük,/Yaratandan ötürü. Dizelerinde ifadesini bulan engin sevgiyi ve dünya görüşünü, insanlık sevgisini, hayatta olduğu döneminde yaşama uygulamıştır. Bir başka ifade ile gönül insanı olmanın pratiğini yaşayarak göstermiştir. O yine insanlar arsında fark gözetmemiştir. Tıpkı Yunusun; Yetmiş iki millete bir göz ile bakamayan/ Şer’in evliyasıyla hakikatte asidir beytinde ifadesini bulan güzel anlatımda olduğu gibi, ayrımcılık yapanların, renk dil, ırk ayrımı yapanların inanmış gözükseler de kamil insan olmaktan uzak kalabileceklerini hal dili ile söyleye gelmişlerdir. Yıllardır kendisini tanıyan ve görenlerin gönlünde yaşayan, yorumları, değerlendirmeleri nasihatleri dilden dile dolaşan Kemal Efendi sadece bir din adamı veya ilim adamı değildir. Aslında yumuşak huylu güler yüzlü ve sevgi dolu gönül insanı olmasının yanında ilmi derinliğe ve düşünceye sahip, insanları hakka çağıran dönemin bir gönül eridir. Onda tıpkı Yunus’taki gibi engin ve zengin bir sevgi vardır. Yunus nasıl sevelim sevilelim derken bunu fizikötesine taşırır ve Yaratılanı sev yaratandan ötürü mısrasıyla, fani varlıkla mutlak varlık arasında metin bir köprü kurar. Fukara kalbine her kim dokuna/ Dokuna sinesi Allah okuna... Erenlere göre aşk yalnız Allah’a yönelmektir. Cennet Cennet dedikleri,/Birkaç köşkle birkaç huri/İsteyene ver onları/Bana seni gerek seni.. mısralarında sevgi adına Allah’ı arzuladığını ve erenlerin fani sevgiyi aştığını anlıyoruz. Allah Sevgisini ibadet olarak gören erenlere göre; insanlar sevilmelidir, çünkü ruh yönüyle Allah’tan gelme varlıklardır. İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer/ Aşkı olmayan gönül bir kara taşa benzer Kemal’in dünyası sevgidir, Ona göre hayatın gayesi, hikmeti de sevgidir.Allah sevgisi..İnsan bu sevgiyi kainatta her varlıkta müşahede edebilir. Onun için Kemal’in dünyasında varlıklar önemli bir yer tutar. İnsan zarar vermediği sürece, tabiattaki hiçbir canlının gereksiz, keyfi ve diğer nedenlerden dolayı öldürülmesini, yok edilmesini bitkilerin zarar uğratılmasını velhasıl doğanın tahrip edilmesini hiçbir zaman tasvip etmemiştir. Çünkü ilahi kıssalarda ve bazı menkıbelerde yerini bulduğu gibi her varlığın bir varlık nedeni olduğunu bilir ve onlarında görevlerini yapmalarına imkan verilmesi gerektiğini düşünürdü. Bilhassa bitkiler içinde çiçek, mevsimler içinde bahar apayrı bir yer tutar.Gül bu baharda gülüverir: Tıpkı yine Yunusun; Zerrin çiçek zikreder/Mor menekşe şükreder/Cümle bağlar, bahçeler/Tesbih okur çiçekler dizelerinde ifadesini bulduğu gibi. Bu güzel adamın, bu güzel sesi Hadid Suresindeki -Göklerde ve yerlerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder.Aziz ve Halim olan Odur.Gökleri ve yerlerin hakimiyeti Onundur.Diriltip yaşatan O’dur.O her şeye kadirdir. Ayeti’nin tebliğidir. Kemal Efendi, bu mısralardaki gibi insanlara ebedi hayatı kazandırmak için, iki dünya mutluluğuna götürecek bir yol açmak için yıllarca bilgilerini ve ilmini insanlarla paylaşmıştır. Bunu yaparken insanlarla arasına herhangi bir makam veya mevki gibi bir mesafe koymamış ve hiçbir dünyevi beklenti içerisinde bulunmamıştır. Onun çok sevdiği ve yeni nesiller tarafından tanınmasını ve sevilmesini sağladığı Yunusun; Vatan bize Cennet dürür, yoldaşımız ol Hak dürür/ Haktan yana yönelerek diğer yollar dardır bize.. dizelerinde ifadesini bulan yaşam tarzının sahibidir Kemal Efendi. Kemal Efendi saygısının oluşmasında ve sevgisinin günümüzde gönülden gönüle taşınması |