![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
KANOKO KABARDEY'İN ŞANSICumhurbaşkanlığı koltuğuna oturur oturmaz büyük bir talihsizlikle, çok kötü bir sürprizle (13 Ekim olayları) karşılaşan Kanoko, Kabardey için bir şanstır diye düşünüyorum. Bu büyük beklenmedik hadise karşısında, paniklemedi,ürkmedi, acizlik göstermedi.Büyük devlet adamlarına yakışır bir şekilde metanetini muhafaza etti.Saldırganlaşmadı,intikam peşine düşmedi.Kendisini atayana (Putin) rağmen, “vurun, yakın,yıkın” demedi.Bilgece yaklaştı olaya,hadiseyi iyi anlayıp,iyi analiz etmeye çalıştı.Adaletten ayrılıp zulmetmek istemedi.Akıllı,ferasetli ve dirayetli bir tavır sergiledi.Selefinin aksine kapılarını halka açtı,halkın içine girdi,onlarla konuştu, onları anlamaya,acılarını paylaşmaya çalıştı,dertlerini dinledi.Bu kapıyı sürekli açık tutmak ve vatandaşların sorunlarını devlet başkanlarına iletebilmeleri için çağdaş imkânları da hemen devreye soktu ve resmi bir Web sitesi hazırlattı (www.prezident-kbr.ru). Böylece halkının güvenini kazandı, onların gönlünde taht kurdu. 2–3 ay gibi kısa bir zamanda halkının gönlünde bu denli taht kuran çok az yönetici vardır herhalde. Aynı şekilde gençlere de kapısını açtı ve onlara sevgi ve barış elini uzattı. Gençler de bu sevgiye, saygıyla karşılık vermekte ve ona karşı güven ve desteklerini, “Gençler Kanokov’la” adlı bir site açarak deklare etmekte gecikmediler. Bu da, bir yönetici için bulunmaz bir iftihar tablosu, moral ve heyecan kaynağı olsa gerek. Böylece, karşılaştığı bu kötü sürprizi lehine çevirmeyi bildi. Kendisi, halkı ve ülkesi için şer gibi görünen bu olay, inşallah hayra vesile olacak ve kim bilir, belki, daha ilk günlerde başarısız olması için, ona bu kötü sürprizi, bu büyük provokasyonu tertipleyen, belki çok yakınındaki düşmanları emellerine ulaşamamış olacaktır.(Bu noktada, Nalçik İnsan Hakları Derneği Başkanı Sayın Hatajoko’nun, “Eski yönetime dikkat!” başlıklı değerlendirmesini anlamlı bulduğumuzu belirtmek isterim).Hatta belki ona iyilik bile yapmışlardır. Zira onun hiçbir zaman rehavete kapılmaması, her zaman müteyakkız olması gerektiği dersi vermiş oldular. Hani, “bin nasihatten bir musibet evladır” ya! Kabardey’in yıllardır birikmiş ve kangren olmuş problemlerinin sağlıklı, adil ve acil çözümü için beklide böyle şok bir hadise gerekiyordu. Bence bu, kaderin ilahi bir cilvesidir ve inşallah Kabardey’in hayrına sonuçlanacaktır. Buna inanıyorum ve Kanoko’ya güveniyorum. İnternetten sürekli takip ettiğim beyanatları ve onun hakkında,Kafkasya’ dan gelen akraba ve dostlardan dinlediklerim sebebiyle ulaştım bu kanaate.Yoksa Kafkasya’ya gidiş-gelişlerimde kendisini görmüş,tanımış değilim.Fakat adını hep duyardım ve adı halkın dilinde o zamanlar bile sitayişkar ifadelerle dolaşırdı.Ayrıca iki yıl önce Nalçik’te yaptırdığı cami,-politik mülahazalarla değerlendirenler olsa bile- onun hakkında olumlu bir ip ucu veriyordu.Dahası,cumhurbaşkanlığı makamına oturacağı gün,yaptırdığı camiye gidip,iki rekat namaz kılarak, dua edip makamına oturduğunu telefon haberiyle öğrendiğimde,onun gerçekten halkının hissiyatına tercüman ve cumhurun başkanı olacağına ve bunun ne denli harika bir ilk olduğuna çok sevinmiştim. Rus federal kanunları gereği Müslüman gençlerin cesetlerinin iadesine güç yetiremese de, kapanan mescitleri yeniden açmakta, inanç ve ibadet özgürlüklerini teminat altına almakta elini çabuk tutar ve Duma’dan da, eylemci gençlere af çıkartabilirse, ülkesine barışı kısa sürede getirebilir. Şimdi onun internetteki beyanatlarına ve dostların onun hakkındaki sözlerine/kanaatlerine bir göz atalım: “ Kanokov, ülkedeki tüm sorunların kökeninde ise yönetici tabakanın halktan kopup sadece şahsi zenginleşme ile ilgilenmesinin ve insanların problemlerini unutmuş olmasının yattığı görüşünde. İslamın genç takipçilerine yönelik yürütülen “yasaklar politikası” nın hata olduğunun altını çizen Kanokov’a göre, Din İdaresi, gençler arasında yetkisini kullanmadı. Müslüman ümmet arasındaki dağılma her iki tarafın saygı duyulan liderleri aday gösterilerek engellenebilirdi. O zaman inananlar vahhabilere gitmezdi.” “ Sorunları sadece yasaklarla çözemezsiniz. Güvenlik güçleri gerçekten aşırıya kaçıyorlar. Camilerin kapatılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Camileri kapatarak insanları tek bir yere sıkıştıramazsınız.” “Bana göre rotada düzeltilmesi gereken bir sapma olmuş” ifadesini de kullanan Kanokov, “Eğer insanlar yetkililerin kendi üzüntülerini hissettiğini ve kendileri için endişelendiğini görürse onlara karşı daha farklı bakarlar. Eğer kendimizi halktan koparırsak, insanlar bunu hemen fark eder. İşsizlik oranı çok fazla ve hayat standardı düşük. Ekonomi, pratik olarak işlemiyor. İnsanların yapacak hiçbir şeyi yok. Gençleri maddi destek ile yanlış etki altına almak çok kolay.” Ajans Kafkas’tan aldığımız bu ifadeler, onun, ülkesinin ve halkının durumunu ne denli isabetli analiz ettiğinin, gerçekleri açık yüreklilikle ve ne denli dürüstçe dillendirdiğinin bir kanıtı. Belki halkının güvenini kısa sürede kazanmasının sebebi de, onun bu açık yürekliliğidir. “Eğer insanlar yetkililerin kendi üzüntülerini hissettiğini ve kendileri için endişelendiğini görürse, onlara karşı daha farklı bakarlar. Eğer kendimizi halktan koparırsak, insanlar bunu hemen fark eder.” Şeklindeki bilgece ifadesi bende hepsinden daha fazla bir takdir hissi uyandırdı ve Müslümanların dört büyük halifesinden dördüncüsü olan, Hz. Peygamberin ifadesiyle, “ilim şehrinin kapısı” unvanına layık Hz. Ali’nin Mısır valisine yazdığı o meşhur mektuptaki tavsiyelerini hatırlattı. Bu mektubu, geleceğin Kabardey yöneticilerine bir gün olur ulaşır hayaliyle Çerkesceye çevirip, Nalçik’teki dostlara göndermiştim. Ondan önce çevirdiğim, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin Fıkh-ı Ekber’i gibi, bunun da kısa zamanda basılacağını umut ediyorum. Sevgili amcaoğlu Sedat Özden’in düğünü vesilesiyle Kayseriye gittiğimde(26.11.2005) bir sürprizle karşılaşmıştım. İstanbul’a geldiğini haber aldığım ve düğüne davet etmeyi düşündüğüm Yağan İbrahim oradaydı. Nalçik olayları ile ilgili birinci ağızdan haber almak imkânına kavuşmuştum. Çok sevindim. Kayseri Birleşik Kafkas Dernek Başkanı ve yönetimi ile birlikte düğün evine “hayırlı olsun”a gelen İbrahim, ricam üzerine oradaki thamadelere ve mevcut topluluğa Nalçik olayları ve yeni cumhurbaşkanı Kanoko hakkında özet bilgiler verdi. Dernek başkanı Sayın Mükremin Bey, dernekte bu konuyla ilgili bir toplantı yapacaklarını ve dinleyicilerin kendilerini beklediklerini, orada daha etraflıca bu konuların konuşulacağını, bizim de bu toplantıya katılmamızı arzu ettiklerini söyleyerek müsaade istediler. Biz de dernek binasına giderek Yağan İbrahim’in değerlendirmelerini orada genişçe dinledik. İbrahim’in anlattıklarıyla, Ajans Kafkas’ın haber ve yorumları hemen hemen örtüşüyordu. Bunun için Ajans Kafkas’ı bu objektif ve gayretli habercilik hizmetlerinden dolayı kutluyorum. Aynı şekilde, Nalçik’ten yeni gelen, Sedat’ın ağabeyi ve 12 yıldır Nalçik’te ikamet eden amcaoğlunun anlattıkları da aynı minval üzereydi. Her ikisi de, bu gençlerin çok büyük bir baskı ve inanılmaz işkenceler gördüklerini, sırf inandıkları gibi yaşamak istemelerinden başka bir suçları da olamadığını, ancak güvenlik güçlerinin bunlara bir türlü fırsat vermediklerini, hatta hayat hakkı tanımadıklarını, dolayısıyla bunun doğal sonucunun da böyle, bir nevi intihar saldırısı, bir ayaklanma, bir kalkışmaya dönüştüğünü söylediler. Önceki Devlet başkanının ve ekibinin halktan kopuk ve kendi taraf ve etrafının çıkarlarını gözettiğini, Moskova’dan gelen paraları iç ettiklerini, Kokov öldüğünde cenazesine halktan çok fazla kimsenin katılmadığını ve mezarına da pek saygı duyulmadığını, halk arasında iyi yâd edilmediğini anlattılar. Buna karşılık yeni cumhurbaşkanına çok güvendiklerini, geçmişinin temiz olduğunu, halkını ve ülkesini sevdiğini, halkına hizmet etmek amacıyla Kabardey’e döndüğünü, kendisinin zaten yeterince zengin olduğunu, çalmaya, çırpmaya tenezzül etmeyecek kadar sermaye ve mülk sahibi olduğunu, mütevazılığını, halktan kopuk olmadığını anlattılar. Son gelen haberlere göre de, sosyal barışı bir an evvel tesis etmek için hiç bir seçeneği göz ardı etmediğini, ülkedeki işsizliğe çare bulmak için ciddi adımlar atmaya hazırlandığını görüyoruz. Özellikle, Ürdün’de temsilcilik açabileceklerini dile getirmesi, Ürdün Diasporasına, ülkede yatırım yapmaları için güvence vermiş olması, çok umut verici ve sevindirici gelişmelerdir. Kabardey-Balkar’a dönmek isteyenlere her türlü desteği vermeye hazır olduğunu söylemesi, geçici ikamet belgesi alınması konusunda prosedürün basitleştirilmesi konusunu federal düzeyde müzakere etme sözü vermiş olması da… Yine,”Kanokov Sosyal Dayanışma Konseyi Oluşturuyor”, ” Kabardey-Balkar’da “Dini ve Milli İşler Komitesi” için ilk adım atıldı.” gibi haberler de onun artı hanesine yazılacak güzel gelişmeler değil mi? Bu arada, Ürdün Diaspora’sını, sanki bizim, “Diaspora Görev Başına” yazımızı okumuşçasına, Kanoko ile gerçekleştirdikler görüşme ve bu atakları nedeniyle kutluyorum. Başta Türkiye olmak üzere, dünyadaki diğer tüm Çerkes diasporasına da örnek teşkil etmesini yürekten arzuluyorum. Bütün bu olumlu gelişmelere karşın, Kanoko için en büyük endişe kaynağım ise, onun bütün bu iyi niyet ve girişimlerinin, Kremlin tarafından sabote edileceği ve başarısına gölge düşürüleceğidir. Bunun en basit örneği de, Kafkasya gibi ölülerine çok değer veren ve geleneklerine bağlı bir toplum için çok anlam ifade eden cenazelerin, sahiplerine hala verilmemiş olmasıdır. Kabardey’in şu anda en acil ihtiyacı ve sosyal barışı tesis etmekte kilit role sahip olan, cesetlerin iadesi konusunda Kremlin’in katı tutumu, iyi niyetle izah edilebilir mi? Eylemci gençler de, ne kadar acı çekmiş ve zulüm görmüş olsalar da, daha büyük acılara ve trajediye sebebiyet vermemek için mutlaka Kanoko’ya zaman tanımalılar, uzlaşı ve barış kapısını asla kapatmalılar. Kafkas insanı yeryüzüne hep acı çekmek için mi gönderildi? Bu coğrafyada hiç kan ve gözyaşı dinmesin mi? Evet, bugün Kafkasya’da, Kabardey özelinde bu makûs talihi yenmek için Kanoko bir şanstır. Ona şans tanımalı ve destek olmalı. 29.12.2005 Yazılış tarihinden de anlaşılacağı gibi, bu yazıyı, Kanoko’nun cumhurbaşkanlığına seçilişinin ilk altı ayı içinde kaleme almıştık. Bugün, Kanoko’nun 450. yıl kutlamaları ile ilgili olarak,Kommersant muhabiri Olga Allenova’nın sorularını cevaplarken söylediği talihsiz beyanları(19.09.2007-Ajans Kafkas) onaylamamız asla mümkün değildir. Fakat şu soruları da kendi vicdanımıza sormadan bir yargıya varmakla ne kadar gerçekçi ve objektif olabiliriz? 1. Başka türlü konuşma imkanı var mıydı? 2. Kendisini atayanın emrini yerine getirmeme şansı ne kadardı? 3. Özde değil,sözde söylenmiş,politik olmak zorunluluğunun bir sonucu olabilir mi? 4. “Ateş olsa cürmü kadar yer yakabileceğinin” farkında oluş nedeniyle takınılan “reel politik” bir tavır mıdır? 5. Öfkeyle kalkıp zararla oturmaktansa, zamana yayarak,fırsat kollama düşüncesiyle izah edilebilir mi? 6. Politik düşünme tecrübemizin kısırlığı ve daha çok hisleriyle hareket eden toplumsal karakterimizi de hesaba katarak düşünürsek, bu tavır, Donkişotvari efelenmeye yeğlenebilir mi? 7. Cumhuriyete, Federal merkezden ödenen müthiş derecedeki maddi/nakdi yardım,yoksulluk ve işsizlikle boğuşan bir yönetim için kolay göz ardı edilebilir miydi? 8. Bu konuda sesini yükseltmesi gerekenler, aydınlar,sivil toplum kuruluşları ve halk olmalı değil miydi? 9. O zaman, Kanoko’nun Moskova’ya, “bakın ben federal merkezin emirlerine uymak istiyorum. Ancak halkımın bu tepkisini nasıl göğüslerim” deme şansı olur muydu? 10. Hadi biraz daha radikal düşünelim.Kanoko bizzat kendisi el altından, karda yürüyüp izini belli etmemecesine politik bir manevrayla, aydınların ve sivil toplum kuruluşlarının kulağına şunu fısıldayabilir miydi: “sesinizi olabildiğince, meşru zeminlerde yükseltin ki, benim itiraz gerekçem olsun.” Kimi okuyucular tarafından, belki yerel yöneticilerimizin suçlarını hafifletmek olarak algılanabilecek bu soruları sıralamamın en önemli nedeni de, sayın Kanoko’nun, çok eski değil, daha 90 lı yılların hemen başında,Hatajoko Valere ile birlikte, “Şapsığların Özerkliklerinin İadesi” için hak arama mücadelesinde Moskova’da Rus parlamentosunun önünde pankart açan kişiliği, tarih bilinci ve toplumsal hafızasının canlılığı/dinginliği… Sözlerimin sonunda şu kadarını söylemek istiyorum.Bu konuda daha çok sesini yükseltmesi gerekenler biz diasporadakiler olmalı değil miydi? Erdal ÖZDEN 12.10.2007 wumar wotey { 28 Ekim 2007, Pazar } Qanoque çok doğal olarak Federal merkezin bazı politikalarına uygun hareket etmek zorunda ... Moskovadaki Şirketinin adina Çerkeslerin parlak çağlarindaki başkentleri olan SINDIKA adini vermesi onun tarih bilincini gosterir zaten ... sanirim her cikartilan Çerkes dergisine rekalm vermek gibi yollar ile sagiladigi maddi destekleri ve Kafkasyada yaşayan tum hemşehrilerimizin gonlundeki yillarca suren calismalari ile olusturdugu imaji 450.Yıl gibi konular yikabilir gozukmuyor ... Her halukarda yanlis yapsada yanlis konussada niyetlerinde tamamen çerkes halkinin çikarlari odakli oldugunda suphe olmayan gercek bir lider... Tabiki eleştircegiz ve 100% ayni cumleleri kurmayacagiz. Herhalde bu kadar tarihsel ve guncel problemler varken birşeyler gergin kalmamalidır ancak bu gerginliğin çatışmaya donusmemesini yerel cumhuriyet yoneticileri saglamalidir ve sanirim Qanoque'da bunun bilincinde hareket eden ve bizim hoşumuza gitmeyen sozleri ile mesajı bize değil moskovaya gonderen biri şahsiyet ... Politika olmadan bolgede ayakta kalmamız zor gozukmekte ... Kahraman Çeçen Halkının Savaşımı Politika eksikliğinden dolayı zaafiyete ulaşıyor ve her Kuzey kafkasyalı en iysinden en kötüsüne kadar tum yaşananlardan ders almak zorunda... Zira, kaybedecek şeymiz yok anlayışını bırakıp Kaybedemeyeceğimiz Tek şeyimiz kaldı ve ne pahasına olursa olsun onu elimizde tutumalıyız bilinci ile hareket etmek zorunluluğu vardır. Çünkü, diaspora Anavatan bilincini yitirdiği anda biter ... Anvatanın ise bu noktada guclu sekilde varolması gerekir ki onu hiçbir anlamda rike atamayız ve bu bakımdan Quschha ERdal'ın Tespitlerini gercekci ve bir bakıma ACIDA olsa bu ilacı içmeliyiz olarak gormemiz lazım ... BU YAZARIN TÜM YAZILARI» ANA DİL YORUMLARYorum bulunamadı!
YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com