NEVZAT TARAKÇI - KÜLTÜR, DİNSİZ YAŞAR MI?

“Din, sonraki iş, bize şimdi kültür lazım!” sözü doğru mu?
“Kültürle dini birbirine karıştırmayalım, aynı kültürü paylaşıyoruz ama farklı dinden olanlar da var aramızda, din bizi böler.” düşüncesine katılıyor musunuz?
Peki, din ve kültür ilişkisi nasıl olmalı?
Kültürlerin kaynağı din mi?
Kültürler dinsiz yaşar mı?
Çerkeslerin dini duyarlılığı ne kadar?
Dini konuşmak Çerkesler için tabu mu?
Günümüzde Müslüman olmayan Çerkeslerin yüzdesi ne kadar acaba?
Hıristiyan Çerkes çok mu?
Ateist Çerkes yok mu?
“Kültür; ancak dinle yaşar, dinsiz kültür yaşamaz!” sözüne inanıyor muyuz?
Dini, tanrıyla kişi arasına sıkıştırarak onu sosyal hayattan koparmak ciddi sakıncalar doğurmuyor mu?
İlahi hiçbir kitapla bağlantısı olmayan gençlik, ne derece kültürüne sahip çıkabilir?
Dine uymayan, dinin yasakladığı geleneklerimiz var mı?
Acaba, dini iyi anlasaydık, dinin sevgi, barış ve hoşgörü ikliminde kültürümüz de daha iyi serpilip gelişir miydi?
Din olmadan bir yaşam mümkün müdür?
Dini duyarlılığın, kültürümüze zarar vereceği önyargısı doğru mu?
Din kültüründen, dini duyarlılıktan, dinin insan üzerindeki pozitif etkiden yoksun bir gençliğe kültürü anlatmak zor değil mi?
En az din bağnazları kadar tehlikeli değil mi kültür bağnazları da?
“Din bize yeter, kültür onun içindekilerdir, o da İslam kültürüdür.” sözü doğru mu?
“Çerkes kültürü, dine ihtiyaç bırakmıyor. Zaten din, biraz da Avrupa veya Asya kültürü değil mi?”

“Bir kültürü anlamak o kültürün en etkin öğesi olan dini doğru anlamaktan geçmez mi?”
“Dini doğru anlamadan, kültürün öğeleri olan dili, edebiyatı, müziği, sanatı, mimariyi, örf ve adetleri doğru anlamak mümkün mü?”
Peki, nedir din?
Toplumların, kültürlerin dine çok mu ihtiyacı var?
Din, toplumların olmazsa olmazı mı?

"Geçmişte bulunduğu gibi bugün de ilimsiz, sanatsız, felsefesiz toplumlar bulunacaktır. Fakat dinsiz bir toplum asla" (1)
“Günümüze dek dinsiz yaşayamayan insanlık, gelecekte de dinden vazgeçemeyecektir.” (2)
"Din dışı, sosyal bir dünya, kararlı olmayan sosyal bir dünya olacaktır. Coşkun heyecandan ve görüş genişliğinden yoksun, kararsızlık ya da şüphe içinde bir dünya olacaktır." (3)
“Din, insan denilen varlığın eylemlerini, hareketlerini tayin eder. Bu kuvvet fertleri, ortak hayata kendilerini feda etmeğe iter.” (4)
"Dine bağlı bir insan, her şeyi bilen, her şeye kadir bulunan mutlak varlık karşısında kendisini sorumlu hisseder. İçinde bir müfettişin bulunduğunu hisseder, hareketlerini ona göre ayarlar." (5)
“Din, ferdî ve içtimaî yanı bulunan, fikir ve tabiat açısından sistemleşmiş olan, insanlara bir yaşama tarzı sunan, onları belli bir dünya görüşü etrafında toplayan bir kurumdur. O, bir değer koyma, değer biçme ve yaşama tarzıdır. “ (6)
“Din, bir takım şeyleri duyma, onlara inanma, onlara göre bir takım iradî faaliyetlerde bulunma meselesidir."
“Din, içtenlikle kabul edildiği ve tam manası ile kavrandığı takdirde karakter ve kişiliği büsbütün değiştirebilecek güçte bir genel hakikatler sistemidir.”
“O halde, dinin başlıca amacı insanın iç ve dış dünyasını yönlendirmek ve temelinden değiştirmek olduğuna göre, ihtiva ettiği temel hakikatler hedefinden saptırılmamalıdır." (7)
"Hakikatte herhangi bir şeye inanmayan bir insan yoktur. İnanılan bu şey çok değişik olabilir, fakat o hiçbir zaman eksik değildir. Çünkü hiçbir şeye inanmayan bir insan yaşayamaz. Gerçekten her türlü inançtan yoksun olan bir insanın yaşamasına olanak yoktur.”
“İnanmanın eski kültür unsurlarında ne kadar önemli, büyük bir rol oynadığını, onlardan bize kadar gelen tapınaklar açık olarak gösteriyor.” (8)
Ya kültür?
Mengüşoğlu, kültürü, basitçe hayatı yaşamaya değer yapan şeydir diye tarif ediyor.
Taylor'a göre, “ Kültür, ya da uygarlık, bir toplumun üyesi olarak, insanoğlunun öğrendiği (kazandığı) bilgi, sanat, gelenek, görenek ve benzeri yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütündür ."
Prof. Dr. Necati Öner'e (*) göre ise kültür: "İnsanın var olanlar hakkında, hangi yolla olursa olsun, edindiği bilgiler ve bu bilgilere dayanılarak ortaya koyduğu eserler, davranışlardır.”
Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın (*) tanımına göre: “ Kültür dünyası, mevcudiyetinin bütün tarihi boyunca tabiatı ve kendisini nasıl idare edeceğini öğrenmek suretiyle insanın bizzat meydana getirmiş olduğu eseridir"
“ Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütününe kültür denir. ” (9)
Prof. Dr. Necati Öner, Kültürü, özgü kültür, Ortak kültür olarak iki gruba ayırır.
"Aidiyet bakımından kültürün bir kısmı bir millete özgüdür, o milletin damgasını taşır. Milletlerin ayırımı kültürün bu yanı iledir.
Kültürün bir kısmı da bütün insanlığa hastır, herhangi bir milletin damgasını taşımaz, milletlerin ortak malı gibidir.
Birincisi bölgesel, ikincisi evrenseldir.
Birincisi sosyo-sübjektif, ikincisi objektiftir.
Özgü kültür milleti millet yapan, bir toplumu kendisi yapan unsurdur.
Nasıl fertleri "ben'likler ayırırsa, toplumları da birbirinden özgü kültürler ayırır.
Öyle ise özgü kültür bir milletin "ben"idir.
Ortak kültür insanlığın ortak malıdır.
Her milletin ortak kültürünün kullandığı kısmı, onun millî kültürüne dâhil olur.
Bu bakımdan millî kültürü, yalnız o milletin damgasını taşıyana indirmek yanlıştır.
Bir milletin millî kültürü, hem özgü hem ortak kültürden oluşan bir bütündür.
O halde güçlü millet olmanın ön şartı milli zihniyeti uyandırıp canlı tutacak özgü kültürün fertlerde yaşamasını sağlamaktır.
Bilgiseven’e göre ideal kültür: İlim ve din bütünleşmesi, dünya ve ahiret bütünlüğü, fert ve cemiyet birlikteliğinden meydana gelir. (9)
Demek ki din ve kültür birbirinden soyutlanamaz.
Ortak bir inanç olmaksızın kültür potasında milletleri bir araya getirme gayretleri sadece hayalde kalmaya mahkûmdur.
Dini basite alan, dini fantezi sayan yaklaşımlar çözüm olamaz.
Çözüm, kültürle dini yoğurmakta, gençliği onunla doyurmaktadır
Çözüm, diniyle, diliyle, dipdiri bir gençliktedir!
Anlaşılan o ki, “Kâfe”yle bitmiyor, “yunafe” yetmiyor!
Unutmayalım, en az dini bağnazlık kadar tehlikelidir kültürel bağnazlık!
Din, sosyal hayatla buluşmalı, toplumun hayatında hayat bulmalı.
Gençlik bunu kavramalı, bunun şuuruna varmalı.
KAYNAKLAR: 1. Henry Bergson, Les Deux Sources de La Moraleet de la Religion, Paris,1948 2. Charles A.Ellwood 3. A.g.e 4. Benjamin Kidd 5. Prof.Dr.Necati Öner, Milli Zihniyet ve Milli Birlik, Ankara, 1986 6. Prof. Dr. Murtaza Korlaelçi, Erciyes Üniversitesi 7. Muhammed İkbal, İslam’da Dinî Düşüncenin Yeniden Doğuşu, çev. Dr. N.Ahmet Asrar Prof. Dr. Mehmet Aydın, Din Felsefesi, İzmir, 1987 8. Takiyettin Mengûşoğlu, İnsan Felsefesi, İst. 1988, *Prof. Dr. Necati Öner, Kültür, Felsefe Dünyası, cilt I,Sayı 2,Ank. *Prof. Dr. Mümtaz Turhan, Kültür Değişmeleri, İstanbul, 19879. TDK Sözlüğü10. Prof. Dr.Amiran Kurtkan Bilgiseven, Din Sosyolojisi, İstanbul 1985
Dini salt metafizik bir olgu olarak gören modern ukalalığın mal bulmuş mağribi serkeşliğiyle gündemde tutmaya çalıştığı din- kültür ikilemi ,din kavramının etimolojik kökenlerine aşina biri tarafından ciddiye bile alınmaz. Din mi, kültür mü? sorusuyla bizi tercihe yada öncelemeye çağıran bir davet kıt aklın mahsulüdür; cevap dahi verilmemesi icap eder. Öte yandan ilgililere şunu hatırlatmakta yarar var: ilkel ve ileri din-ler üzerine yapılan araştırmaların tamamı, modern antropolojinin tüm varyantlarıyla ulaştığı sonuçlar dinin şöyle veya böyle, ama her halukarda, kültür inşasında başat unsur olduğunu söyler. Şu halde, nihai tahlilde kültür dindir, din de kültür! Dine başvurmadan çözümlenebilecek herhangi bir kültür olgusu veya kültüre başvurmadan anlaşılabilecek bir din olgusu yoktur.
Babamın bana anlattığı kadarıyla,geçmiş yıllarda yayın yapan Nartların Sesi adlı dergide yazı yazan bir zat-ı Muhterem; Çerkeslerin bugünkü bölünmüş halinin tek sorumlusunun dinizimiz İslam olduğunu buyurmuş.Bu sapık zihniyete çanak tutan böyle bir sorunun gündeme getirilmesinin hiçte iyi niyetli olduğunu sanmıyorum..
RAINON { 02 Kasım 2007, Cuma }
Peki önce Adigemisin yoksa Musulmanmısın sorusuna nasıl cevap verirsiniz? Bir ırkı ırk yapan kültürüdür-yaşam tarzıdır. Din ise bence herkesin kendi özel sorusudur ve ona kimse karışamaz!
benim fikrim ...önce din ,sonra kültür derdim....
ya zaten dinini bilen insan nasil yasacagini bilir ...
ben en bastaki soruya cevap vermek istiyorum yaratanin dinini nasil ikinci plana atabiliriz tabiki din en basdaki manevi hazinedir.kültür ikinci planda gelir benim dinim en önce gelir birde böyle bir soruyu nasil burda yaziyosunuz anlam veremedim...
BU YAZARIN TÜM YAZILARI
» DERİN ÇERKESLER ...
» ERDAL ASLAN:Münteha Gülsu Yüreği ile Tüm Uzunyayla Köylerine Mektup
» ERDAL ASLAN;ÇERKESLERDE THAMADELİK
» Erdoğan ILGAZ;KAFKASYA'YA "BARIŞ KÜLTÜRÜ" TÜRKİYE'DEN ULAŞMALI
» ERHAN HAPAE - ANITKABİR ANNELERİ
» KAFKASYA YENİ ORTADOĞU OLMAYACAK!
» Lider mi, Yönetici mi?
» Mefewud Nartan - KAYNANA SEMRA, ŞAMİL TAYYAR VE TUNCAY GÜNEY
» MEHMET HATKOBİ;4444 KEVSER SÜRESİ OKUMA!!!
» MEHMET HATKOBİ;DOSTLUK VE ÖZGÜRLÜK AĞACI
» MEHMET HATKOBİ;EDİZ HUN ÖRNEK İNSAN
» MEHMET HATKOBİ;KONUŞULAN DİL YANINDA ÖZ DİLİ BİLMENİN YARARI
» MEHMET NİYAZİ - ÇERKESLER İNGİLİZLERİN OYUNUNA GELMEDİ
» Muharrem Baykan;Babam, Rüzgar ve Yildizlar...
» NEVZAT TARAKÇI - KÜLTÜR, DİNSİZ YAŞAR MI?
» NUR DOLAY - TİFLİS'TE 10 GÜN
» PROF. DR.MÜMTAZ'ER TÜRK'ÖNE;ÇETECİLİK
» SELAHATTİN KİP;İNSAN VE ZAFİYETLERİ
» SEMİH İDİZ- RUSYANIN ABHAZYA ADIMI KIBRIS'TA TUTARLILIK GEREKTİRİYOR
» SÖNMEZ CAN:İYİMSER OLMAK İÇİN DE NEDENLER VAR
» SÖNMEZ CAN;450.YIL SAFSATASI
» SÖNMEZ CAN;İSTANBUL DERNEKLERİNE AÇIK ÇAĞRI
» SÖNMEZ CAN;SEÇİM SÜRECİNE GİRİLMİŞKEN
» YAŞAR ASLANKAYA - DİLİMİZ YOKMU OLUYOR..!!
» YAŞAR ASLANKAYA - MILLIYET- KONDA ANKETI ÜZERINE
YORUMLAR
güze bir site olmuş hazırladığınız için tşk ederim ama aradığımı tam olarak bulamadım
Sayın Elbruz Yeten BEY' e Hatırlatma içerikli yazıma verdiğiniz uzun cevap için teşekkür ederim, ve bu cevabla ilgi içinde karşı yazıyı yazmamın nedenlerini de açıklayarak yazınızı ele alıyorum. Sayın Elbruz bey İki yazıyı yan yana koyduğumuzda bazı cümleler kuran , bazı şeyler anlatan fakat anlaşamayan iki kişinin konuşması olarak anlaşılacaktır.Buradaki anlaşamama sorunumuz kullandığımız kavramların içeriklerinin farklı şekillerde ifade edilmesindendir,yani sizin kastetiğiniz anlam ile benim anladığım içerikte bir kayma söz konusudur,öyleyse yapacağımız şey kullandığımz kavramların sözcük anlamları ve bunların seçenekleri olmalıdır.Bu durumda söylediğinizden ben sizin kastettiğiniz şeyleri anlayabilirim,sanırım bu tesbitim doğrudur. İmdi gelelim sözünüze,''Dini salt metafizik bir olgu olarak gören...''burada sizin yazınızı benim anladığım gibi anlatan şey kullandığınız kelime (kavram) 'lardır. Yukarıda salt kavramını neden kullandınız, bunu açıklayamıyorum, çünkü , eğer başka bir anlamda kullanmadıysanız,sadece-tuz-ancak-ancak ve ancak- gibi anlamlarda kullanıldığını görebiliyorum,burada devam ederken bir kabulle başlıyorum. İmdi ''Dini salt metafizik bir olgu olarak gören...''bu cümleden dinin sadece metafizik bir olgu olmasını kastetiğiniz anlamını çıkarıyorum, Din sadece metafizik bir olgu ise ,metafizik olduğu anda olgu olamaz, olgu olduğu anda ise metafizik bir yoruma uygun olamaz, burada ben sizin ne anlatmak istediğinizi anlamak istemiştim,çünkü sayın Elbruz bey her insanın söyleyebileceği bir doğru en azından vardır,bende bu doğruyu öğrenme ve kendime katma derdindeyim,Ayrca Sayın Elbruz bey bu siteye yazarken bunu bir polemik ve başka amaçlar için yazmak için asla kullanmayı da düşünmüyorum, fakat herkese açık olarak yazınca bunda diğer insanlarında katılımını sağlayıp ,sahip olmadığımız başka doğruları ve başka bakış açılarını görme imkanını bulabiliriz diye düşündüm. Etimoloji konusuna ise gelince yine aynı sorun bizi uğraştırmaya devam ediyor gibi düşünüyorum,çünkü burada da kavramların içeriklerini birbirimize anlatmak istediğimiz şekilde anlatma sorunu yaşıyoruz. Çünkü etimoloji bir kavramın değil, bir kelimenin kökenini araştırma çalışmasıdır,böyle olunca kelimenin kapsadığı anlam genişliği değil bu kelimenin geldiği köktür, yani ihtiyaçtan doğan bir genişleme değil ,ihtiyaçtan doğan ve kök ile ilgi içerisinde eklemelerle -farklılaşmalarla kazanılan başka anlamların oluşturduğu ilerleme sürecinin tarihsel gelişiminin kendisidir. İşinizde ve hayatınızda başarılar dilerim site müdavimlerine selamlar
Sn Yıldız, Tesadüfen denk geldim; Kasım ayında yazılmış bir yorumum hakkında ‘düzeltme’ ve ‘hatırlatma’ notu düşmüşsünüz. Sn. Serdar Enes’le giriştiğiniz polemikte yorumlarınızı dikkatle izlemiş ve hatta konu hakkında, kişisel e-posta adresinizden size bir mesaj da göndermiştim. O mesajda “sanal polemik”in kimyama uygun olmadığını belirtmiş olmalıyım. Buna rağmen yorumum hakkındaki görüşlerinizi, kişisel e-posta adresimden bana ulaştırmak yerine, siteye “yorum” yazarak dile getirmiş olmanızı, “polemiğe davet” olarak değil; mesajımın size ulaşmamış olmasından kaynaklanan bir iletişim kazası olarak değerlendiriyorum. İzleyebildiğim kadarıyla “Olgu” lara ve “Olay”lara yaklaşımda sergilediğiniz keskin “Mantık Tutarlılığını” takdir edişime sığınarak; kimyamın bozulması pahasına dikkatimi çektiğiniz konulara “açıklık” getirmeye çalışacağım kısaca: 1- Bahse konu “olgu” kavramını, acelecilik ederek pozitivist jargondaki karşılığıyla değerlendirdiğiniz anlaşılıyor. Oysa ben “metafizik” i değil de “din”i önceliyordum yorumumda; “olgu” oluşu ve “metafizik” oluşu bakımından iki ayrı vasfıyla “din”den söz ederek “din- kişiyle tanrısı arasındadır!” diskuruna da kendimce gönderme de bulunmaya çalışıyordum. Bu açıklama benim açımdan gereksizdir ;buna rağmen yorumumdan böyle anlaşılmalar sadır oluyorsa kusuru üzerime almaya hazırım. Öte yandan “dil” e hürmeti olan biri olarak şunu söylemeden de geçemeyeceğim: “Dilin imkanları salt mantıksal kurgularla sınırlandırılmamalıdır; aksi takdirde, gün gelir, Wittgenstein üstad gibi olgusal olmayanın yadsındığı kuru ve“dilsiz” bir dünyada mahpus kalırız.” 2- Takdir edeceğiniz üzere etimolojisine göz atmayı önerdiğim kavram “religion” değil. Türkçede kullanılan “din” kavramının yabancı dilden geçmiş olması kavramın etimolojisini göz ardı etmemizi gerektirmez.-Tükçenin imkanlarıyla “din”e muadil “öztürçe” bir kelime arayacak olsaydık, büyük ihtimalle, “töre” kelimesiyle karşılaşırdık ki bu kelimenin etimolojisi de “din-kültür” ilişkisini temellendirmek için bize iyi bir malzeme sunabilirdi.- Burada bariz bir yanlış anlama-nız söz konusu; evet ben kökeni Arapça olan “din” kavramının etimolojisinden söz ediyorum. İslam öncesinde de kullanılan “din” kavramının Klasik Arapçanın imkanlarıyla tetkikinin karşımıza “anlam genişliği” kayda değer bir alan çıkaracağını düşünüyorum. Örneğin “din” kavramının,“ Kıyamet günü,mükafat ve ceza…” gibi anlamlarının yanı sıra “Adet edinmek, yol, yaşayış…” gibi anlamlarının da olduğunu bilmek ilgililer için ufuk açıcı olabilir. 3- “Din”in olgusal gerçekliği bugünün dünyası için tartışmasızdır. Yorumumda da belirttiğim üzere, mevcut araştırmalar ve modern antropolojinin tüm varyantlarıyla ulaştığı sonuçlar bize şunu söyler: “Din dün de vardı.” Şu halde konuya yaklaşım tarzımız bu gerçeği değiştirmez…”Dedemiz Adem idiyse de vardı din; bir şempanze idiyse de!” Sözlerimi tamamlarken, “kültür ve dini, birbirinden baştan ayağa bağımsız iki kategori olarak ele almanın ‘modern ukalalık’ olduğuna dair” düşüncemi tekrar etmek isterim. Ayrıca ,‘düzeltme’ ve ‘hatırlatma’ notunuz için teşekkür eder ; çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.
Sayın Elbruz YETEN Bey Yukarıdaki yazıya verdiğiniz cevap için size yazıyorum,biraz tepki gösterip bir yazı kaleme almışsınız; bu yazıyı yazdığınız için size teşekkür ederim , bunun yanında ise bazı düzeltme ve hatırlatmalar yapma gereği duyarsamda lütfen anlayışla karşılayınız. Vermiş olduğunuz cevapta ''Dini salt metafizik bir olgu olarak gören '' cümlenizi incelemek istedim; kullandığınız kavramları yerine göre kullanmak önemli olmaktadır, çünkü kavramları yerinde kullanmas isek bizim ne söylediğimizi karşıya anlatamayız, sizi ku '' rduğunuz cümlelerle bunu örnekledirmek isterim izninizle; METAFİZİK: fizik ötesi olarak anlamlandırılan bir kavramdır, yani beş duyu ile algılanamayan alanın bilgisidir, OLGU; Bu kavram ise beş duyu ile algılanan varlık dünyasıdır.Şimdi cümlenizi ele alalım '' dini salt metafizik bir olgu olarak gören'' bu cümlede beş duyu ile algılanamayan alanın bir olgu olduğunu söylüyorsunuz, bu çok zıt anlamları aynı şey olarak söylemektir,bunu hatırlatmak istedim. ''din- kültür ikilemi ,din kavramının etimolojik kökenleri'' Ayrıca din kavramının etimolojisi ne demek bunu da hiç anlamadım,türkçedeki din kelimesinin kökenini kastatiğinizi sanmıyorum,çünkü din kelimesi yabancı kökenlidir,öyleyse siz bu kavramı etimolojişk olarak incelemekten sanırım başka bir şey kastediyorsunuz. site müdavimlerine selamlar
?????????? Adlı Kişiye Yazınızı ilgiyle okudum, ve çok güzel bir konuya -aynı zamanda da hassas- değindiniz, bu nedenle sizi kutlarım. hassas konular hassas yaklaşımlar gerektirir, ve insanları tepkiye sevk edeceği için ayrıca dikkat de gerektirir. Bu yazıyı kaleme alan arkadaşımız iki bakış açısı getirmiş iki farklı anlayışın bakış açılarını ortaya koymuuştur, bir meseleye bakarken o meselenin bütün varolan özelliklerini dikkate almak önemlidir ve var olan bütün seçeneklerin ne kadar çok ve karmaşık oldıuğunu farkettirir, bu konuda böyle bir konudur, kişilerin bu konuya bakışlarını belirleyen temel şey dinle ilişkisidir, yani dine yakınlığı ile doğru orantılıdır,çünkü dina yakın kişi insanlığın temeline adem ve havvayı yerleştireceği için her şeye dinle başlamak zorunda olur. Bütün tarihi başlangıç adem ve havva ile başlayınca KÜLTÜR den önce DİN varbulunmaktadır.Bu fikri kabul edip bu yönde açıklama yaparsanız da insanlığın yaşamış olduğu mağara dönemini ve ilkel yaşantısını,alet yapmadaki geriliğini açıklamanız gerekmektedir, çünkü adem ve havva yaratıldığında MEDENİ olarak yaratılmıştı , kutsal kitaplara göre,dil biliyordu, alet yapmayı biliyordu, hayvanları evcilleştirmişlerdi,ve en önemlisi ibadet etmeyi biliyolardı,insanlık böyle bir başlangıçtan geliyorsa daha sonra ilkel bir yaşama dönmüş olması açıklanamaz. bu açıklamanın en zayıf yönü budur, diğer taraftan insanlık bugün kü durumunda değildi ,gelişme zamanla olmuştur,ilk insanlar ilkel di , gelişme bir tekamül şeklinde tezahür etmiştir diyen açıklama vardır.Buna göre insanlar arası ilişkiler kültürü oluşturmuştur, ve bu bağlamda dinde bir kültürdür zaten;Burada KÜLTÜR kavramı içerik olarak (içlem-kapla-eşitlik ve tam girişimlikili ) fiziksel olarak birbirinden etkilenebilecek kişilerin bir arada yaşamasını , birbirlerine yakınlaşma ,uzaklaşma olarak ta düşünebileceğimiz ilişkillerin tamamıdır. Yani bir topluluğu bir arada tutan şeylerin hesi kültürdür, evlenme ,boşanma,çocuk yetiştirme, komşuluk ilişkileri,kutsal günlerin kutsanma törenleri münakaşa tazrzları vs hepsi kültürü oluşturur. İşte bu ilişkilerin bir türüde bu açıklamaya göre dindir.Bu yazıyı bilgilendirme amacıyla yazdım, Site müdavimlerine selamlar
Saganur
{ 10 Aralık 2007, Pazartesi }
Böyle başlıklar açılmasını ve tartışılmasını ben yararlı buluyorum. Nekadargüzel, çok ve açıklayıcı soru sorulmuş baksana. Demekki bunca tartışılmış. Lehte alehte bunca soru ortaya çıkmış. Bizim inancımıza göre din insana dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak üzere Allah tarafından gönderilmiş kurallar topluluğudur. Kendi rızası ile bu kurallara uyan kimseleri dünya ve ahirette saadete götürür.İnsan varlığını tamamen kuşatır onu mezara bırakıp dönmez onun ondan sonraki hayatına da ışık tutar. Bu bakımdanakıllı insanın gerçek bir din edinmesi kendisi için çok büyük bir nasiptir. Bunlar genel değerlendirmeler idi Özele geldiğimizde biz müslüman çerkezlere bu konuda da büyüklerimiz ışık tutmuşlardır. Güzel geleneklerimizin (Abzenin) dinin yerini tutacağını zan edenlerin çıkacağını düşünen Xabzenin kurucusu Cebağı BİZ NE AKLIN VE HAYATIN GEREĞİ HABZEMİZDEN VE İSLAMIN İMANINDAN VAZ GEÇEMEYİZ DEMİŞTİR. Yine büyüğümüz Gen. İsmail Berkuk Paşa DÜNYA GENÇLİĞİNE KURTULUŞ YOLU adı altında altın öğütler içeren bir kitap yazmıştır. Özelde bu da bizim içindir. Bence hayatında varlığın da anlamının kaynaklarından biri dindir. Onun için kültürümüzün düşmanları en kolay ve en dikkat çekmeyen konu olarak dinden başlarlar yıkmaya. Dinin konuşulması zamansız gereksiz gibi gösterilir.Bu işe gönüllü hizmetkarlar da bu knunun böyla olduğunu bilmeyen cahillerdir. Çünkü cahil bilmeden düşmanlık yapar. Onun için müslümanlar ilk ve baş düşmanlarına EBÜCEHİL lakabını takmışlardır. Bu bir isim değil lakaptır. İslam açısından en ayıp, en kötü şey cehaletten kurtulmak istememe ayıbıdır. Selam ve saygılarımla.
önce din sonra ırk
rahmi
{ 09 Aralık 2007, Pazar }
Gündem tükenince dikkat çekmek isteyenler DİN konusunda ahkam kesmek isterler.Nasılolsa dinle ilgili ne kadar isabetli konuşsanızda ödül olmadığı gibi ne kadar saçmalasanız da ağzınıza kimse vurmaz.
Yukarıda söz konusu etmiş olduğunuz soruları sağlıklı cevaplandırmak için geçen kelimeleri-kavramları çok iyi bilmek gereklidir. Çünkü bu kelime ve kavramlara gerçek anlamlarında uzak, kelime ve kavramları kendi bağlamından kopararak çok yanlış istılahi anlamda farklı manalar yüklenmiştir Bir kaç örnek verecek olursak: Örneğin 'millet' bir kelime değil bir kavramdır ve dini -itikadi bir kavramdır.Oysa okullarda öğretilen ideolojik ve ıstılahi mana;Millet geçmişte bir arada yaşamış, şimdi bir arada yaşama inancında, istek ve kararında olan; aynı vatan ve o vatanın maddî ve manevî değerlerine sahip çıkan; aralarında Din,dil, kültür, tarih ve duygu birliği olan insanların oluşturduğu toplumdur. şeklindedir. Aslı aynı dine inanan insan toluluğudur. Kur'an-ı Kerim de İbrahim Milleti(Ümmeti) şeklinde geçer. Ve Kur'an-ı Kerim İslam milleti ve küfür milleti şeklinde ifadelendirir.Asıl bağlamı dindir. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, kültür (ekin, eski dilde hars) kavramının tanımı şu şekildedir: Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü. Sosyolojik olarak, bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü o toplumun kültürüdür. Bireyler için ise yargılama, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenme ve tecrübeler yoluyla geliştirilmiş olan biçimine o kişinin kültürü denir. Bireyin edindiği bilgileri anlatmak için de kültür kelimesi kullanılır. Etimolojisi :Kültür kelimesi Latince culturadan gelir. Cultura, inşa etmek, işlemek, süslemek, bakmak anlamlarına gelen colere'den türetilmiştir. Örnegin Romalılar 'mera işlenmesine' agri cultura demişlerdir. Türkçenin batı dilleri etkisine girmesinden önce (Cumhuriyet döneminde de) kullanılan hars kelimesi ise Arapçadır ve tarla sürmek anlamına gelir. Din:arapça bir kelime olup kelime anlamı, yol, hüküm-Hayat'dır. Her iki kelimenin de tarımla ilgili olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, 20.yy'da Türk Dil Kurumu tarafından uydurulan ekin kelimesi, bu yabancı kökenli kelimelere alternatif olarak önerilmiştir. Batı kültürünün mantalitesi içinde sekülerleştirilerek Millet_Kültür kelime-kavramları asıl bunlara kaynakçalık eden din bağlamından koparılmıştır. Seküler mantık içinde sosyolojik-felsefi-ideolojik ve teolojik bir birinden farklı anlamlar yüklenilmiştir. Bir değer ifade edbilmeleri için kavram olmaları gerekir. Din bağlamından yani kültür ve milletin içinden türedikleri doğal ortamından koparıldığında bir değer ifade etmezler. Dini bağnazlık-kültürel bağnazlık deyimleri mantıksal olarak yanlıştır. Eğer bağnazlığın anlamını;A priori ilkeler, asla değişmeyeceği kabul edilen mutlak değerleri kabul eden, bu bilgilerin mutlak hakikat olduğunu, inceleme, tartışma yahut araştırmaya ihtiyacın olmadığı şeklinde tanımlayarak (batı kültürel mantalitesi içinde oluşan seküler bakıştarzının ortaya çıkardı tanımlama) bile bakılsa dahi dini ve kültürel bağnazlık olmadan dini hayat ve /veya kültür hayattan bahsetmek muhal olur. Dini ve kültürel bağnazlık olmadan bu anlamda millet olmak mümkün değildir. Nihayetinde insana ontolojik bir anlam kazandıran dinden bağımsız bir kültür-sanat ve hatta ilim söz konusu olamaz.İnsan hayat ve memata dair ne ortaya koydu ise ilk kaynağı din olarak ortaya koymuştur. Hırıstiyanlık(nasrani) yahudilik, İsa aleyhiselamla, Musa aleyhiselamla kendilerinden önceki elçilerin sürdürüp getirdikleri İSLAM'ın İsrailoğuları ve antik yunan-Roma eliyle tahrif edilmesiyle oluşmuş muharref inançlardır. Yahudilik ve Hırıstıyanlık bu günkü muharref haliyle birer 'DİN' değildir. inançtır. Tıpkı Millet gibi medeniyet de Din kökenli olup 'Medine'den türetilmiştir. Dolayısıyla muharref inançlara mensup günümüz batı toplumları dünyevi modern-post modern sitelerdir. Toplumları bir rada tutan şey 'DİN'dir. Kültür aynı dine mensup olan insanların birlikte temel-ortak değerlere bağlı yaşamalarından doğar. Kültür toplumları bir gaye sahibi yapmaz. Ortak inaçların temellendirmediği bir sanal gaye toplumları bir vatan sahibi yapıp bir arada tutamaz. Biz çerkezlerin en temel problemi kültürümüzü din gibi algılamaktan kaynaklanmaktadır. Kültür din değildir. Neredeyse ana yurdumuzdan hicret ettiğimiz günden beri varlığını sürdüren dernek gibi kimi kuruluşlarımızın folklorik bir çabadan öteye geçemeyişlerinin temel sahibi budur. Çerkezler ateist ve komunistler veya başka muharref inançların mensupları vasıtasıyla bir kabile hüviyetinden çıkıp millet olamazlar. Çerkesler İslam milletinin en önemli unsurudurlar. Milli kimliklerini Dinleri üzerinden inşa edemiyen toplumlar bir vatan ve devlet sahibi olmalarına rağmen sömürge olmaktan asla kurtulamamışlardır. Örf-adet-kültür paranoyasından çıkıp içinde yaşadığımız dini hakikatden yeniden kimliğimizi inşa ederek millet mensubiyetini biran önce kazanmalıyız.
ARKADASLAR BENİ BELKİ KINAYACAKSINIZ YA BEN AYANCIKLI DELİ HOCA LAKAPLI DARNAYLI MUSTAFA HOCADAN 1958 YILLWARINDA DERS ALMİŞ İSLAMI BİRAZDA OLSA BİLEN HAYATI BOYUNCA İŞİ GEZMEK OLAN BÜTÜN DUNYA A.B.D .HAREİÇ HER ÜLKEDE İZLERİ OLAN BİRİYİM DAHA DİN NEDİR NASILDIR ÇÖZEBİLMİŞ DEĞİLİM YAŞ 57 YANİ FAKAT DÜNYADA SÖMÜRÜ 2 ŞEKİLDE OLUR BİRİ EROİN YADA ESRAR YADA ALLAH DİN KİTAP BELKİDE DÜNYADA ÜLKE KALMADI GEZMADİĞİM HİÇ BİRYERDE DİN GEÇMİYOR PARAAAAAA PARA VARSA DİN İMAM HERŞEY SENDE VAR PARAN YOKSAÖYÜN GİRİŞİNDE KENDİNE BİR ÇUKUR KAZ YANİİİİİ BURADA ANLAŞILIYORKİ HER BİR OLAYIN ARKASI MÜSVET MENFİİİ PARADAN GELİYOR HERKESE SAYGILAR VE MEDNİYETDEKİ YERİMİZİ BİZ DOLDURALIM EMPERYALİST UŞAKLAR DEĞİL SEVGİLERLE.
YORUM YAZIN
|