![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
HEM YARAM HEM İLACIM UZUNYAYLA “İşte o zaman cahillik edip dönmeseydim, şimdi sigortam vardı; hatta emekliydim bile!” diyor derinlere dalan gözlerini halıdan kaldırmaksızın. Uzunyayla’da bir bayram ziyaretindeyiz. Beş santim kadar karı aşıp gelmişiz, eskisi gibi değil iklim buralarda bile. Sıcacık, çay kokulu odada tatlı tabaklarımızı bitirmeye çalışırken sohbet ediyoruz evsahibimizle. Vedalaşıp ayrılıyoruz sıcacık komşu evinden. Küçüklüğümde Kute teyzenin tencere tencere gönderdiği tuzlu aşurenin eşsiz lezzetini hissediyorum birden damağımda, eşikten adımımı atarken... Ertesi gün bir başka evdeyiz, bayram ziyareti yine. Hoş beş sonrası başlıyor yine Uzunyayla insanının yalnızlığının, çaresizliğinin ıspatı olan cümleler: “Çocuklar kusura bakmayın, elmalar biraz kötü ama iyisini getirmiyorlar buralara.” Mahçup mahçup gülümsüyor. Dilimizi, Kültürümüzü, Geçmişimizi, Yaşam sevincimizi, sıcaklığımızı, samimiyetimizi… Ve en önemlisi “gitme” şansı olmayanların; ardımızda bıraktığımız annelerimizin, babalarımızın, akrabalarımızın yaşama sevinçlerini, hayallerini, umutlarını, gayretlerini götürdük yanımızda… Uzunyayla… Benim yaram. Sızlayan yaram. Ama yine o Uzunyayla, ilacım! Her gidip görüşümde beni kendime getiren, bana kim olduğumu hatırlatan, yüreğimi ve ruhumu besleyen ilacım. Her gidişimde, mavi gözlerinde engin sevinci gördüğüm sıcak insanların ayazlı sığınağı. İnanın çok şey getirecek size. Ve Uzunyayla’ya… Şştım Münteha Gülsu ![]() BU YAZARIN TÜM YAZILARI» BGHARİŞE ŞİMDİLERDE BABAMIN BAŞUCUNDA YORUMLAR
şıbzıho emre
{ 26 Haziran 2008, Perşembe }
evet gerçekten bugün hepimizi ilğ-ilendiren sorunlar unutmayalımki biri milleti millet yapan en önemli özelliği dildir .ancak biz çerkesler her ne kedar dilimize önem verdiğimizi söylesekte gerçekte öyle deeğiliz buğün bile dili dilimizi savundupunu söyleyen bir çok aqgabeyimiz bile farklı ortamlarda çerkaz olduklarını saklamaktadırlar şüphesizki buda hepimizi yaralayan en büyük gerçektir.her şeye ragmen swiz ve sizin gibi çerkesliğe gönül verip yok olmaya yüz tutmuş makuz tarihimizi anlatmaya çalıştığınız için teşekkür ediyorum çalışmalarınızda başarılar dilerim
biyolog_cale
{ 02 Şubat 2008, Cumartesi }
merhabalar
ilk önce duygularınız paylaşıtığınız için teşekkür ederim. ben akörenliyim (pedsiyeliyim) hmen hemen 10yıldır ben de gurbetteyim ve arkadaşımızın durumunda olan öğrencilerden biriyim ya tatillerimi köyde geçiririm ve her yaz tatilimi iple çekerim ama 10 yıl önceki köyümle şimdiki köyüm çok farklı şerefiye köyü muhtarının dedi gibi artık köylerimizde (genel anlamda baktığımız zaman) pek eski çerkez adetlerimizden hiç bir şey kalmamış köylerin çoğu 20 haneyi geçmez ama köyde yaşayan insanlarda değişiyorlar..ufak bi seçimde yada başka bir olayda 2 ye ayrılabiliyorlr .. bu da bilgisizlikte kaynaklanıyor ve yalnızlıktan ; köylerde kişi sayıs az olduğu için sadece insanlarn eylencesi tv var .ve bu da çoğu şeyin değişmesinde etkilidir(dil örf ve adetlerimizin). benim görüşüm bu birde ve gurbette olan insanlara köylerine geldiklerinde köyünü iyileştirmek yerine babasından dedesinde kalan evinide yıkıp üzerinde ağacını satıp geri gidiyo... arkadaşlar gerçekten köylerimizin çerkez köylerimizin halini hiç iyi görmüyorum ilerisi daha kötü olacak böyle giderse.. lütfen bunlar için birşeyler yapalım gurbette olan yada kayseride yaşayan çerkez kardeşlerimiz bu konuda bişeyler yapmalı kısaca şerefiye muhtarınında dediği gibi an baba ata diyarı olan köylerimize sahip çıkalım sene de 1 yada 2 defa gelerek değil de bu süreyi arttıralım olmazmı Biyolog_cale
mustafa demirtaş
{ 18 Ocak 2008, Cuma }
yazının sonundakı fotoraf dıkkatımı cektı
o evı tanıyorum bızım koyde cekılmış bu foto ama cekekn kımmmmmm?????????
Mükremin Öner
{ 15 Ocak 2008, Salı }
Münteha Hanım Uzunyaylanın sosyal, ekonomik, eğitim ve kültürel sorunlarını dile getirmiş.Belki de amacı bu değildi; ancak bana göre anlaşılması ve üzerinde durulması gereken husus bu.
Ne diyor Münteha Hanım? 1-Köylerde yaşayan insan sayısı oldukça azaldı; daha da azalacağa benziyor. 2-Geçim sıkıntısı var. 3-Çocuklarını okutmakta sıkıntı çekiyorlar. İlköğretimi bitirenler şehirlere akrablarının yanına veya yurtlara göndeiliyor. 4-Kültür unutulmuş; çerkesce konuşulmuyor artık... Bütün bunlardan daha önemli olanı ise Şerfiye Köyü Muhtarı Adnan Karaçay'ın yazdıkları! Köyde oturan 5-10 ailenin bile arasında samimiyetin olmaması, karşılıklı sevgi ve saygının tahrif olması. Peki yapılması gereken nedir? El cevap: Bunların üzerine yoğunlaşıp, bu konularda nelerin yapılabileceğinin konuşulup makul çözüm önerilerinin değerlendirilip icraata geçilmesidir.Bu konuda Kayserideki Kafkas Derneklerinin ve aklı eren herkesin yapabileceği pek çok şeyin olduğuna inanıyorum. Yeter ki, iş edinilsin ve özveriyle gayret edilsin ve halkın desteği sağlansın. Mesela: Köylere gidilerek yerinde tesbitler yapmak suretiyle şehirlerde okuması gereken çocukların kimler olduğu ve ekonomik durumları tesbit edilerek onların Kayseri'de güvenle kalabileceği yurtlar açma yoluna gidilebilir. Köylerin ekonomik gücünü geliştirmenin yolları araştırılıp uygulamaya konulabilir. vb. Tabii ki bunlar önce dert edinilecek; sonra da çareleri aranacak ve çözülecektir.Söylenip geçilmeyecek. Umarım birileri öncülük eder, halkımız da onlara destek verir ve Uzunyayla'nın makus görülen talihi yön değiştirir. Çözümsüzlük hiç bir toplumun ilânihaye kaderi değildir. Yeter ki çözüm aransın. Münteha Hanım'a konuyu bu sayfada gündeme taşıdığından dolayı teşekkür ediyorum. Güzel yazılarının devamını diliyorum.
Melgos Ozgur
{ 15 Ocak 2008, Salı }
Yeterince ovgu oldugu icin ben elestirilmesi gerektigini dusundugum kisimlari icin bir seyler yazacagim.
Oncelikle yazinin kurulus mantiginda bir sorun var, Uzunyayla kutsal bir yer degildir, topragi verimsiz ulasim imkanlari kisitli corak bir yerdir. Turkiyede sehirlesme carpik olarak gerceklesmektedir ve gerceklesmelidir bunun aksini savunmak koyde kalalim dilimizi konusalim kurtulalim gibi bir durum soz konusu degildir. Ayrica su nostaljik kirilgan ruh halinden kurtulup, dinamik ve rasyonel mucadeleci bir ruh halinde olmamiz Adigelige daha yakisiyor. Uzunyaylalik aksini gerektiriyorsa size selametler :)
JANBASK
{ 15 Ocak 2008, Salı }
Arkamızda neleri mi bıraktık çekip giderken?
Dilimizi, Kültürümüzü, Geçmişimizi, Yaşam sevincimizi, sıcaklığımızı, samimiyetimizi… Görünen o ki Münteha hanım Siz köyünüzü ve Adigeliğinizi arkanızda bırakmamış; yüreğinizde taşımışsınız.. ve kaleminizle bize açtığınız kalbiniz benim gibi uzunyaylayı hiç görmemiş insanlara bile aynı hissiyatları yaşatabiliyor. Biliyoruz ki kızları hareme alınır da rahat bir yaşam sürer temennisiyle dua eden anneler de oldu kafkasyada , bu ayrılıklarda zorunluluktandı, şartların kötülüğü ve aman bizden sonrakiler bizim gibi acı denizinde çırpınmasın diye.. sizler okuyun kendi sigortalı işinizi yapın diye sizlere el sallayan büyükleriniz gibi .. çerkes halkının lale devri olamadı malesef, sürekli mücadele etmek zorunda kaldı tarih boyunca. peki ya umut ? Köstence limanına ayak basan bir şapsığ veya uzunyaylaya ilk köy kuran kabardey thamatesi oralarda mutlu bir yaşam kurmayı umudetmişmiydi sizce? hangi bitki kendi iklimi kendi toprağı dışında büyüyebilir ki? uzunyayla kalesi de elbet birgün sarsılacaktı malesef diğer diaspora kaleleri gibi,,uzunyaylayı , uzunyayla habzesini daha uzun yaşatmak tabiyki bu kültürle büyüyenlerin elinde, . sevdikleri tarafından yalnızlığa mahkum edilmek acıların en dokunanıdır bilirim!.. bunu nalçik de bilir mıyekuape de.. suhumi de … … Sizin gibi Adigeliği ve uzunyaylayı seven; insanları gerçeklerle yüzleştirebilen; BEKALDI gibi bir şeyler yapmalı diyen, Adnan bey gibi gördüğü olumsuzluklara rağmen ayakta durup umudunu kaybetmyen, ve yorumlarına baktığım diğerleri gibi yanınızda olan insanlar ortak amaçlarla bir arada olursanız – olursak asimilasyon canavarının zehri daha uzun yıllar yaşam sevincinize, sıcaklığınıza, samimiyetinize etki edemiyecektir. Gerekli yazı için teşekkür ederim.
AdnanKaraçay Şerefiye köyü muhtarı
{ 14 Ocak 2008, Pazartesi }
Teşekkürler münteha yazınıza bende katılıyorum fakat malesef o sizin bahs ettiğiniz tatlı köyler artık rüyada kaldı köylerde kalan 10 - 15 haneler malesef birbirlerinin düşmanı gibi beraber bir araya gelip oturmazlar camiye gidip beraber namaz bile kılmazlar birbirlerinin dertlerini hiç bilmezler kendi komşularını düşman görüp yabancıya sarılırlar muhtar seçimi diye köylerimiz parça parça bölünürler yabancı dostluğu komşu düşmanlığı hortlamaya başladı tabiki daha neler neler var ama yazmak istemiyorum bu yazdıklarım uzunyaylanın bütün köylerinde mevcut olup bütün uzunyaylalılar bu olayları yaşamakdadırlar örneğin Şerefiye - Örenşehir köyleri Artvinli bir balıkcı yüzünden ne hala geldi hiç düşünebiliyormuyuz bir dikilitaş seçim yüzünden neler yaşandı o köyde daha neler neler
Gelin dışarıdaki uzunyaylalılar herkes köyüne sahib çıksın köyünde barışı sağlamaya çalışsın uzunyaylanın kurtarılması için çaba sarf edilsin, Uzunyaylayı ne çiftçilik nede hayvancılık bitirir Uzunyaylayı köylerimizdeki çekememezlik bitirir ved bitiriyor.
blenawo ibrahim ataş
{ 13 Ocak 2008, Pazar }
teşekkürler münteha.hani bir bir yorumumda yazmıştım hatırlarmısın bilmem ''pşıne çalarken kanatlanıp uçmuş gördüm seni''demiştim .şimdi diyorumki yazdıklarınla aldın bizi o zamanlara götürdün beraber uçtuk yani.derin bir ah çekmemek eldemi?
geçim derdi asimilasyonu körükledi ne kadar acı.herkes bu yazıdan kendine pay çıkarıyor çünkü açık ve net!inşallah zaman daha iyi bir gelecek getirir biz çerkeslere. упсо ф1ык1э щыт мюнтеха уэрэпсоу ди хэкур ди хабзэр ди бзэр! уэрэпсоу ди адыгэр!!!
BEKALDI
{ 10 Ocak 2008, Perşembe }
Merhabalar Münteha Hanım;
Yazılarınızı Okuyorum, yine okuyorum ve tekrar tekrar okuyorum... Güzel duygularınızı, satırlara döküp bizlerle paylaştığınız, kimi okurlarımızı geçmiş zamanlara götürüp duygulandırdığınız ve geçmişte bıraktıkları değerleri hatırlattığınız için, Size Teşekkür ediyorum....! ----------------------------------------- Satırlarınızda; [........göçüp gittiğimiz uzak şehirlerde… Arkamızda neleri mi bıraktık çekip giderken? Dilimizi, Kültürümüzü, Geçmişimizi, Yaşam sevincimizi, sıcaklığımızı, samimiyetimizi… Ve en önemlisi “gitme” şansı olmayanların; ardımızda bıraktığımız annelerimizin, babalarımızın, akrabalarımızın yaşama sevinçlerini, hayallerini, umutlarını, gayretlerini götürdük yanımızda…] diyorsunuz ! Size, kendime ve şahsınızda okurlara sormak istedim.. Yukarıda belirtilen; dil, kültür ve geçmiş kelimeleri ile ifade edilenleri ne zaman bıraktık? Köyde mi yoksa Kafkasya'da mı bıraktık ??? Daha da acı bir soru; Bırakılanları, geri dönüldüğünde bulmak ne kadar mümkün? Geri dönülebilirmi? Yılda 3 gün yeterli mi? ve daha bir çok soru, sorulmak ve cevabını bulmak için bekliyor yaşam içerisinde... Müntaha hanım, amacım sizi yargılamak değil yanlış anlamayın lütfen! Yazdıklarınız insanlarımızın içlerine ok gibi saplanıyor. Çünkü insanlarımızın bir çoğu sizinle aynı geçmişi yaşamışlardır. (Ben dahil) Yaşanan gerçekleri dile getirmek bence yeterli değil. Bunu, sizinle aynı geçmişi paylaşmış bir çok insan söyleyebilir yada yazabilir. Bununla birlikte, yukarıda yazılanlar sadece Uzunyayla 'nın problemi değil. Dile getirdiğiniz hususlarda, iyiye ve doğruya gitmek için neler yapılabilir? Nasıl adımlar atılabilir? Münteha Hanım, bu hususlarda yazarsanız ve yazılarınızla bir kamuoyu oluşturursanız İŞTE O ZAMAN, BEN SİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDECEĞİM.... Duygusal değil, Realist yaklaşımlar üzerine yazacağınız güzel yazılarınızı okumak ümidiyle... Allah'a Emanet Olun... Esenkalın...
Kankush Erkan KANKOÇ
{ 10 Ocak 2008, Perşembe }
yazılanı çizileni değil de kendimizi eleştirmemizi sağlayacak bir yazı hakkaten..teşekkürler.
Nilgün
{ 10 Ocak 2008, Perşembe }
Kued daxe zıtxe...ewu wu thi...okuyan insanın duygulanmaması imkansız..paylaşım için si guape xuas wupso..wi axer jiem
Erdal Aslan
{ 10 Ocak 2008, Perşembe }
Mükemmel bir yazı yazmışsınız ellerinize sağlık inanın okurken tüylerim diken,diken oldu.Adeta yüreğime hançerler saplandı.Bu çaresizliği okudukça boğazım düğümlendi neredeyse ağlayacak gibi oldum.Tam bir duygu fırtınası estirmişsin.Senden ricam bu anılarını ve röportajlarını bir kitapta toparla toplumumuza çok şey katacağına eminim.Teşekürler.
Kambike Alişan
{ 10 Ocak 2008, Perşembe }
bulunduğum gurbet elinden beni alıp eski sıcak temiz ve memfeatsız çocukluk uzunyaylamın özlem dolu günlerime beni götürdüğün için sana sonsuz teşekkürler. Yüreğine sağlık...
yeşim özgür
{ 10 Ocak 2008, Perşembe }
çok güzel
deniz polat
{ 10 Ocak 2008, Perşembe }
kuzen eline koluna yüreğine sağlık walla gözlerim doldu.inşllah herkes okur bu yazıyı okkalı bi tokat gibi indi suratımın ortasına.bende uzunyayla köyümün hastasıyım ama hiç böyle derin düşünmemiştim çok üzücü çookk okuyun millet okuyun da anlayın...nolur anlayın...
agacezeki
{ 09 Ocak 2008, Çarşamba }
Sadece okuyun ve şu sahte yaşamda oynadığınız veya oynamak zorunda kaldığınız rolleri bir kenara bırakıp en doğal yanınızla düşünün... Sağol kardeşim... Yüreğinle yazmışsın.
Gökhan Şen
{ 09 Ocak 2008, Çarşamba }
yazı güzel veya kötü hiç bir düşüncem yok o konuda..
tek diyebileceğim şey çok açık ve net bir yazı olmuş.okuyan anlar..ve anlayanda uygular temennimle.. Merem Gökhan YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2006 Kafkas Diasporası.
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.