![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
ERDAL ASLAN:MÜNTEHA GÜLSU YÜREĞİ İLE TÜM UZUNYAYLA KÖYLERİNE MEKTUPBen Kayseri’de doğdum.Köyüm olan Aşağı Borandere de tüm hayatım boyunca, ancak 3-5 gece kalabildim ama senin anlattığın uzunyayla’nın her satırında kendimi gördüm. İnsanlarımızın o çaresizliği,kaşları ,gözleri,tipleri,mimikleri adeta dramatik bir film gibi gözlerimin önünden geçti.Kendimi köyde oynamaya arkadaş bulamayan o iki çocuğun yerine koydum,tüylerim diken,diken oldu.Sonra okumak isteyen ama o fırsatı bulamayan O amcanın en sonrada teyzelerimizin yerine koydum kendimi ölmeden mezara konmak gibi geldi bana. Ağlamak ve sızlanmak bir çözüm getirmiyor ne yazık ki bu kayboluşa bu yok oluşa bir çomak sokmak çözüm için bir şeyler yapmak gerekiyor.Bu çözümü de Van’lılar,Kars’lılar bulmayacak elbette.Hani bir laf vardır ya “ parmağın varsa başını kaşı” diye. Münteha hanımın yazılarında bahsettiği gibi cami kapılarında dedikodu yapmakla, düğün, düğün gezerek goje Jele Hag ( Köy genci hakkı ) adı altında 6 aylık rakı stoku yapmakla maalesef bu gidişat düzelmez. Önce kendimize özeleştiri yapmakla başlamalıyız. Uzunyayla bugün niçin bu halde? Bu soruyu kendimize sormakla başlamalıyız. Elbette ülkemizin yanlış tarım politikaları ve sanayileşen toplumun verdiği sonuçlarda vardır.Ama elimizi vicdanımıza koyalım.Biz ömrü hayatımızda uzunyaylanın bu duruma düşmemesi için ne yaptık.Saatlerce,günlerce hatta yıllarca düşünsek sonuç sıfır çıkar kendimizi kandırmayalım. Toplum olarak TC.de çok elit bir yerimiz var bende buna katılıyorum.Ama kendi toplumumuza niçin peşin hükümlü ve acımasız davranıyoruz.Niçin birimizin yaptığını diğerimiz hemen yıkmaya çalışmak yerine O’na destek vermiyoruz.Niçin az sayıda ki bu aydın insanlarımızı da hayal kırıklığına uğratıyoruz. Bu toplumda kim başarılı bir şeyler yapıyorsa Mir gajers,Mir Pışıs ( Bu köle,Bu asilzade) tarzı ortaçağ karanlığına kafamızı gömüyoruz. Çok sevdiğim bir fıkra vardır toplumumuz adına anlatılan “Bir adam balık yakalıyormuş. Fıkra bu ya oltasına sihirli bir balık takılmış. Balık,kendisini tutan adama bir öneri getirmiş. -Beni bırakırsan senin bir dileğini yerine getireceğim. Uzunyaylalı hemşerimiz - Tamam demiş uzunyaylalı hemşerimiz. Balık - Ama bu sihrin bir özelliği var. Sana ne verirsem komşuna da 2 katını vereceğim demiş. Uzunyaylalı kara kara düşünüp mırıldanmaya başlamış - Yaw ben 1 torba altın istesem Zinege galhwa Vahabi ( Komşusunun adı) 2 torba altın alacak… Ben 1 çift öküz istesem onun 2 çift öküzü olacak. En son uzunyaylalı hemşerimiz balığa dönmüş ve isteğini bildirmiş. - Balik kardeş 1 gözümü çıkar. Bu bir fıkra ama inanın gerçeğin ta kendisidir. Kurtuluş reçetesini ilk antibiyotiği birbirimizi sevmek ve destek olmaktır. Bir diğer konuya gelelim köylerimizi kurtarmak için bugüne kadar hiçbir şey yaptığımızı sanmıyorum. Bunun tek yolu sivil toplum örgütü kurmaktır. Çok güzel bir söz daha var bu konuda “ Bir elin nesi var,iki elin sesi var” bu yüzyılda artık bireysel güç, güç olmaktan çıkmıştır.Artık toplumların ne istediği ve ne isteyeceği önem kazanmıştır.Bireysel olarak yapılan hiçbir eylem arkasında toplumları bulmadığı sürece amacına ulaşamamıştır. Bunun yolu da Çerkez Karaboğaz köyü ile başlayıp Aşağı Borandere Köyü ile devam eden köy dernekleridir. Ben bu duygularla 2,5 yıl önce Aşağı Borandere Köyü derneği kurucuları arasında yer alıp 2 yılda yönetici olarak dernekte görev aldım. İnanın bana bu işi kendi işlerimizden artan zamanlarda yapmamıza rağmen 100 yıldır çivi çakılmayan köyümüzde Hayal bile edilemeyecek gelişmeler yaşandı. Kanalizasyon sisteminden, su sorununun çözümüne kadar sayısız hizmet üretildi. Bu zaman zarfında bu balık fıkralarını canlı olarak yaşadığımız dönemlerde oldu. Ama yılmadık çünkü Allah rızası için yaptığınız işlerde Allah yardımcınız oluyor. Derneğin ilk kurulacağı dönemlerde derneğe %10 köylümüz destek verirken bugün bu sayı %90 ları buldu. Dernek kurulmadan önce herkes köyden kaçar gibi uzaklaşırken, artık 2 yıldır köye 10 civarı ev yapıldı. Bugün köylülerimizin hayali oldu köyde ev yapmak. Cenazelerimiz ve düğünlerimiz dernek organizasyonu altında yapılıyor. İnsanlar yumruk olmuş kolunu bacağını sokuyor bu acımasız çarkı durdurabilmek için. Amaç kültürü yaşatmaksa, amaç dilimizi yaşatmaksa bütün bu öğelerin ana kaynağı “ADİGE GOJELERİ “dir. Buradan ana derneğimiz Kafder’in yeni yönetimine ve değerli başkanına da sesleniyoruz. Bizim amacımız bu, sizin amacınızda buysa köy derneklerine bugüne dek uzatılmayan eli siz uzatın. Diğer köy derneklerinin kurulması içinde öncü olun size ve vizyonunuza da bu yakışır. Sonra bu köy derneklerinin yönetimlerini de üyeniz yapın. Köylerimizin sorunlarına ortak çözümler arayın. Kafder derneğimizin yeni yönetiminin bu çağrıya olumsuz bakmayacağına eminim. Münteha hanıma bu konuda ki yazıları ile insanların yüreklerinde ki köy sevgisini alevlendirdiği için minnettarım. Haydi şu an bile geç kalınmadı telefonu alın elinize köylülerinizi toplayıp kurun sivil toplum örgütünüzü kurtarın köyünüzü fıkradaki hemşerimizi de utandırın böylece. Kasbot Erdal Aslan www.borandere.com
BU YAZARIN TÜM YAZILARI» DERİN ÇERKESLER ... YORUMLAR
bülent gülsu
{ 20 Ocak 2008, Pazar }
nede güzel yazmış kardeşim benim heee unutmadan güzelde sesi var MÜNTEHA hanımın
abaykaldi
{ 13 Ocak 2008, Pazar }
Sevgili Erdal Abimiz;
Yazmış olduğunuz yazıda, Toplumumuzun sorunlarına realist bir yaklaşımda bulunduğunuz ve de çözüm yolu olan S.T.K ların ne derece önemli olduğunu vurguladığınız için size teşekkür ediyorum. Bizler, Çerkez Karaboğaz Köyü Derneği'ni Kurduğumuz da bizzat kendi köyümüzden olup ta, Kafkas Derneği varken köy derneğine ne gerek var diyenler oldu. Ve hala aynı kafadalar. Soruyorum, tüm Uzunyaylalılara; Bu güne kadar Kafkas Derneği, köyünüze bir çivi çaktı mı? Bir ağaç dikti mi? Yada Uzunyayla köyleri ile ilgili olarak bir çaılşma yapıldı mı? Sorular daha çoooookkkk ama bu soruların hepsinin cevabı aynı!! HAYIR.......... Evet Erdal abimiz sizinde dediğiniz gibi, Bu gün bir çok toplum, S.T.K lara önem vermiş ve güçlerini birleştirerek fert olarak yapılamayacak işlere imza atmışlardır. Fakat bunun önemini anlamayan halkımız bir yana; Kayseri Kafkas Derneği; Düzenlediği Futbol turnuvasına, Çerkez Karaboğaz Derneği'nin futbol takımını almamış ve gerekçe olarakta Ayrı bir dernek olduğumuz bahane edilmiştir. Kayseri Kafkas derneğine üye olunmalıymış.... Kafalar değişmedikçe bu ve bunun gibi olaylarla karşılaşmak beni şaşırtmıyor! Tüm Uzunyayla Köylerine sesleniyorum; ASİMİLASYON ÇARKINDA EZİLMEMEK İÇİN KÖY DERNEKLERİNİZİ KURUN. KÖYLERİMİZ BİZİM BEŞİĞİMİZDİR. BUGÜNE KADAR BU GERÇEĞİ ANLAMAYAN KAFKAS DERNEKLERİNE SESLENİYORUM; KÖY DERNEKLERİ SİZE RAKİP DEĞİL TEMEL OLUŞTURACAKTIR. SİZLER BU DERNEKLERİN KURULMASINA ÖN AYAK OLUN...... ESENKALIN... BEKALDI....... YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com