![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
ACABA NEDEN - 2Ergun YILDIZ 27- OCAK-2008 Bana göre bizim başarısızlıklarımızın temelinde,kendimizi yeterince eleştirmiyor, sorunlarımızı yeterince incelemiyor/irdelemiyor olmamızın çok büyük payı var. Sürekli hata yapıyoruz,darbe alıyoruz ve başarısızlıklarımızın faturasını birilerine kesiyoruz. Normal şartlar altında bu durum otomatik olarak “biz nerede hata yapıyoruz” sorusunu sormayı gerektirir;fakat bizler o kadar mükemmelizdir ki böyle bir soruyu kendimize sormayı zül görürüz. Evet, ortada bir hata vardır fakat bu başkasının hatasıdır, tövbe haşa biz bir hatanın yanılgının mesulü değilizdir. Artık ayaklarımız yere basmak zorundadır. Bir sorunu düzeltmek;o sorunun varlığını kabul etmekle,sorunu doğru tespit etmekle ve nedenini doğru analiz etmekle başlar. Sorunu doğru analiz etmenin yolu ise, ACABA NEDEN? sorusunu sıkça sormaktan geçer. O nedenle bir önceki yazıda kaldığımız yerden devam edelim ve “ACABA NEDEN” diyelim. Türkiye bizi ciddiye almıyor/muhatap almıyor. ACABA NEDEN ? Çünkü bunca senedir yaşadığımız bu ülke topraklarında bir tek defa kendimiz olarak ortaya çıkmadık. Sürekli bir sindirilmişlik,sürekli bir örtülü baskı ve uzun yıllar devam eden bu durumun doğal sonucu olarak da, suskun kendi içine kapalı ve sistemle biraz fazlaca uyumlu bir topluluk olarak yaşadık. Kendimizi sürekli sistemin hoşuna gidecek şekilde tanımladık,tanımlattık. Türkten fazla Türkçü olduk,herkesten fazla devletçi olduk,bu sınırları zorlamak istediğimizde bile kendimiz olamadık; ya “islamcı kardeşliği savunan çerkes” olduk, ya sözüm ona “halkların kardeşliğini savunan çerkes” olduk. Ama hiçbir zaman sadece “Çerkes” olamadık,hiçbir zaman kendimiz olamadık ne yazık ki. Neden sadece Çerkes olamadığımızı ise,bu köşede yayınlanan “Kafkasya üzerine düşünceler” başlıklı yazıda uzun uzun açıklamıştım. Dilimize ve kültürümüze tarihimize sahip çıkamıyoruz. Meselelerimize sahip çıkamıyoruz, birbirimize sahip çıkamıyoruz. Bir kez olsun, herhangi bir ülkede herhangi bir sorunumuza karşı yek vücut hareket ettiğimiz görülmedi daha. Karşılaştığımız hemen her sorunda büyük hayal kırıklıkları yaşadığımız halde,duygusal ve sitem dolu nutukların ötesine geçerek meseleyi mantıkla anlama/algılama ve reel duruma uygun akılcı politika geliştirme basiretini gösteremiyoruz. Kendi aczimizin farkında olmayışımız bir yana,ortalarına düştüğümüz imparatorluk geleneği ve tecrübesi olan,siyasetlerini tüm bölge ölçeğinde planlayan iki devletin dış politika gibi konularda bizi ciddiye almasını,hamasi nutuklarımızdan etkilenmesini bekliyoruz. Daha çok bekleriz. Kendisini ciddiye almayan bir halkı hiç kimse ciddiye almaz.Yönümüzü diğer cepheye döndüğümüzde muhatabımız değişiyor ama sorun yine orta yerde duruyor; Rusya bizi ciddiye almıyor/muhatap almıyor. ACABA NEDEN ? Biz anayurdumuzun Rusya federasyonu içerisinde olduğunu dikkate almadan,halkımızın bu federasyona üye cumhuriyetlerde,üstelik ekonomik olarak da göbekten bağlı olduğunu dikkate almadan,çığırtkan savaş naraları ile ortaya çıkarsak; Biz kendimiz uzaklarda bir yerlerde yaşıyor olmanın verdiği rahatlıkla, ne dediğimizi bilmez bir halde bu ülkenin tüm kurumlarına yöneticilerine küfredersek; Biz bu günkü dünya konjonktürü içerisinde hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini bilmeden, elimizde bir ütopik harita ile hayali sınırlar çizer hayali devletler kurarsak; Biz birilerinin dış siyasetine maşa olmaktan öte,hiçbir somut getirisi olmayan bir takım politik ayak oyunlarına alet olur,Rusya federasyonu ile ilişkilerimize aracı olması beklenen yerel cumhuriyetlerin destabilize olması için her türlü olumsuz propagandayı yaparsak;yönetimleri ve yerel yapıları küçümseyerek,alaycı tavırlarla olmayacak dayatmalarda bulunursak Rusya federasyonu gibi bir dünya devinin bizi ciddiye almasını daha çok bekleriz. Tam aksine olayların normal seyri halinde bile,bizim dönüşümüzü ve yeniden Kafkasya’da güç kazanmamızı istemeyen merkezi yönetime,bu tür olayları bahane ederek önümüzü kesmesi için fırsat vermiş oluruz. Eminim bu saydıklarımın her birisi için Rusyanın ne kadar da zalim antidemokratik,saldırgan vs.vs olduğu gibi bir çok karşı neden sıralanacaktır bazıları tarafından. Fakat benim dikkat çekmek istediğim şey; bu ve benzeri tavırların bize somut olarak getirisinin ne olduğudur. Bu gün elimizde ne var ? Cevabımız “hiç” ise bir sağlama yapalım, ACABA NEDEN ? Türkleri ve Rusları bir yana koyalım şimdilik, doğrudan bizim davranış ve algılayışımızla ilgili konularda soralım kendimize. Bence asıl sorun bizde. Girişte söylediğim gibi, sürekli topu başkalarına atarak her meseleden sıyırıyor, sıyrılıyoruz. Fakat şunu unutuyoruz ne yazık ki;biz sıyrıldığımızı düşünsek de o mesele bizim meselemizdir ve üzerimize düşen cesaretle samimiyetle soruna çözüm aramaktır, meseleden sıyrılmak veya kaçmak değil. Anayurdumuzda veya diasporada insanlarımız “ulus olma-gelecekte de tarih sahnesinde kalma” gibi bir kaygı içerisinde değillerse, bireylerimiz kendi etnik tarihsel kültürel farklılıklarının,bir folklorik nüanstan öte bir şey olduğunu kavramıyor,bunun kendilerine yüklediği sorumluluğu fark etmiyorlarsa ACABA NEDEN ? Bunca yılda anayurduna dönen insan sayısı,bırakın bir vatan bir gelecek kurmayı “orta ölçekli bir kasaba” oluşturacak sayıya ulaşmıyorsa ACABA NEDEN ? Bizler hep söylüyor olmakla birlikte gerçekte anayurdumuza dönmeye pek de istekli değilsek,döneceğimiz topraklardaki kardeşlerimiz de dönüşümüze ilk zamanlardaki kadar hevesli değillerse ACABA NEDEN ? Bu sorular daha uzatılabilir ama,biz şimdilik şu orta yerde duranlara bir cevap arayalım ve şunu asla unutmayalım : Meselelerimizi doğru tanımlamadıkça önereceğimiz çözümlerimiz de doğru olmaz. Eğer üzerine konuştuğumuz sorun Çerkes ulusal sorunu ise, diğer tüm şartlanmışlıklarımızı bir kenara koyup,konuya bu pencereden bakmak zorundayız. Sorunun tanımlanışı ulusal bir nitelik taşımıyorsa,önerilecek çözüm de ulusal bir nitelik taşımayacak demektir. Bu da bizim on yıllardan bu yana süregelen Çerkeslik-Çerkescilik meşgalesinin* niçin bir ulusal hareket karakteri kazanamamış olmasını açıklar sanırım. *Bana göre bizim Çerkesliğimiz, durumumuza uygun ulusal bir tavrın geliştirilmesi, tarih kültür ve ulusal değerlerimizden istifade ile geleceğin yaratılmaı gibi zaruri görevleri kavrayıp gereğini yapmaktan çok; günü kurtarmaya yönelik amaçsız oyalanmalardan ibarettir,bu nedenle de somut hiçbir yararı olmayan boş bir meşgaledir. BU YAZARIN TÜM YAZILARI» 450. YIL YORUMLAR
Ali
{ 07 Şubat 2008, Perşembe }
Ne demek istediğinizi inanın cok iyi anlıyorum yapmamız gerekenin bizden alacağı şeylerin bize getireceginden daha düşük oldugunuda biliyorum ama yapamıyorum yapamıyoruz neden
Metin Karaca
{ 05 Şubat 2008, Salı }
Sayın Ali bey
Başka ülkede yaşıyor olmak tanımınız zaten durumu açıklamak için yeterlidir. Demekki yapılmaıs gereken başka ülkede olmak yerine anavatanda olmaktır. Bir vatan sahibi olmanın insanlara yüklediği bazı fedakarlıklar olacaktır elbette. Mesela burada kurduğumuz düzen bozulabilir. Rahatımız biraz kaçabilir. İşlerimizi silbaştan kurmamız gerekebilir. Bütün bunlar eğer vatan sahibi olmaktan önce ise Diyecek bir şey yok. Sözlerimle sizi suçladığımı düşünmeyin sakın,sadece sizin konu başlığınızın altında düşüncelerimi yazıyorum.
Ali
{ 05 Şubat 2008, Salı }
sayın metin bey elbette ayıramayız ancak ben durumu özetlemek kendi açımdan yapabildigim kadar göstermek istedim ve budurumu düzeltmanin yolunu bulmaya calışalım dewdim yoksa o topraklar her daim vatanımızdır.
ama diyorsunuz ki :Rahatımız bozulmayacaksa kabul edip,sıkıyı görünce reddetmek gibi bir çifte standart olabilirmi sizce. peki bu durum sizce ortada yoksa neden 144.yılında 21 mayıs'ın hala başka ülkelerde yaşıyoruz.
metin karaca
{ 29 Ocak 2008, Salı }
sayın Ali bey
Orada bizi iyi şeyler bekliyorsa vatanımız kötü şeyler bekliyorsa değil diyerek ayıramayızki. Orası vatan. Rahatımız bozulmayacaksa kabul edip,sıkıyı görünce reddetmek gibi bir çifte standart olabilirmi sizce?
ali
{ 29 Ocak 2008, Salı }
Sayın ERGÜN YILDIZ cok yerinde tespitlerde bulunuyor ancak şunu göz ardı edemeyiz ki burdaki insanlar kendine bir düzen kurmuş,nasıl olursa olsun ama bir düzeni, düzenimiz var.
Şimdi diyoruz ki kalkın anavatana dönelim evet dönelimde orda bizi ne bekliyor , burdaki durumumuzun daha iyisi mi, yoksa daha kötüsü mü insanları bir düzün kurdukları yerden başka bir yere dogru sevk etmek bu işe cesaretlendirmek oldukça zor. Yapılması gereken ne mi inanın cevabın kıyısında olsak şu an bu nu tartışmıyor ordaki insanların artık anavatanında -rus egemenliginde de olsa- mutluluklarını tartışıyor olabilirdik.
Kerim
{ 28 Ocak 2008, Pazartesi }
Bence yerinde ve doğru tesbitler.bu arkadaşın açtığı yoldan gidersek çözümlerde kendiğiliğinden ortaya çıkar gibime geliyor.
Çerkezliğimiz her şeyimiz olmalı bizim.kimseye saldırmadan yada kimseye alet olmadan kendi çerkesliğimizi aşama aşama geliştirelim drim ben.
ilyas taş
{ 28 Ocak 2008, Pazartesi }
Sorunlar Ortada Herkeste Gayet Güzel Tanımlıyor. Peki Çözüm Önerisi Olan Var Mı? İlk Adım Sorun Tespiti İdi Dediğim Gibi Bunu Gayet Güzel Hepimiz Yapıyoruz İkinci Adım Ne Olmalı?
Cevdet Yıldız
{ 28 Ocak 2008, Pazartesi }
Görüşlere katılıyorum.Yerinde görüşler.Ama çözüm önerileri,daha anlaşılır bir biçimde ortaya konulmalıdır.
Kafkasya'ya ilk dönüş günlerindeki sıcaklığın ve hevesin,sadece Kafkasya tarafında değil,Diaspora tarafında da kalmadığı görülüyor.Hatalı davranışlar oldu,çok şeyler beklendi.Ama bu hatalar ileride düzelebilir.Önce,her iki taraf, kendimize çekidüzen vermeliyiz. Nalçik'e yerleşmiş,sonra dönmüş ve şimdi vefat etmiş olan bir Ablamız aynen şöyle demişti:Türkiye gibi Müslüman bir ülkeden gelen Adıge delikanlıları geleneklere daha bağlı olurlar,bizimkiler gibi içkici olmazlar diye,en güzel kızlarını bu delikanlılarla evlendirdiler.Ama beter çıktılar. Bu bakımdan içimiz dışımız bir,özverili,başkalarına ve başkalarının haklarına saygılı,ırk ve milliyet ayrımı yapmayan,kendini de eleştiren kişiler olmalıyız.Rusya içindeki cumhuriyetler ve yöneticileri çok önemlidir,değerlidir,onları eleştirebiliriz,ama karalamaya kalkışmamız çok çirkin olur.Onları kenara itemeyiz.Zarar vermiş oluruz.Örneğin,yerel devlet başkanları olan A.Kanoko ve A.Thak'uşın,birşeyler yapabilmek için çırpınan kişiler.Bunları küçümsemeye kalkışmak doğru olmaz,en başta ayıp olur.Ayrıca Rusya Federasyonu kurumu da yapıcı yönden ele alınmalı,aksak ve hatalı yanları,elbette eleştirilmelidir.Örneğin,Vladimir Putin'in Adıge Cumhuriyeti'ne arka çıktığını,sel felaketi sırasında Adıgelere destek yağdırdığını nasıl yok sayarız?Eleştirebiliriz,o ayrı.Nasıl Türk hükümetinin beğenmediğimiz çalışmalarını,daha iyisi yapılsın diye eleştiriyorsak,orayı da öyle eleştirmeliyiz.Politikayı eleştirmekle hakareti bir tutmamalıyız. Bu bakımdan da Sayın yazarın görüşlerini yerinde buluyorum.Selam ve sevgilerimle. YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com