![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
GÜRCİSTAN SEÇİMLERİ VE BORÇALI TÜRKLERİNaciye Saraç Gürcistan’da 05 Ocak 2008’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin kesin sonucuna göre, adaylardan Mihail Saakaşvili, oyların % 52,21’ini alarak seçimi ilk turda kazandı. Gürcistan'da yaşayan Azerbaycan Türklerinin büyük bölümü de erken genel seçimlerden zaferle çıkan Mihail Saakaşvili'ye oy verdi. Kvemo-Kartli ve Tiflis şehirlerinde yaşayan Türklerin % 75'inin oylarını Saakaşvili lehinde kullandıkları belirtilirken, Gürcistan Milli Azerbaycanlılar Kongresi Başkanı Daşkın Gülmemmedov bunun sebebinin Saakaşvili'nin seçim programının Azerbaycan Türklerine diğer adaylardan daha yakın olması olduğunu söyledi: “Çünkü bizim bölgemiz diğer adaylar tarafından fazla bilinmiyordu.” ifadesini kullanan Gülmemmedov, Türk yerleşim yeri Marneuli bölgesinde Saakaşvili'nin % 90 oranında oy aldığını, birleşik muhalefetin adayı Levan Keçeçiladze'ye ise sadece % 5 oranında oy verildiğini kaydetti. Ayrıca, Keçeçiladze'nin seçim kampanyasında sürekli “Gürcistan'da herşey Gürcüler içindir!” sloganını kullandığını ve tutumun Borçalı bölgesinde yaşayan Türkleri olumsuz etkilediğini dile getirdi. Borçalı Türklerinin, Saakaşvili dönemi öncesinde devlet dairelerinde ve diğer sektörlerde, kendilerine etnik ayrımcılık yapılmasına karşın, Saakaşvili döneminde bu tür uygulamalara son verilmesi nedeniyle, Saakaşvili’ye oy verdikleri belirtildi. Borçalı Türklerinin yönetimi desteklediklerini düşünen muhalifler tarafından Borçalı Türklerinin “siyasi şuuru olmayan azınlık” olarak nitelendirildiği ifade edildi. Diğer taraftan, seçimlerden önce Borçalı halkının, muhalefetin bölgelerinde de aktif faaliyet göstereceği, seçmenlere kendi seçim programını ve Borçalı halkına sosyal ve hukuksal açıdan ne tür yenilikler sunabileceğini açıklayacağı ayrıca, seçimlerin demokratik kurallara uygun olarak gerçekleştirileceği beklentisi hakimdi. Ancak, halkın beklentisinin aksine muhalefet seçim öncesinde bölgeye yönelik aktif seçim çalışmalarında bulunmadı. Örneğin, 9.000 nüfuslu Hazbegi ilçesinde seçim konuşması yapan muhalefet temsilcilerinin, yine 9.000 Borçalı Türkünün yaşadığı Sadahlı’ya gitmediği, Borçalı’nın diğer bölgelerinde ise muhalefetin seçim etkinliklerine sadece Gürcülerin iştirak ettiği bildirildi. Neticede, bölgede sadece hükümet, etkin olarak faaliyet göstermiş oldu. Seçimlerde, Rusya, Azerbaycan, Türkiye ve diğer bölgelerde yaşayan Borçalı Türklerinin pasaport numaralarının köy muhtarında bulunduğu ve bu kişilerin adına Saakaşvili’ye oy verildiği bunun dışında, oy kullanamayacak düzeyde ileri derecede hasta olanların veya günümüzde hayatta olmayanların bile seçmen listelerine kayıtlı oldukları belirtildi. Gürcistan Devlet Başkanlığı seçimlerine ilişkin olarak, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) Seçim Gözlem Misyonu (EOM) tarafından hazırlanan ara raporda da, muhalefetin usulsüzlük iddiaları ve resmi sonuçların iptal edilmesine yönelik talepleri nedeniyle seçimler sonrasında da kutuplaşmış siyasi ortamın devam ettiği ve sözkonusu iddiaların özellikle Borçalı Türkleri gibi ulusal azınlıkların yaşadığı bölgelerden kaynaklandığı ifade edildi. Raporda, bu çerçevede, kullanılan oyların % 23'ünün sayımı ve açıklanması süreci kötü ya da çok kötü olarak nitelendirildi. Ayrıca, % 8 oranındaki oy karşılığı seçim protokollerine hile karıştırıldığının gözlemlenmesinin yanı sıra % 21 oy oranında ise ciddi usul hataları tespit edildiği vurgulandı. Ayrıca, seçimlere katılım oranının Merkezi Seçim Komisyonu'nca % 56.19 olarak açıklanmasına karşın, 23 bölge seçim komisyonunda % 100'e yaklaşan katılım oranı dikkat çekici görüldü. Raporda ayrıca, oy sayımının kaos ortamında gerçekleştirildiği, seçim sürecine ilişkin şikayetlerin seçim yönetimi ve mahkemeler tarafından tam olarak ve yeterince incelenmediği belirtildi. Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın, Borçalı Türkleri bugün, bölgeden adaylığını koyanlardan, Rusya’yla vize muafiyeti, sosyal sorunlara ve halka toprak sağlanması konusuna çözüm getirileceği yönünde verdikleri sözleri yerine getirmesini bekliyor. Naciye Saraç Kaynaklar: turkgundem.com
BU YAZARIN TÜM YAZILARI» ADIGEY'DE PARLAMENTO BAŞKANLIĞI SEÇİMİ TARTIŞMALARI YORUMLAR
Naciye Saraç
{ 10 Nisan 2008, Perşembe }
TÜRKİYE GÜRCİSTAN İLİŞKİLERİ BALTALANMAYA ÇALIŞILIYOR
Gürcistan ve Türkiye arasında siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler gün geçtikçe hız kazanıyor. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler de 1992 yılında kuruldu ve işbirliği resmi ve çok taraflı nitelik kazandı. Bu dostluğun pekişmesinde Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum demiryolu hattı, tarihi İpek Yolu gibi projeler de önemli rol oynadı. Diğer taraftan, Türklerin en büyük ikinci etnik grup oldukları az sayıdaki ülkelerden olan Gürcistan’da çok eski dönemlerden beri Ahıska ve Azerbaycan Türkleri olarak nitelendirilen Türk grupları da yaşıyor. Ayrıca, Türkiye, Gürcistan sınırları içerisinde yer alan Acaristan ın özerk statüsünün garantörü durumunda. Türkiye-Gürcistan sınırını belirleyen 13 Ekim 1921 Kars Anlaşması ile Türkiye, Acaristan üzerindeki egemenliğini, halkın kendi kültürel varlığının korunması koşuluyla devretmişti. Diğer taraftan, akraba Türk topluluklarından Osetler ve Abhazlar da Gürcistan sınırları içerisindeki kendi Özerk Cumhuriyetlerinde yaşıyor. Türkiye, ülkede yaşayan, Türklerle bağlantılı tüm bu gruplara yönelik etnik bölücü girişimlerde bulunmaktan özellikle kaçınmıştır. Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü her zaman ön planda tutan Türkiye’nin tüm bu iyiniyetli politikalarına karşın, bazı Gürcüler, Türkiye-Gürcistan ilişkilerini baltalamak amacıyla, Türkiye’de “et¬nik milliyetçilik” faaliyetleri yürütmeye çalışıyor. Lazların, “Müslümanlaştırılmış Gürcü” oldukları tezini savunan bazı Gürcü TV kanalları tarafından zaman zaman Artvin, Rize, Kars ve Trabzon illerindeki Lazların dili, kültürü, gelenekleri, tarihi ve Laz eserleri konuları üzerine belgesel çekimleri yapılıyor ve yayınlanıyor. Türkiye deki Gürcü diasporasının varlığını kanıtlamak amacıyla çekilen belgesellerde, Gürcü kökenli Türk vatandaşları ile röportajların yanı sıra, Gürcü tarihi eserleri, Gürcü kiliseleri ve Gürcü köyleri olduğu iddia edilen yerleşim birimlerine ait görüntüler yer alıyor. Gürcistan’daki bir TV kanalında, Türkiye’deki Gürcü kökenli vatandaşlara yönelik Türkçe ve Gürcüce olarak yayınlanan programda, halkın Gürcüce öğrenmesine ve Gürcü kültürünün tanıtımına yönelik programlara yer veriliyor. Türkiye’deki bazı Gürcü asıllıların kurduğu derneklerin, Gürcü kültür ve sanat faaliyetleri ve kültür festivali adı altında yürüttükleri propaganda faaliyetleri de yine Gürcistan’daki Gürcüler tarafından destekleniyor. Karadeniz bölgesindeki Gürcü kültürünün yanı sıra, bölge halkının Osmanlı döneminde zorla Müslümanlaştırıldığı, yerleşim yeri ve kişi isimlerinin zorla değiştirildiği tezini konu edinen kitaplar yazılıyor. Karadeniz’deki Gürcü ve Laz kökenli halkı kazanmak, Gürcü soy ve kültürlerini yaşatmak amacıyla Türkiye’de kurulan bazı dergi ve internet sitelerinde de yine bu kapsamda yayınlar yapılıyor. Gürcistan’daki Gürcüler tarafından sağlanan maddi destekle Türkiye de yerleşen ve Gürcistan ile bağları bulunan Türk vatandaşlarının, Gürcistan’da yaşayan Gürcü halkının bir parçası olduğu tezi doğrultusunda yayınlanan ve Gürcüce, Lazca dillerinde basılan gazete ve dergilerin, Gürcistan ve Türkiye’de dağıtımı yapılıyor. İki ülke halkı arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel işbirliğini geliştirmek amacına yönelik olarak basıldığı iddia edilen yayınlarda, Gürcü milliyetçiliğini içeren yazılar yer alıyor. Diasporadaki Gürcülerin özellikle Türkiye’de yaşayan Gürcü soylularla da iletişimin geliştirilmesi amacıyla Gürcistan’da kurulan Gürcüce, Türkçe ve İngilizce yayın yapan internet sitesinde de Gürcü kültürünün tanıtılması amaçlanıyor. Gürcistan ve Gürcü kültürüne dair bilgilere yer veren site yurt dışında yaşayan Gürcülerin birbirleri ile iletişimini sağlamak, diaspoara Gürcülerinin Gürcistan’a ve Gürcü kültürüne ilgilerini canlı tutmayı amaçlıyor. Gürcistan’da düzenlenen forum, sempozyum, seminer gibi etkinliklere, ülke dışında en fazla nüfusa sahip Gürcü diasporasının Türkiye’de yaşaması nedeniyle, Türkiye’deki Gürcü dernek ve vakıf gibi kuruluşların katılımının sağlanmasına özel önem veriliyor. Diğer taraftan, Gürcistan’dan Karadeniz’e gelen bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de bölge halkıyla gerçekleştirdikleri sohbetlerde, Lazların da Megrel (Gürcü asıllı) olduklarını, bölge halkının aslen Osmanlı döneminde zorla asimile edilen Gürcüler olduğu yönünde ifadelerde bulunuyor ve halkı Gürcistan a davet ederek, bu konuda yürütecekleri araştırmalarda yardımcı olabileceklerini vurguluyorlar. Gürcü tarih ve kültür tezleri için önemli bir araştırma alanı olarak görülen Türkiye’de Gürcü dilinde eğitim gören öğrenciler de bu doğrultuda yönlendirilmeye çalışılıyor. Doğu Karadeniz Bölgesi nde eğitim verecek özel okullar açılması yönünde de girişimde bulunuyorlar. Bu okullardaki öğrencilerin mezun olmalarından sonra Gürcistan daki yüksek öğrenim kurumlarına gönderilmesi planlanıyor. Türkiye’de etnik Gürcü milliyetçiliği yaratmaya yönelik bu tür girişimlerin, “Türk milliyetçiliği” ile tanınan Karadeniz bölgesinde sonuç vermesinin neredeyse imkansız olduğu aşikar. Diplomatik kaynaklar ise Gürcistan’da yaşayan akraba toplulukların, iki ülke ilişkilerinde bir bağlantı noktası olduğunu vurgularken, Türkiye’de Gürcülük propagandasına yönelik çalışmaların iki ülke ilişkilerini sıkıntıya sokabileceğini kaydediyorlar. Naciye Saraç Global Yorum İnternet Dergisi nsarac@globalyorum.com KAYNAKLAR: Civil Georgia Ajans Kafkas diaspora.ge chveneburi.net YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com