KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

ANADİLİ SORUNU

                                                                                   CEVDET YILDIZ

                                                                                   29 - OCAK-2008

 


   


Ocak 2008'de yayınlanan JİNEPS'in 24.sayısında,Elena Kutarba’nın  "Abazalığın Abazacasız olmayacağını bilmemiz gerekiyor,Anadilini biliyor musun?" başlıklı yazısının çevirisi yayınlandı.Yazıyı,konuya ilgi duyan herkesin okumasını öneririm.Yazı,Abhazya Cumhuriyeti’nde Abazacanın şimdiki durumuna ilişkin,birkaç öğrenci ve öğretmenle yapılmış olan söyleşilere,ayrıca yazarın kendi görüşlerine  ayrılmış.Bunların hepsi,aslında bilindik şeyler.Ama,yine de,konu üzerinde durmakta yarar var,konu sadece Abazaları değil,diğer halkları ve küçük dilleri de ilgilendiriyor.


    Söylenenlerin bazılarını şöylesine vurgulayabiliriz:"Atalarımız  Abazaca okuyup yazma bilmiyorlardı,ama yine de dilimiz yaşayabiliyordu” diyor Sayın Kutarba. Bir öğrenci de,"Konuşmadığımız için dilimiz  yok oluyor,yaşlılar Abazaca konuşmadığımızı öne sürerek bizi suçluyorlar" diyor.Kuşkusuz, bunlar,bireysel söylem ve yakınmalar.Bu bakımdan daha ileriye gitmekte ve konuya eğilmekte  yarar var.


    Yazıdan anlaşıldığına göre,bir bölüm Abaza öğrenci,seçmeli tek dersle sınırlanmış bir Abazaca eğitimi (!) alıyor,üniversite eğitimi ise,filoloji bölümü dışında,tümden Rusça.Bir bölüm Abaza öğrenci ile  Abaza olmayanlar (Rus,Ermeni,Gürcü,vb) ise,Abazaca hiçbir eğitim almıyorlar.Bu durumda  Abazaca eğitim,azınlığın azınlığı tarafından,yani çok az bir öğrenci tarafından alınabiliyor.Maşallahı var,Abaza dilinde  eğitim veremeyen 16 yaşında,genç  ve  bağımsız  bir Abaza Devleti ile karşı karşıyayız.Bu arada genç diyorsak da,Abhazya'nın 71 yıllık bir  Sovyet cumhuriyeti  ‘evveliyatı’ da var.

     İstanbul’da 1923 öncesinde Ermeni Ortodoks Kilisesi’nde kayıtlı olmuş olan Ermeni ailelerin çocukları Ermeni azınlık okullarında okuyabiliyorlar, diğerleri ya da Anadolu’dan İstanbul’a gelen Ermeniler ise kiliseye yeniden kaydolamıyorlar ve   Ermeni okullarına  yazılamıyorlar,bunlar Türk sayılıyorlar ve Türk okullarında okuyorlar (Ama Ermeni oldukları bilindiğinden,yine de ikinci sınıf insan muamelesi görmekten kurtulamıyorlar,bu yüzden birçokları korkudan aslını gizlemeye,Türk adları alıp Türk görünmeye  çalışıyorlardı,tıpkı SSCB'nde olduğu gibi;Türk okulunda Ermeni öğrencilerim olduğu gibi,görev gereği  Ermeni okulunda da bulunmuşluğum  var).Şu durumda,azınlık sayılan Türk Ermenileri bile,bir  yönüyle,Bağımsız Abhazya Abazalarından daha “avantajlılar”,daha çok  dersi anadilinde okuyabiliyorlar.

     Dilin gerilemesinde,karma evliliklerin de   payı var.Dil,ailede,özellikle eşler arasında konuşulduğu sürece yaşar.Anadilinin gerçek anlamda resmi (baskın) dil olduğu  bir yerde karma evlilikler anadili (baskın dil) lehine işler.Ama RF’de,Türkiye ve Arap ülkelerinde süreç,anadili aleyhine işliyor.Abhazya’da da olan  bu.


 


Peki,çözüm  ne olabilir?


 


    Elena Kutarba'ya göre çözüm,"devletin konuya eğilmesi,ilgi göstermesi (..) ve Abazacanın gereken  ölçüde okullarda okutulmasıdır”.Aynen katılıyorum,ama bunlar kemiksiz sözler,yeterince açık değil,ayrıca okul da yetmez,Abazacanın kamu yaşamına da taşınması zorunlu."İlgi gösterilmesi gerekir”  demek de yetmez;bu sözler açık ve ayrıntılı sözler değil (Şeytan ayrıntıda gizlidir).Sorun, ‘büyük birader’ (Rusya)   olabilir mi? Bilemiyoruz.Abhazya'da Abaza,Rus, Ermeni,Gürcü,vb bileşiminden oluşma bir karma nüfus var.Abaza çıkarları yanında,bu bileşke de kuşkusuz dikkate alınmalı.Ama,her ne olursa olsun,Abhazya'nın bir Abaza devleti olduğu da unutulmamalı.Sorun,somut bir biçimde,yani neyin ne olduğu ve nerede ne yapılması gerektiği de belirtilerek,masaya yatırılmalıdır.Yoksa muğlak (açık olmayan) sözlerle çözüm getirilemez ve kitlelere de güven telkin edilemez.Güven,günümüzün en temel sorunlarından biridir.


    Adıgelerin dilinde bir atasözü ya da deyim vardır:"Sızlat,ama iyileştir" biçiminde (Ğeuızi ğexuj/"Гъэузи гъэхъужь").Burada çıban gösteriliyor,ama neşterin (лъао) nereye indirilmesi gerektiği söylenmiyor:Bir Adıge masalında,dişi aslan'ın çıbanı irin toplamış,acı içinde,bir neşter vurulup aslan'ın  acısının dindirilmesi gerekiyor,o zaman aslan süt verecek,bu süt de prensesi iyileştirecek.Ama aslan’a yaklaşmak da yürek işi;sonunda gencin biri neşteri indiriyor,acısı dinen aslan yatışıyor ve süt veriyor,prenses iyileşiyor ve yürekli  genç de  prensesle evlenmeyi hak ediyor…Bizde de,şimdilerde  sorunlara neşteri indirecek cesur,ama aynı zamanda akıllı ve bilinçli gençlere gereksinim var.


     Sonuç olarak,sorunlar,bilimsel ve demokratik düzlemlerde özgürce ele alınmalı,çözüm yolları da,ona göre aranmalı,ürkeklik ve korku duvarı aşılmalıdır.Düzgün girişimlerin inandırıcılığı ve başarı şansı daha fazla olur.


     RF ve bağlı cumhuriyetler anayasalarına göre,Rusça dışındaki  dillerde eğitim,seçmeli dersler biçiminde verilebilir.Şu durumda,okullarda birden çok dersin anadilinde okutulması,RF federal eğitim yasasına aykırı görünmüyor (tabii  bilmediğimiz durumlar sözkonusu değilse).


     Bu çerçevede Abhazya ve Kabardey-Balkarya’da anadili yanlısı bazı adımların atıldığı ya da atılacağı söyleniyor.Bekleyip göreceğiz.


   


Çok yönlü araştırma yapmak,örneklerden  ve deneyimlerden  yararlanmak gerekir


 


   Bu son dönemde,özellikle Türkiye’de hızlı bir bilinçlenme ve toparlanma durumu yaşandığını görüyoruz.Kuşkusuz Kafkasya’da da benzeri gelişmeler  vardır.Belki de üstümüzdeki ölü toprağını atıyor olabiliriz.Bağımsız bir demokratik  çizgide yayın yapan JİNEPS gazetesi ile UZUNYAYLA.COM’un bunda,kuşkusuz birer  onur payı var.Demokrasinin gelişmekte olduğunu gösteren son derece sevindirici bir  durum bu.Gelişmeyi daha da ilerilere taşımak için demokratik ve başarılı örnekleri incelemeli ve bunlardan da yararlanmalıyız.


     Burada bildiğim ve gördüğüm  iki örneği sunmak isterim:1960 öncesi,İngiliz sömürge yönetimi dönemindeki Kıbrıs Türk toplumu.O dönemde Rum-Türk karması köy sayısı  çok.Türklerin  önemli bir bölümü Türkçeyi unutmuş,Rumca konuşuyor,damadı ya da gelini Rum,çocukların kiminin adı Yorgo Mehmet,kiminin de Riçırd Hikmet...Türkçe okul var,ama sayısı az  ve yetersiz.Türk çocuklarının  birçoğu Rum kilisesince de desteklenen Rum okullarında okuyor.


    1960 sonrası,1963  yılı öncesi,yani Rum-Türk birlikteliğine dayalı bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi dönemi.Türk toplumunun eğitim işleri,artık  “Türk Cemaat Meclisi”ne bırakılmış,Rum okuluna gitme durumu sona ermiş.Yaşlı bir Türk,Rum aksanıyla zar zor  Türkçe konuşuyor:“Çocuklar okulda Türkçe okuyorlar,biz de Türkçeyi mecburen onlardan öğrendik” diyor.Düzce'de komşumuz Eski -Çerkes -Taşköprü (Шыхэл1эхьаблэ) köyünde,çok sevdiğimiz ve saydığımız,şimdi rahmetli olan İstanbullu bir Rum gelinimiz (ablamız) vardı (Mekanı Cennet olsun)."Üç çocuğum var,çocuklarım sokağa çıkınca Çerkesçe konuşmaya başladılar,ben de mecburen onlardan  Çerkesçeyi öğrendim" demişti yanımda rahmetli anneme.Yani dil anne tarafından çocuğa öğretildiği gibi,çocuk tarafından da anne ve babaya öğretilebiliyor.Ama bunun için gereken koşulların (zorlayıcı bir ortam ya da bir tür mahalle baskısının) oluşması gerekiyor.


    Geçmişte Abazaca ya da Adıgece konuşma durumu,anadilinin egemen ve rakipsiz (baskın) olduğu geleneksel (etnik) köy  (cemaat)  ortamında sürdürülebiliyordu,orada başka bir seçenek de yoktu.Ama artık bu ortam yok,cemaat (topluluk) de yok.Artık küçükleri ve zayıfları  ezip süpüren ve dünyayı eşitsiz bir biçimde bütünleştirmekte olan bir globalizm (küreselleşme) çağını yaşıyoruz.Globalizme,bir tek,küçük de olsa gerçek resmi diller ve gerekli önlemleri almasını bilen topluluklar uyum sağlayabilir,ayrı bir öğe olarak yaşayabilir ve gelişime entegre olabilirler.Bunu başaramayan  dil ve kültürler artık yaşayamazlar.Bu,bütün bir dünya için geçerli,bunu böyle  bilmeliyiz ve bunun değiştirilemeyeceğini de kavramalıyız.

     Kafkasya'daki yerel yönetimlerin,anadili adına aldıkları şimdiki önlemler,şu durumda, Sayın Kutarba’nın da söylediği gibi yetersizdir (güdüktür) ve asimilasyonu asla durduramaz. Kafkasya’da anadillerinde (birkaç dakikalık,yaz gününde yağmur çiselemesi gibi) bir radyo-televizyon yayını var,ama bunlar  24 saat yayın yapan  Rusça,Türkçe ve Arapça sayısız karşı yayınla kuşatılmış.Yani anadiline yaşam hakkı tanımayan eşitsiz bir 'fırtına' içinde savruluyoruz.O halde ona göre,ciddi ve etkili önlemler alınması gerekiyor.Yani sıradan,kalitesiz,"Dostlar alışverişte görsünler" kabilinden  çalışma ve yayınlarla önlem alınamaz ve rekabet yapılamaz.Ayrıca kalitesizlik kendine güveni de yok eder  (Uzunyayla.Com da,Ergun Yıldız, “Acaba-2”de konuya çarpıcı biçimde değinmiş,mutlaka okunmalı).Bu da bilinmelidir.

    Siyasal baskılar ise işin cabası.Bu konuda da bir örnek:Anadilini kuşatan  kanallar İsrail'de de var, İsrail,RF ve Türkiye’ye oranla çok  daha gelişmiş bir  ülke,asimilasyon için koşullar,orada  daha  da gelişmiş durumda,ama asimilasyon olmuyor.Çünkü orada kötü niyetlilik yok,devlet bir asimilasyon poltikası gütmüyor (İsrail,4 bin nüfusu temsil eden Adıge dil ve kültürünü korumak için yılda 6.5 milyon dolar ayırıyor;Rusya ise,12 bin nüfuslu Karadeniz kıyısı  Şapsığları -Soçi ve Tuapse'deki Şapsığlar- için yılda 80 bin dolar gibi bir "para" ayırıyor),orada gelişmiş bir demokrasi  var,yani siyasal baskı değil,tam tersine siyasal ve kültürel destek var.Adıge olmak İsrail’de aşağılanan değil,normal ve sıradan bir şey,bir Yahudi neyse,bir Adıge de  o.İsrail'de Çerkesçe ya da başka bir dilde konuşana kimse dönüp bakmaz bile.Ama Türkiye’de,Çerkesçe ya da Kürtçe konuşana,çok kişinin pis pis baktığını bol bol görebilirsin.Oluşturulan atmosferden  cesaret alıp başka dilde konuşanlara saldıranlar,cinayet işleyenler ve katillerle gurur duyarak,bayraklı hatıra fotoğrafı çektiren resmi görevliler de görebilirsin.

 

Çözüm:Özgürlük ve Demokrasi


 


     Abhazya'da Abazacaya,şu günlerde bazı öncelikler tanınacağı,Abazaca ders saatlerinin artırılacağı,bazı koruyucu yasalar çıkarıldığı  da söyleniyor (Kabardey-Balkarya’da da bazı adımlar atılıyormuş).Dileriz doğrudur ve gerçekleşir,dileriz Adıgey’deki duruma düşülmez.1992'de Adıgey Devlet Meclisi Başkanı Sayın  Adam Tlıuj   ile görüşmüştüm.Görüşmeyi birçok yerde de yazdım (Л1ы1ужъу Адам/Adam Tlıuj;şimdi RF devlet başkanının Rostov’daki ‘Güney Federal Okrugu’ temsilcisinin Adıgey’deki müfettişidir).Adam Tliuj,Adıgece eğitimin Adıgece konuşulan yerlerde uygulamaya konduğunu,1992-1993'te Adıgece ve Rusçanın bir arada konuşulduğu yerlerde de Adıgece eğitime geçileceğini,ardından sıranın Rusça  konuşulan  yerlere  geleceğini, bu işin  10 yıllık bir takvime bağlandığını söylemişti.Kuşkusuz hedef öyleydi. Ama, “büyük birader”den zılgıt yenmiş olmalı,program kağıt üzerinde kaldı.Bu ve benzeri durumlar,beraberinde büyük bir düş kırıklığını ve güvensizliği de getirdi.Üstelik dürüst bir açıklama ve özeleştiri  olsun yapılmadı,gizlilik ya da ikircikli bir yol tutturuldu.


   Güvensizlik  nedeniyle Kafkas cumhuriyetlerine dönüş  de yok ya da marjinal  düzeyde.Kafkasya’ya gidip gelenler  aptal değil,çok şeyi görüyor ve  muhakeme ediyor.İnsan bir yerden başka bir yere daha iyi bir yaşam umuduyla gider.Bu bir "Altın Kural". Bunu herkesin bilmesinde yarar var.Birçok etkili  Rus'un  (özellikle Slaviyanlar Birliği kafasındakilerin) bir  Adıge dönüşünü  istemediğini de biliyoruz,dahası bazı Ruslar,hala emperyal hayaller (Büyük bir Rus İmparatorluğu hayali) peşinde,bunu da anlıyoruz (bizde de benzeri “büyük” hayaller kuranlar vardır;ama asıl hayalimiz,özgürlük ve demokrasi ,ata mirasını yeni kuşaklara taşımak,boş laf dışında,kültürümüzü tanıtma ve geliştirme olmalıdır).


    Abazaların -de facto da olsa- bağımsız  bir devletleri var.Ama Diasporadaki Abazalar Abhazya'ya dönmüyorlar,bunun nedenleri  iyi araştırılmalı ve sonuçları açıklanmalıdır.En başta dürüstlük ve dostlar arası dayanışma gerekir.Örneğin Abhazya,Diaspora'ya yönelik,Abaza,Abazin, Adıge  ve Kabardey lehçelerinde Radyo-Tv yayını yapabilirdi,ama yapamıyor.Oysa,güven tazelemeyen,umut yaratamayan ve yeni dostlar kazanmayan bir yönetim başarılı olamaz (Bu arada Diaspora'dan Abhazya'ya dönenlerin soyuldukları ve bazı saldırılara uğradıkları gibi iddialar da çok.Bu bindiği dalı kesmek olur.Bu tür iddialar araştırılmalı ve sonuçları dürüstçe açıklanmalıdır).

    Anayurt ve Diaspora’da en büyük tehlike umudun,Adıge,Abaza ve Kuzey Kafkas halkları arasındaki dayanışma ruhunun yitirilmesi olabilir.Yozlaşma büyük,ama yine de umut yitirilmemelidir.Can ve mal güvenliği devletin başta gelen ödevlerindendir.Örneğin,ne denli eleştirsek de Türkiye,dönüşsüz bir aydınlık yola girdi,güven ortamı sağlandı,ne yapılırsa yapılsın,artık Türkiye için bir  geriye dönüş olamaz.Avrupa Birliği kapıları ergeç Türkiye'ye açılacaktır.Rusya’da da,ekonominin geliştiği,buna bağlı olarak olarak da demokrasinin gelişeceği  kuşkusuzdur.Ama paralar kalkınma yerine silahlanmaya mı ayrılacak?Bilemiyoruz.

    Şu sıralarda RF merkezi,yerel birimleri (cumhuriyetleri ve illeri) sıkı denetim ve takibe almış durumda.Kuşkusuz özerkliği kısıtlayıcı ve tekil (üniter) yapıyı güçlendirici bir gelişme bu.Ama geri ve yoksul bölgelerde kalitesiz kişilerin (demagogların) üste çıkacağı da bilinmeli.Merkezin kaliteyi desteklemesi halinde,üst müdahale,belki yararlı sonuçlar da verebilir,Kanada,İngiltere ve Yeni Zelanda'da olduğu gibi.

    En başta,RF’nin çoğu bölgesinde,özellikle de güney bölgelerinde  halk perişan,işsiz,suç örgütleri (hırsızlık,gasp,vb) patlama yapmış durumda,ayrıca tehlikeli fundamentalist (dinci terör) akımlar  da diş gösteriyor.Bütün bunlar,Moskova ve St.Petersburg'daki ölçüde bir demokratik gelişmenin Kuzey Kafkasya'nın köşesinden bile geçmediğini  gösteriyor.Ekonomik sorunlar dağ gibi yığılmış.Özellikle  İnguşya,Çeçenya ve Dağıstan’da  fakirlik ve işsizlik diz boyu.Bu üç bölgedeki 4 milyon (2002'de 4.147.511) ya da 7 Kuzey Kafkasya cumhuriyetindeki 6 milyonu aşkın (2002'de 6.645.859) insan nasıl geçiniyor,bilemiyoruz,gerçekten bir mucize.

     Kabardey-Balkarya'da  toprak sorunu  çözülemiyor,köylü aç,işsiz,kentli perişan,sorunlar süreğenleşmiş,Moskova sanki burayı kendi kaderine terk etmiş gibi.Arazi bölüştürülürse,köylü ailesi başına  50 dönüm düşecek,ama bölüştürülemiyor.Ayrıca globalizm çağında ve Rusya gibi dipsiz bir kuyuda, sermayesiz,donanımsız ve Pazar koşulları oluşmamış  bir  50 dönüm arazi ile ne yapılabilir?Büyük pazarlar mafya denetiminde.Geçmişin kolhozlar deneyimi,köylüyü tembelleştirmiş ve robotlaştırmış,köylü adeta  sürüye dönüşmüş,ekonomik ve ahlaki değerler yara almış.Bütün bunlar bilinen,ama değinilmeyen ve çözüm getirilmeyen gerçekler.

 

Günümüzde globalizmin dayattığı sorunlar aşılabilir mi?

 


     Küreselleşme çağında küçük dillerin yaşatılmalarının artık iyice zorlaşmış olduğunu söylemeliyiz.Üstelik Çerkeslerin yaşadıkları  berbat ülkelerde,devletler eliyle yumuşatılmış asimilasyon politikaları  uygulanıyor (Bu konuda Yeldar Barış Kalkan ve Volkan  Düzenli’nin Jineps’teki yazıları da -sayı 24- okunsa iyi olur).Bu ülkelerde kurbağa misali bir uygulama sözkonusu:Kurbağayı kaynar suya atarsan,sıçrayıp kaçar,ama suyu yavaş yavaş ısıtırsan farkına varmadan haşlanır,asimilasyon da böyle bir şey,bir doğa kuralı.İnsan bedenini saran sinsi bir hastalık gibi,farkına vardırmadan gelir ve öldürür,12 Mart 1971 faşizmiyle noktalanan Kuzey Kafkas dillerinin,vd’nin,neredeyse tek günde toprağa gömülmesi olgusu gibi.Bu bakımdan,uyuşukluğa ve işbirlikçiliğe karşı kesin ve cesur bir tavır konmalı ve bilinçli çalışmalara başlanılmalıdır (Bu arada Kazak ve Karaçayların Adıge tarihini değiştirici nitelikteki girişimleri izlenmeli ve zarar vermeleri önlenmelidir.bk."Adıge maq/Адыгэ макъ" gazetesi,21.02.2008,internet;ayrıca bk."Adıge tarihi ile ilgili bir toplantı",Uzunyayla.Com).   


      Radikal çözüm, zorunlu bir anadili eğitimi,anadilinin ödünsüz kamu yaşamında kullanılması,dil üzerindeki siyasal baskılara kesin bir son verilmesi,dil ve kültür coğrafyasının koruma altına alınmasıyla sağlanabilir.İsviçre’den çarpıcı bir örnek:Bir Kanton kendi dilinin yerini başka bir kantonun dilinin almasına asla izin vermez.Ama  bir İsviçreli,anadili dışında,ikinci bir İsviçre dilini  de (Fransızca,İtalyanca gibi) öğrenmek zorunda.İtalyanca konuşan Ticino kantonunda (eyalet) bir öğrenci anadili İtalyancayı ve onun yanında ikinci bir İsviçre dilini  okumak ya da üç dil (Alman,İtalyan ve Romanş) konuşan Graubünden kantonunda Romanşça okuyan bir öğrenci,duruma göre ya da okulunda hangisi bulunuyorsa, Almanca ya da İtalyanca dillerinden birini de okumak zorunda.İsviçre'de 26 kanton (eyalet) ve bunların alt birimleri olan 3.000 özerk bucak (Gemeinde) birimi vardır,okul müfredatı ve eğitim dili büyük ölçüde bucaklar tarafından belirlenir.Bu sistem sayesinde bir İsviçreli hem anadilini yaşatır,geliştirir ve hem de en az iki İsviçre dilini bilir.

     Oysa bağımsız Abhazya’da,kimse,ulusal dil olan Abazacayı okumak zorunda değil,ama herkes Rusça okumak zorunda.Yoksa Abhazya   bir Rus devleti midir?     

      Abhazya yüzlerce km uzunluğunda  kıyıları olan,Rusya'nın kolayca  feda edemeyeceği stratejik bir bölge.Yani,Rusya, Abhazya’yı ,Abazalar kendi iç sorunlarına öncelik tanıyorlar ve Ruslaşmayı kabu emiyorlar diye kızıp feda etmez,Ruslara,Abazalı ya da Abazasız farketmez,Abhazya lazım;Ruslar bizim gibi kafasız değiller,planlarını uzun vadeli yaparlar ve asla hesapsız  adımlar atmazlar.

     Abhazya,Osmanlı denetiminden çıkıp,1810-1864 yılları arasında,gönüllü olarak Rus koruması altına girmiş,1858’de 94 bin nüfusu bulunan (bk.Hayri Ersoy,Dili,Edebiyatı ve Tarihi ile Çerkesler,İstanbul,1993,s.44) küçük (okrug statülü) bir yer,feodal bir prenslik idi.1864 sonrasında  Sohum okrugu (ilçe) adıyla Kutaisi iline (guberniya),Sovyetler döneminde de Gürcistan’a bağlanmış bir bölge,ama tarihsel ya da  etnik bir Gürcü toprağı değil (1877’de,Abhazya'ya, Türkiye'deki Abaza soyluları öncülüğünde ve onların kullanıldığı şaşırtma amaçlı bir Osmanlı  çıkartması yapılmasaydı ya da Abhazya'dak bazı Müslüman Abazalar da Türk güçleriyle birleşmeselerdi ve böylece Rusların eline güçlü bir koz verip kendi sonlarını kendi elleriyle hazırlamış olmasalardı ve bunun sonucu olarak da Türkiye'ye  toplu bir Abaza göçü yapılmış olmasaydı, Abhazya’daki Abaza nüfusu şimdiki 100 bin nüfus yerine,büyük bir olasılıkla 1 milyon dolayında olabilecekti.1877'de Abazalar gibi soylular yönlendirmesindeki şimdiki Hanefi Müslüman Adıgey Adıgeleri ile tarikatlar -şeyhler-yönlendirmesindeki Şafii Müslüman Çeçenler ve Dağıstanlılar da Türk yanlısı ve Rus karşıtı ayaklanmalara katılmışlardı.Ama daha organize,daha deneyimli ve daha ustaca savunma taktikleri geliştirmiş olan tarikatlar bu yıkımdan  da sıyrılmayı başarmış,olan yine zavallı Abaza ve Adıge yoksul kitlelerine olmuştu.1877-1878 ayaklanmaları,bizim açımızdan henüz  tam incelenmiş ve öğrenilmiş değildir).

       

     Öte yandan Rusya,Abazalara yardım ediyorsa,bu karşılıksız değil,kuşkusuz kendi çıkarı gereğidir.Yani,Abazalar Rusya'nın fazla umurunda değildir,bu bakımdan daha fazla özerklik istiyor,anadiline sahip çıkıyorlar  diye,Ruslar Abazalarla uğraşacak değildirler.Ama pasif kaldıkları takdirde Abazalar kendi kendilerini feda etmiş olacaklardır.Türkiye’nin Trakya bölgesi,adı dışında nasıl Türk ise,Abhazya  da,adı dışında giderek Rus olabilecektir.Bunu  iyi bilmek ve ona göre sağlam bir politika oluşturmak gerekir.


 


Yeni demokratik örnekler nelerdir ve ne yapılmalıdır?


 


   Sonuç olarak,Abhazya’daki  dil politikası  geciktirilmeden,Abazca lehine  değiştirilmeli ve geciktirilmeden uygulamaya konulmalıdır.Anayasal anlamda bir engel bulunacağını sanmıyoruz (RF’de de durum budur,nitekim Kabardey-Balkarya, Adıgece ve Balkarca eğitimi yönünde olumlu bir  adım atmıştır,dileriz bu da bir oyun değildir).En azından ve şimdilik de olsa,Abaza kökenli öğrencilerin tümünü kapsayan bir anadili eğitimine hemen geçilmelidir.Yönetim dürüst olmalı ve bir güven ortamı oluşturmalı,ürkeklik bırakılmalı, yurtseverlerin  sorunları  korkusuzca dile getirebilecekleri bir ortam yaratılmalıdır.Ayrıca Abhazya,şimdiki berbat durumu düzeltip kapılarını sadece Abazalara değil,bütün Kuzey Kafkasya kökenlilere ve zor durumdaki herkese açmalıdır.

      Bütün bunlar güvence altına alındığında ve dönenlere  insanca davranıldığında,Abhazya’ya dönüş gerçekleşebilir.Ama,önce Abazalar,Abhazya’nın başat (egemen) topluluğu,ulusu olduklarını kanıtlamalı ve demokratik bir güven ortamı oluşturmalıdırlar.Eğitimde,Rusça ve Abazaca herkes için zorunlu,Ermenice ve diğer diller de,bu  iki resmi dil yanında, birer  seçmeli ders dili olarak okutulmalıdır (İsrail Çerkesleri resmi diller olan İbranice,Arapça ve İngilizceyi zorunlu,anadili  Adıgeceyi de seçmeli ders olarak resmen okumaktadırlar).İsrail ya da İsviçre,Abhazya için de demokrasiye uygun bir uygulama örneğidir.

   Bütün bunların Abhazya,Güney Osetya ve dahası RF sınırları içinde de geçerli olması için, RF'de demokrasinin geliştirilmesi,İsviçre’deki örneklerin benimsenmesi,ikircikli (faşist) davranışların terk edilmesi,bütün RF ulusları ile Abazaların da RF'deki demokratik güçlerle sıkı bir dayanışma içinde olmaları ve kendilerine çeki düzen vermeleri gerekir.

    Bazılarının dilinden düşmeyen Rus ve RF düşmanlığı ise,en çok da Abaza ve Adıgeler açısından pratik yararı olmayan şeylerdendir.Irkçılık demokratik olmayan ülkelerde geçerli olan bir politikadır,RF ve Türkiye'de  giderek zayıflamaya mahkumdur.Örneğin ırkçılığın dünya çapında eski baş aktörü olan ABD gibi bir ülkede bile,Afrikalı azınlıktan çıkma Barack Obama Başkanlık yarışında başa güreşir düzeye gelmiştir.Rusya'da bir Müslümanın ya da Türkiye'de bir Rum ya da Yahudi'nin benzeri bir destek elde edebileceğini düşünebilir miyiz?Milliyet ve din esasına dayalı ırkçılık (ayrımcılık) anlayışları demokrasi ve yargı bağımsızlığı bulunan ülkelerde güçten düşmektedir.

     Sonuç olarak,DOST VE DEMOKRATİK BİR RF,DEMOKRATİK ÇÖZÜMLERİ DE  ÜRETİR.BUNUN İÇİN RF'DE YARGI BAĞIMSIZLIĞI OLUŞMALIDIR.Tıpkı İsviçre ve Kanada gibi.Kanada’da resmi diller olan İngilizce ve Fransızca yanında,2001-2007 yılları boyunca bütün yerel dil ve topluluklar devletçe tanınmış ve koruma altına alınmıştır.Bu toplulukların kendi “Ulusal Meclis”lerini (national council) oluşturmaları sağlanmıştır.Kanada’nın kuzeyinde Norhwest Territories,Nunavut,Nunavik ve Nunatsiavut (bk.internet) gibi yerli yönetim bölge birimleri kurulmuştur.Kanada’nın orta  kuzeyindeki Nunavut’da  Inuktitut ve Inuinnaqtun dilleri  resmi dil olarak kabul edilmiştir,Kanada’nın  Kuzeybatı Bölgesi’nde de  (Northwest Territories) 9 resmi yerli dili tanınmıştır.Labrador’un kuzeydoğusunda Nunatsiavut,Quebec eyaleti kuzeyinde de Nunavik yerli yönetimi bölgesi oluşturulmuştur.Bu arada Kanada’da sadece 10 kişinin konuştuğu Han language (bk.internet) dili bile tanınıp koruma altına alınmıştır.Bu küçük yerli dilleri kamu yaşamında kullanılıyor ve okullarda zorunlu dil olarak okutuluyorlar.Kanada’daki resmi dillerden  8’ini ve bu dilleri konuşanların sayılarını bildirelim:Chipewyan ya da Dene Suline- 4.000;Cree-50 bin;Dogrib-2.110;Gwich-770;Inuinnaqtun-2.000;Inuktitut-30.000;Inuvialaktun-400-700;Slavey-2.200 (bk.List of official languages by state,Wikipedia).

       Buna karşın Kanada’da  her biri yüzbini aşkın kişi tarafından konuşulan İtalyanca (470 bin),Almanca (438 bin), Çince (853 bin) ve Pencabi dili (271 bin) gibi çok sayıda dile,göçmen dil sayıldıklarından,resmi dil statüleri verilmemiştir;ama bu diller ve daha pek çok dil,Kanada okullarında isteğe bağlı olarak,devlet tarafından  serbestçe okutulmaktadır.Bütün bu dillerde kitap,gazete,dergi,radyo ve televizyon yayınları vardır.Üstelik RF'deki gibi birkaç dakika değil,sınırlamasızdır.

      Kanada yerlilere geniş haklar tanırken,Avustralya yerli Aborijinlerden özür dilerken,RF yönetimi,toprağın asıl yerlisi olan Karadeniz kıyısındaki (Soçi ve Tuapse’deki) Adıge-Şapsığları göçmen Ermeni ve Rumlar gibi görmek istemekte,Şapsığlara 1924-1945 yılları arasındaki özerklikleri geri verilecek olursa,bölgeye başka yerlerden getirilip bölgeye yerleştirilmiş olan ve sayıları Şapsığları aşmış durumdaki Rus,Ermeni,Rum ve diğerlerinin "kızacağı" söylenmektedir (Krasnodar krayı eski valisi Diyakonov,"Nüfusun %4 ya 5'i olan Şapsığlara özerklik verirsek,bölgede yaşayan ve Şapsığlardan çok daha fazla olan Rus,Ermeni,Rum,vb ne demezler diyerek, tepkileri dile getirmişti,bk.Şapsığ Ulusal Rayonu,Vikipedi,internet).

     Günümüzdeki en demokratik örnekler İsviçre ve Kanada’da olanlarıdır.Bu örnekleri izleyecek yerde RF yönetimi,var olanı  yok etmekte,uzun bir tarihsel geçmişi olan ve federasyona sözleşmelerle katılan,kendi yazı ve edebiyat dilleri de bulunan 10 özerk okrug’un 6'sını şimdiden kaldırmış,dillerini de resmi dil statülerinden düşürmüş bulunmaktadır.Sıra,geride kalmış olan  4 okruga gelmiştir.Hedefte  Adıgey ve Altay  gibi cumhuriyetlerin de bulunduğu söylenmektedir (bk.Russia,Wikipedia).


    RF üst kademelerinde (derin devlette) iki eğilim vardır:Aklı başında,dürüst ve demokrat öğeler ile Büyük Rusya hayali peşinde koşan ve kirli geçmişin karanlığından beslenen  emperyal düşünceli öğeler.Bu iki eğilimin,şimdilik  bir denge içinde olduğu anlaşılıyor. Gerici-emperyal  öğeler,2006’da Adıgey Cumhuriyeti’ni ve dilini toprağa gömmeye kalkışmışlardı.Bunu bilmek ve seçimi ona göre yapmak gerekir.


 

 Not:Yazı 07.03.2008'de güncellenmiştir.

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» ABHAZYA VE GÜNEY OSETYA:İKİ YENİ DEVLET
» ABU ŞHALAHO:ÜNLÜ BİLİM ADAMI VE ADİGE YAZARI
» ADIGECE EĞİTİM,ASİMİLASYON DURUMU VE GELECEĞİMİZE İLİŞKİN BİR DEĞİNME
» ADIGECE EĞİTİM,ASİMİLASYON DURUMU VE GELECEĞİMİZE İLİŞKİN BİR DEĞİNME-1
» ADIGECE EĞİTİM,ASİMİLASYON DURUMU VE GELECEĞİMİZE İLİŞKİN BİR DEĞİNME-2
» ADIGEY CUMHURİYETİ (ADIGE RESPUBLİK) -I
» ADIGEY CUMHURİYETİ (ADIGE RESPUBLİK) -II
» ADİGE EDEBİYATI-5
» ALİ ŞOGENTSUK
» ANADİLİ SORUNU
» BİR ADİGE MEVLİTHAN VE KOMPOZİTÖR İLE SÖYLEŞİ;GUSER FAHRETTİN ABATAY -1
» BİR BELİRSİZLİK DÖNEMİNE Mİ GİRİYORUZ...
» ÇERKES ANAYURDUNA DÖNÜŞ
» ÇERKESYA'DA DEĞİŞİK DİNLERLE İLİŞKİLİ YER ADLARI
» PANORAMA
» RUSYA SEÇİMLERİ
» TETERIZ EFENDİM
» TLEPŞ İLE JIG (ÇIGH) GUAŞE *
» TÜRKİYEDE DURUM VE SON GELİŞMELER
» ULUSAL RUH BİZİ BİRBİRİMİZE BAĞLIYOR...

YORUMLAR

Hayri Ersoy  { 08 Eylül 2008, Pazartesi }
Sayın Cevdet Hapi'nin yorumlarına genelde katılıyorum. Ancak bu yıl içinde Abhazya'da gelişen bir olaydan söz etmeden geçemeyeceğim. Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosu, Abhazca'nın Resmi Dil olmasını onaylayarak yeni bir dil kanununu yürürlüğe soktu. Bu kanun özetle sekiz yıl içinde Abhazya'da devletin dilinin tamamen Abhazca olmasını içeriyor. Yani en basit dilekçe bile Abhazca verilmek zorunda olacak. Rusça bu süreç içinde yardımcı dil konumunda. Artık Abhazya'daki tüm Abhaz, Rus, Ermeni, Gürcü okullarında Abazaca zorunlu dil. Sekiz yıllık süreç sonunda Abhazca bilmeyenlerin devlet memuru olması, millet vekili olması vs. hayal olacak. Ancak örneğin millet vekili olmak için bu süreç de beklenmeyecek. Sanıyorum önümüzdeki parlamento seçimlerinden sonra parlamentonun dili Abhazca olacak. Abhazca bilmeyenlere tercüman bulundurma zorunluluğu getiriliyor.


YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
D Ö N Ü Ş
Panorama
Ulusumuzun Başı Sağolsun
Dünden Bu Güne Dönüş - 2
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kentleşme Ve Biz..
Şamil Tayyar'a Soruyorum: Yanlış Konuşan Doğru Anlaşılır Mı?
Bakışları Mülteci
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Kaffed Formunun Zirvesinde
İmam Ahmed'in Mezhebi
Kafkasya Kafkasya Halklarınındır.
Türkiye'nin Birlik Ve Bütünlüğü İçin Son Şans
Derneklerimiz Başkanlarımız Ve Biz
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik