KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

YALÇIN KARADAŞ;BİLİRKİŞİLER NEYİ BİLİRLER?

Yalçın Karadaş

Mimar

 


                                                        Hangisi daha yıkıcı; deprem mi, ahlaksızlık mı?-


Yarısını peşin kalanını banka kredisi ile ödediğim evim oldukça geç teslim edilmişti. Teslim sırasında gördüm ki, bize gösterilen örnek daire ile alakası bile olmayan bir “kalitesizlik” söz konusu. Ne de olsa ben de sonuçta bir mimardım ve olay mahkemeye intikal etti.


Mahkemenin tespit ettiği “bilirkişi” tespite geldiğinde ben de oradaydım. Son derece kalitesiz ve uyduruk yapılmış işi uygun bulan mühendisler aklımı başımdan aldı. İkisi de memurluktan emekli olmuş ve kalitenin ne olduğundan habersiz, ayrıca sonradan öğreneceğimiz gibi, müteahhidin satın aldığı şahıslardı.


Doğal olarak avukatım aracılığıyla kendilerini reddettim.


 


Geçen yıllarda İstanbul Avcılar’da deprem bile olmadan kendiliğinden çöken apartmanı hatırlarsınız. O apartmana da bilirkişiler “olumlu” rapor vermişlerdi. Nasıl olmuşsa büyük mühendislerimizin yıkılmaz raporuna hiç itibar etmeyen doğa binayı çökertivermişti. Bu durumlar insanın aklına öncelikle “bilirkişiler neyi bilirler?” sorusunu getiriyor.


 


Türkiye’nin deprem hattında olduğu ve her an her bölgemizde yeni bir deprem olma ihtimali bu kadar yüksek iken, içinde bulunduğumuz bu dehşetli sorumsuz durum nasıl açıklanmalı? İnsanlarımız nasıl bir ruh hali, para deliliği ve cahil cesareti içinde ki, tüm olanlar bizim için hiçbir şey ifade edemiyor? İşini doğru yapmak, bir bilene sormak, bilime saygı bizden ne kadar da uzak hala?


 


Bundan tam 15 yıl önce, o zamanın gazetelerinden birinde,”deprem geliyor, hazır mısınız?” başlıklı bir makalem yayınlandığında genç bir mimardım henüz. O zamandan kısa bir süre sonra üst üste depremler olmuş ve tüm yazdıklarım bir bir yaşanmıştı. Yazı yayınlandıktan sonra pek az kişi okumuş olsa da 17 ağustos depremi sonrası aynı yazım ve yeni eklenen olaylarla “Kafkasya Yazıları” dergisinde(sonbahar1999-sayı:7)  “Deprem ve Ahlak” başlığıyla tekrar yayınlandı.


 


Boş işlerle uğraştığım ve “inşaat sektörü ile meslektaşlara haksızlık yaptığım” sözlü eleştirilerini de ilk o zaman almıştım, para kazanmanın ilmini öğrenen bazı meslektaşlarımdan.


 


Neyse,”bilirkişi”lere dönelim yine.


 


Üniversite eğitimi biz teknik adamlara mesleğin temel bilgilerini verir. Diploma sahibi olsak da, işimizi yaptıkça mühendis ya da mimar olmayı hak ederiz. Öğrenme ve doğruya ulaşma bir süreçtir ve bu sürece “geçim derdi” yani “para” damgasını vurur. Kimisi mesleğini iyi yaparak gelişir, kimisi de “göz yumarak” ve “düzene uyarak”. Genelde göz yumarak ya da düzene uyarak “gelişmek” ve para kazanmak çok daha kolay bir yoldur ki insanlarımızın çoğu bunu artık idrak etmişlerdir. İşte bu “göz yumarak ve düzene uyarak gelişenler”, daha doğrusu paraya kavuşanlar, kendilerini mesleki olarak geliştirmek diye bir sorunla hiç yüzleşmezler. Bunlardan bazıları da hukuka hizmet edebilmek amacıyla, belli bir yaştan sonra, genellikle de emeklilik sonrası “bilirkişi” olma yolunu seçerler. Getirisi az olduğundan alıştıkları yolsuzluğa devam ederek eski refah seviyelerini korur, çocuklarını özel okullarda okutup, her yıl en az bir kere Uzakdoğu tatiline gidebilirler.


 


İşte bu tiplerin verdiği raporlar ve yaptığı işler hiçbir şekilde doğru olmadığı için, raporlarına rağmen binalar yıkılıverir.


 


Sonra ne mi olur?


Hiiç!; sadece gazeteler ve tv.lar her zamanki haberlerine, onlar da her zamanki işlerine devam ederler. Olan sadece ölenlere ve yakınlarına olur. Bir de toplumun yozlaşmasında atılan emin adımların sıklaşmasına…


 


Kendiliğinden ya da depremle yıkılan binaların asıl yıkılma nedenleri ise şunlardan biri ya da birkaçıdır:


 


-Yanlışa ilk yolu açan yanlışla,  bilimsellikten uzak, tezgah kurmaya ve “birlikte kazanma” -yani kontrol ve uygulamacı ortaklığı-ya  yönelik olarak ihale edilmiştir.


 


-Projesi yanlıştır ve teknik normlara uygun değildir.


 


-Uygulama genellikle denetimsiz ve yine teknik gerekler göz ardı edilerek yapılmıştır.


 


-Yapı denetimi yok denecek kadar azdır ve yapılmışsa da ya bilgisizce ya da rüşvetle yanlış yapılmıştır.


 


-Mal sahibi ucuza mal etme kaygısını her şeyin önüne çıkartmıştır ve bazı malzemelerle, işçilikten “tasarruf” etmiştir.


 


-İnşaat sırasında hiçbir güvenlik önlemi alınmamıştır. Çünkü bu önlemler de maliyettir ve zaten düşük fiyata ihale almanın sırlarından biri de, bu tür “gereksiz” şeylere para yatırılmayacağının hesaba katılmasıdır.


 


-Yapıldıktan sonra sivri zekalı bir esnaf kendine yer açabilmek için kolon ya da kirişlerden bazılarını ortadan kaldırmıştır.


 


-Satın alan genellikle görüntüsü ve fiyatı dışında pek fazla kafasını yormamıştır.


 


-Sorun çıkınca devreye giren bilirkişinin alacağı para dışında bildiği pek bir şey zaten yoktur.


 


-Kiracının işi ise her zaman Allah’a kalmıştır.


 


Tüm bu yanlışlara meydan vermeden iş almaya kalkanlar ise genellikle “hava” almakla yetinmek durumundadırlar.


 


Teknik adamlar olmadan hiçbir yapı inşa edilemez. Ancak, bu yazıya bile itiraz edebilecek, hiçbir kusurlu teknik adam bu ülkede yaptıklarından dolayı ceza almadığı için, yazılanlar bir şey ifade etmez. Konuşup yazarken mangalda kül bırakmayan kurumlar, çıkarları gereği sessizce izlemek ya da hamasi sözler sarf etmek konusunda ise cidden uzmanlaşmışlardır.


 


Yakında gerçekleşecek yeni bir depremde kimin ne kadar doğru iş yaptığı, oldukça pahalı bir şekilde gözler önüne serilecektir.


 


 


 


Ps: takdir edersiniz ki, sözümüz işini doğru yapan onurlu teknik elemanlara ve tüm bilirkişilere değil;  olamaz  da…

 

Yapı Dergisi 312. sayıda yayınlanmıştır

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» ASLİ UNSURLAR VE DİĞERLERİ
» BİZ KİMMİŞİZ!
» CERKES ULUSAL SORUNU VE DONUS HAREKETI
» ÇERKES ULUSAL SORUNU ÜZERİNE GÖRÜŞLER
» DAW DC'EN? (NE YAPMALI?) - 1
» DAW D'CEN-2*
» DAW D'ÇEN-3 SON
» DEMOKRASİ YOLUNDA ENGELLEMELER VE AYDINLARIMIZ
» ISTANBUL DONUSCULERININ GERCEK HIKAYESI
» KAFKAS HALKLARININ ACMAZI: LIDERLIK
» KAFKASYA ICIN DUSUNENLERE YARDIMCI OLACAK KAVRAMLAR LISTESI
» ONCELIKLERIMIZ VE TEMEL PRENSIPLERIMIZ NELER OLMALI?
» ORTA YOL BULMA DENEMESİ-1
» SÖMÜRGE MİRASI: KABİLECİ MİLLİYETÇİLİK
» TÜRKİYE'NİN BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN SON ŞANS
» ULUSALCILAR HEDEF Mİ GENİŞLETİYORLAR?
» YALÇIN KARADAŞ;BİLİRKİŞİLER NEYİ BİLİRLER?

YORUMLAR

yalçın karadaş  { 16 Mayıs 2008, Cuma }
sevgili gülsen merhaba!
adres ya da tel.gibi iletişim bilgilerini şuraya bekliyorum:
kerefs@yahoo.com
sn.editör,
yazımın altında diğer yazılarımı göremiyorum.
wuzınşew
yk

GÜLSEN YENER  { 13 Mayıs 2008, Salı }
internette adigelerin oluşturduğu siteleri dolaşırkenUzunyayla.com'a takıldım. üniversite dönemindeki arkadaşlarımdan yalçın karataş'ın yazısı gözüme çarptı.ben hekimlik yapıyorum. arkadaşımın yakındığı konuları sağlık sektöründe de aynen yaşıyoruz.bilimin ışığında, kaliteli sağlık hizmeti üreterek, insani ve mesleki etik değerleri büyük bir özenle koruyarak işini yapan meslektaşlarımızı bu konunun dışında tutuyorum. zaten ülkemiz ve dünyamız her şeye rağmen yaşanılabilir halde ise, bu her alanda bu şekilde çalışan insanlar sayesinde. yaşamanın, umutsuzluğa düşmeden, öfkeye kapılmadan doğru olduğuna inandığımız ilkeler ışığında yaşamımızı şekillendirmek olduğuna inanıyorum. tüm hemşerilerimize selam, sevgi ve saygılar.Sevoj Gülsen Yener

SELÇUK ALTINYOLLAR  { 29 Nisan 2008, Salı }
Bahsettiğiniz konularda en çok hatayı yapanlar,şehirleri planlayan mimarlar ya da şimdiki adıyla şehir ve bölge plancıları değil mi? depremsellik açısından yerleşim için az katlı (2-3 kat) yapılaşma yapılmasını önerdiğimizde meslektaşlarınız1995 KOBE depremi sonrası 24 katlı yapıları gösteriyorlar.1mayıs işçi bayramıyla uğraşacağına mimarlar odası galiba bu konularla ilgilenmelidirler.Site için biraz fazla mesleki bir konuydu galiba yazınız için teşekkürler.Kayserinin depremselliği de son günlerde bir hayli tartışılıyor. ancak bu siteden belki de her kese açıklamak doğru olmaz.Bu ülkede herşeyi bildiği havası vermeye çalışan ancak hiç bir şey bilmeyen çok bilmişler olduğu ve herkesin her konuda ahkam kestiği sürece her zaman felaket geldikten sonra eyvah denilecektir.

nilgunoztekin  { 02 Nisan 2008, Çarşamba }
artık öyle basit değil ki inşaata bile başlamadan depreme dayanaklılık testi için belediyeye para yatıyor..


YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
D Ö N Ü Ş
Panorama
Ulusumuzun Başı Sağolsun
Dünden Bu Güne Dönüş - 2
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kentleşme Ve Biz..
Şamil Tayyar'a Soruyorum: Yanlış Konuşan Doğru Anlaşılır Mı?
Bakışları Mülteci
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Kaffed Formunun Zirvesinde
İmam Ahmed'in Mezhebi
Kafkasya Kafkasya Halklarınındır.
Türkiye'nin Birlik Ve Bütünlüğü İçin Son Şans
Derneklerimiz Başkanlarımız Ve Biz
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik