![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
BİR ÇOCUĞUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ VE HAL-İ PÜR MELALİMİZ08.04.2008 tarihinde akşam evime döndüğümde eşim televizyonda bir program izliyordu. İçeri girdiğimde hafifçe güldüğünü fark ettim. Aramızda şöyle bir konuşma geçti: - Hayırdır Hatun, niye gülüyorsun? - Şu çocuğa gülüyorum. - “Hangi çocuk? Ne yaptı da güldürdü seni?” demeye kalmadı, çocuk ekrandan kayboldu. Biraz sonra çocuk tekrar ekrana gelince: - İşte şu çocuk, diyerek işaret etti. Baktım 5-6 yaşlarında bir çocuk; babasının yanında oturuyor. - Niçin buradaymış ki çocuk babasıyla? - Adamın eşi evi terk etmiş; adamı eşiyle barıştırmaya çağırmışlar. Çocuk da babasıyla gelmiş. Bu günlerde televizyonların gözdesi ya; karı-kocayı barıştırma vb. programlar! - Peki, çocuk ne dedi de güldün öyle, Hatun? - Programın sunucusu çocuğa: “Ne olmak istiyorsun?” diye sordu da, çocuk: “Polis olmak istiyorum,” dedi. Sunucunun: - “Niçin polis olmak istiyorsun?” sorusuna çocuk: - “POLİS DÖVER!..” cevabını verdi de, ona gülüyorum. Hanım da hayretinden gülüyordu muhakkak bu cevaba; ama ben öylesine de gülemedim. Hemen bundan beş yıl önce ABD’nin Irak’ı işgal ettiği günlerde ilköğretim ikinci sınıfa giden bir öğrenciyle aramızda geçen bir konuşmayı hatırladım. Şöyleydi: - Sen büyüyünce ne olmak istiyorsun Osman? - Amerikan Askeri ! Şaşırıp kalmıştım bu cevap karşısında. Sonra kendimi toparlayıp: - Niçin Amerikan Askeri olmak istiyorsun ki? dediğimde: - “Amerikan Askerleri çok güçlü !” cevabının suratıma şamar gibi indiğini hissetmiş ve neye uğradığımı şaşırmıştım. Bu konuşmamızı çocuğun ailesiyle paylaştığımızda anne-baba da hayrette kalmışlar ve çok üzülmüşlerdi. Aradan iki yıl geçmişti ki aynı aileyi ziyaret ettiğimizde; - Bizim Osman bu defa da İtfaiyeci olmak istiyor, demişlerdi. Bunun sebebini sorunca da: - İtfaiyecilerin yangınlara müdahale ederek insanları kurtardıklarını televizyon ve haber programlarından izlediği için etkisinde kaldı, demişti ailesi. Bu cümleden olarak televizyon haberlerinin ve dizilerinin çocuklarımızın, gençlerimizin üzerindeki etkilerini değerlendirmiş, çok dikkatli olunması gerektiği hususunda hemfikir olmuştuk. O günün akşamında da, aklıma ilk gelen; “4-5 yaşlarındaki bir çocuğun sırf birilerini dövebilmek için polis olmayı istemesinin vahameti” oldu. Sizin için de çok vahim bir durum değil mi bu Allah aşkına? Bana göre çok çok vahim bir durum. Nasıl olur da 4-5 yaşlarında oyun çağındaki bir çocuk böylesine, “adam dövebilen bir konumda” olmayı arzular? Hayretler içerisinde kaldım. Boşuna dememiş atalarımız, “Çocuktan al haberi!” diye. Bu çocuğun bu yaşta böyle bir programda bulunması, ailelerimizin önemli bir kısmının içerisinde bulunduğu vahameti (eşler arasındaki geçimsizlikleri, çocuklarımızın bunlardan nasıl etkilendiklerini); döven birisi olabilmek için polis olmak istemesi de, televizyonlarımızın haber, dizi vb. programları hazırlama ve sunma anlayışının çocuklar üzerinde yaptığı tahribatı göstermesi için yetmez mi? Bana göre, yeter de artar bile! İktidar ve muhalefet partilerimizin genel başkanlarının, diyalogdan yoksun uzlaşmaz tutumları; “öfkeli azgın ana at ve taylarının Yılkıyı (at sürüsü) uçurumdan aşağı düşürmesi” misali devlet kurumlarımızın, halkımızın daha dün iş başına getirdiği iktidar partisine karşı besledikleri husumet ve tahammülsüzlük; bir de iktidar partisinin tutarsız, kararsız, uzlaşmaz, burnu havada tutum ve davranışlarının halkımıza çıkan faturası yukarıda sözünü ettiğimiz küçük çocuğun halet-i ruhiyesiyle ne kadar da örtüşüyor, değil mi? Ey! Her şeyin en iyisini bildiğini ve yaptığını zanneden bazı analar- babalar, liderler, başkanlar, basın-yayın organları, yöneticiler… bu çocuğun halet-i ruhiyesinden alacağınız bir ders yok mu? Bir düşünün lütfen!.. Yeter analarımızın ağladığı; yeter korku içerisinde yaşadığımız; yeter bu kavga-dövüş, çekişme… Bari bundan sonra yeni neslin kurtuluşu için iyi örnek teşkil edebilecek tutum ve davranışlara ve yapılmaması değil yapılması gerekeni yapmaya yönelin artık! Yeter artık, yeter! Bir ülke ilelebet yanlışlarla yönetilemez! 13.04.2008 BU YAZARIN TÜM YAZILARI» "BEN!.."DEDİKÇE KAYBEDENLER YORUMLAR
Okan Öner
{ 16 Nisan 2008, Çarşamba }
Evet yine çok önemli hatta en önemli konuya temas ettiniz. Hani hep diyoruz ya, geleceğimiz çocuklarımız... Bence bütün ana-babalar kendine sormalı: Acaba ben çocuğuma yeterli ilgiyi ve eğitimi verebiliyormuyum? diye.Eğitim ve öğretim diyince hep okul, dershane, sınav ve para geliyor akıllara.Biraz da manevi eğitime yönelsek nasıl olur?
YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com