![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
DEMOKRASI VE INSAN HAKLARI NEREDEAzmi BERBEROGLU Öncelikle bu satirlarin kaleme alinmasindaki gercek niyetin, siyasi bir yaklasimdan cok, yasanan bircok realiteye dikkat cekmek oldugunu belirtmeliyim. Türkiyede sürekli birseyler oluyor, ancak bu olusum ve gelismelerin hicte Demokratik Hukuk Devletine yakistigini, yada bu cagdaslik norm’larina uydugunu söylememiz olanakli degil. Oysa ülkeyi yönetenler sürekli olarak Demokrat olduklarindan, tüm halkin iktidari olmak istediklerinden bahsediyorlar. Insan üzülerek keske söylenenlerin bir kismi dogru olsa diye geciriyor icinden, fakat gercekler hicte öyle degil. Size aktaracagim ilginc bir örnek var elimde, Buna kisaca Mehmet Sait ULUISIK’in hikayesi diyelim; Bir genc kardesimiz ( Mehmet S. Uluisik), askerlik yapmadigi gerekcesiyle TC vatandasligindan cikarilir. Kendisi Almanya’da yasamaya baslar ve bir süre sonrada ALMAN vatandasi olup yasamina devam eder. Yasamini idame ettirmek icin calismak zorundadir ve calisir. Yaptigi is baslangicta sadece ALMAN arsivlerinde arastirma yapmasini gerektirir. Osmanli- Rus iliskileri, Osmanli- Almanya iliskileri ve konunun esasini olusturan , KAFKASYALI Otokton halklarin büyük bölümünün KATLEDILIP, kalanlarininda vatanlarindan sürülmeleri noktasindaki gelismelerin, nasil ve nicin lerine cevap aramaktir. Uzun sure Berlindeki Alman Arsivlerinde hicbir sorunla karsilasmaksizin arastirmalar yapar, belge ve bilgilere ulasir. Neden öncelikle Almanya derseniz, bilindigi üzere Osmanli ve Almanya yasanilan sürecte iyi müttefik idiler. Konumuzu dagitmamak adina bu kisimlarini gecerek, günümüze dönüyorum. Alman arsivlerinde ulasilan bilgi ve belgelerin, karsiliklarinin bulundugu Osmanli arsivlerindede , arastirma yapilmasi ve belgelerin karsiliklarinin bulunmasi gerekmektedir. Bu amacla Uluslararasi incelemeye acildigi TC tarafindan tüm dünya’ya deklare edilen Istanbul’daki Basbankanlik arsivlerinde inceleme yapmak ister. Bana bu sürecte kendisine yardim etmem amaciyla ricada bulunmus, arsiv’den istenilen belgelerin bir kopyalarini tedarik etmesine katki vermemi istemisti. Arastirmayi yürüten kisinin bizzat yapmasinda yarar gördügümüz, bu belge alma isleminin kendisi tarafindan yapilabilme icin yardimci olmaya calistik. Sonuc itibariyle yapilacak is tüm dünyanin incelemesine acilmis olan bir arsiv’den birkac belge kopyasi almakti. Biz ve cagdas dünyanin insanlari böyle düsünüyordu düsünmesine ; ancak bilemedigimiz birsey vardi, bürokrasi bes yildir yapilan atamalarla tam bir sahibinin sesi görüntüsü vermeye baslamis, kendilerini göreve getiren düsüncenin izin vermedigi hicbir düsünceye ise gecit vermiyor. Arkadasimiz Basbakanlik arsivlerinde arastirmalarina basladiginda hersey normal görünüyordu, fakat normal olmayan gelismelerde yok degildi. Sözgelimi ne zaman disariya bir simit almaya vs. ciksa arkasinda bazi gölgelerin, kendini takip ettigini farkediyor, ancak önemsemiyordu. Arsiv‘ de arastirma yapma amacli olarak bir zaman calistiktan sonra belge kopyalariyla birlikte Almanya‘ ya döndü, önceden tedarik ettigi belgelerle karsilastirma calismalarina basladi. Kisa zamanda bazi yeni belgelere ihtiyac oldugu icin yeniden Türkiye‘ye gitmesi gerekiyordu ve bizleri mevcut yönetimin kendinden menkul DEMOKRATLIGI konusunda, üzücü bile olsa bilgilendirdi, ve belgelendirdi. Gitmesine gitmisti ama, havaalaninda kendisini bir sürpriz bekliyordu. Atatürk havalimaninda görevli polisler kendisini hicbir gerekce göstermeksizin alikoydular, isin ilginc yani hicbirsey sormuyorlardi, oysa DEMOKRATIK bir ülkede sizin bir hakkiniz elinizden aliniyorsa, bunun neden ve nicinleri size anlatilir. Mehmet ULUISIK’in neden beni alikoyuyorsunuz..? seklindeki sorularada tatmin edici hicbir yanit vermeden, geceyi havalimanindaki otelde gecirtip, ertesi gün tekrar Almanya’ya SINIR DISI ettiler. Bu sürecte kendisini gözaltinda tutan polis yetkilisine, eger benim bir SUC‘ um varsa bunu bildirin ve Mahkemeye cikartin seklinde talepte bulunduysada, bu talebi yerine getirilmedi, zira birileri yargisiz infaz yapmis, gereken emri vermisti. Görevliler kendi islerinin sadece verilen emirleri yerine getirmekten ibaret oldugunu belirterek, olayi sonucsuz biraktilar. Geceyi Havaalanindaki otelde gecirdikten sonra, kendisine hicbir aciklayici aciklama yapilmadan dönen ilk ucaga bindirilerek SINIRDISI edildi Mehmet Uluisik. Bütün bu olumsuzluklarin yasanmasi esnasinda görevli polislerin son derece nazik davrandiklarinida belirtmemiz gerekiyor. Hicbir soruya yanit alamayan M.S.Uluisik artik SINIRDISI edilmisti, Almanya’ ya gelir gelmez durumu aktardiginda, duyduklarimiza inanamadik, once bir SOK yasadik. ; Zira Mehmet ULUISIK kimseyle problemi olmayan, son derece kendi halinde ve efendiligiyle bilinen bir kardesimizdi, olumsuz birsey olsa bunu bizim mutlaka bilmemiz gerekirdi. Neler yapilabilinir .? sorusuna cevap ararken, üzerinde durulan ve dikkat ettigimiz en önemli husus , bu gelismenin bazi firsatcilar tarafindan TC yi yipratmak adina kullanilmasina firsat vermemekti. Nitekim Öylede yapildi, konuyu istismar edebilecek hicbir yayin kurulusuna veya TV‘ ye herhangibir aciklama yapilmadi. Olayin böyle kapanmasi mümkün degildi, zira meselenin aydinlanmasi zorunluydu. Epey uzun ve yorucu temaslardan hicbir sonuc alinamadi, sonucta acilan DAVA dilekcesinin cevabi olarak ICISLERI BAKANLIGI tarafindan mahkemeye gönderilen cevap yazisiyla gercegin ne oldugu hususunda bizlerde bilgilendik ve SINIRDISI olayinin nedenini ögrendik.. Hükümetimiz tarafindan bu görevlere atanan ÜSTÜN..! Nitelikli bazi görevliler, kimlerin ülkeye YANLIS yapabilecegini, önceden HISSEDIYOR- TAHMIN EDIYOR ve sonrasinda ise dogal olarak dügmeye basilip gerekenler yapiliyordu. Simdi hep beraber bu korkunc gercegi ICISLERI Bakanliginin mahkemeye sundugu resmi yazidan okuyalim. Gerekce: M. Uluisik’in ülkeye uygun olmayan davranislarda bulunabilecegi- yanlis isler yapabilecegi bir görevli tarafindan HISSEDILMIS‘ ti. Evet sasirmayin, gerekce aynen bu sekilde ifade ediliyor. Bu hükümet dönemi demokrasisinde bir görevli ülkeye yanlis yapilacak kisileri ( 6. Hissiyle sanirim) HISSEDEBILIYOR ve buna dayanarak, sözkonusu kisi SINIRDISI ediliyordu. Ne diyelim AKP usulü demokrasi uygulamasida bu. Hernekadar isin ucu kendilerine dokundugunda, gercek DEMOKRASI istediklerini beyan ediyor olsalarda, kendilerinin bizlere layik gördükleri uygulama maalesef bu. Iste ülkemizi yöneten iktidarin yaklasik 6 yildir, devletin bütün kadrolarina doldurdugu kendi yandaslariyla uygulamaya basladigi DEMOKRASI anlayisi sonucunda, Bu ve benzeri sayilamayacak kadar cok , ANTIDEMOKRATIK uygulamalarin hergün yasandigini ve kamuoyunun büyük bir bölümünün bu yasananlardan habersiz oldugu gerceginide belirtmekte yarar var. Olayin bizi ilgilendiren yönü nedir: -Arastirma konusu 1864 ve sonrasindaki SÜRGÜN, 1915 olaylari ve CERKES‘ler -Arastirmayi yapan : Abhaz kökenli bir vatandasimiz. *Bu olaya iliskin tüm bilgi ve resmi belgeler elimde mevcut olup dileyen kisi ve kurumlara yollayabilirim. KAFKASYALILARDAN NE ISTIYORLAR Sonuc itibariyle bu konularda daha cok seyler yazilip- cizilecektir. Saygilarimla, BU YAZARIN TÜM YAZILARI» 143. YIL ve GÖTÜRDÜKLERI YORUMLAR
servet
{ 20 Ağustos 2008, Çarşamba }
İnsanlar birbirleriyle tartışarak cedelleşmeden fikri alışverişte bulunurlar kendi faydalarınadır en azından düşümeye sevkeder ben galiba anlatamıyorum demokrasi beşerin ortaya koyduğu devamlı değişgenlik arzeden kendi varlığının devam etmesi icin desbotluk anlayışını şiar edinmiştir çalışmamayı kim öneriyorki tembellik miskinlik kişinin sorunudur islam anlayışının istemediği eylemdir Allah( cc )insanlara düşünmeyi .üretmeyi akletmeyi çalışmayı ama baz olarak kuranı almağa Dünyaya hakim kılmayı emrediyor biz kalkıyoruz kendi dar kafamızdan uydurduğumuz kurallarla insanları yönetmeğe calışıyoruz hakkı adaleti tesis edemezsiniz diyor biz ederiz diyoruz o zaman sonuca razı olunuz Allah aşkına bakmıyormusunuz smürülen afrikaya ortadoğuya afkanistana ırak demokrasi adına talan edilmiyormu insanı elbette robot gibi yaratmamıştır ana ,kurandır mihenk orasıdır orası baz alınarak şuraya dayalı her türlü uygulama yapılır kardeşlerim özenle seçiyorum kelimeleri elimden geldiği kadar kimseyi kırmadan birşeyler verebilirmiyim diye ben her şeyi bilen kibirden enemi öne almaktan ALLAHA sığınırım ben bir kulum insanları düşünmeğe ufki rüyetlerini genişletmeğe çalışıyorum ben tekrar söylüyorum herkeziin düşüncesine tahammül gösteririm ben bütün izimleri red adiyorum ALLAHI şahit tutuyorum
kul olmağa çalışmaktan başka bir derdim yoktur günde kırk defa fatiha okuyacaksın yanlız senden yardım dileriz yanlız sana inanırız diyecegiz sonrada tağuti sistemlerin peşine düşeceğiz böyle bir dini yok Allahın ben ahde vefa göstermeğe çalışıyorum ne zaman kendimizde inkilabı gercekleştirmeye karar verip ruhi derinliğe sahip olup kendimiz ailemiz komşumuz mahalleimiz şehrimiz topyekün erdemli hayatı koştuğumuzda bu gün gözlerimizin alışıpta bundan başka sistem yoktur hastalığından kurtuluruz ümidiyle diyerek selam ve dua ile
Azmi BERBEROGLU
{ 20 Ağustos 2008, Çarşamba }
Sn Wumar,
Sn Servet, sn. Diger yorumcu kardeslerim, arkadaslarim. Bu köselerde sizlerle paylasilmaya calisilan seyler esas itibariyle, güncel gelismelerdir. Kuskusuz bu gelismeler üzerinden birtakim cikarimlar yapilarak, sistemler üzerinde tartismalarda yapmamiz olanakli, ancak bu tartismalari Forum alanlarinda yapmak ve konuyu dar bir cerceveye yerlestirip, tartismalardan somut cikarimlar, kazanclar elde etmek daha olanaklidir diye düsünüyorum. Diger taraftan, tartismalar esnasinda secilecek sözcüklerin, tartismayi ana fikrinden uzaklastiran ve bireysel seyler olmamasi önemlidir. Sn Servet bana, bazi kitaplari okumami tavsiye ediyor, memnuniyetle okurum, zira Ilim ancak okumakla, arastirmakla ögrenilebilir. Lise yillarinda ögrendigim, Imam-i Azam'a ait bir söz, hep düsturum olmustur. Eger bilmediklerim, birer tas olarak ayaklarimin altina konsaydi, BAS'im ars-i Äla'ya degerdi .Ebu HANIFE Dünyadaki bilinen en Alim Zat olan, imam böyle söyledikten sonra, bizim bildiklerimizin, bilmediklerimiz yaninda cok teferruat kaldiklari, bir realitedir. Meseleyi Demokrasi noktasina tasirsak, Insan haklari ve bireysel özgürlükleri temel referans noktasi alarak, gerceklestirilecek bir Demokrasi uygulamasini, hepimizin yararinadir. Sinirsiz özgürlük yoktur ve eger toplum olarak yasamak isteniyorsa, birtakim kurallar ve yasaklar zorunludur. Öte yandan eger canab-i hak isteseydi, herkesi standart yaratir, bir robot gibi dilediklerini yaptirirdi. Oysa Insan, düsünen ve üreten bir canli olarak yaratilmis ve dünyadaki icraatlarinda kendi iradesini kullanmasi, bizzat yaratan tarafindan istenilmistir. Insanlarin birlikte yasamak icin gelistirdikleri sistemlere karsi cikmak, bir anlamda yaradanin düzenlemesine karsi cikmak degilmidir.Tüm dogrular, icinde bulunulan zaman ve mekanla bagintilidir. Dünya'da degismiyecek tek Realite KUR'AN-I Kerimdir, onun disindaki hersey, yorum-söylem vs hepsi gün kosullari ve zamana göre degisiklik gösterir ve göstermelidir.Aksi halde yasadigimiz cag'in gerisine düseriz. Cevremizde kullanip yararlandigimiz hersey, GAVUR diye tanimladigimiz GAYRI MÜSLIM'lerin yaptiklari ve gelistirdikleri seyler. Bizler ise bunlara bahaneler uydurmakla mesgulüz.Demekki calisan mutlaka hak ettigini aliyor, calismayanlarada bizler gibi bahane üretmek kaliyor. Sistem ne kadar iyi olursa olsun, uygulayicilar cok daha önemlidir. Insanlar dünyevi islerin görülmesi ve kisisel cikarlarinin sözkonusu oldugu hallerde, özellikle ALLAH ve KUL arasina girmemelidir. Bizim esas itibariyle karistirdigimiz ve bizlerin kafasini karistiran olgu budur. ALLAH (C.C) tüm cihanin yaraticisi ve hakimidir, onun partisi, hizibi vs olmaz. Oldugunu söyleyerek bundan kendilerine Siyasi ve Ekonomik fayda saglamaya calisanlar ve saglayanlar, insanligi ALLAH ile aldatanlar sinifindandirlar, Allah islah etsin. Saygilarimla,
servet
{ 20 Ağustos 2008, Çarşamba }
sn Nwotey wumar
Biz sistemden bahsederken elbette onun insanlar tarafından tatbik edileceğini biliyoruz sistemin ilahi olması yani değişmez olmasıdır. çünkü her cağa cevap vereccek mükemmelliğe sahbtir sonra siz niye kararsızlığa acabalara takılıyorsunuz siz bizler gereği gibi islami yaşıyormuyuzki tenkitlere başlıyorsunuz bu bir iman meselesidir ya raba teslim oluruz hayatımız kuranı alırız yada bu gün olduğu gibi bir türlü dünya hatımıza gereği gibi koyumadığımız islami ölülere okumaya devam ederiz işte bu girdapta dolanır dururuz her ki durumda da sonuçlara katlanmak zorunda oluruz bizi yoktan yaratan meydana getiren sizin dünyada başıboş mu bırakacak sanıyorsunuz bize akıl veren idrak etmeyi öğreten o peki bunlar tamamda dünyada ne yaparsan yapmı demiş Allah yani sen göklere aya güneşe yağmura bulutlara bak bize rızık ver aşağıya biz bakaraız yani bizi idare edecek sistemleri demokrasi komünizim kırallık vs )kusura bakmayın benim böyle anlaşmalı ALLAHIN hudutlarını ihlal edici bir düşünce tarzim olamaz ben la ilaha illallah dedim bütün tağuti sistemleri (demokrasi gibi) red ettim Allah'la akid yaptım ahirete kadar da böyle olacak islam hiçbir zaman gökten insanlara paraşütle gelmemiştir eğiterek süreci başlatır bilgiden sonra amele dönüştürür olgunlaştırır zaten adalet özgürlük haka saygı kimsenin kimseye tahakümü olmaz insanca yaşayıp hayat sıtandartlaıından nasibini alarak mutlu olur bunun dışında hicbir sistemde insanlar mesut olmamıştır olmayacaktır. yabancı insanlar bize referans yol gösterici olmaz müminler kardeştir kaynak bellidir mesele oraya yönelmektir ırkı taassuplardan sıyrılarak kaynağa yönelmeli bakın o zaman neler değişiyor selam islami gereği gibi anlayıp içine sindirip hayatına uygulayanlara selam ve dua ile
servet
{ 20 Ağustos 2008, Çarşamba }
SN WOTEY WUMAR { 19 Ağustos 2008,
Biz sistemden bahsederken onun insanalar tarafından tatbik edileceğini biliyoruz sistemin ilahi olması yani değişmez olması. Sistem belli ise tatbikte insanlara düşer eğer gereği gibi tavizsiz uygulanmazsa elbette sizin dediğiniz durumlar oluşur recetei kullanmanıza bağlıdı Bu bir iman meselesidir biz gercekten Allaha inanıyorsak bizim sanatkarımız bizi yaratan meydana getiren sizin Dünyada nasıl mutlu olcağımızı nelere ihtiyacınızın olacağını ancak o bilir çünkü biz adalette dengeyi tuturamıyoruz zilümde ölcüsüz boyutlara ulaşıyoruz kısaca haddi aşıyoruz ( siz yaratıldıktan sonra sizi başı boşmu bırakılacağınızı sanıyhorsunuz diyor emrim üzerine yaşayacaksınız diyor kuranın yasalarını ölülere uygular, okursanız başka bir anlayış cıkar ortaya ölüler dini buda Allahın dini değil kulların yaptığı din olur. Yasa belli Allahın emrini kim tavizsiz tatbik ederse hem bu dünyada hem öbür dünyada rahat edecektir vaad böyledir Siz şu anda Arabistan veya diğer orta doğu ülkelerini örnek almağa çalışmayın kötü uygulama örnek ğösterilemez o saydığınız ülkelerin çoğu Amerika veya başka ülkelerin tahakkümü altındadır orada İslam tam manasıyla yoktur biz oralar için halkı Müslüman ülkeler diyebiliriz buralaradan giri tonlardan bahsedebiliriz buda gecici durumdur bir müddet icindir insanlara tevhidin tebliğ edilmesi eğitilmesi ile oluşacak bir durumdur Demokrasi insanların Allah’ın dininden sistemini uygulama alanında cıkarılması ile oluşturulmuş Zaman ve zemine kültür örf anane ağırlıklı her devlete göre şekillenmiş beşeri bir sistemdir hiçbir zaman insanlığa göreceli özgürlükler dışında tam bir özgürlük getirmemiştir bam teline dokunmaya başladığınızda özğürlüğün sonu gelir dünyadaki uygulamalara bakın demokrasiden en çok bahseden ülkeler sömürücü ülkelerdir Fransa Almaya İngiltere ABD, Rusya getirmiştir Hollanda Portekiz. Churchill’in yorumu anlayışı bizi bağlamaz tağutun askeri zaten bize referans olamaz tağuti olmayan Allahın sistemidir kim onu geregi gibi yaparsa karşılıgını alacaktır O zaman Dünya özgür olacaktır islami kültürün oluşmasıyla zalime karşı direnme direnme karşı koyma şuuru oluşacaktır .elbette bunlar bir sürectir teblig safhası nefislerde arınma ahlaken olgunlaşma adaletten sapmama sağlam karakterli toplum olduğumuz zaman Allah siz bu yükü götürebilirsiniz diyerek islamı bıze bahşedecektir biz şimdi nasılsak neye layıksak bu şekilde idareciler tarafında idare ediliyoruz örnek alcagımız en güzel uygulama peygamber v e sahabe zamanıdır onlar kuranla yaşıyorlardı karşılığını alıyorlardı peki şimdi varmı böyle uygulama derseniz işte giri tonlar bunlardır. İnsan fıtratını kuran bize anlatıyor sizi en güzel şekilde yarattım diyor ama onu insanlar çeşitli tezgahlarda değiştiriyorlar hadis bu gereksiz fıkhı tartışmalar faydasızdır fıkhı faydalı insanların anlayacağı özden kopmayan tartışmalar faydalıdır hakkınızı helal edin istemiyerek kırıcı bir söz ettimse Selam dua ile
WOTEY WUMAR
{ 19 Ağustos 2008, Salı }
Aslında Doğrular Ve Yanlışlar vardır
Doğru yapılanlar ve yanlış yapılanlar vardır Doğru şekildekiler ve yanlış şekildekiler vardır Doğru adamlar ve yanlış adamlar vardır ... Bir sistemden bahsederken biri ak biri kara gibi polemik yaratan bir ifade bizi bir yere goturmez. şöyleki elinde mızrak olanı tehlikeli ve kötü, elinde gül tutanı güvenilir ve iyi önyargıları çok tehlikeli ... Zira, insan tipi ve yaklaşımı çok önemli iken kabaca semboller, sloganlar ve eldeki bayrağın rengi ile yetinmecilik bizim taraf ak sizin taraf kara diye bir ön yargıyı sunuyor bize ... nedir demokrasi? sınıfcı yunandaki sadece soyluların kendi aralarında çıkar kavgası oluşmasın diye karşılıklı sınırlarını belirlemek için ortaya çıkarttığı şeymidir yoksa imparatorluklar ile idare edilirken alt katmanların isyanlaraı ile ortaya çıkan fransız devrimi ve diğer mücadeleler ile ortaya çıkan sürecin eseri olan demokrasimi yoksa Churchillin dediği gibi çok kotu bir idare sistemi ama bildiğimi an az kotü sistem dediğimi? yoksa, medaya ve paranın patronlarının oyunun tüm kurallarını koyduğu vahşi kapitalizmin ezilen sınıfların önüne susturucu olarak attığı bir kemik parçasımıdır? Peki tağuti olmayan sistem nedir? iranmı, afganistanmı, suudimi, osmanlı sistemimi, kimin sistemi? yada usame bin ladin ve benzerlerinin ortaya çıkardığı direnişin hedefi olan düzenmi? kim nasıl neyi belirleyecek? en küçük fıkhi bir konuda bile büyük ayrılık içinde olanların bu denli ağır siyasi konuları dini referans alarak çözmeleri mümkünmü? yoksa Din bir politik sistem olarakmı ele alınacaktır? her şeyde ak ve karamı var gri tonlar ne olacaktır? Islami bir rejim derken, halifeler dönemideki ortaya çıkan politik durummu savunuluyor yoksa, akabindeki takip eden hanedanlıklarmı? Krallıkmı, sultanlıkmı, Hilafetmi, Demokrasimi hangisi iyidir ve neye göre iyidir? iyi dediğimiz referansı kabaca Kuran demek yerine açmamız mümkünmüdür? Ahlakımızı değiştirmeyimi yoksa sistemi değiştirip insanları sistem ile dönüştürmeyimi umacağız ? Peki Kendi nefislerinizde olanı değiştirmedikce Allah sizin durumunuz değiştirmez ayetine ne anlam yükleyeceğiz? Peygamber güzel ahlakı tamamlamak içinmi yoksa devlet kurmak içinmi gönderilmiştir? Evet zor bir çok soru ve sorun var ve Ademden bu yana insanoğlunun sürekli boğuştuğu ve insanlık tarihi boyunca üretilen tüm iyi şeyler referansını islamdan almıyormu acaba? peki islam tarihi ile insanlık tarihi arasında bir fark yoksa neden insanoğlunun birçok birikimi direkt olarak red ediliyor eldeki bayrağa veya orjine bakılarak? Zehir çok alınırsa öldürür az alınırsa bir işe yaramaz, kıvamında ölçülü alınırsa şifa olur, ne zaman nasıl niçin gibi birçok kriteri hesaba katmadan sistem eleştirisi yapmak sığ tartışmalara itemezmi bizleri? Tağuti sistem vs söylemlerin sık yapıldığı afgan-pakistan bölgesi sunni islamcıların neden bu bolgede müthiş bir cehalet, sefalet, katliam, kargaşa ve suç olduğunuda açıklamaları gerekmezmi? herkes herşeye açıklama nasıl getirecek? insan fıtratından bu kadar basit bahsetmek kolaycılık olmuyormu biraz? insandaki iyilik duygularımı yoksa kötülük duyguları dahiğl herşey fıtratmı kabul edilecek? FITRAT nedir ve bilimsel bir açıklamasıda varmıdır bunun? Özgürlük ve demokrasinin neyi insanın fıtratına ters düşer? neyi kim nasıl sınırlandıracaktır? devlete itaat etmek bunları kısıtlamıyormu? peki özgürlük olmassa nasıl neyi düzletiriz? Soru çok ve kavga etmeden sövmeden gereksiz kibir dolu avunmacı savunmacı bir yaklaşım göstermeden tartışabilimek gerekir her ne fikri savunursak savunalım...
servet
{ 18 Ağustos 2008, Pazartesi }
çileme teşekür ederek başlıyorum cevabıma iyi anlamışsın kardeşim daha geniş ufki inkişaflara dileğiyle size gelince Azmi kardeşim sizin isdediğiniz şekilde düşünmeğe hakkınız var bu düşünme hakkını bize ve size Allah veriyor farkında değlsiniz insanın yaratlışıyla bütün özgür düşünme akletme haklarıda verilir buna kimse mani olamaz olursa tağutun ta kendisidir demekorasinin tasarlanıp niye dünya gündemine geldigini lütfen biraz tarih okuyun ben daha öncede yazdım benin düşünce kaynağım Rab olarak bildiğim Allahtır obana ögretti .kurandan benim sistemim dışında hiçbir sistemi tutmuyacaksın alkışlamıyacaksın ona destek vermiyeceksin zalim rejimlere asla sevgi beslemiyeceksin sebeb bu reşimler bırkısım insanları basamak yapıb tahakküm altına almaktır( demokrasi.kominizim sosyalizim vs etrafınıza bakmıyormusunuz bu rejimler herkese zülüm ediyor diyorsunuzki demokrasi sayesine konuşabiliyorsunuz işte bize ne kadar müsade edilirse o kadar konuşuruz sevgili kardeşim şayet bana kırılmazsan biraz kuran la demokrasiyi karşılaştırma babına kitaplar mevcuttur onlarla biraz ilgilenirsen ben şahsen çok sevinirim bu sitede illa cevap verme önceliğinden sıyraılarak doğrulara yönelme bakımından atak olmak gerekir diyorum sizi dualarıma ortak etmek dileğiyle
selem ve dua ile
Azmi BERBEROGLU
{ 17 Ağustos 2008, Pazar }
Sn. SERVET,
Yorumunuzu yanlis anlamamis olmak adina iki kez okudum, DEMOKRASI insan fitratina (karakterine)aykiri bir rejim diyorsunuz. Bu noktada sizinle tamamen farkli düsünüyorum. Demokrasi TAM olarak insan karakterine uygun, insana INSAN gibi yasayabilme olanagi sunmayi hedefliyor. Bu tartismayi DEMOKRASI oldugu icin yapabiliyoruz. Demokrasinin uygulama eksiklerinden , iyiniyetli olmayanlarin, demokrasiyi kendi amaclari icin kullanmalarindan yakinabilirsiniz, bu anlasilabilir. Ancak DEMOKRASI disinda INSAN gibi ve Kardesce yasamayi saglayacak bir baska rejim henüz kesfedilmis degil. Saygilar,
Çilem
{ 16 Ağustos 2008, Cumartesi }
Bu siteye gidim gireli böyle kısa ve net yorum yapmamıştım Hay ağzına sağlık Sayın Servet Bu din bezirganlarına artık geçit vermemeli dini kullanan sömürgeciler.
servet
{ 03 Ağustos 2008, Pazar }
Demokrasi tamamen insan fıtratına aykırı bir terim olup insanlara Allahın Rab sıfatını kullanıp onları terbiye eden şöyle yaşıyacaksın böyle giyineceksin şu kadar ibadet edeceksin şu kadar düşüneceksin diyerek müslümanın özgür ortamını engelleyip edilgen hale getiren tağuti sistemi biraz daha ayakta tutmanın gayreti içindedirler İnsanları kurandan Allahın alanından cıkartıp sömürü sistemlere köle eden zihniyet, ortak olan demokrasi sihirbazları sözüm ona bize din oğretmeye çalışan sistemin gönüllü memurları hesab günü hesaplaşacağız Allahın müslümana emir ettiği düzen dışında hibir tağuti düzen uyulmaz red edilir aynı Hz İbrahimin ateşini söndürmeye çalışan karınca gibi yollara düşüp tavır almak gerekir lütfen demokrasiyi olduğundan başka göstermeğe çalışmasın kimse ,uygulama budur ne zaman sonuçlar kuralları koyanlar tarafından alehte olmaya başlayınca eldeki helvalar yenir aynen Hz ömer başında gecenler gibi
şimdilik bu kadar hiç kimseye hakaret etmeden kimsenin hukuk alanını ihlal etmeden tartışmaya var cedelleşmeye haır selam v e dua ile
Orhan NUGAY
{ 20 Temmuz 2008, Pazar }
Evet.demokrasi ve insan hakları... Bu kavramlar o kadar çok, yerli-yersiz ve ilgili-ilgisiz her zaman ve zeminde kullanılıyor ki... Artık neredeyse içleri boşaltılarak anlamsız hale getirilme amacı mı güdülüyor diye düşünmeden edemiyoruz.
İşin bir başka garip tarafı da, bu ve benzeri kavramları kimler ne kadar çok seslendirip tekrar ederse, bunların gerçekten siyasi,sosyal ve iktisadi hayatımızda da gerçekleştiğini/yürürlükte olduğunu zannetmeleri... Toplumun da buna inanmasını beklemeleri ve dayatmaları da bir o kadar ilginç. Bu tavır ve bakış açısı bile aslında başlı başına yeterlidir,söz ile eylem arasındaki ters orantıyı görebilmemiz için. Neyi, nasıl anlamamız gerektiği hususunda standartları da vermiş oluyorlar böylece.Özellikle demokrasi ve insan hakları gündeme gelince elbette öncelik(!) onlara ait. Yurttaşlar ise ilkokul 1.sınıf öğrencisi pozisyonunda. Acaba sorun kimde ve hangi anlayışta? Oysa gelinen şu noktada artık, bu kavramların neyi ifade ettiğini,neden ve nasıl ortaya çıktığını,hangi mücadeleler sonucu bu aşamaya gelindiğini anlayacak,kavrayacak düzeye toplumun geldiğini görüyoruz.İnsanlık tarihi buna tanıklık etmektedir. Ama hala öğrenmesi gerekenler ile iktidar ve gücü elinde bulunduranlar topluma reşit olmamış çocuk muamelesi, yapmaktan hoşlanmaktadırlar(Bu durumdan vatandaşların da fazla rahatsız olmadıklarını da ifade etmek gerekiyor). Demokrasi ve insan haklarının alt yapısını ve koşullarını hazırlamakla yükümlü, sorumlu olanlar ile bu hususta topluma söz ve taahhütte bulunanlar, ne hazindir ki, işlerine ve amaçlarına hizmet ettiği ölçüde hararetle ve tekelci bir anlayışla, bu kavramları gündeme getirip reklamını yapmakta fakat bir türlü işin özüne inmemektedirler.Eylem aşamasına bir türlü geçilemememektedir, nedense! Bilindiği üzere, güç ve iktidar sahibi olmak, bir o kadar da riskli ve tehlikelidir.Sorumluluğu ağırdır.Buna talip olanlar, camdan bir evde oturmayı kabul etmiş demektir.Dolayısıyla onu kullanmak bilgi,beceri, vizyon ve alt yapı gerektireceği de muhakkakdır. Şu halde teslim edilen bu muazzam kudreti insanlığın,toplumun hayrına ve yararına kullandığımız ölçüde anlamlı, kutsal ve emanetin gereğini yerine getirmiş oluruz. Bunun da yolu eleştirilere hoşgörüyle tahammül edebilmemizden geçiyor.Dinlemezsek öğrenemeyiz ve karşımızdakini anlayamayız.Anlamadan da iletişim kurmak olanaksızdır. Tahammül göstermek,dinlemeye ve anlamaya çalışmak... İletişim kurmak, insan haklarının egemen olduğu demokrasilerde geçerli ve insan haklarının abc sidir.Peki, özgürlüğün, barışın ve düşünce hürriyetinin olmadığı; eleştirilmeye müsamaha gösteremeyen,saldıgan bir üslupla hareket eden birisinden bu kavramları dinlediğinizde neler hissiyoruz acaba! O nedenle toplumla sağlıklı ve seviyeli bir iletişim kurmak özünde, medeni bir cesareti ve alt yapıyı gerektirir.Aslında çok da önemlidir bu diyalog, kıymetini bilen için. Çünkü bugün için hoşumuza gitmeyen ama gelecekte hak verebileceğimiz fikir ve görüşlere tahammül göstermeyi ancak bu şekilde öğrenebiliriz. Eleştiriye katlanıp dinlemeyi öğrenmekten ve buna kendimizi alıştırmaktan başka çaremiz de yok gibi gözüküyor. Rehabilitasyon dönemi ne kadar uzun olursa sıkıntı da büyüyecek anlaşılan.Çünkü, nimete evet, külfete hayır ikilemi gizlenemiyor,artık. Boşuna söylenmemiş bazı laflar! Örneğin,Dost acı söyler. gibi. Acı duymak istemediğimiz için galiba hem dostlarımız azalıyor ve sorunlarımız artıyor hem de çözüm bulamıyoruz bir türlü. Kısaca,bu kavramlar, soyut birer cümleden ibaret kalmaya devam edecek mi etmeyecek mi? Edecek ise, işimize ve hoşumuza giden/gidecek fikir ve görüşlerin önünü açıp onları seslendirerek kaprislerimizi ve komplekslerimizi tatmin edenleri göklere çıkarmaya devam edelim; etmeyecek ise ehliyete,liyakata ve bilgi ile bilimsel gerçeklere göre şekillenen bir anlayışı yani kurallar rejimi diyede tanımlanan demokrasiyi yaşam biçimi hale getirelim,artık. Ne dersiniz? Güzel bir kaç sözle bitirelim yorumumuzu, sabrınıza sığınarak; İlki, Salatalığa hıyar demekle adı değişiyor sadece; tadı değişmiyor. İkincisi de, Y.EMRE'den, Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen. Esen kalın.
TOKU
{ 20 Nisan 2008, Pazar }
MALESEF COK ACI ,VATAN DASLARIMIZIN PEK COGU DEMOKRASIYI TAM OLARAK BILMEDIGI ICIN BASIMIZDAKILER KENDI FIKIR DEMOKRASISINI UZERIMIZDE UYGULAMAK TADIRLAR BU DA COK TEHLIKELI ATLIMDIR.AMA ONLARIN DA IMPARATORLUGU BITECEK TIR ELBET.SABIRLI OLMAMIZ ONLARIN MASKARALIKLARINI ORTAYA CIKARMAMIZ...EN ONEMLISI BERABER OLMAMIZ LAZIM.
COK UZGUNUM AMA:BIZIM DEMOKRASIMIZDE YARIM HUKUK DEVLETI OLMAMIZDA. BU DA BASIMIZA GELMIS VE GECMISTE KILER TURKIYE DE YASAYAN HERKEZLE OYUNLARINI OYNAMISLARDIR BUDA TALIHSIS TURKIYENIN KADERI OLMUSTUR MALESEF. YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com