KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

DEMOKRASI VE INSAN HAKLARI NEREDE

Azmi  BERBEROGLU


Öncelikle bu satirlarin kaleme  alinmasindaki gercek niyetin,  siyasi bir yaklasimdan cok,  yasanan bircok realiteye dikkat cekmek oldugunu belirtmeliyim.



Türkiyede sürekli birseyler oluyor,   ancak bu olusum  ve  gelismelerin  hicte  Demokratik  Hukuk Devletine yakistigini, yada bu cagdaslik norm’larina  uydugunu söylememiz olanakli degil.  Oysa  ülkeyi yönetenler sürekli  olarak Demokrat olduklarindan,  tüm halkin iktidari olmak istediklerinden bahsediyorlar. Insan üzülerek keske söylenenlerin  bir kismi dogru olsa diye geciriyor icinden,  fakat gercekler hicte öyle degil.
Size aktaracagim ilginc bir örnek var elimde,
Buna kisaca Mehmet Sait  ULUISIK’in  hikayesi  diyelim;
Bir genc kardesimiz ( Mehmet  S. Uluisik), askerlik yapmadigi  gerekcesiyle  TC  vatandasligindan cikarilir. Kendisi Almanya’da yasamaya baslar ve bir  süre  sonrada  ALMAN  vatandasi  olup  yasamina devam  eder.
 Yasamini idame ettirmek icin calismak zorundadir ve calisir. Yaptigi is baslangicta sadece ALMAN arsivlerinde arastirma yapmasini gerektirir.  Osmanli- Rus iliskileri, Osmanli- Almanya iliskileri  ve konunun  esasini  olusturan , KAFKASYALI  Otokton  halklarin  büyük bölümünün  KATLEDILIP, kalanlarininda  vatanlarindan  sürülmeleri  noktasindaki gelismelerin,  nasil ve  nicin lerine cevap aramaktir.
Uzun sure Berlindeki Alman Arsivlerinde hicbir sorunla karsilasmaksizin  arastirmalar yapar, belge  ve bilgilere  ulasir. Neden öncelikle Almanya  derseniz,  bilindigi üzere Osmanli ve Almanya yasanilan sürecte  iyi müttefik idiler.  Konumuzu dagitmamak adina bu kisimlarini gecerek, günümüze dönüyorum.  Alman  arsivlerinde ulasilan bilgi ve belgelerin, karsiliklarinin bulundugu Osmanli  arsivlerindede ,  arastirma yapilmasi  ve belgelerin  karsiliklarinin bulunmasi  gerekmektedir.
Bu  amacla Uluslararasi  incelemeye  acildigi TC  tarafindan  tüm dünya’ya deklare edilen Istanbul’daki  Basbankanlik arsivlerinde  inceleme yapmak  ister.  Bana bu sürecte kendisine yardim etmem  amaciyla  ricada bulunmus,  arsiv’den istenilen belgelerin  bir kopyalarini  tedarik etmesine  katki vermemi istemisti. 
Arastirmayi yürüten kisinin bizzat yapmasinda yarar gördügümüz,  bu belge alma isleminin  kendisi tarafindan yapilabilme icin yardimci olmaya  calistik.  Sonuc itibariyle  yapilacak is tüm dünyanin  incelemesine acilmis  olan bir  arsiv’den birkac  belge kopyasi  almakti. Biz  ve cagdas dünyanin insanlari böyle düsünüyordu  düsünmesine ;  ancak bilemedigimiz birsey vardi,  bürokrasi bes yildir yapilan atamalarla tam bir sahibinin sesi görüntüsü vermeye  baslamis,  kendilerini  göreve getiren düsüncenin  izin  vermedigi  hicbir düsünceye  ise gecit vermiyor.
Arkadasimiz  Basbakanlik  arsivlerinde  arastirmalarina basladiginda  hersey  normal  görünüyordu, fakat normal olmayan gelismelerde yok degildi.   Sözgelimi  ne zaman disariya bir simit almaya vs.  ciksa arkasinda  bazi gölgelerin,  kendini  takip ettigini farkediyor, ancak önemsemiyordu.
Arsiv‘ de  arastirma  yapma  amacli olarak bir zaman calistiktan sonra belge  kopyalariyla  birlikte Almanya‘ ya döndü,   önceden tedarik ettigi belgelerle karsilastirma calismalarina basladi.  Kisa zamanda bazi  yeni belgelere ihtiyac oldugu  icin yeniden Türkiye‘ye  gitmesi gerekiyordu  ve  bizleri  mevcut  yönetimin kendinden menkul  DEMOKRATLIGI  konusunda,  üzücü  bile  olsa  bilgilendirdi,  ve belgelendirdi.
Gitmesine gitmisti ama,  havaalaninda  kendisini  bir sürpriz  bekliyordu.  Atatürk  havalimaninda  görevli polisler  kendisini   hicbir gerekce göstermeksizin  alikoydular,   isin ilginc yani  hicbirsey  sormuyorlardi,  oysa DEMOKRATIK  bir  ülkede sizin  bir  hakkiniz  elinizden  aliniyorsa,  bunun  neden  ve  nicinleri  size  anlatilir.
  Mehmet  ULUISIK’in  neden beni alikoyuyorsunuz..?  seklindeki  sorularada  tatmin edici hicbir yanit vermeden,  geceyi havalimanindaki otelde gecirtip,  ertesi gün tekrar Almanya’ya  SINIR DISI ettiler.
Bu sürecte   kendisini gözaltinda tutan polis yetkilisine,   eger  benim  bir  SUC‘ um  varsa bunu bildirin  ve  Mahkemeye  cikartin  seklinde talepte  bulunduysada,    bu  talebi  yerine  getirilmedi,  zira birileri  yargisiz infaz  yapmis,  gereken emri  vermisti.  Görevliler  kendi  islerinin  sadece  verilen  emirleri   yerine  getirmekten  ibaret  oldugunu  belirterek, olayi  sonucsuz  biraktilar.
Geceyi  Havaalanindaki  otelde  gecirdikten  sonra, kendisine  hicbir  aciklayici  aciklama  yapilmadan dönen ilk  ucaga  bindirilerek  SINIRDISI  edildi  Mehmet Uluisik.   Bütün  bu olumsuzluklarin  yasanmasi  esnasinda  görevli  polislerin  son derece  nazik  davrandiklarinida  belirtmemiz  gerekiyor.  
  Hicbir soruya  yanit  alamayan M.S.Uluisik  artik   SINIRDISI  edilmisti,    Almanya’ ya gelir gelmez  durumu  aktardiginda,  duyduklarimiza  inanamadik,    once bir SOK  yasadik. ;  
Zira Mehmet  ULUISIK  kimseyle  problemi  olmayan,   son  derece  kendi halinde  ve   efendiligiyle  bilinen  bir  kardesimizdi,   olumsuz  birsey  olsa  bunu  bizim mutlaka   bilmemiz  gerekirdi.  
Neler   yapilabilinir .?  sorusuna  cevap  ararken,   üzerinde  durulan  ve  dikkat  ettigimiz  en  önemli  husus  ,  bu  gelismenin  bazi  firsatcilar  tarafindan  TC  yi  yipratmak  adina kullanilmasina  firsat  vermemekti.   Nitekim  Öylede  yapildi,  konuyu  istismar  edebilecek  hicbir  yayin  kurulusuna  veya  TV‘  ye  herhangibir  aciklama  yapilmadi.
Olayin  böyle  kapanmasi  mümkün  degildi,  zira  meselenin  aydinlanmasi zorunluydu.  Epey  uzun  ve  yorucu  temaslardan  hicbir  sonuc  alinamadi,  sonucta    acilan DAVA  dilekcesinin  cevabi  olarak   ICISLERI  BAKANLIGI  tarafindan  mahkemeye   gönderilen  cevap  yazisiyla    gercegin  ne  oldugu  hususunda  bizlerde  bilgilendik    ve  SINIRDISI  olayinin  nedenini  ögrendik..
Hükümetimiz   tarafindan  bu  görevlere atanan  ÜSTÜN..!  Nitelikli  bazi  görevliler,  kimlerin  ülkeye  YANLIS  yapabilecegini,  önceden HISSEDIYOR- TAHMIN  EDIYOR  ve  sonrasinda ise  dogal  olarak  dügmeye  basilip  gerekenler  yapiliyordu.
Simdi  hep beraber  bu  korkunc  gercegi  ICISLERI  Bakanliginin mahkemeye  sundugu  resmi  yazidan okuyalim.  Gerekce:   M. Uluisik’in  ülkeye  uygun  olmayan  davranislarda  bulunabilecegi-  yanlis  isler  yapabilecegi  bir  görevli  tarafindan  HISSEDILMIS‘ ti.    Evet  sasirmayin,   gerekce  aynen bu  sekilde ifade  ediliyor.   Bu  hükümet dönemi  demokrasisinde  bir  görevli  ülkeye   yanlis  yapilacak  kisileri ( 6. Hissiyle sanirim) HISSEDEBILIYOR  ve  buna  dayanarak,  sözkonusu  kisi  SINIRDISI  ediliyordu.   Ne  diyelim  AKP  usulü demokrasi  uygulamasida  bu.    Hernekadar  isin  ucu  kendilerine  dokundugunda,  gercek  DEMOKRASI  istediklerini  beyan  ediyor olsalarda,  kendilerinin  bizlere  layik  gördükleri  uygulama  maalesef  bu.
Iste   ülkemizi  yöneten  iktidarin  yaklasik  6  yildir,  devletin  bütün  kadrolarina  doldurdugu  kendi  yandaslariyla  uygulamaya  basladigi  DEMOKRASI  anlayisi  sonucunda,     Bu  ve  benzeri  sayilamayacak  kadar cok ,  ANTIDEMOKRATIK  uygulamalarin  hergün  yasandigini   ve  kamuoyunun   büyük  bir  bölümünün  bu  yasananlardan  habersiz  oldugu  gerceginide  belirtmekte  yarar var.  Olayin bizi ilgilendiren yönü nedir:
-Arastirma  konusu  1864 ve  sonrasindaki SÜRGÜN,  1915  olaylari  ve  CERKES‘ler
-Arastirmayi yapan : Abhaz  kökenli bir vatandasimiz.

*Bu  olaya  iliskin  tüm  bilgi  ve  resmi  belgeler  elimde  mevcut  olup  dileyen  kisi  ve  kurumlara yollayabilirim.


   KAFKASYALILARDAN   NE  ISTIYORLAR
Mevcut  yönetimin  ülkeyi  nasil bir  DEMOKRASI  anlayisi ile  yönetmek  istedigine  iliskin  baskaca  somut  uygulamalarda    var  ve  sürekli  yenileride  yasanmakta.  Konu  halklarimizi  yakindan  ilgilendirdigi  icin  arastirmaci  Mehmet S. ULUISIK   örnegini  sizlerle  paylasmistim,  ikinci  olarak  gündeme  siparisle indirildigi anlasilan    bir  baska olaya  deginecegim.
Hepimizin  bildigi  meshur  bir  sorusturma  var.  Adi  „ERGENEKON „  sorusturmasi. 
En  belirgin  özelligi  ise,   nedense  aylardir  bir  türlü  IDDIANAMENIN  tamamlanamamis  .. ve  beraberindede  su  an‘ a kadar  hickimse  hakkinda  RESMI  bir  SUCLAMA  yapilip,  yargilama  sürecinin  baslamamis  olmasi
Bir  türlü  kimin  neyle  SUC’lanacagina  karar verilemiyor,  karar  verilemiyor  ama,  bizim  DIN’ci  basin sürekli  birseyler  yazip-ciziyor.  Hedefler  gösteriyor  ve  isin  dahada  ilginc  yani ,  SORUSTURMA  ASAMASINDA  tamamen  gizli  kalmasi      zorunlu  olan bilgi  ve  belgeler  ,  kamuoyunu  yönlendirmek  adina  bir  sürü  ASPARAGAS  haber,   belirli  gazeteler   ve  bunlarin    KÖSE YAZARLARI  tarafindan, piyasaya  sürülüyor.   Hani  tam  bir  CAMUR  AT, YAPISMAZSA  IZI  KALIR  olayi.
Evrensel  HUKUK’un  en  temel  kurallarindan  bazilarini  bu  uygulamacilara  hatirlatmakta  yarar  var.
-  SANIKLAR-SUCLU  oldugu  ispatlanincaya kadar SUCSUZDUR’lar.
-  Her  birey  eylemlerinden  SAHSEN  sorumludur.
Ama  burada  dahada  ilginc  olan,  olaylara  karistigi  iddia  edilen  bazi  kisilerin ( ki sayilari  toplam  gözaltina  alinanlarin  % 5  ini  bulmuyor) ,  mensubu  oldugu  HALK  kitleleri,  bir  anlamda  delilsiz-ispatsiz   SUCLANIYOR..Kisiler,  kurumlar  ve Ülkeyi  olusturan   Halk’lardan bir kesimi ( onlarin  deyimiyle  CERKES’ler ve ABHAZ’lar) insafsizca ZAN  altinda  birakiliyor.  Bir  anlamda  gözaltina  alinip  sorgulananlar  arasinda  bulunan  birkac  kafkasya  kökenli  vatandasin  bulunmasi  nedeniyle,  ellerinden  gelse  tüm  CERKES’leri  SANIK  sandalyesine  oturtacaklar.    Böyle  bir  uygulamaya  normal  DEMOKRASILERDE  biraz  zor  rastlanir, bizde  ise  suyun  basindakilerin  anlayislari  maalesef  bu. 
 Uzun  zamandir  cesitli  vesilelerle  CERKES’ler   üzerinden  birtakim  tezgahlar  cevrildigi  yorumlari yapilmakta idi, ( Hatta  1915  olaylarinda  Ermeni  vatandaslari  katledenlerin  CERKES’ler  ve  KÜRT’ler  oldugu yolunda  ASPARAGAS  haberler   yayiliyordu)  bu  olayinda   bu cercevede  degerlendirilmesi, daha  anlasilabilir  olmasini  saglayabilecektir.
  Öte  yandan   emniyet  icerisinde  yeteri  derecede  güclendiklerini  düsünen  F.GÜLEN  grubunun  ,  güclerini   sinamak  adina  halklarimiza böyle  bir  tezgah  hazilanmis  oldugu  izlenimi ,  epeyce  agir  basan bir  argüman  olarak  zihinlerimizi   tirmalamaktadir.   Bu  uygulamalarla  ülkeyi  yönetenlerin,  kendileri  gibi  düsünmeyenlere  nasil  bir  uygulamayi  reva  gördükleri  bir  kez daha  gün  isigina  cikmaktadir . Fakat  unutmamalari  gereken  bir  gercegi  hatirlatmakta  yarar  var,   Hak  ve  Hukuk’u  cigneyenlerde,  birgün   mutlaka  HUKUK’a  ihtiyac  duyacaklardir.
Bu  DRAMATIK  gelismeleri  sizlere  biraz  Trajikomik  hale  getirerek  aktarmaya  calisacagim.
  Kullanilan  aracin  adi  Samil  TAYYAR.  Sözkonusu  yazar  savciligin  yaptigi  sorusturmayla  ilgili  olarak,  Savcilik  disinda  hic kimsede  olmamasi  gereken ( Mahkeme  asamasina kadar  tüm  sorusturmalarda  gizlilik  esastir)  bilgilere  sahip   oldugunu  belirterek..!,  kendi  boyutlarinin  cok  üzerinde  bir  iddialar   manzumesiyle,   Ülkede  yasayan   genelde  tüm Kafkasyalilari,  özelde  Cerkes’leri  yine  suclamaya calisiyor.  Bu  arada  kendince  CERKES-ABHAZ  ayrimi  yapmayida  ihmal  etmiyor,  kimlerden- hangi  nedenlerle  sizdirildigi  belli olmayan  haberlere  gore..Ki  bu  haber  bana  birinci  olaydaki  gerekceyi  animsatti (  birincide  HISSEDILIYORDU,  bu  olayda’da  böyle birsey olsa gerek).
“”Büyükler  icin  yazilan MASAL  söyle:
Mucid  yazarimizin  HISSI’ne  gore,  Türkiyede  yasayan  CERKES’ler-ABHAZ’ lar  oturup  bu sürecte  neler  yapacaklarini  tartisirken,  akillarina  birden  Gizli  Örgütcülük  yapmak  gelir,   hemen  organizasyona  girisirler,   ülkenin  her  yaninda gizli  örgütler  kurup,    acilislarida  muhalif  parti  baskanlarina  ve  yetkililerine  yaptirmayi  ihmal  etmezler.
Kendilerine  ordu’ nun  generalleri  ve  emeklileride  üye  olur- tüm  devlet  kademelerinde  görev  yapmis  bir  sürü  etkili  ve  yetkili  zevatta  aralarina  katilirlar.
Burada  cok  ilginc  bir  gelisme  yasanir,  kendilerine  KAFKASYA   yöresinden  bir  isim  bulamayip,  taa  orta asya’ya  giderek,  ERGENEKON’a  ulasirlar.( Bu  gidisin AT  sirtinda mi.? yoksa  baska  bir  vasita  ile mi.? yapildigi arastirilmakta  olup,  aydinlatildiginda  tekrar  kamuoyuna  bilgi  sunulacaktir.) Bize  olsa olsa  böyle  bir isim  yakisir  diyerek örgütlenmelerine  bundan  böyle  ERGENEKON   demeye  karar  verirler. ( Rivayete  göre  epey  sert  tartismalarda  yasarlar).
Ünü  SINIRLARI  asan  bu  organizasyon,    savcilarimizin dikkatinden  kacmaz,  aylarca  süren  KISA .. ! bir  arastirma-sorusturma..!   sonrasinda  örgüte  iliskin  su  carpici  bilgilere  ulasilir. Bilgiler  hemen  mucid  yazarimiza  ulastirilir, mucid  yazarimiz  haberlerin  dogrulugunu  teyit  etmek  icin  üc gece  ISTIARE’ye  yatar,  gördügü  rüyalarin  yorumlarindan  olayin yüzde yüz  gercek  oldugu kanaatine  varir  ve  hemen  kamuoyu  ile  paylasir.  Kendisiyle  röportaj  yapan  bir  gazeteciye, sorulan bir  soru  üzerine  su  cevabi  verir.
- Rüyamda  ispiyoncularim  bana  bu olayin  ikinci  Cerkes ETEM  vakasi  oldugunu  söylediler,  olayin  vehametini  anlayabiliryormusunuz..!”””””””
Degerli  okurlar  yukaridaki  MASAL’danda  anlasilacagi  üzere ,  Bu  TEZGAH’ lar,   bazi  kesimlerin..!!   zevahiri  kurtarmak istemelerinden  ve  ülkede  yasayan  Kafkasya  kökenli  halklari   birtakim  tertiplerin  icerisindeymis  gibi   gösterme  gayretlerinden  baska  birsey  degildir.
Biz  buradan Zaman  Gazetesine  ve Yazar Samil  TAYYAR’ a bir  cagri yapiyoruz.
Elinizde somut  bilgi  ve  belge varsa ( ki olmayacagini biliyoruz) aciklayin, aksi  halde sizi MÜFTERI  ilan edip,  gercek  yüzünüzün-tertipciliginizin  tüm  kamuoyunca  bilinmesini  saglayacagiz.
 Bu  tertipcilere  karsi hepbirlikte  sesimizi  yükseltmemiz  ve  onlarin  bu  süfli  cabalarini  bosa  cikartmamiz  gerekmektedir.  Biliyoruz ki,  sadece  hakli  olmak  yetmiyor,  ayni  zamanda  hakliligimizi  herkese  anlatmak gerekiyor. Kafkasyalilar  üzerine  bu güne  degin  epey  oyunlar  oynanmis  ve oynanmayada  devam etmektedir.


Sonuc  itibariyle  bu  konularda  daha  cok  seyler  yazilip- cizilecektir. 
Benim  sizlerin  dikkatlerinize  sunmak  istedigim sey,  ülkeyi  yönetenlerin  nasil  DEMOKRAT  olduklari ve  DEMOKRASI  anlayislaridir. Eskilerin deyimiyle , bunlarin  yaptiklarina „ Kendine Müslüman olmak“  denilebilir.
Tanri bizleri  bunlarin  DEMOKRATLIKLARINDAN   korusun.


Saygilarimla,

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» 143. YIL ve GÖTÜRDÜKLERI
» ABHAZYA DEVLET BASKANI BAGAPS'in TC SEYAHATI
» ABHAZYA KONGRE NOTLARI
» AVRUPA PARLAMENTOSUNDA CERKES GÜNÜ ETKINLIGI
» AVRUPALI CERKESLERDEN, AVRUPA PARLAMENTOSUNDA KONFERANS
» DEMOKRASI ve INSAN HAKLARI NEREDE
» ONORE ETMEK ve SONUCLARI ÜZERINE
» SADECE SÜRGÜN'MÜ..!

YORUMLAR

servet  { 20 Ağustos 2008, Çarşamba }
İnsanlar birbirleriyle tartışarak cedelleşmeden fikri alışverişte bulunurlar kendi faydalarınadır en azından düşümeye sevkeder ben galiba anlatamıyorum demokrasi beşerin ortaya koyduğu devamlı değişgenlik arzeden kendi varlığının devam etmesi icin desbotluk anlayışını şiar edinmiştir çalışmamayı kim öneriyorki tembellik miskinlik kişinin sorunudur islam anlayışının istemediği eylemdir Allah( cc )insanlara düşünmeyi .üretmeyi akletmeyi çalışmayı ama baz olarak kuranı almağa Dünyaya hakim kılmayı emrediyor biz kalkıyoruz kendi dar kafamızdan uydurduğumuz kurallarla insanları yönetmeğe calışıyoruz hakkı adaleti tesis edemezsiniz diyor biz ederiz diyoruz o zaman sonuca razı olunuz Allah aşkına bakmıyormusunuz smürülen afrikaya ortadoğuya afkanistana ırak demokrasi adına talan edilmiyormu insanı elbette robot gibi yaratmamıştır ana ,kurandır mihenk orasıdır orası baz alınarak şuraya dayalı her türlü uygulama yapılır kardeşlerim özenle seçiyorum kelimeleri elimden geldiği kadar kimseyi kırmadan birşeyler verebilirmiyim diye ben her şeyi bilen kibirden enemi öne almaktan ALLAHA sığınırım ben bir kulum insanları düşünmeğe ufki rüyetlerini genişletmeğe çalışıyorum ben tekrar söylüyorum herkeziin düşüncesine tahammül gösteririm ben bütün izimleri red adiyorum ALLAHI şahit tutuyorum
kul olmağa çalışmaktan başka bir derdim yoktur
günde kırk defa fatiha okuyacaksın yanlız senden yardım dileriz yanlız sana inanırız diyecegiz sonrada tağuti sistemlerin peşine düşeceğiz böyle bir dini yok Allahın ben ahde vefa göstermeğe çalışıyorum
ne zaman kendimizde inkilabı gercekleştirmeye karar verip ruhi derinliğe sahip olup kendimiz ailemiz komşumuz mahalleimiz şehrimiz topyekün erdemli hayatı koştuğumuzda bu gün gözlerimizin alışıpta bundan başka sistem yoktur hastalığından kurtuluruz ümidiyle diyerek
selam ve dua ile

Azmi BERBEROGLU  { 20 Ağustos 2008, Çarşamba }
Sn Wumar,
Sn Servet,
sn. Diger yorumcu kardeslerim, arkadaslarim.
Bu köselerde sizlerle paylasilmaya calisilan seyler esas itibariyle, güncel gelismelerdir.
Kuskusuz bu gelismeler üzerinden birtakim cikarimlar yapilarak, sistemler üzerinde tartismalarda yapmamiz olanakli, ancak bu tartismalari Forum alanlarinda yapmak ve konuyu dar bir cerceveye yerlestirip, tartismalardan somut cikarimlar, kazanclar elde etmek daha olanaklidir diye düsünüyorum.
Diger taraftan, tartismalar esnasinda secilecek sözcüklerin, tartismayi ana fikrinden uzaklastiran ve bireysel seyler olmamasi önemlidir.
Sn Servet bana, bazi kitaplari okumami tavsiye ediyor, memnuniyetle okurum, zira Ilim ancak okumakla, arastirmakla ögrenilebilir.
Lise yillarinda ögrendigim, Imam-i Azam'a ait bir söz, hep düsturum olmustur.
Eger bilmediklerim, birer tas olarak ayaklarimin altina konsaydi, BAS'im ars-i Äla'ya degerdi .Ebu HANIFE
Dünyadaki bilinen en Alim Zat olan, imam böyle söyledikten sonra, bizim bildiklerimizin, bilmediklerimiz yaninda cok teferruat kaldiklari, bir realitedir.
Meseleyi Demokrasi noktasina tasirsak, Insan haklari ve bireysel özgürlükleri temel referans noktasi alarak, gerceklestirilecek bir Demokrasi uygulamasini, hepimizin yararinadir.
Sinirsiz özgürlük yoktur ve eger toplum olarak yasamak isteniyorsa, birtakim kurallar ve yasaklar zorunludur.
Öte yandan eger canab-i hak isteseydi, herkesi standart yaratir, bir robot gibi dilediklerini yaptirirdi. Oysa Insan, düsünen ve üreten bir canli olarak yaratilmis ve dünyadaki icraatlarinda kendi iradesini kullanmasi, bizzat yaratan tarafindan istenilmistir.
Insanlarin birlikte yasamak icin gelistirdikleri sistemlere karsi cikmak, bir anlamda yaradanin düzenlemesine karsi cikmak degilmidir.Tüm dogrular, icinde bulunulan zaman ve mekanla bagintilidir. Dünya'da degismiyecek tek Realite KUR'AN-I Kerimdir, onun disindaki hersey, yorum-söylem vs hepsi gün kosullari ve zamana göre degisiklik gösterir ve göstermelidir.Aksi halde yasadigimiz cag'in gerisine düseriz.
Cevremizde kullanip yararlandigimiz hersey, GAVUR diye tanimladigimiz GAYRI MÜSLIM'lerin yaptiklari ve gelistirdikleri seyler. Bizler ise bunlara bahaneler uydurmakla mesgulüz.Demekki calisan mutlaka hak ettigini aliyor, calismayanlarada bizler gibi bahane üretmek kaliyor.
Sistem ne kadar iyi olursa olsun, uygulayicilar cok daha önemlidir. Insanlar dünyevi islerin görülmesi ve kisisel cikarlarinin sözkonusu oldugu hallerde, özellikle ALLAH ve KUL arasina girmemelidir. Bizim esas itibariyle karistirdigimiz ve bizlerin kafasini karistiran olgu budur.
ALLAH (C.C) tüm cihanin yaraticisi ve hakimidir, onun partisi, hizibi vs olmaz. Oldugunu söyleyerek bundan kendilerine Siyasi ve Ekonomik fayda saglamaya calisanlar ve saglayanlar, insanligi ALLAH ile aldatanlar sinifindandirlar, Allah islah etsin.

Saygilarimla,

servet  { 20 Ağustos 2008, Çarşamba }
sn Nwotey wumar

Biz sistemden bahsederken elbette onun insanlar tarafından tatbik edileceğini biliyoruz sistemin ilahi olması yani değişmez olmasıdır. çünkü her cağa cevap vereccek mükemmelliğe sahbtir sonra siz niye kararsızlığa acabalara takılıyorsunuz siz bizler gereği gibi islami yaşıyormuyuzki tenkitlere başlıyorsunuz bu bir iman meselesidir ya raba teslim oluruz hayatımız kuranı alırız yada bu gün olduğu gibi bir türlü dünya hatımıza gereği gibi koyumadığımız islami ölülere okumaya devam ederiz işte bu girdapta dolanır dururuz her ki durumda da sonuçlara katlanmak zorunda oluruz

bizi yoktan yaratan meydana getiren sizin dünyada başıboş mu bırakacak sanıyorsunuz bize akıl veren idrak etmeyi öğreten o peki bunlar tamamda dünyada ne yaparsan yapmı demiş Allah yani sen göklere aya güneşe yağmura bulutlara bak bize rızık ver aşağıya biz bakaraız yani bizi idare edecek sistemleri demokrasi komünizim kırallık vs )kusura bakmayın benim böyle anlaşmalı ALLAHIN hudutlarını ihlal edici bir düşünce tarzim olamaz ben la ilaha illallah dedim bütün tağuti sistemleri (demokrasi gibi) red ettim Allah'la
akid yaptım ahirete kadar da böyle olacak islam hiçbir zaman gökten insanlara paraşütle gelmemiştir eğiterek süreci başlatır bilgiden sonra amele dönüştürür olgunlaştırır zaten adalet özgürlük haka saygı kimsenin kimseye tahakümü olmaz insanca yaşayıp hayat sıtandartlaıından nasibini alarak mutlu olur bunun dışında hicbir sistemde insanlar mesut olmamıştır olmayacaktır. yabancı insanlar bize referans yol gösterici olmaz müminler kardeştir kaynak bellidir mesele oraya yönelmektir
ırkı taassuplardan sıyrılarak kaynağa yönelmeli bakın o zaman neler değişiyor

selam islami gereği gibi anlayıp içine sindirip hayatına uygulayanlara

selam ve dua ile

servet  { 20 Ağustos 2008, Çarşamba }
SN WOTEY WUMAR { 19 Ağustos 2008,

Biz sistemden bahsederken onun insanalar tarafından tatbik edileceğini biliyoruz sistemin ilahi olması yani değişmez olması. Sistem belli ise tatbikte insanlara düşer eğer gereği gibi tavizsiz uygulanmazsa elbette sizin dediğiniz durumlar oluşur recetei kullanmanıza bağlıdı

Bu bir iman meselesidir biz gercekten Allaha inanıyorsak bizim sanatkarımız bizi yaratan meydana getiren sizin Dünyada nasıl mutlu olcağımızı nelere ihtiyacınızın olacağını ancak o bilir çünkü biz adalette dengeyi tuturamıyoruz zilümde ölcüsüz boyutlara ulaşıyoruz kısaca haddi aşıyoruz ( siz yaratıldıktan sonra sizi başı boşmu bırakılacağınızı sanıyhorsunuz diyor emrim üzerine yaşayacaksınız diyor kuranın yasalarını ölülere uygular, okursanız başka bir anlayış cıkar ortaya ölüler dini buda Allahın dini değil kulların yaptığı din olur. Yasa belli Allahın emrini kim tavizsiz tatbik ederse hem bu dünyada hem öbür dünyada rahat edecektir vaad böyledir

Siz şu anda Arabistan veya diğer orta doğu ülkelerini örnek almağa çalışmayın kötü uygulama örnek ğösterilemez o saydığınız ülkelerin çoğu Amerika veya başka ülkelerin tahakkümü altındadır orada İslam tam manasıyla yoktur biz oralar için halkı Müslüman ülkeler diyebiliriz buralaradan giri tonlardan bahsedebiliriz buda gecici durumdur bir müddet icindir insanlara tevhidin tebliğ edilmesi eğitilmesi ile oluşacak bir durumdur

Demokrasi insanların Allah’ın dininden sistemini uygulama alanında cıkarılması ile oluşturulmuş Zaman ve zemine kültür örf anane ağırlıklı her devlete göre şekillenmiş beşeri bir sistemdir hiçbir zaman insanlığa göreceli özgürlükler dışında tam bir özgürlük getirmemiştir bam teline dokunmaya başladığınızda özğürlüğün sonu gelir dünyadaki uygulamalara bakın demokrasiden en çok bahseden ülkeler sömürücü ülkelerdir Fransa Almaya İngiltere ABD, Rusya getirmiştir Hollanda Portekiz.

Churchill’in yorumu anlayışı bizi bağlamaz tağutun askeri zaten bize referans olamaz tağuti olmayan Allahın sistemidir kim onu geregi gibi yaparsa karşılıgını alacaktır O zaman Dünya özgür olacaktır islami kültürün oluşmasıyla zalime karşı direnme direnme karşı koyma şuuru oluşacaktır .elbette bunlar bir sürectir teblig safhası nefislerde arınma ahlaken olgunlaşma adaletten sapmama sağlam karakterli toplum olduğumuz zaman Allah siz bu yükü götürebilirsiniz diyerek islamı bıze bahşedecektir biz şimdi nasılsak neye layıksak bu şekilde idareciler tarafında idare ediliyoruz örnek alcagımız en güzel uygulama peygamber v e sahabe zamanıdır onlar kuranla yaşıyorlardı karşılığını alıyorlardı peki şimdi varmı böyle uygulama derseniz işte giri tonlar bunlardır. İnsan fıtratını kuran bize anlatıyor sizi en güzel şekilde yarattım diyor ama onu insanlar çeşitli tezgahlarda değiştiriyorlar hadis bu gereksiz fıkhı tartışmalar faydasızdır fıkhı faydalı insanların anlayacağı özden kopmayan tartışmalar faydalıdır hakkınızı helal edin istemiyerek kırıcı bir söz ettimse


Selam dua ile

WOTEY WUMAR  { 19 Ağustos 2008, Salı }
Aslında Doğrular Ve Yanlışlar vardır
Doğru yapılanlar ve yanlış yapılanlar vardır
Doğru şekildekiler ve yanlış şekildekiler vardır
Doğru adamlar ve yanlış adamlar vardır ...

Bir sistemden bahsederken biri ak biri kara gibi polemik yaratan bir ifade bizi bir yere goturmez. şöyleki elinde mızrak olanı tehlikeli ve kötü, elinde gül tutanı güvenilir ve iyi önyargıları çok tehlikeli ... Zira, insan tipi ve yaklaşımı çok önemli iken kabaca semboller, sloganlar ve eldeki bayrağın rengi ile yetinmecilik bizim taraf ak sizin taraf kara diye bir ön yargıyı sunuyor bize ...

nedir demokrasi? sınıfcı yunandaki sadece soyluların kendi aralarında çıkar kavgası oluşmasın diye karşılıklı sınırlarını belirlemek için ortaya çıkarttığı şeymidir yoksa imparatorluklar ile idare edilirken alt katmanların isyanlaraı ile ortaya çıkan fransız devrimi ve diğer mücadeleler ile ortaya çıkan sürecin eseri olan demokrasimi yoksa Churchillin dediği gibi çok kotu bir idare sistemi ama bildiğimi an az kotü sistem dediğimi? yoksa, medaya ve paranın patronlarının oyunun tüm kurallarını koyduğu vahşi kapitalizmin ezilen sınıfların önüne susturucu olarak attığı bir kemik parçasımıdır?

Peki tağuti olmayan sistem nedir? iranmı, afganistanmı, suudimi, osmanlı sistemimi, kimin sistemi? yada usame bin ladin ve benzerlerinin ortaya çıkardığı direnişin hedefi olan düzenmi? kim nasıl neyi belirleyecek?

en küçük fıkhi bir konuda bile büyük ayrılık içinde olanların bu denli ağır siyasi konuları dini referans alarak çözmeleri mümkünmü? yoksa Din bir politik sistem olarakmı ele alınacaktır?

her şeyde ak ve karamı var gri tonlar ne olacaktır? Islami bir rejim derken, halifeler dönemideki ortaya çıkan politik durummu savunuluyor yoksa, akabindeki takip eden hanedanlıklarmı?

Krallıkmı, sultanlıkmı, Hilafetmi, Demokrasimi hangisi iyidir ve neye göre iyidir? iyi dediğimiz referansı kabaca Kuran demek yerine açmamız mümkünmüdür?

Ahlakımızı değiştirmeyimi yoksa sistemi değiştirip insanları sistem ile dönüştürmeyimi umacağız ? Peki Kendi nefislerinizde olanı değiştirmedikce Allah sizin durumunuz değiştirmez ayetine ne anlam yükleyeceğiz?

Peygamber güzel ahlakı tamamlamak içinmi yoksa devlet kurmak içinmi gönderilmiştir?

Evet zor bir çok soru ve sorun var ve Ademden bu yana insanoğlunun sürekli boğuştuğu ve insanlık tarihi boyunca üretilen tüm iyi şeyler referansını islamdan almıyormu acaba? peki islam tarihi ile insanlık tarihi arasında bir fark yoksa neden insanoğlunun birçok birikimi direkt olarak red ediliyor eldeki bayrağa veya orjine bakılarak?

Zehir çok alınırsa öldürür az alınırsa bir işe yaramaz, kıvamında ölçülü alınırsa şifa olur, ne zaman nasıl niçin gibi birçok kriteri hesaba katmadan sistem eleştirisi yapmak sığ tartışmalara itemezmi bizleri? Tağuti sistem vs söylemlerin sık yapıldığı afgan-pakistan bölgesi sunni islamcıların neden bu bolgede müthiş bir cehalet, sefalet, katliam, kargaşa ve suç olduğunuda açıklamaları gerekmezmi? herkes herşeye açıklama nasıl getirecek?

insan fıtratından bu kadar basit bahsetmek kolaycılık olmuyormu biraz? insandaki iyilik duygularımı yoksa kötülük duyguları dahiğl herşey fıtratmı kabul edilecek? FITRAT nedir ve bilimsel bir açıklamasıda varmıdır bunun?

Özgürlük ve demokrasinin neyi insanın fıtratına ters düşer? neyi kim nasıl sınırlandıracaktır? devlete itaat etmek bunları kısıtlamıyormu? peki özgürlük olmassa nasıl neyi düzletiriz?

Soru çok ve kavga etmeden sövmeden gereksiz kibir dolu avunmacı savunmacı bir yaklaşım göstermeden tartışabilimek gerekir her ne fikri savunursak savunalım...

servet  { 18 Ağustos 2008, Pazartesi }
çileme teşekür ederek başlıyorum cevabıma iyi anlamışsın kardeşim daha geniş ufki inkişaflara dileğiyle size gelince Azmi kardeşim sizin isdediğiniz şekilde düşünmeğe hakkınız var bu düşünme hakkını bize ve size Allah veriyor farkında değlsiniz insanın yaratlışıyla bütün özgür düşünme akletme haklarıda verilir buna kimse mani olamaz olursa tağutun ta kendisidir demekorasinin tasarlanıp niye dünya gündemine geldigini lütfen biraz tarih okuyun ben daha öncede yazdım benin düşünce kaynağım Rab olarak bildiğim Allahtır obana ögretti .kurandan benim sistemim dışında hiçbir sistemi tutmuyacaksın alkışlamıyacaksın ona destek vermiyeceksin zalim rejimlere asla sevgi beslemiyeceksin sebeb bu reşimler bırkısım insanları basamak yapıb tahakküm altına almaktır( demokrasi.kominizim sosyalizim vs etrafınıza bakmıyormusunuz bu rejimler herkese zülüm ediyor diyorsunuzki demokrasi sayesine konuşabiliyorsunuz işte bize ne kadar müsade edilirse o kadar konuşuruz sevgili kardeşim şayet bana kırılmazsan biraz kuran la demokrasiyi karşılaştırma babına kitaplar mevcuttur onlarla biraz ilgilenirsen ben şahsen çok sevinirim bu sitede illa cevap verme önceliğinden sıyraılarak doğrulara yönelme bakımından atak olmak gerekir diyorum sizi dualarıma ortak etmek dileğiyle

selem ve dua ile

Azmi BERBEROGLU  { 17 Ağustos 2008, Pazar }
Sn. SERVET,
Yorumunuzu yanlis anlamamis olmak adina iki kez okudum,
DEMOKRASI insan fitratina (karakterine)aykiri bir rejim diyorsunuz. Bu noktada sizinle tamamen farkli düsünüyorum. Demokrasi TAM olarak insan karakterine uygun, insana INSAN gibi yasayabilme olanagi sunmayi hedefliyor. Bu tartismayi DEMOKRASI oldugu icin yapabiliyoruz. Demokrasinin uygulama eksiklerinden , iyiniyetli olmayanlarin, demokrasiyi kendi amaclari icin kullanmalarindan yakinabilirsiniz, bu anlasilabilir. Ancak DEMOKRASI disinda INSAN gibi ve Kardesce yasamayi saglayacak bir baska rejim henüz kesfedilmis degil.
Saygilar,

Çilem  { 16 Ağustos 2008, Cumartesi }
Bu siteye gidim gireli böyle kısa ve net yorum yapmamıştım Hay ağzına sağlık Sayın Servet Bu din bezirganlarına artık geçit vermemeli dini kullanan sömürgeciler.

servet  { 03 Ağustos 2008, Pazar }
Demokrasi tamamen insan fıtratına aykırı bir terim olup insanlara Allahın Rab sıfatını kullanıp onları terbiye eden şöyle yaşıyacaksın böyle giyineceksin şu kadar ibadet edeceksin şu kadar düşüneceksin diyerek müslümanın özgür ortamını engelleyip edilgen hale getiren tağuti sistemi biraz daha ayakta tutmanın gayreti içindedirler İnsanları kurandan Allahın alanından cıkartıp sömürü sistemlere köle eden zihniyet, ortak olan demokrasi sihirbazları sözüm ona bize din oğretmeye çalışan sistemin gönüllü memurları hesab günü hesaplaşacağız Allahın müslümana emir ettiği düzen dışında hibir tağuti düzen uyulmaz red edilir aynı Hz İbrahimin ateşini söndürmeye çalışan karınca gibi yollara düşüp tavır almak gerekir lütfen demokrasiyi olduğundan başka göstermeğe çalışmasın kimse ,uygulama budur ne zaman sonuçlar kuralları koyanlar tarafından alehte olmaya başlayınca eldeki helvalar yenir aynen Hz ömer başında gecenler gibi
şimdilik bu kadar hiç kimseye hakaret etmeden kimsenin hukuk alanını ihlal etmeden tartışmaya var cedelleşmeye haır selam v e dua ile

Orhan NUGAY  { 20 Temmuz 2008, Pazar }
Evet.demokrasi ve insan hakları... Bu kavramlar o kadar çok, yerli-yersiz ve ilgili-ilgisiz her zaman ve zeminde kullanılıyor ki... Artık neredeyse içleri boşaltılarak anlamsız hale getirilme amacı mı güdülüyor diye düşünmeden edemiyoruz.
İşin bir başka garip tarafı da, bu ve benzeri kavramları kimler ne kadar çok seslendirip tekrar ederse, bunların gerçekten siyasi,sosyal ve iktisadi hayatımızda da gerçekleştiğini/yürürlükte olduğunu zannetmeleri... Toplumun da buna inanmasını beklemeleri ve dayatmaları da bir o kadar ilginç. Bu tavır ve bakış açısı bile aslında başlı başına yeterlidir,söz ile eylem arasındaki ters orantıyı görebilmemiz için. Neyi, nasıl anlamamız gerektiği hususunda standartları da vermiş oluyorlar böylece.Özellikle demokrasi ve insan hakları gündeme gelince elbette öncelik(!) onlara ait. Yurttaşlar ise ilkokul 1.sınıf öğrencisi pozisyonunda.
Acaba sorun kimde ve hangi anlayışta?
Oysa gelinen şu noktada artık, bu kavramların neyi ifade ettiğini,neden ve nasıl ortaya çıktığını,hangi mücadeleler sonucu bu aşamaya gelindiğini anlayacak,kavrayacak düzeye toplumun geldiğini görüyoruz.İnsanlık tarihi buna tanıklık etmektedir. Ama hala öğrenmesi gerekenler ile iktidar ve gücü elinde bulunduranlar topluma reşit olmamış çocuk muamelesi, yapmaktan hoşlanmaktadırlar(Bu durumdan vatandaşların da fazla rahatsız olmadıklarını da ifade etmek gerekiyor).
Demokrasi ve insan haklarının alt yapısını ve koşullarını hazırlamakla yükümlü, sorumlu olanlar ile bu hususta topluma söz ve taahhütte bulunanlar, ne hazindir ki, işlerine ve amaçlarına hizmet ettiği ölçüde hararetle ve tekelci bir anlayışla, bu kavramları gündeme getirip reklamını yapmakta fakat bir türlü işin özüne inmemektedirler.Eylem aşamasına bir türlü geçilemememektedir, nedense!
Bilindiği üzere, güç ve iktidar sahibi olmak, bir o kadar da riskli ve tehlikelidir.Sorumluluğu ağırdır.Buna talip olanlar, camdan bir evde oturmayı kabul etmiş demektir.Dolayısıyla onu kullanmak bilgi,beceri, vizyon ve alt yapı gerektireceği de muhakkakdır.
Şu halde teslim edilen bu muazzam kudreti insanlığın,toplumun hayrına ve yararına kullandığımız ölçüde anlamlı, kutsal ve emanetin gereğini yerine getirmiş oluruz. Bunun da yolu eleştirilere hoşgörüyle tahammül edebilmemizden geçiyor.Dinlemezsek öğrenemeyiz ve karşımızdakini anlayamayız.Anlamadan da iletişim kurmak olanaksızdır.
Tahammül göstermek,dinlemeye ve anlamaya çalışmak... İletişim kurmak, insan haklarının egemen olduğu demokrasilerde geçerli ve insan haklarının abc sidir.Peki, özgürlüğün, barışın ve düşünce hürriyetinin olmadığı; eleştirilmeye müsamaha gösteremeyen,saldıgan bir üslupla hareket eden birisinden bu kavramları dinlediğinizde neler hissiyoruz acaba!
O nedenle toplumla sağlıklı ve seviyeli bir iletişim kurmak özünde, medeni bir cesareti ve alt yapıyı gerektirir.Aslında çok da önemlidir bu diyalog, kıymetini bilen için. Çünkü bugün için hoşumuza gitmeyen ama gelecekte hak verebileceğimiz fikir ve görüşlere tahammül göstermeyi ancak bu şekilde öğrenebiliriz.
Eleştiriye katlanıp dinlemeyi öğrenmekten ve buna kendimizi alıştırmaktan başka çaremiz de yok gibi gözüküyor. Rehabilitasyon dönemi ne kadar uzun olursa sıkıntı da büyüyecek anlaşılan.Çünkü, nimete evet, külfete hayır ikilemi gizlenemiyor,artık.
Boşuna söylenmemiş bazı laflar! Örneğin,Dost acı söyler. gibi. Acı duymak istemediğimiz için galiba hem dostlarımız azalıyor ve sorunlarımız artıyor hem de çözüm bulamıyoruz bir türlü.
Kısaca,bu kavramlar, soyut birer cümleden ibaret kalmaya devam edecek mi etmeyecek mi?
Edecek ise, işimize ve hoşumuza giden/gidecek fikir ve görüşlerin önünü açıp onları seslendirerek kaprislerimizi ve komplekslerimizi tatmin edenleri göklere çıkarmaya devam edelim; etmeyecek ise ehliyete,liyakata ve bilgi ile bilimsel gerçeklere göre şekillenen bir anlayışı yani kurallar rejimi diyede tanımlanan demokrasiyi yaşam biçimi hale getirelim,artık.
Ne dersiniz?
Güzel bir kaç sözle bitirelim yorumumuzu, sabrınıza sığınarak;
İlki,
Salatalığa hıyar demekle adı değişiyor sadece; tadı değişmiyor.
İkincisi de,
Y.EMRE'den, Cümleler doğrudur sen doğru isen,
doğruluk bulunmaz sen eğri isen.
Esen kalın.

TOKU  { 20 Nisan 2008, Pazar }
MALESEF COK ACI ,VATAN DASLARIMIZIN PEK COGU DEMOKRASIYI TAM OLARAK BILMEDIGI ICIN BASIMIZDAKILER KENDI FIKIR DEMOKRASISINI UZERIMIZDE UYGULAMAK TADIRLAR BU DA COK TEHLIKELI ATLIMDIR.AMA ONLARIN DA IMPARATORLUGU BITECEK TIR ELBET.SABIRLI OLMAMIZ ONLARIN MASKARALIKLARINI ORTAYA CIKARMAMIZ...EN ONEMLISI BERABER OLMAMIZ LAZIM.

COK UZGUNUM AMA:BIZIM DEMOKRASIMIZDE YARIM HUKUK DEVLETI OLMAMIZDA. BU DA BASIMIZA GELMIS VE GECMISTE KILER TURKIYE DE YASAYAN HERKEZLE OYUNLARINI OYNAMISLARDIR BUDA TALIHSIS TURKIYENIN KADERI OLMUSTUR MALESEF.


YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
D Ö N Ü Ş
Panorama
Ulusumuzun Başı Sağolsun
Dünden Bu Güne Dönüş - 2
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kentleşme Ve Biz..
Şamil Tayyar'a Soruyorum: Yanlış Konuşan Doğru Anlaşılır Mı?
Bakışları Mülteci
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Kaffed Formunun Zirvesinde
İmam Ahmed'in Mezhebi
Kafkasya Kafkasya Halklarınındır.
Türkiye'nin Birlik Ve Bütünlüğü İçin Son Şans
Derneklerimiz Başkanlarımız Ve Biz
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik