![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
BÜYÜK BEYAZ ADAMA20 Nisan 2001 18. yüzyılda, Kafkasya’da Ruslar tarafından acımasız bir katliam yürütülürken, milyonlarca Kafkasyalı soykırıma uğratılırken, aynı tarihlerde Avrupalılar, Kuzey Amerika’da bir başka soykırım yürütüyordu. Aynı tarihlerde soykırımı yaşadığımız, Kızılderililere karşı, oldum olası bir sempati duydum. Hatta ofisimde asılı Kızılderili figürlerini görenler, yarı şaka yarı ciddi, Çerkeslerin Kızılderililerle akrabalığı varmı diye sormadan edemezler. Türkiye’de yaşayan hemen herkes Yahudi Soykırımını bilir, Hitler’in fırınlarda Yahudileri yaktıkları hikâyelerini duymuştur, ama Kızılderililere yapılan katliamdan kimse bahsetmez, kapı komşusu Çerkeslerin yaşadıkları katliamı bilmezler. Bir Kızılderili uzmanı değilim, hele bir tarihçi hiç değilim. Ama ne kadar büyük tezatlar ve bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız, sanırım aşağıdaki satırlar bunu ortaya koyacaktır. Mektubun tarihlerine dikkat edin lütfen. Amerikalı beyaz adamın, Kızılderililere katliam uyguladığı yıllarda, Rus Beyaz Adamda Masal Ülkesi Kafkasya’da katliam yapmaktaydı. İsterseniz mektupta Amerikan Başkanı Beyaz Adam yerine, Büyük Rus çarı, Kızılderili yerine Kafkasyalıları koyun ve mektubu yeniden okuyun. Üniversite yıllarında okuduğum mektubun satırları, Mekeney (Kızılçevlik) mezarlığında ağaç dikimi yaptığımız esnada, mezarlara bakarken yeniden aklıma düştü ve sizinle paylaşmak istedim. Hem toplumsal, hem de bireysel özeleştiri yapar mıyız acaba? Artık Beyaz adam olmak için, biz gönüllü mü olduk, Beyaz adam gibi dünyalık sahibi olmak karşılığında neleri verdik, neler elimizden alındı. Geçmişi olmayanların geleceği olmaz. Aşağıda okuyacağınız mektup, "Duwarmish" Kızılderililerinin reisi SEATTLE tarafından "Washington'daki büyük başkan"a, yani 1853-1857 seneleri arasındaki Amerikan Cumhurbaşkanı Franklin Pierce'ye yazılmıştır. İşte, size, "kafa derisi avcıları" olarak tanıdığımız ve "hugh! voah!" gibi ünlemli bir kaç kelimeden başka bir şey bilmediğine inandığımız Kızılderililerin reisinin mektubu... (Bu mektup, Gökyüzü, Ekoloji ve Toplum dergisinin Yaz 87/1 sayısında Altınay Işık ve Özlem Yangın'ın çevirisiyle yayımlandı.) Washington'daki büyük başkan bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildiren bir mektup yollamış. Dostluktan söz etmiş büyük başkan... Ama biz sizin dostluğumuza ihtiyacınız olmadığını biliriz. Gökyüzünü nasıl satın alabilirsiniz? Ya da satabilirsiniz? Ya toprakların sıcaklığını? Ağzımdan çıkan sözler yıldızlara benzer, büyük başkan, hiç sönmezler. Bu yüzden söyleyeceklerime güveniniz. Havanın taze kokusuna Suyun pırıltısına Sahip olmayan biri onu nasıl satabilir? Kutsaldır bu topraklar benim ve ulusum için.. Yağmur sonrası ışıltılı her çam yaprağı Denizi kucaklayan kumsallar Karanlık ormanların koynundaki şiş Şakıyan böcekler... Ve bilin ki: Kızılderili adamın anıları Ağaçların özsuyunda saklıdır. Toprak bizim anamızdır. Ve bizim ölülerimiz, bu toprakları unutmaz Geyik, at ve büyük kartal erkek kardeşimizdir Kayalıklar, çayırlar, taylar ve insanların ılık sıcaklığı aynı ailedendir. Washington'daki büyük başkan bizden topraklarımızı istediği zaman bütün bunları istemektedir. Büyük başkan bizim babamız biz de onun çocukları olacakmışız.. Büyük ruh ulusumuzu sever; fakat nedendir bilinmez Kızılderili çocuklarını terketti. Şimdi size makineler yolluyor ve çok yakında beklenmedik yağmurlar sonrası yataklarımıza taşan ırmaklar örneği beyaz adam bu toprakların her karışını dolduracak. Bizler yetim kaldık. Çünkü başka ırklardanız. Çünkü ihtiyarlarımız farklı öyküler anlatırlar. Bilesiniz ki... Derelerin ve ırmakların içinden geçen sular Sadece su değildir. Atalarımızın kanıdır o. Bilesiniz ki bu toprakları size sattığımızda Göllerin ışıltılı sularında Ulusumun öykülerinin anlatıldığını... Çocuklarınıza öğretmelisiniz Suların çıkardığı sesler atalarımın sesidir Irmaklar kardeşimizdir. Bunları çocuklarınıza öğretmelisiniz. Beyaz adam bizi anlamaz Biliriz. Toprak onun kardeşi değil, düşmanıdır. Babalarının mezarını geride bırakır beyaz adam Toprağı çocuklarından çalar Açlığın dünyayı saracak beyaz adam. Ve ardından koca bir çöl bırakacaksın: Sabahın sisi dağların karnından doğan güneşi görür Ve kaçar. Babalarımızın külleri kutsal topraklara yayılır. Ben Kızılderiliyim ve anlamıyorum. Şehirlerinizi de anlamıyorum. Oralarda sessizlik yok.. Yaprakların seslerini, böceklerin vızıltılarını... kuşların ötüşünü ve kurbağaların şarkılarını dinleyebileceğiniz yerler yok ki oralarda. Bir Kızılderiliyim ve anlamıyorum. Ben gölü yalayarak gelen rüzgarın sesini öğlen yağmurunun temizliğini ve taze çam yapraklarının kokusunu severim. Size bu toprakları satarsak bilmelisiniz ki hava bizim için kıymetlidir. Her şey aynı solunumdan pay alır ve hava tüm canlılar tarafından ortak kullanılır. Bu yüzden onu kirletmeyin. Hava hayatta tuttuğu her şeyle ruhunu paylaşır. Demir at (lokomotif) Öldürüp çürümeye bıraktığınız Binlerce buffalodan nasıl kıymetli olabilir? Nasıl? Anlayamıyorum. Hayvanlar, insanları bıraksa, İnsanlar ruhlarının yalnızlığından ölmez mi? Hayvanların başına gelen, insanın da başına gelecek. Toprağın başına gelen, oğullarının da başına gelecek. Çocuklarınızın ayak bastığı bu toprakların, atalarımızın külleri ile örtülü olduğunu anlatmalısınız. Çocuklarımıza bizim öğrettiğimiz şeyleri öğretin.. Toprak bizim anamızdır. Ve toprağa tükürülmez. Toprak insana değil, insan toprağa aittir. İnsan hayat dokusunun içindeki bir liftir sadece.. Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzü ve toprakların sıcaklığını mı? Koşan antilopların çabukluğunu mu? Biz size bunları nasıl satabiliriz? Ve siz nasıl satın alabilirsiniz? Bir kağıt parçasını imzaladığımız ve beyaz adama verdiğimiz için her şeyi yapabileceğini mi zanneder beyaz adam. Havanın tazeliğine ve suyun pırıltısına sahip değilsek, bunu nasıl satabiliriz size? Son buffalo da öldüğünde onları tekrar nasıl satın alabilirsiniz? Beyaz adam geçici bir iktidardadır ve o kendini her şey zannetmektedir. Bir insan annesine sahip olabilir mi? Günlerimizin kalan kısımlarını nerede geçireceğimiz önemli değil. Çocuklarımız babalarını gururları kırılmış gördüler. Savaşçılarımız utandırıldılar. Yenilgiler sonrası kendilerini içkiye ve yemeye verdiler. Bu yolla vücutlarını uyuşturuyorlar. Birkaç kış ömrümüzün kaldığı bu topraklarda yakında matemimizi tutacak bir tek kişi bile kalmayacak. Ama niye ağlayayım? İnsanlar denizdeki dalgalar gibi gelip geçerler. Biz gidiyoruz ama beyaz adamın da bir gün keşfedeceği şeyi bugünden biliyoruz. Hepimiz aynı büyük ruhtan geliyoruz. Beyazlar da bir gün bu topraklardan gidecektir. Belki de bütün ırklardan daha çabuk. Yataklarınızı zehirlemeye devam edin. Ve bir gece kendi çöplerinizde boğulacaksınız. Bu kader bizim için şu anda bilinmezdir. Fakat biliyoruz ki batışınızda her tarafa parlak bir ışık yayacaksınız. Bütün buffalolar öldürüldükten, yaban atları ehlileştirildikten, ormanların en gizli köşelerine kadar dünya insan kokusu ile dolduğunda sevimli tepelerin görüntüsü konuşan tellerle kirletildikten sonra... Bir bakacaksınız ki... Gökteki kartallar yok olmuş. Hızlı koşan taylara elveda demişsiniz. Bu ne demektir, biliyor musunuz? Bu, yaşamın sonu ve sadece daha fazla hayatta kalmanın başlangıcıdır. Büyük ruh, bizim, hayvanlara ve Kızılderililere sahip olmamızı istedi. Herhalde bunun özel bir anlamı vardır fakat henüz bilemiyoruz. Biz (kardeşlerininkinden ne kadar farklı olursa olsun) her insanın istediği gibi yaşamasını savunuruz. Eğer biz teklifinizi kabul edersek, bu sadece yeni toprakları güvence altına almak için olacaktır ve orada son günlerimizi rahat ve huzurlu geçirebiliriz belki. Son Kızılderili de bu topraklardan gittiği gün ve onun hatırası yalnız bir bulutun sonsuz çayırlar üzerindeki gölgesi olarak kaldığı zaman, atalarımızın ruhu da bu kıyılarda ve ormanlarda yaşamaya devam edecektir. Size bu topraklarımızı sattığımız zaman siz de onu bizim sevdiğimiz gibi seviniz, onunla bizim ilgilendiğimiz gibi ilgileniniz. Ve onu bugün bulduğunuz gibi hatırlayınız. Bu toprakları ve üzerindeki canlıları çocuklarınız için koruyunuz. Çünkü bu dünya kutsaldır. Beyaz adam bile ortak kaderimizden kaçamaz, belki biz hepimiz kardeşiz, bunu zaman gösterecek. Büyük Şef SEATTLE BU YAZARIN TÜM YAZILARI» 10 ÇAM YORUMLAR
Nursu
{ 23 Nisan 2008, Çarşamba }
Sayın Wotey Wumar,yorumlarınızı beğenerek okuyor çokta değer veriyorum. Benim babam Çeçen, Annem Çerkes. Üzülerek burada belirtmek istediğim bir konuda bir şahsın Bir Erkeğin Çeçen Olmadığı Nasıl Anlaşılır yazısını yazan Erdal Özden'nin yazısına verdiği tepki. Olumsuz farklı bakış açısı sergileyen o kişinin bakışı da sizin müspet bakışınız da ortada. Üzülerek söylemeliyim ki Çeçenlere olan bu mesafe ve bu olumsuz tutumu anlamış değilim. Oysa ben Şamil Tayyar'ın Çerkesler için söylemi için bu platformda ne kadarda tepkisel efor sarfetmiştim. O yüzden bu konuda üzüntümü belirtmek istedim. Burada gördüm ki Kuzey Kafkas Halklarının neden Birlik ve Beraberlik gösteremediğini daha iyi anladım. Yorumu size bırakıyorum. Saygılarımla....
WOTEY WUMAR
{ 22 Nisan 2008, Salı }
Eğer Kızıl derililer veya Çerkeslerin inisiyatifi olsa ne Kafkasya, ne Amerika nede bir başka yerde savaşlar olurdu ... Ama malesef doymak bilmeyen emperyalist ve kolonyalist guçler hem doğayı hem canlı hayatını hemde Insan topluluklarını yokedip durmaktalar ... Medeni gozuken veya gozukmeyen tum ulusların tum birikimleri somurulmus yokedilmis barisci topluluklarin mirasından başkaca birşey değildir ...
Yok ozon delinmiş yok kutuplarda buzullar erimiş hepsi hikaye bu aç gozlu kapitalistler için ,,, Bunlar bir avuç gozunu hırs burumus akbaba ve bu hırs içinde dunyayı ve uzerindeki canlıları yoketmekle meşguller ... Bunların ne insafı ne samimiyeti olur ... Çeçen Halkının Ozgurluk mucadelesini TEROR olarak lanse eden ve kendi insalarını oldurup-katledip provakasyon ve ajitasyonlar yapmayı hak bilen bir ulkenin nesine guvenebiliriz acaba sormak lazım ... TUM imparatorluklar malesef zulum imparatorluklarıdır ve seytani duygular ile dunyayı yoketme somurme savaşına mazlum halklarını payanda etmişler bugunlere kadar ve hatta kendi mazlum halklarını silahlandırıp diger mazlum halklara karşı acımasızca kullanmışlardır ... Çeçen halkı bu kadar dıkıntı yaşarken Ramazan Kadirov gibiler Putin ile vodkalarını yudumlar, Kabardey Halkı Sefalet ile boğuşurken Yerel yonetim(kokov ve avanesi hainler) yuri lujkov ile Kabardeyin 1/3 parselleyip talan etmekteler ... Zalimler Ve Mazlumlar Ezenler ve Ezilenler Kapitalistler ve Aşağı sınıflar Allah Hepimize yardım etsin, güç, bilinç, tutarlılık ve birliktelik versin ... Zira, Zulum Uluslarası güçbiliği içerisinde halklarımızı, topraklarımızı kulturlerimizi yoketmek için her yolu deniyor ...
Filiz KAYA(Eviren)
{ 22 Nisan 2008, Salı }
Bir Mekeney'li olarak bizlerle bu mektubu paylaştığınız için teşşekürler ve saygılar sunarım..
Dilden
{ 20 Nisan 2008, Pazar }
İnsanlığa verilen zaraı ,dünyaya verilen zaraı,anca bu kadar güzel anlkatılır Mekeney Kızıçevik Köyünde ektiğiniz fidanlar için sizi kutluyoruz bu katkınız tüm Türkiyeye örnek olsun ellerinize sağlık orman içinde ,kenarlarında, piknik yapıp ateş yakanların aldıları nefes için temiz hava soluması gereken oksijen kaynaklarını yok etmemeleri bilinçlenmesi dileği ile Oğuz Bey elinize, yüreğinize,kaleminize sağlık Allah sizin gibileri eksik etmesin.
YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com