KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

NEFO'NUN AYAKKABILARI






Av. Münteha Gülsu

 

(Bire bir yaşanmış bir olayın öyküsel anlatımıdır.)

Asiydi kelebekler.

Baharın çılgın sessizliğinde, saatler hep sonsuzluğu ayaz geçerdi Uzunyayla’da. Akan çatıların, sokaktaki diz boyu çamurun, eriyen karın, tepelerdeki beyaz beneklerin, çiçekten sapsarı kesilen çayırların, meleşen minik kuzuların ve


Asiliğin mevsimiydi


Bahar.


Kelebekler bile asiydi.


Kalbim kadar.


Ondokuz yaşın dumanlı başını taşıyıp, her an çizilebilen camsı yüreğini barındırıyordum göğsümün ortasında. Kırılganlıklarla kırıcılıkların tezat birleşiminin en uç noktasında oluşan bıçak sırtının üzerinde yaşıyordum ömrümü.


Delikanlıydım.


Ve kelebekler kadar asi…


— T’ale!


— Efendim?


— Nefo geldi, seni çağırıyor.


Usulca böyle söyledi annem kapıyı aralayarak. Şaşırdım.



***



Tepelerden tozu dumana katarak inen yılkı, köye dağılıp çocukları ürkütürdü Perşembe günleri. Tayların delice koşuşmaları, aygırların kişneyişi, şaha kalkıp birbirlerine meydan okuyuşları… Atlarda kendimi bulur, yüreğimi onlarda okurdum adeta! Çeşme başına her toplanışlarında; elimde annemden gizlice aldığım koca bir bez kese dolusu kesme şekerle usulca yanlarına sokulur, yelelerini okşayıp konuşurdum onlarla.


Atlar;


Bahar gibiydi.


Uzunyayla toprağı gibi…



***



Odadan dışarı çıktığımda, evin hemen girişinde, ayakta beni bekler halde buldum Nefo’yu; utandım! Kırık yaş büyüktü benden en az!


— Qeeblagha Nefo! Neden içeri gelmiyorsun?


— Yok, oğlum; sağol. Senden bir şey istemeye geldim ben.


— Nedir? Elimden gelecek bir şeyse hemen yapayım!


— Çok utanıyorum oğlum! Ama şey… Ayakkabısı var demişlerdi de senin için… Yarın bir düğüne gitmem


gerekiyor. O yüzden… Şey… Ayakkabılarını istemeye gelmiştim.


— Tabii tabii, ne demek! Hemen vereyim!


Gururluyduk biz.


Ve utanırdık.


İnsandık!



***



En çok, topraktan yükselen buğuyu severdim. Evin hemen önünde, kapının yanında duran binek taşının üzerinde oturur; yerden daireler çizerek, sinsi sinsi yükselip güneşe yaklaştıkça kaybolan buhar zerrelerinin rüzgarla dansını, ışıktaki eşsiz çırpınışını seyrederdim dakikalarca.


Uzunyayla’nın toprağı başkaydı.


Hayat kokardı!



***


Bir çift kunduram vardı; kösele… Simsiyah parıldarlardı; her kullandığımda tertemiz siler, kutusuna koyup öyle saklardım onları.


— Geri getiririm; güven bana! Hiçbir zarar gelmeyecek ayakkabılarına, emin ol!


— Gelse ne olacak Nefo; senden kıymetli mi bir çift ayakkabı?


Yüreğim cız etti ama!



— At arabasıyla gidip geleceğiz zaten oğlum.


Ellerini ovuşturdu utançla…


— Hemen getiriyorum; bekle.


Çocuk gibi hissetti kendini, ayakkabılarımı eline alınca… Bayramlıklarını kucaklamış bir çocuk gibi…



***



Evimizin arkası, olduğu gibi çayırlıktı! Hele mayıs geldi mi, görmeliydiniz! Her yer sapsarı olurdu; sarının en güzel tonu, en keskin kokusu, en sevimli teni, sesi, hüznü, matemi… Bir adımlık boş yer kalmazdı çayırlarda; her yer çiçek, çiçek, çiçek…


Ve mızıka sesi gibi


Su…


Yağmurun her dokunuşunda parçalanan yürekler gibi sanki; güneşin parmakları gibi, kafe’nin adımları, atın şahlanışı…


Mızıka


Sesi


Gibi


Su!



***



Saat onbirde başladı yağmur, gün boyu yağdı, gün boyu… Her yer çamurdu, ıslaktı, yapışkandı…


Haçeş’in tavanındaki delikleri yamayıp eve döndüm; güneş çoktan batmıştı. Keskin ayazın dondurduğu ellerimi, çeperleri kor gibi kızaran sobaya uzatmış, soğuğu tütsülerken tezek dumanıyla…


Kapı çaldı.



***



Islanan toprağın adım başı kabarışını severdim bir de… Ve üzerine bastığım, köstebek yuvasına benzeyen bu minicik kabarcıkların patlarken çıkardıkları o kof sesle, hemen ardından yükselen taze toprak kokusunu…


Uzunyayla;


Sanki insandı.


İnsanı da,


Uzunyayla




***


Çıplaktı ayakları!


— Nefo; ıslanmışsın! Of, of! Neden çıktın bu havada evden?


— Evden çıkmadım yavrum. Daha yeni girdim köye, düğünden dönüyorum.


— Düğünden mi? Neyse, içeri gel hadi!


— Yok, yavrum, sağol. Bunları vereyim demiştim sadece.


Eski püskü ceketinin düğmelerini açtı.



***



Uzunyayla’da düğün kokardı bahar. Ve dediğim gibi; asilik kokardı. Yılkının peşindeki toz bulutu gibiydi hisler, karmakarışıktı… Her adımında bir mutluluk çiğnerdi insan farkında olmaksızın. Çiçeğin yaprakları gibiydik bizler. Kimi umutlarımız solup dökülürken, yenisi yeşerirdi; hastalıklara, açlıklara, fakirliklere, bahtsızlıklara, imkansızlıklara rağmen…


Biz iyi insanlardık.


Çünkü


Severdik.


Saygı duyardık.



***



Ayakkabılarım!


— Yavrum; evsahibinin küçük oğlu acemiymiş biraz; atların eğerlerini terleri soğumadan çıkarmış. Yarı yolda iki at birden hastalandı dönüşte. Binecek başka vasıta da bulamadık, yayan geldik onca yolu. Birden yağmur da bastırınca; çocukcağızın ayakkabıları ıslanmasın diye…


Yürüyerek gelmişti onca yolu Nefo!


Çıplak ayakla!


Emaneti korumak için sırf! Sırf mahçup olmamak, utanç verici bir duruma düşmemek için! Sırf beni üzmemek için! Sırf, o zamanların bulunmazı sayılan bir çift kunduramdan beni mahrum etmemek için…


Sırf, ayakkabılarıma zarar gelmeyeceğine dair bana verdiği sözü tutmuş olmanın verdiği iç huzurunu yaşayabilmek için!


Çıplak ayakla gelmişti Nefo onca yolu!


Ceketinin altına saklamıştı ayakkabılarımı.


Uzunyayla toprakları insandır!


İnsan ayakları yürümüştür üzerinde!



ŞTIM Münteha Gülsu

 

 

 

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» BAKIŞLARI MÜLTECİ
» BGHARİŞE ŞİMDİLERDE BABAMIN BAŞUCUNDA
» BJAMİY YAPARDI DOTE
» HANGİMİZ KEL HANGİMİZ DAZLAK?
» HEM YARAM HEM İLACIM UZUNYAYLA
» NEFO'NUN AYAKKABILARI

YORUMLAR

pığaşe  { 27 Ekim 2008, Pazartesi }
çok anlamlı ve duygu yüklü emeğinize sağlık, nefo'nun yüreği o kadar büyükmüş ki tarif etmek için kelimeler anlamsız kalır....

gelecek  { 19 Ağustos 2008, Salı }
YAZILANLAR ÇOK GÜZEL VE HOŞ ONAYLAMAMAK MÜMKÜN DEĞİL. YALNIZ DAHA NE KADAR GEÇMİŞİMİZLE ÖVÜNÜP HİÇ BİR ŞEY YAPMADAN GELECEĞİMİZİ KAYBEDECEĞİZ. ARTIK KREDİMİZİ TÜKETMEDİKMİ, ATALARIMIZIN MİRASINI ARTIK BİTİRDİK, ŞİMDİ YENİ BİR ŞEYLER YAPMA SIRASI YENİ NESİLDE, YOKSA ASİMİLE ÇERKEZ TOPLUMUNU BİR GİRDAP GİBİ YUTUP BİTİRECEK

CaNBeK  { 25 Temmuz 2008, Cuma }
bu olay bana başka bir yaşanmış olayı hatırlattı. sürgünden sonra bizimkilerden istanbula yerleşenlerden biri ticaretle uğraşmaya karar veriyor. gagolardan biriyle ticari ilişkiye giriyor. gago borç karşılığında senet istiyor. bizimki; senet nedir ki diye soruyor. gago, alay edercesine yahu sen daha senetin ne olduğunu bilmiyorsun diyor. sonra da senetin ne olduğunu tarif ediyor. bizimki yapıştırıyor cevabı; biz verdiğimiz sözü tutmak için kağıt parçasına gerek duymayız. bu türden olaylar çoktur bizde. Adige insanının sorumluluk duygusunun ne kadar gelişmiş olduğu ortadadır. bu güzel yazıyı bizimle paylaştığı için Münteha Hanıma teşekkür ediyorum.

haydar kartal kanoko  { 24 Temmuz 2008, Perşembe }
söylenecek bir şey kalmamış ne hoş bir hatıra bu ve benzerlerini okuyan herkesin geçmişten bu tür hatırası yada duyup şahit olduğu olayların olması toplumumuzun yardımlaşma ve dayanışmadaki hassasiyetini ve asilliğini göstermesi açısından örnek alınması gereken bir asil davranış selamlar

twokmak  { 22 Temmuz 2008, Salı }
Harika!
Yumunca gözlerimi dönüyorum Uzunyayla'ya,açasım
gelmiyor gözlerimi döneceğim diye geri .
Zorla çerkez kalınmıyor ve olunmuyor malesef,o toprakta yetiştiysen istesende dönemezsin çerkezlikten.

saygılarımla,

fARUK DOK  { 21 Temmuz 2008, Pazartesi }


O GÜNLER O KADAR UZAKKİ ARTIK VE HİÇ BİR ZAMAN BİRDAHA YAŞANMAYCAKMIŞ GİBİ.
İNANILMAZ GÜZEL BİR YAZI. BU GÜN İÇİN İNANILMAZ ŞEYLERİ ANLATIYOR. ANLATILAN GÜNLERİN BENZERLERİNİ YAŞAMIŞ BİRİ OLARAK BÜYÜK MUTLULUK DUYDUM.
TEŞEKKÜRLER ŞTIM Münteha Gülsu .Kalbine Sağlık.

mates  { 21 Temmuz 2008, Pazartesi }
şu an gözlerim doldu ne mutlu bana ki böyle asil bir topluluğun üyesiyim ve inşaallah nefo nun yüzde biri kadar olabilirim

LIŞE  { 21 Temmuz 2008, Pazartesi }
valla şiir gibi bir yazı çok hoş... teşekkürler...

gefo5  { 21 Temmuz 2008, Pazartesi }
hey gidi günler hey
okadar temiz satırlarki
günümüz adigelerinden biri olarak altına yazacak kelime bulamıyorum vupsow sişuphğ




YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
D Ö N Ü Ş
Panorama
Ulusumuzun Başı Sağolsun
Dünden Bu Güne Dönüş - 2
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kentleşme Ve Biz..
Şamil Tayyar'a Soruyorum: Yanlış Konuşan Doğru Anlaşılır Mı?
Bakışları Mülteci
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Kaffed Formunun Zirvesinde
İmam Ahmed'in Mezhebi
Kafkasya Kafkasya Halklarınındır.
Türkiye'nin Birlik Ve Bütünlüğü İçin Son Şans
Derneklerimiz Başkanlarımız Ve Biz
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik