![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
|
ÇERKESCE'DE DİNİ EDEBİYAT (Çerkes Edebiyat Tarihinden Bir Kesit) … Sözlü şiir geleneğine paralel, fakat ideolojik yönden ona mesafeli, biçim/tarz yönüyle de benzemeyen bir şekilde iki (veya üç) yüz yıldır İslam’ın beraberinde getirdiği bir dini edebiyat gelişti. Bunu doğuran İslam’ı insanlara anlatmak/benimsetmek arzusu idi. Bu da din görevlileriyle, medrese öğrencilerinin elinden çıktı. -(Bunlar)Arapça eğitim görüyorlardı, bazen de İslam’a da, insanlığa da pek yakışmayan acımasızlıklar da kattıkları oluyordu; insanları korkutarak Müslüman yapmak arzusuyla( “Ble F’ıztej - Kara Yılan” gibi).- (1) Ancak gerçeği söylemek lazım! Dini içerikli şiirlerin/ilahilerin büyük çoğunluğu İslam’a ve insanlığa çağırıyor. Aynı zamanda, bu şiirlerin ekseriyetinde ruha hitap eden, etkileyici bir şiiriyet dili vardır. Benim çocukluğumdan beri en iyi şiirler arasında saydığım ve sevdiğim, şiiriyet gücüne hayran olduğum “Muhxamed Beğımbarım Yi ŞŞıthku – Muhammed Peygambere Övgü” isimli ilahiden iki dörtlük: Muhamedu Beğımbarır Dığa mazew gıjek’at Ar dunemi şşexijam, Jeşş mazexew gıtşşıkhuat Dığar zanj’ew gepselat, Jıyim selam gırixat, Mazem gago şşıjıriam Yi guf’ak’em gıdıxhat Güneş peygamberle konuşmadı, ağaç onu selamlamadı, ay da onun koynuna girmedi.(2) Bunlar bilime ters düşse de, müminler bunlara inana geldiler. Bu harika/inanılmaz şiir dili bana, Aleksandır Puşkin’in Kuran hakkında söylediği (şu dizeyi) hatırlatıyor : “ plohaya fizika,nozato kakaya smelaya poeziya!” ( Bu kötü (çetrefilli, nesirvari / E.Ö.) görünüme rağmen, bu ne müthiş şiiriyet!) (3)Bu büyük şairi hayrete düşüren dizeler gibi, yüksek bir şiir diliyle bezendi bu dizeler de; ustalıkla ve cesaretle yüklü olarak. Fizik kurallara ters düşüyor diye göz ardı edilemeyecek mecazlardır bunlar. Bu ilahiyi/şiiri tamamlayan şu dörtlük te, biraz önceki kadar yüksek şiir diliyle yüklü değilse de, onu aratmayacak kadar, seçilmiş/mükemmel sözcüklerle güçlendirilmiştir, Kıyamet Günü Hz. Muhammed’in ümmetine nasıl şefaat edeceği konusundaki umutları dile getirerek: Muhamedu di psem hode Psomi di pşuw Tham yi pşıl’ Wi umetım kodeuaxer Şefıhatk’e dıpşoguğu Bu şiir/ilahi bütünüyle peygambere övgü içeriyor olmasına karşın, politikacılara/iktidar sahiplerine yakılan türkülere hiç benzemiyor ve bunda riyakârlık, yaranmacılık yok. İlahiler imanla bezenmiş şiirlerdir ve iki yüzlülükten uzaktır. Çerkesçe ilahiler çoktu. Ekseriyetle onları okuyup dillendirenler de kadınlardı. Onların sözlerini erkekler yazıyor olsa da, (bu) ilahiler kadınların edebiyatı (ya da söylenceleri) olarak geldi dersek sanıyorum yanılmış olmayız. Bugün de bu tarz şiirleri yaşatanlar onlardır. Yazık ki, Sovyetler döneminde din düşmanı olan Bolşevikler, tıpkı Kuran’a ve dini kitaplara düşman olduğu gibi, bu ilahilere de düşman kesildiler ve çoğunu insanlara unutturdular. Yine de büyük felaketler baş gösterdiğinde, suçsuz insanları katlettiklerinde, anavatandan sürüldüklerinde, ya da büyük savaşlarda, yanında ilahisi olanlar onları ortaya çıkarıyor ve korkmadan bir araya toplanıp, gün boyu, ya da gece boyunca okuyup oturuyorlardı. Akrabası ortadan yok olanlar, birinci derecede yakınları, babası, eşi kaybolanlar bu ilahilerle Allah’a yalvarıp, yakarıyorlardı. Bizim toplayabildiğimiz otuz üç kadarı da böyle korundu. Çerkesçe ilahilerle birlikte birkaç Arapça ilahi de söylüyor insanlarımız, onu anlamasalar da. Hatta iki dilde - Çerkesçe ve Arapça karışık olarak - söylenen ilahilere de rastlanıyor. İlahilerin konusu çoğunlukla peygamberin yaşantısı ve mücadeleleridir. İslam’a çağıran şiirlerle birlikte. Ben çok ilginç buluyorum, Puşkin’in “Peygamber” (“Prorok”) adını verdiği harika şiiri ile bizim “Muhamed Yi Gur Zerathaj’ar - Muhammed’in Kalbinin Yıkanışı” dediğimiz ilahinin süjelerinin birçok yönden benzeyişini. Puşkinist Tomaşevski B.nin yazdığına göre, Rus şairinin şiirine “konu olan şey Tevrat’ta geçen İsa peygamberin mektubunun altıncı bölümündeki makam/müzikalitedir.” Bizim ilahi/şiir ise İslam’la birlikte Araplardan geldi. İşte ondan bir bölüm: …Meleıkxer geptlıxaşş, Gubğam guawe gatlağuri, Neribyişşu gızdexiri Muhamedım gıhueguaşş. Yi bğa tlap’er zeuaxıri, Yi gu tlap’er gıraxaşş, F’ewe xetlır gıxaxıri Şeyt’an ıxhar xıf’azdaşş. Jebreilim Tırik’ew, Meçreilım Yıtlesıw, Nıbjeğu tzık’uxem şşatlağum, Yawk’awe gaf’ej’aşş. Demiretır(?) gagowri, Yi go makır zexaxıri, Tzıhu desır gıdejri, Xhalimetır gaxejaşş. Jıhuari şşınesım, J’aler psewwe şşitlağum, Xhalimetır tebaneri, Yi nem baxer huyj’aşş. Yi nebjıtsır majezdew, Yi nebzdit’ır Şabzek’u, Yi zdem nurır gıdixıw, Ztıhu şşıam Yaleyaşş… Her ilahinin -yazılmış ya da tercüme olsun- şiir yeteneği/ustalığı olan bir yazarı vardır. Bunlar edebi ürünler olarak ortaya çıktıysa da, eğitimsiz insanların dilinde gezdi. Bu nedenle epeyce eksiklikler vardır. Buna rağmen, insanlar onu içtenlikle benimseyerek, can-u gönülden sahipleniyorlar, yaşatıyorlar. Bugünkü edebiyatımızın kaç şiiri var acaba, okurlarının bu kadar yücelttiği ?
NALO Zawur Oşhamaho 1- 2005 Çeviren Erdal ÖZDEN
Notlar: (1) Kabir azabı ile ilgili olarak bazı hadis metinlerinde geçen, günahkâr ölüye mezarda sıkıntı verecek, hayatta iken en çok korktuğu, ürperdiği böcek ve haşaratın arasında yılanın da zikredilmesi ve bunun da din adamlarının vaazlarına zaman zaman konu olması ile açıklanabilir diye düşünüyorum. (2) Yazarın bizzat kendilerinin de ifade ettikleri gibi, Kuran ve din düşmanı Bolşeviklerin kurduğu materyalist sistem içinde Ateist-Marksist bir eğitim sistemi içinde yetişmiş bir yazarın mucizelere bakışı tabiî ki bizim gibi olmayacaktır. Bütün ilahi/semavi dinlerin mensuplarınca kabul edilen ve inanılan bir gerçektir ki, her dinin peygamberinin mucizeleri vardır. Bizim Peygamberimizin de mucizeleri (fizik kuralları aşan, bilimsel kurallarla hemen izah edilemeyecek olağan üstü olaylar) vardır ve müminler bunlara inanırlar, inanırız. Bunların içinde şiirde adı geçenlerin aynıları değilse bile – birçok hadislerde geçtiği gibi - benzerleri vardır. Bu konuda yazarımızın bu görüşlerini ihtiyatla karşılıyor ve itibar etmiyoruz. Şu gerekçeyle; Yazarın aldığı eğitim ve yetiştiği eğitim sistemi/ortamı, biliyoruz ki, materyalist felsefe temeline dayalı ve ateizmin, müfredat içinde zorunlu ders olarak okutulduğu bir eğitim sistemidir. Bu noktadan hareketle yazarı mazur görmek mümkündür diye düşünüyoruz. (3) Buradaki “kötü” ifadesi, Şairin/Puşkin’in, Tolstoy’un ve Dostoyevski’nin de dikkatlerini çekip, Kuranı inceleme gereği duymalarına vesile olan, Kuran-ı Kerim hakkındaki “Kuran’ın Tesiri Altında” isimli ünlü şiiriyle tezat teşkil etmiyor mu? KURAN’IN TESİRİ ALTINDA Sabit yeryüzü sabit Sensin, sensin Ey Rahim Göklerse, kubbe kubbe Kula sultanlık veren… Sensin Ey Yüce Yaratan! Ve nur saçan Kuran’ı Hükmeden her sebebe… Muhammed’e gönderen
Deniz karayı boğmaz Yönelelim Onun aydınlığına Kara, yutmaz denizi… Onun nuruna koşalım hepimiz Fırtınalar içinde Koruyan sensin bizi! Duvarlar parçalansın, Kalksın siyah perdeler Gel Kuran! Yetiş bize Ruhumuza ışık ver! Aleksandr PUŞKİN BU YAZARIN TÜM YAZILARI» ANA DİL YORUMLAR
Nalan
{ 12 Ekim 2008, Pazar }
Bu makale beni çocukluk yıllarıma götürdü. Rahmetli nenem ve dedem zaman zaman bizlere Çerkesçe ilahiler söylerlerdi.Bazen de çerkesçe masallar anlatırlardı. Daha sonraki yıllarda annemden de azda olsa bu ilahileri ve masalları duydum. Bize tekrar o güzel günleri yaşattığı için Erdal Özden hocamıza teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.
Erdal ÖZDEN
{ 12 Ekim 2008, Pazar }
Muhterem Dostum,
Stayişkar ifadeleriniz için teşekkür ederim.Ancak tercümede yazım hatası yaptığım şeklindeki ifadeniz hususunda bir yanlış anlama olmalı.Ben tercüme yapmadım.Nalo Zawur'un derlediği söz konusu ilahiyi, Kirilce yazılışından latinceye aktardım.Sanıyorum bahse konu olan dörtlüğün hemen altındaki Güneş peygamberle konuşmadı,ağaç onu selamlamadı,ay da onun koynuna girmedi şeklindeki,mısralarda olumlu iken,buradaki olumsuz ifade sizi yanıltmış olmalı.Bu ifadeler bana ait değil,Şiiri derleyen N.Zawur'a aittir.O da, buradaki mucizevi hadisenin olamayacağı konusunda ki kendi şahsi fikir beyanıdır.Ben de buna (2) nolu dip notla şerh düştüm zaten.Bu notu bir daha okursanız,sanıyorum anlaşacağız. Hassasiyetinizden dolayı tekrar teşekkür ediyor,en kalbi selamlarımı sunuyorum.
Mükremin Öner
{ 11 Ekim 2008, Cumartesi }
Muhterem Erdal Hoca
Bu tercümenizle önemli bir konuya güzel bir pencere açtığınız için teşekkürlerimi sunuyorum. Çerkesce ilahilerden ve Puşkin'den çok güzel örnekler sunulmuş bu kesitte. Fevkalade güzel olmuş. Ancak; Muhammed Peygambere Övgü isimli ilahinin ikinci dörtlüğünün tercümesinde bir yazım hatası yapmışsınız. Tercüme şöyle olmalıydı: Güneş O'nunla (Peygamberle) doğrudan konuşmuştu, Ağaç O'nu selamlamıştı, Ay'a; Gel dediğinde Ay, O'nun koynuna girmişti! Selam ve muhabbetlerimle. YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com