KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

PANORAMA

Hapi Cevdet Yıldız


   Baskı ve şiddet gündemin ilk sıralarında.Solcu,ama yasaklanmamış,satışı ve dağıtılması serbest olan  bir dergiyi sattığı ya da dağıttığı için yakalanan ve "polise mukavemet gösterdiği" gibi bir "gerekçe" ile  bir genç,önce polis tarafından öldüresiye dövülüyor,ardından "yargı" onu tutukluyor,hapishanede de gardiyanlar tarafından da   öldüresiye dövülüyor ve  işkence sonu yaşamını yitiriyor:Engin Çeber.Bu ilk örnek değil.


   Bu olay üzerine bu yakınlarda  yaşlı bir kadına sordum: "Solcu ve komünist  ne demek?" diye."Gavur demek değil mi?" yanıtını aldım.Öğrenciliğim sırasında Düzce'de tanıdık bir yaşlı kadınla karşılaşmıştım,"Cevdet,İstanbul'da okuduğunu duydum.İstanbul'da Gavur bulunduğunu söylüyorlar.Hiç gördün mü?" diye sormuştu.Rastlantı ya bu,o sıra sırtlarında çantaları biri bayan iki genç  turist yakınlardan  geçiyorlardı."İşte bunlar  Gavur" dedim."Aaa.. Onlar insan" (Ааа..Ахэр ц1ыфых) demişti.Beyni,kırk elli  yıl önceki  o yaşlı nineden santim ileriye gidememiş olan o tür yığınla resmi görevliye ne demeli?..


   Peki o kişi-Engin Çeber- ve yanındakiler solcu olmayıp da sağcı dergiler dağıtsalardı,öldürülecekler miydiler?Sanmayız.Bizimkisi solcu öldürme üzerine kurgulanmış bir sağcı devlet mi ki?..Heryerde sağcı/ milliyetçi ve dinci dergiler dağıtılıyor,kimse ses çıkarmıyor.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "İşkenceye sıfır tolerans" sözünün bir başka bahara kaldığı anlaşılıyor.Başbakan hızla irtifa kaybediyor,dört bir yandan uyarılıyor,ama bildiğini okumaya devam ediyor,halktan,demokratik kesimlerden ve Kürtlerden uzaklaşıyor,yazık ediyor.Bir başbakan halka önder olması,ülkeyi yeni ufuklara taşıması gereken,emri altındakileri doğru/demokratik doğrultuda  çalıştırması gereken kimse olmalıdır.Herkes aldığı paranın (maaşın) hakkını vermelidir.


  Bir önceki seçimde Kürt oy çokluğunu Ak Parti almıştı.Öbür partiler Kürtlerden rağbet görmemişler,dışlanmışlardı.Şimdi,korkarız Ak Parti de aynı yolun yolcusu.Kürtler Ak Parti'den uzaklaşıyorlar.Türkçü/İttihatçı sloganlarla Kürt oyu almak artık hayal.Bilmeyen artık bunu öğrenmeli.Siyasetçiler batıda başka,doğuda başka konuşuyorlar.İşte bu olmaz.Başbakan bugünlerde Doğu'da beklenmedik bir ilgisizlik ve hoş olmayan tepkilerle karşılanıyor.Tepkileri DTP'ye yüklemek kolaycılık olur.Sorun çok daha derinlerde.Hızla demokratik reformların başlatılması gerekiyor.Kürtler ve demokratik kamuoyunun bir bölümü aldatılmışlık duyguları içinde.Yani Başbakana duyulan güven aşınıyor.İyi bir şey değil.


   Durum düzeltilmediği ve militarist eğilimler desteklendiği sürece,korkarız tepkiler,sonunda yön değiştirerek, zincirleme olarak Batı illerine de sıçrayabilecek,geçmişte örneği çok görüldüğü üzere,çalkantılı bir döneme yeniden girilecek, Ak Parti deneyi de,korkarız sona erecektir.Ekonomi de iyiye gitmiyor.Zam üstüne zam,sıradan halk perişan.Mart 2009 yerel seçimi çok şeyin dönüm noktası olabilir.Bizden uyarması...


 


  Gül'ü kutlamak gerekir


 


 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,modern ve demokrat bir devlet adamı olduğunu her fırsatta kanıtlıyor.Doğrusu ona da "İslamcı" yaftası yapıştırılması,sanırım bir  haksızlık.Gül'den kim ne gibi bir kötülük görmüş ki....Bir insan koyu dindar,ama demokrat ve insancıl da olabilir.Önemli olanı kişinin adil,düzgün bir insan olmasıdır.Geçmiş Cumhurbaşkanı Sezer,Orhan Pamuk gibi nadide bir yazarın adını ,herhalde 'solcudur' diyerek ağzına almıyor,ama gerici/İttihatçı/Türkçü yazar Emin Çölaşan ile, arabasını durdurup yol ortasında sohbet  etmeyi de marifet sayıyordu.O Çölaşan ki,"Sadece Rus sınırındaki isyancı Ermeniler sürüldüler,Batı illerindekilere dokunulmadı " gibisine yalanlarla İttihatçı politikaları aklamaya çalışan ve çamur atmalarıyla bilinen biri.Örneğin sadece Rus sınırındaki değil,Bolu, Düzce ve dahası Edirne'deki  Ermenilerin bile  defterrinin dürüldüğü ortaya çıktıktan sonra dut yemiş bülbüle dönen bilgisiz bir tatlısu kahramanı.


   Abdullah Gül ise sağcı yazalar yanında,Frankfurt'da  solcu Orhan Pamuk ve daha başkaları ile de görüşen biri.Onları ve solcu yazar Yaşar Kemal gibi  değerleri, yazar ve sanatçıları Cumhurbaşkanlığı köşkündeki 29 Ekim resepsiyonuna çağıran biri.Bir önceki ise tam tersi idi.Gül'ün jesti ,Türkiye'nin yetiştirdiği seçkin aydınlara bir kucak açma olayıdır ve ilk kez olmaktadır.Bu güzel jest karartılmamalıdır.


 


Barış sağlanabilecek mi?


 


 Türk-Ermeni yakınlaşması, Cumhurbaşkanı Gül'ün ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Erivan ziyareti ve sonrasındaki görüşmelerle iyiye doğru ilerliyor.RF Devlet Başkanı Dimitri Medvedev de Ermeni ve Azeri Cumhurbaşkanlarını bir araya getirdi.Dağlık Karabağ sorununa adil bir çözüm bulunduğunda- ki bulunmaması budalalalık olur- yumuşama da olacaktır.O takdirde enerji yolları Ermenistan'dan geçirilecek ve masraflar azalacaktır.


  Ancak köklü bir Kafkasya barışı için Rus rejiminin Kuzey Kafkasya'da   demokratik normları uygulaması gerekir.Öneğin yerel cumhuriyetlere aşırı müdahalelerden kaçınılması,Rus nüfus getirilerek buralara yerleştirilmesi politikalarına ve dil baskısı biçiminde Ruslaştırmaya son verilmesi,kukla değil,kendi halkları tarafından onaylanmış kadroların iş başı yapması gerekir.Kuzey Kafkasya'da 7 cumhuriyet ve özerkliği gasp edilmiş bir Şapsığ yöresi vardır.Bu halklara hakları iade edilmeli,demokrasi tüm RF halklarını kapsamı içine almalıdır.


   Abhazya'nın bağımsızlaşması ile Abhaz Diasporasına verilmiş olan Abhazya'ya dönüş ve çifte vatandaşlık hakkı daha da sağlamlaşmıştır,onlar için politik engel diye bir şey kalmamıştır.Bilindiği gibi 1877'deki Türk istilası ve istilaya Abhaz desteği nedeniyle,Rus misillemesinden korkan,ayrıca Türkler ve işbirlikçileri tarafından gaza getirilen ilgisiz  bir Müslüman Abaza nüfusu da,Türkiye'ye kaçmış,daha sonraları bunların geri dönmeleri engellenmişti.Şimdi bu sorun siyasi ve hukuki açıdan ortadan kalkmıştır,tarihi bir hata sona ermiştir.


   Ancak 1864'te de Çerkesya halkının sürülmesi olayı,Abhazlarınkinden çok farklıdır.Türkiye'ye sürülen Adige/Çerkeslerin  topraklarına Ruslar yerleştirilmişti.Lenin dönemi hariç,hiçbir Rus yönetimi,günümüze değin  bu sürgün ve toprak gasbı haksızlığını düzeltmek için adım bile atmamıştır.Aksine baskıcı/çirkin uygulamalar birbirini izlemiştir;bir örnek,niçin 1943'te Şapsığ rayonunun kaldırılması kararı alınmıştır?Gerekçesi nedir?Şapsığlar ne gibi bir suç işlemişlerdi,yoksa Alman/Nazi istilcılara  " yardım"  mı etmişlerdi?..Rus yöneticilerden tıs yok...


  Kuzey Kafkasya'da demokratikleşme ve merkeze güven sağlanmadığı,halkın ekonomik durumu iyileştirilmediği,Şapsığlara gasp edilmiş  olan hakları geri verilmediği sürece Kafasya'da barışın kurulması  zor olacağa benzer.


 


Hatko Schamis ne diyor?


 


Yazarlarmızdan Hatko Schamis'in iyi niyetli olduğundan kuşku duymuyorum.Son yazısında (Maykop Yolları-3;1.11.2008),özetlersem şöyle değinmelerde bulunuyor:1)Adigey'de Adige oranı yüzde  22 veya 23...Yeni sayım mı yapılmış?1989'da öyleydi:%22.1 idi,2002'de de % 24.2 idi.Bilgiler onun bunun dediğine değil,varsa resmi verilere dayanmalı (tabii güvenilir olması kaydıyla).2) "Adigey'de resmi yazışmalar Rusça yapılıyor,ama Çerkesçe ile de işlemlerinizi yaptırabiliyorsunuz"  anlamında sözler söylüyor.Anlatımlarda ikircikli durumlardan kaçınılmalı.Bu gibi sözler tam açık olmayan,yoruma açık olan lastikli sözler.Herkes başka türlü yorumlayabilir.Ben bunu,Rusya'da Türkiye'deki gibi bir dil yasağı yoktur,resmi dairelerde Çerkesçe konuşmak yasak değil biçiminde  algılayabilirim.Bir başkası da Çerkesçenin kullanılması kişinin takdirine kalmış biçiminde de algılayabilir.Şöyle dense daha açık ve doğru bir ifade biçimi olurdu:Adigece bilen biri varsa,ona meramını  Adigece olarak da anlatabilirsin,o da  senin istediğin şeyi Rusça yazıp işleme koyar...O zaman da işin ne olduğu daha iyi anlaşılır.


   Schamis bir de şöyle diyor:Haftada iki saatlik derslerle Adigece biraz zor yaşar.Burada da bir eksiklik var,o da  o iki saatin bile zorunlu değil,seçmeli ders olduğu gerçeğinin belirtilmemiş olması.Yani arada çok fark var... Demek istediğim istifhama yer bırakmayacak bir dil kullanılması için daha fazla çaba harcanması gerekliliğidir.Rus'un ve Rusçunun oyununa gelmemek için...


 


   Bask Benzetmesi


 


   Schamis Bask örneğini de sunuyor.İyi bir rastlantı,CC'da Tletseruk (Лъэцэрыкъо) Nahit Serbest'in "Basklar Kafkas Orijinli mi?"  başlıklı 


bilgilendirici  yazısı da aynı anda yayınlandı.Burada verilen bilgiler ile daha önceki bilgilerim arasında farklılıklar var.Örneğin,Serbest "Sırf Baskça,sırf İspanyolca ve Bask-İspanyolca karması" eğitim veren okullar bulunduğunu söylüyor.Bu da çok önemli bir eksiklik (ve de yanıltıcı) bir bilgilendirme olabilir.Benim bildiğim Sırf Baskça eğitim verdiği söylenen okulda ikinci dil olarak İspanyolca,sırf İspanyolca olan okulda da Baskça,en azından bir ders dili olarak okutulur,çünkü ikisi de resmi dil.Şeytan ayrıntıda gizlidir.Sayın Serbest sakın "şeytanı kaçırmış" olmasın?..Bask bölgesinde Baskça,Kafkasya'da Adigecenin olduğu gibi seçmeli bir ders midir?Belirtilmemiş..


  Sormaz ve kurcalamazsan karşındaki bildiğini sanıp söyleme gereği duymayabilir ya da kötü anlamda -çoğu kez Rusya'da ve Türkiye'de olduğu gibi-gizleyebilir.Bunu,daha dikkatli olunması için yazıyorum,kimseyi suçlamak gibi bir  niyetim yok.


  Gelirsek Rusya'ya...Rusya'da okunması zorunlu olan dil Rusça.Diğerleri "fazlalık" ya da seçmeli ders dili,yani önemsiz,olmasa da olur bir dil.


  Bask Bölgesinde Baskça öyle değil.Serbest ne diyor,"Baskça bilmeyen bir doktor Bask bölgesinde çalışma izni alamıyor".Bu da Baskça eğitimin istekle sınırlı olmadığının,gerçek bir resmi dil olduğunun bir kanıtı olmalı...ama belirtilmemiş.


  Peki,RF'de durum nedir?Başkalarını bilemem,ama Adigece,kağıt üzerinde bir resmi dil imiş gibi görünüyor...


 


Hafıtse Mıhamed günah keçisi mi?


 


 Mıhamed Hafıtse'nin,belki de maksadını aşan bir biçimde "Adigelerin 450 yıl önce,1557'de kaderlerini Rusya ile birleştirdiklerini" söylediği,Adigey,Karaçay-Çerkesya ve Kabardey-Balkarya'nın birleştirilmesi yoluyla bir "Büyük Çerkesya" isteyenlerin zarar verebileceklerini öne sürdüğü söyleniyor (Bkz."Hafıtse:Büyük Çerkesya Kışkırtıcı ve Zararlı",Kafkas Diasporası).Bu nedenle de yaylım ateşine tutulduğu görülüyor.Bu bakımdan,ilk önce  450 yıl konusuna bir açıklık getirmek gerekiyor:


  1554 yılında Kuban Irmağının kuzeyindeki Adigeler ve bunların çoğunluğunu oluşturan Kabardeyler Kırım Hanlığı (1441-1783) koruması altında idiler ya da oraya bağlı idiler.Kırım Hanlığı'nın doğusunda ve kuzeydoğu Kafkasya'da,Terek ırmağının kuzeyinde  egemen olan  Astrahan Hanlığı (1466-1554) vardı.Astrahan Hanlığı,1554 yılında Rus istilasına uğradı ve Rus korumasını benimsemek zorunda kaldı.1554 yılından önce  Ruslar bu iki hanlığın -Kırım ve Astrahan-ötesinde,kuzeyinde idi;Ruslarla şimdiki Kafkasya halkları arasında doğrudan bir temas yoktu.


  1554'te,Astrahan Hanlığı'nın Rusya'ya bağlanmasıyla  Kuzey Kafkasya'da ibre Rusya'dan yana basmaya  başladı.Ruslar Kuzey Kafkasya'da Terek ırmağı boyuna inmiş,Kabardeyler ve diğer Kuzey Kafkasya toplulukları ile  sınır komşusu oldular.Aynı yıl Rus-Kabardey görüşmeleri  yoğunlaştı.


   1556'da Rus korumasındaki Astrahan Hanlığı lağvedildi,toprakları Rusya'ya  ilhak edildi.Birkaç görüşmeden sonra 1557'de karşılıklı çıkara dayalı Rus-Kabardey ittifakı kuruldu ve bu ittifak çerçevesinde bir Rus koruması (protectorate) benimsendi.Dikkat edilirse,1557 Antlaşması sadece Kabadeyleri kapsıyor,Batı Adigelerini (o zamanki Çerkesya'yı) ise kapsamıyordu.


   Daha sonra Türkler ve Ruslar arasında imzalanan 1739 Belgrad Antlaşması ile Büyük ve Küçük Kabardey ülkeleri,sözkonusu iki devlet arasında tarafsız (bağımsız) bölgeler olarak ilan edildi.Böylece Türkler Kabardey beylerini (pşı) Ruslardan ayırmayı,Kuzey Kafkasya'daki Rus yayılmasını durdurmayı amaçlamışlardı.Ancak başaramadılar.


   1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rus birlikleri Kabardeyleri ( ve bağlı yöreleri ve Kuzey Osetya'yı) işgal ettiler ve 1774'te de resmen ilhak ettiler.Bu ilhak 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile kesinlik kazandı (Daha çok bilgi için Bakz.Ashad Ç'ırğ,"Tehlike Kuzeyden Geliyordu",CircassianCanada,Tarih bölümü).Ruslar  Daryal Geçidini,bir yol da yaparak geçmeyi,Tiflis'e girmeyi,daha batıda Türk korumasınaki İmereti Krallığı başkenti Kutaisi'yi ele geçirmeyi ve Türkleri kıyıdaki Poti kalesinde kuşatmayı başarmışlardı.


   Bundan sonra Osmanlı Devleti dış desteklerle ayakta duran  zayıf bir devlet konumuna düşmüştür.


    Adigeler 1920'lerde 4 özerk  yönetim birimi oluşturmuşlardı.Kaderlerini Rusya halkları ve Lenin önderliğindeki Sovyetler Birliği  Devleti ile birleştirmiş sayıldılar.Ancak Stalin yönetimi bu birleşmeye ilk darbeyi 1924'te indirdi:Şapsığ Cumhuriyeti,rayon (ilçe) düzeyine düşürüldü,1943'te de Şapsığ rayonu kaldırıldı ve toprakları Krasnodar Kray'a düz bir ilçe olarak eklendi;2004-2006 yılları arasında da Adigey'i feshetme,topraklarını doğrudan Rusya'ya katma içerikli bir kampanya açıldı.O zamanki kişilikli Devlet Başkanı Hazret Ş'ovmen'in (Шъэумэн ьазрэт) ve kurucu güç Adige Halk Kongresi'nin  kesin karşı tutumu,RF Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Adigelerden yana tavır almasıyla  kampanya başarısızlığa uğradı (Daha çok bilgi için Bakz."Adige Halk Kongresi Olağanüstü Toplantısı Kararıdır",CircassianCanada,tarih bölümü).


    Bu bakımdan Sayın Mıhamed Hafıtse'nin tam olarak ne demek istediği,önce iyi bir  soruşturulmalıdır düşüncesindeyim.Mıhamed,Kabardey-Balkar Parlamentosu'nda milletvekili ve Adige Psatle gazetesi genel yayın yönetmenidir,ayrıca Kabardey-Balkarya Adige Khase (Xase) örgütü başkanıdır.Onu günah keçisi (бзэджэ телъхьап1э)  ilan etmeden önce,onunla ayrıntılı bir konuşma yapılmasında yarar vardır,diyorum.


    Durum bundan ibarettir.

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» ABHAZYA VE GÜNEY OSETYA:İKİ YENİ DEVLET
» ABU ŞHALAHO:ÜNLÜ BİLİM ADAMI VE ADİGE YAZARI
» ADIGECE EĞİTİM,ASİMİLASYON DURUMU VE GELECEĞİMİZE İLİŞKİN BİR DEĞİNME
» ADIGECE EĞİTİM,ASİMİLASYON DURUMU VE GELECEĞİMİZE İLİŞKİN BİR DEĞİNME-1
» ADIGECE EĞİTİM,ASİMİLASYON DURUMU VE GELECEĞİMİZE İLİŞKİN BİR DEĞİNME-2
» ADIGEY CUMHURİYETİ (ADIGE RESPUBLİK) -I
» ADIGEY CUMHURİYETİ (ADIGE RESPUBLİK) -II
» ADİGE EDEBİYATI-5
» ALİ ŞOGENTSUK
» ANADİLİ SORUNU
» BİR ADİGE MEVLİTHAN VE KOMPOZİTÖR İLE SÖYLEŞİ;GUSER FAHRETTİN ABATAY -1
» BİR BELİRSİZLİK DÖNEMİNE Mİ GİRİYORUZ...
» ÇERKES ANAYURDUNA DÖNÜŞ
» ÇERKESYA'DA DEĞİŞİK DİNLERLE İLİŞKİLİ YER ADLARI
» GÜZEL ŞEYLER DE VAR
» PANORAMA
» RUSYA SEÇİMLERİ
» TETERIZ EFENDİM
» TLEPŞ İLE JIG (ÇIGH) GUAŞE *
» TÜRKİYEDE DURUM VE SON GELİŞMELER
» ULUSAL RUH BİZİ BİRBİRİMİZE BAĞLIYOR...

YORUMLAR

Yorum bulunamadı!

YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
Kendi Yolunu Tıkamak
Güzel Şeyler De Var
Mısır Firavunu Iı. Ramses'i Yenen Çerkesler
Dönme Dolap
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kim ,kimden Ne Kadar Büyük ?
Adıgaghe'da (çerkeslik'te) İnsan Ve Sosyal Hayat
Yalnızlık
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Ben Yoksam Kimse Yoktur
Incil Allah'ın Sözü'dür!!
Rıdvan Özden Cinayeti Kimin İşine Yarar?
Türkiye Üzerine Düşünceler
Erkekler Komisyonu Niçin Kurulmuyor ?
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik