![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
GÜZEL HABERGÜZEL HABER Güzel haber şöyle: “Abhazya ile ilk resmi teması Diyanet kurdu. Güney Osetya’nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından başlayan Rusya Gürcistan savaşı sırasında, Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan eden Abhazya ile Türkiye’den ilk resmi teması Diyanet İşleri Başkanlığı kurdu.
Öncelikli olarak Abhazca bilen “Diyanete bağlı din adamlarının Abhazya’ya gönderilmesi” konusunda iş birliği kararı alındı. Abhazya’da inşa edilecek camilere de Diyanet vakfının katkı yapması benimsendi. Görüşmeler esnasında Abhazya’nın Kuran-ı Kerim ihtiyacı da ele alındı. İleriki dönemlerde basım projesini Diyanet’in yapacağı “Abhazca” Kuran-ı Kerim’lerin ülkeye gönderilmesi söz konusu olabileceği vurgulandı.” ![]() Bu güzel haber bana heyecan verdi ve daha önce de benzer bir haber vesilesiyle Vakit Gazetesi köşe yazarı Sayın Abdurrahman Dilipak’a yazdığım bir yazımı çağrıştırdı. O zaman Sayın Dilipak’a şunları yazmıştım: “Sayın Dilipak, Ümmetin kalemşörleri içinde en takdir ettiğim, ümmet şuuru ve hassasiyeti en yüksek, bu konuda bağrı yanık, düşünür-aydınlarımızdan biri olarak sizi selamlıyorum. Bu selamlamanın akabinde,03 Mart 2008 tarihli “Ermenistan’a kim Yardım Edecek?” başlıklı, her zamanki gibi ufuk açıcı, insani değerler içeren ve evrensel mesajlarla yüklü yazınızın içinde geçen , “Allah aşkına aramızda Ermenistan’a İslam’ı tebliğe giden kaç kişi var, ya da hangi vakıf ve derneğin böyle bir derdi var… Hani Ermenistan’dan vazgeçtim bu maksatla Gürcistan’a gidenler…Biliyorum çok değil, ama bunu dert edinen kaç Gürcü ya da Abhazya’ya giden kaç Çerkez var?..” paragrafınıza istinaden yazıyorum size. Bu cümleniz, bende birikmiş ve anlaşılmayacağımız ya da makes bulacağına inanmadığımız için hep içimde sakladığım duygu ve gönül kırıklığımı ifadeye sebep oldu. Abhazya’ ya da, şu anda, Rusya Federasyonu içinde mevcut üç Çerkes Cumhuriyetine (Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes, Adıgey Cumhuriyeti) de gidenler var. Oralarda çok zor şartlarda, her türlü takip ve tacizlere, Gerek Rus Federal güçlerin(ajanların), gerekse hala onların etkisinden kurtulamamış bazı yerel güvenlik birimlerinin, olanca taciz ve takiplerine rağmen söylediğiniz derdi dert edinenler var, var da, özellikle Türkiye’ de ve Türkiye deki İslami cenahta bunu gören maalesef yok. Oralardaki İslami gelişmeler, oralarda Müslüman gençlere yapılan baskı ve zulümler maalesef Türkiye Müslümanlarının gündemine düşmüyor. Dünyanın en ücra köşesindeki Müslümanların dertleri zaman zaman dile getirilir de, Kafkasya ve Çerkesya (Osmanlı Dönemindeki isimlendirmeyle Çerkezistan ) Müslümanları tarihte olduğu gibi bugün de, acıdır ki, ümmetin üvey evlatlarıdır.” Sözlerimi, 2005 yılında Nalçik’te öldürülen 80 i aşkın Müslüman gençlerle ilgili Türkiye’deki Müslüman basının duyarsızlığı ve hiçbir köşe yazarının bunu köşesine taşımadığını da örnek vererek, bundan sonra bu bölgedeki Müslümanların da göz ardı edilmemesi temennilerimle bitirmiştim. Bu defa, yazımın başında sözünü ettiğim heyecanımın sebebi, Abhazya Müslümanlarıyla ilk defa resmi temas kuran kurumun Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı olmasıdır. İslami Sivil Toplum Kuruluşların da, devletin de önüne geçmiş olmasından dolayı Diyanet İşleri Başkanlığını bu çok doğru ve anlamlı, sevaplı davranışından dolayı yürekten kutluyorum. Bu kurumun başkanlığını yürüten,2005 yılı Temmuz ayında Kayseri-Nalçik Kardeş Şehir Projesi çerçevesinde, Kayseri’nin Nalçik’e bir cami inşası için gayret ve teşebbüslerine bilfiil aracılık yapmaktan onur duyduğum ve bu vesileyle şahsen tanışma imkânı da bulduğum Kafkaslılara/Çerkeslere karşı sıcak ve samimi dostluk hisleri taşıdığını bildiğim, çok değerli ilim adamı Sayın Bardakoğluna da bu cesur davranışından dolayı içtenlikle Allah razı olsun diyorum. Sayın Bardakoğlu’nun imza attığı hizmetlere Abhazya’nın gerçekten ihtiyacı var. Hem de ekmek, su ve hava kadar. Çünkü Abhazya bilindiği gibi çok yakın bir geçmişte, çok çetin bir bağımsızlık savaşı verdi ve birçok evladını şehit verdi. Çok büyük bir fiziki yıkım/tahribat yaşadı. Bu da yetmiyormuş gibi bütün dünya, bu dünya cenneti ülkeyi, bu “canlar ülkesi”ni tecrit etti; dile kolay 15 yıl ambargo uyguladı.(Buna şimdi onun bağımsızlığını tanıyan Rusya Federasyonu da dâhildi). Dolayısıyla, şimdi, Sevgili Fehim Taştekin’in de yazdığı gibi “…Dirilen Abhazya” için, kaderin kendisine altın tepsi içinde sunduğu “bağımsızlığının tanınması”ndan sonraki, yeniden yapılanma ve cemiyet inşasında, manevi ve moral değerlerin önemi tartışılmaz. ![]() Neredeyse yüz yıla yakın bir süre Marksist-ateist -Slav kültürünün olanca dejenerasyonuna maruz kalan, özellikle sözünü ettiğimiz ambargo dolayısıyla o terkedilmişlik duygusunu, o “psiko-sosyal” travmayı yaşayan Abhaz halkının, dinin o diriltici, birleştirici, kaynaştırıcı, kardeşliği pekiştirici, sosyal ve iktisadi dayanışmayı ibadet sayan İslam’ın o sıcak, rehakar soluğuna acilen ihtiyacı var. Bunun bilincinde olduğuna inandığımız, İlahiyat formasyonu olan, Abhazcayı iyi bilen dostlara iş düştüğü muhakkak. Bu hizmeti oraya götürmeye amade olarak, Diyanetin kapısında hemen sıraya gireceklerine ve asla bu konuya duyarsız kalmayacaklarına inanıyor ve şimdiden bu soylu görevlerinde Allah’tan başarılar diliyoruz. Bu konuda şunu da söylemeden edemeyeceğim. Abhazya’ya dini hizmet götüreceklerin mutlaka ilahiyat eğitimi almış ve pedagojik formasyondan geçmiş olmaları şart. Hz. Peygamber’in “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz” şeklindeki meşhur ve muazzam pedagojik ölçüsünü mutlaka kendilerine rehber edinmeliler. Yapacakları işin ulviyetinin bilinci içinde, bunu sırf Allah rızası için yapıyor olmanın derin ruhi hazzına ve iman zevkine ermiş olmaları da… Asla herhangi bir cemaat taassubu ve kalıpları içine kendini hapsetmiş biri olmamalılar. İslam’ı birkaç slogana indirgeyenlerden hiç olmamalı. En önemlisi de, oraya gideceklerin mutlaka güzel ahlak sahibi olmalarına özen gösterilmeli. Allah Resulünün “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim “ düsturu unutulmamalı. Sözün özü, Puşkin’in: … “Yönelelim onun aydınlığına Onun nuruna koşalım hepimiz” … Gel Kuran! Yetiş bize Ruhumuza ışık ver! Dediği Kur’ani mesaj Abhaz’lara en kısa zamanda ulaştırılmalı. Erdal ÖZDEN 24.11.2008 BU YAZARIN TÜM YAZILARI» ANA DİL YORUMLAR
nagargo
{ 08 Aralık 2008, Pazartesi }
Bu Güzel Haberi okuduğumda çok sevinmiştim.
Sayın ÖZDEN'in bu haber başlığı altında yazdıkları duygu ve düşüncelerinden dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Gerek Resmi kurumlar eliyle gerekse sivil toplum hareketleri eliyle Abhazya'ya götürülmesi gereken çok ama çok hizmet var. Umarım Abhazca bilen ve din eğitimi almış insanlarımız bu uğurda çaba gösterirler. Çaba diyorum çünkü; hakikaten susamış gönüllere su serpkmek değil orada verilmesi gereken mücadele!!! Orada, Yıllarca susuzluktan kurumuş gönüllerde deryalar oluşturulması gerekiyor. Suhum limanına yanaşan gemilerin görebileceği bir alanda, umarım ilk camisine de kavuşur Abhaz'yamız. Selam Olsun Güller Kadar Güzel Kafkas İnsanlarına
Dilek
{ 01 Aralık 2008, Pazartesi }
Bir dileğim var!
Abhazya özgür olsun. Bir dileğim var! Abhazya tanınsın. Bir dileğim var! Abhazya kendini yalnız hissetmesin. Bir dileğim var! Türkiye Abhazya'ya yardım etsin. Evet o dileğim gerçekleşmeye başlamış. Ne güzel. İlk adım atılmış. İlk adımı atanlara teşekkür ediyorum. Adımların arkasının gelmesi dileğiyle...
Fazıl İskender
{ 01 Aralık 2008, Pazartesi }
Abhazya'nın çok şeye ihtiyacı var. En önemlisi de morale ihtiyacı var. Yıllardır süren ambargodan sonra Abhazya'ya yapılacak maddi ve manevi her türlü yardım Abhazlara en büyük moral olacaktır. Abhazlar Türkiye'den bu zor günlerde uzanan dost eli hiçbir zaman unutmayacaklardır.
Teşekkürler Türkiye, teşekkürler Diyanet, teşekkürler Ali Bardakoğlu...
BEKALDI
{ 30 Kasım 2008, Pazar }
Bu Güzel Haberi okuduğumda çok sevinmiştim.
Sayın ÖZDEN'in bu haber başlığı altında yazdıkları duygu ve düşüncelerinden dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Gerek Resmi kurumlar eliyle gerekse sivil toplum hareketleri eliyle Abhazya'ya götürülmesi gereken çok ama çok hizmet var. Umarım Abhazca bilen ve din eğitimi almış insanlarımız bu uğurda çaba gösterirler. Çaba diyorum çünkü; hakikaten susamış gönüllere su serpkmek değil orada verilmesi gereken mücadele!!! Orada, Yıllarca susuzluktan kurumuş gönüllerde deryalar oluşturulması gerekiyor. Suhum limanına yanaşan gemilerin görebileceği bir alanda, umarım ilk camisine de kavuşur Abhaz'yamız. Selam Olsun Güller Kadar Güzel Kafkas İnsanlarına. A.BAYKALDI YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com