KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

KENDİ DOĞRULARININ ESİRİ OLMAK

Mükremin ÖNER





“Doğru” sözcüğü matematiksel ifadesiyle; “Bir düzlem üzerindeki iki nokta arasını en kısa yoldan birleştiren çizgi” ve “2x2=4” gibi aksi mümkün olmayan gerçekler anlamına gelir. Bundan başka da bireysel ve toplumsal hayatımızda kendimize karşı, başkalarına karşı davranış ve ilişkilerimizde, kısaca yaşamımızın her alanında ve sahip olduğumuz bilgilerimizde iyi, güzel, faydalı, olumlu olan düşünce ve davranışları ifade ederken kullanırız. Bu anlamına binaen de “Doğru”  sözcüğünün hayatımızın her alanında önemli bir yeri vardır.


Dolayısıyla, “Doğru” sözcüğünü hepimiz çok sever ve ona değer veririz. “Bilgilerimizin doğruluğu, işimizi doğru yapmamız, davranışlarımızın doğru olması hayatta başarılı ve mutlu olmamız için en önemli amillerdendir,” der isek herhalde abartmış olmayız.


            Matematiksel doğruya kimsenin itiraz etmesi mümkün olmasa da bilgilerimizin ve buna bağlı olarak davranışlarımızın doğruluğu her zaman tartışıla gelmiştir. Çünkü insanların sahip olduğu bilgiler ve sergiledikleri davranışlar matematiksel ve bilimsel doğrular gibi müşahhas olarak ölçülememektedir.


            Geçmişte ve günümüzde insanların pek çoğu kendi doğrularını gerçek doğru olarak kabul etme yanlışlığına düşmelerinin bir sonucu olarak, hem kendi iç dünyalarıyla hem de çevreleriyle gerçek manada barışık bir yaşam sürememişler ve kendi doğrularının esiri olmuşlardır. Bu inatlarından dolayı âhiret hayatlarını da tehlikeye atmışlardır. Oysa insanoğlu her zaman doğruyu arama ve bulmaya açık bir fıtrat üzere yaratılmıştır. Bu manada pek çok insanın, toplumun kabullendiği doğrulara  saygılı olma erdemliliğini gösterdiği de bir gerçektir. Kişiyi makul düşünmeye sevk eden husus ise kendi doğrularının yanlış, yanlış diye nitelendirdiklerinin de doğru olabileceğini göz ardı etmemesidir. Gelişen zamana bağlı olarak, tespit edilen yeni bilgi ve bulgular doğrultusunda; dün doğru dediklerimizin yanlış, yanlış bildiklerimizin de doğru olduğunu her gün müşahede etmekte olduğumuz bir vakıadır. Zira,  doğruların ve yanlışların sık sık yer değiştirdiğinin şahididir insanlık tarihi. Bu gerçeği asla göz ardı etmeden doğru olanı bulmak ve yanlışlardan kurtulmak için akıl ve gönül kapımızı her zaman açık tutmamızın daha akıllıca bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz.   


            Üzülerek belirtmek gerekirse pek çoğumuz günlük yaşamımızda kendi doğrularından başka bir doğru olabileceğini asla kabul etmeyen, edemeyen insanlarla sık sık karşılaşmaktayız. Bunlar kardeşimiz, eşimiz, dostumuz, oğlumuz, kızımız olabileceği gibi belki iş arkadaşımız, akrabamız, komşumuz veya sevdiğimiz arkadaşlarımızdır. Belki, biz de onlara göre kendi “yanlış doğrularımıza” saplanmış kimselerizdir. İşte bu noktada “gerçek  doğruların” tespitinde bir ölçünün olması ve bu ölçüye baş başvurmanın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.


            İnanıyorum ki ölçüler doğru konulabilir ise yanlışlarımızı düzeltmede fazla zorlanmayız ve doğru bildiğimiz pek çok yanlışımızdan kolayca kurtularak kendimizle, ailemizle, hısım ve akrabalarımızla ve çevremizle uyum içerisinde mutlu bir yaşam sürebiliriz.


İşte burada “Doğru olanları belirlememizi sağlayacak ölçüler nelerdir?” sorusu akla gelecektir.


Bir kere en başta “Bana göre doğru, sana göre doğru!” saplantısından kendimizi kurtarıp samimi olarak doğruları arama gayreti içerisinde olmalıyız. Bunun yanı sıra hemen  kendimize şöyle bir bakıp; sahip olduğumuz akıl, fikir, düşünce melekelerimizi kendi gayretimizle elde etmediğimizin, bu ve benzeri pek çok nimetlerin Cenab-ı Allah tarafından bize bahşedildiği gerçeğini görebilmeli ve dünyaya gelişimizden itibaren tıkır tıkır çalışan kalbimizin, kan dolaşımı, sindirim ve boşaltım sistemlerimizin çalışmasında, nefes alıp vermemizde bizim herhangi bir müdahalemizin olmadığının bilincinde olarak; görme, öğrenme, konuşma, yürüme, gülebilme, ağlayabilme vb. tüm yeteneklerimizi kazanmamızda da hazır bir altyapıyla donatılmış olarak yaratıldığımızın şuuruna varmalıyız.


Güneşin doğmasına-batmasına, gece ve gündüzün oluşuna, mevsimlerin sırasıyla gelişine, yağmura, buluta, rüzgâra… itiraz edemediğimiz gerçeğini görüp ilahi kuralların hayatımızın olmazsa olmazları olduğunu kabullenebilmek gerçek doğrulara yönelebilmenin ilk şartı olsa gerektir.     Zira, geçmişte “İlahi doğrulara” inatla direnen Nemrut, Firavun, Ebrehe, Karun vb.  kişilerle  Nuh Kavmi, Ad ve Semud kavimleri gibi toplumların akıbetleri hepimizin malumudur. Yakın tarihte ise Hitler, Mussolini, Lenin, Stalin, Saddam gibi diktatörlerin ve günümüzde de kendi doğrularını dayatmaya kalkışan şahısların yakın çevresine ve bazı güçlü  devletlerin insanlıktan yoksun zalim liderlerinin dünya insanlığına ve kendi halklarına çektirdikleri sıkıntıları hepimiz yakînen bilmekteyiz.


İkinci olarak da insanlığın ortak aklıyla belirlenmiş olan evrensel değerlerin, içerisinde yaşadığımız toplumun ekseriyetinin buluştuğu dini, hukuki, ahlaki, insani ve sosyal değerlerin kendi doğrularımızdan daha doğru olabileceğini düşünerek “ortak akıl” çizgisine kendimizi çekme gayreti içerisinde olabilmeliyiz.


 İnanıyorum ki işte o zaman; “Kendi doğrularımızın esiri olarak” hayatı kendimize zindan etmekten kurtularak; akıl ve idrak sahibi, “yaratılmışların en şereflisi” unvanını hak etmiş sosyal bir varlık olarak dünyamızı ve ahiretimizi daha mutlu kılma olanağını elde etmiş, içerisinde yaşadığımız topluma da pek çok alanda katkı sağlama fırsatını yakalamış oluruz.           


Doğru zannettiğimiz yanlışlarımızdan sıyrılarak gerçek doğrularda buluşmak ve güzellikleri hep birlikte paylaşmak dilek ve temennilerimle.

BU YAZARIN TÜM YAZILARI

» "BEN!.."DEDİKÇE KAYBEDENLER
» ADIGAGHE'DA (ÇERKESLİK'TE) İNSAN VE SOSYAL HAYAT
» ADIYAĞA EVRENSEL DEĞERLER SİSTEMİ
» ANNE OLMAK
» BABA OLMAK
» BİR ÇOCUĞUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ VE HAL-İ PÜR MELALİMİZ
» ÇERKES TOPLUMUNUN "ÖNDER" SORUNU
» DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
» DÜŞMANLIĞA DÖNÜŞEN RUS-ÇERKES DOSTLUĞU VE BUGÜN
» GARİP BİR ÜLKE MASALI
» HERKES KENDİNE YAKIŞANI YAZAR, SÖYLER(!)
» İNSAN OLMAK
» KADINLARIMIZIN KADRİNİ BİLMEK
» KAYSERİ KAFKAS DERNEKLERİ KIŞ UYKUSUNA MI YATTI?
» KENDİ DOĞRULARININ ESİRİ OLMAK
» MUTLULUĞUN KAYNAĞI HAYATI DOĞRU OKUMAKTIR (*)
» OKULLAR AÇILIRKEN ANNE BABALARIN DİKKATİNE!
» ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN PENCERE
» SEVMEYİ BİLMEK (2)
» SEVMEYİ BİLMEK ( I.)
» SOSYAL HAYATIN İÇ KURDU - KİBİR
» ŞAMİL TAYYAR'A SORUYORUM: YANLIŞ KONUŞAN DOĞRU ANLAŞILIR MI?
» TÜRKİYENİN VE TÜRK HALKININ ÇIKMAZI
» VATANDAŞ OLMAK
» YALAN ÜZERİNE TARİH YAZILMAZ !..
» ZAMAN GAZETESİNE KINAMA
» ZAMANI GELİNCE EVLENMEK

YORUMLAR

Yorum bulunamadı!

YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
Kendi Yolunu Tıkamak
Güzel Şeyler De Var
Mısır Firavunu Iı. Ramses'i Yenen Çerkesler
Dönme Dolap
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kim ,kimden Ne Kadar Büyük ?
Adıgaghe'da (çerkeslik'te) İnsan Ve Sosyal Hayat
Yalnızlık
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Ben Yoksam Kimse Yoktur
Incil Allah'ın Sözü'dür!!
Rıdvan Özden Cinayeti Kimin İşine Yarar?
Türkiye Üzerine Düşünceler
Erkekler Komisyonu Niçin Kurulmuyor ?
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik