KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI KAN BANKASI DİASPORA TV KAFKAS DİASPORASI FORUM KAFKAS DİASPORASI RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

HALKALAR ZİNCİRLER VE BİR AYHABI'DAN ÖĞÜTLER

                                                                             ALPER KAHRAMAN

                                                                        alper@kafkasyaforumu.org

Rahmetli dedem, Atsugba Mehmet Ali, uzun boyu ve dik duruşuyla geçkin yaşına rağmen heybetli bir adamdı. Bizimkilerin deyimiyle eskilerdendi. Benim için o zamanlar pek bir şey ifade etmese de “eskilerden” olması farklı karakterinin bir açıklamasıydı. Anneme okuldaki başarımın kendisini çok sevindirdiğini benim eğitimime kendisinin de katkıda bulunmak istediğini söylemişti. Ona göre okulda öğrendiklerimiz, “büyük adam” olmak için yeterli değildi. Son derece resmi ve ciddi bir atmoseferde gerçekleştirdiği konuşma annemi gururlandırmıştı. O konuşmanın ardından dedemin artık benimle oynamayacağının farkında olsaydım, dönüp fikrimi sorduğunda, “hayır, istemiyorum” derdim.

Vefat ettiği 1990 yılına değin arka arkaya bir kaç yaz, hayatının yalnız geçen kısmına beni de ortak etmişti. Kimi zaman abısta pişirdiği çüven başında, kimi zaman bir fındık ocağının altında kimi zaman köye uzak mesafede “Güney” adını verdiğimiz açma yolunda uzun konuşmalarımız oldu. Kızgındı. Bilmediğim tarihlerden, olaylardan bahsediyor, değişip giden dünyaya kaybolan değerlere üzülüyordu. Köydeki pek çok insanın aksine, gençliğinde ormancılık yaptığı için çok gezmişti. Ancak adını bilebildiğim pek çok şehirle ilgili pek çok hikaye dinledim. Başka bir coğrafyanın çocuğu olduğumuzu, etrafımızdakilerden farklı olduğumuzu örnekler vererek anlatıyordu. Sonraları ne yapmak istediğini anlasam da, belki de benim için erken bir yaştı. Anlattıklarının ve vermek istediklerinin çoğunu alamadım ama hatırımda kalanları da aklımdan hiç çıkarmadım.


Her sene köye geldiğimde karşısına alıp bir bakar, ve zayıf bünyem için üzüldüğünü belli ederdi. Her şeyden önce dik duramıyordum ve yeterince güçlü değildim. Sürekli dik durmamı tembihliyordu. Okul sıraları pek ergenomik sayılmazdı, ister istemez insanın kamburu çıkıyordu. Konuşmalarıma dikkat etmemi söyler, zamanlı ve yerli yerinde olmasını tembihlerdi. İnsanlara saygılı davranır ve bunu örnek almamı isterdi ama sözünü de asla esirgemezdi. Asla boyun eğmememi ve kimseye boyun eğdirmeye çalışmamamı şu şekilde öğütlemişti: “Sana boyun eğdiren, boynuna bir halka takmış demektir. Ne kendi boynuna halka taktır, ne de bir başkasının boynuna takmaya çalış”.


Kafkasya’dan gelen babasını kendisi henüz çocukken kaybetmiş, tanıma şansı olmamıştı. Öğrendiği her şeyi abisinden öğrenmiş, evini kendi elleriyle inşa etmiş, altında oynadığımız o koca ağaçların hepsinin cansuyunu vermiş, kendi yaşam alanını bildiği gibi inşa etmişti. “Göremiyorsun, çünkü suya gitmek istemiyorsun” demişti, almamı istediği su bidonunu bulamadığımda. “Görmek için, önce istemen, sonra bakman gerek.”


“Bir gün genç bir adam olacaksın ayaklarını daima sağlam basmaya alış. Gençken öyle bir yürüyordum ki, arkamdan yer çatladı mı diye bakmak gelirdi içimden.“ Kendisiyle geçirdiğim son yazdan aklımda kalan bir cümlesi bu. Yetişmeye başladığımda, zaman zaman arkama bakmak istediğimi hatırlıyorum. Dedem, Atsugba Mehmet Ali, yeterince faydalanamasam da, köklerimle ilgili sahip olduğum imgelerin çoğunun kaynağıdır. Boyum uzayıp büyüklerin aslında pek o kadar da büyük olmadığını anlamaya başladıktan sonra dahi, dedem hatıralarımda daima heybetini korudu. Çünkü o hayattayken ben hep küçük bir çocuktum. Hiç bir zaman istediği gibi dik duramasam da, boyun eğmeyen ve dik duran bir neslin devamı olduğumu daima hatırımda tutmaya çalışıyorum.


 *************


 Bir kaç sene önce, Kafkasya Forumu’nun bir toplantısına, KAFFED’in gençlik komisyonundan genç bir misafir katılmıştı. Kızmış ve hayal kırıklığına uğramış bir şekilde, KAFFED’i eleştiriyordu. KAFFED’in bizim için artık sıradanlaşmış politikasıyla yüz yüze gelmiş ve şaşkındı. Toplantımızda heyecanlanan ve öfkesini dışarı vuran bu dik duruşlu Kabardey genci, bizi de bilgilendirdikten sonra meydan okuyan bir ruh haliyle bununla mücadele edeceğini söyleyerek yanımızdan ayrılmıştı. Gecikmeden, o gün bize anlattıklarını kaleme alarak, 2000 üyeli Marje mail grubuna geçti. Sonrası beklenmedik bir şekilde gelişti. Bize anlattığı her şeyi kaleme alan kardeşimiz, yeni bir maille, adresinin çalındığını iddia ediyor ve bu yazıyı kendisinin yazmadığını söylüyordu. Onca insan içinde anlattıklarından sonra bu insanların yüzüne nasıl bakacağını düşünmeksizin inkarcılığa girişen kardeşimize, belli ki, birisi boyun eğdirmişti. Dik duruşuna yakıştıramadığım için olsa gerek, hayal kırıklığına uğramıştım. Boynuna taktığı halka onu nerelere sürükledi sorusunun cevabını da geçtiğimiz günlerde aldım.


Diasporanın gündemini bugünlerde, KAFFED’in, Rusya devlet başkanı Medvedev’in himayesinde gerçekleşen Rus ve Rus hemşerileri gününe katılması işgal ediyor. Söz konusu genç kardeşimiz de, bu hususta yapılan eleştileri doğru bulmadığını, ve uzlaşmanın bir yolunu bulmamız gerektiğini anlatıyor. Ona göre bu toplantıya katılım da uzlaşma yollarından biri olabilir. Boynunda halkayla gezen kardeşimizin görmek istemediği gerçek, boyun eğme ve biat etme kültürünün uzlaşma şeklinde kendisine yutturulmuş olduğu. Öyle bir uzlaşma ki bahsedilen, Çeçenya’da işlenen insanlık suçlarına, cumhuriyetlerin özerkliklerinin budanmasına, ibadet özgürlüğünün engellenmesine, tarih ve kültürünüzün talan edilerek bölgenin tamamen Ruslaştırılmasına, gönüllü birleşme yalanlarına, genç bedenlerin sokak ortasında ibreti alem olsun diye yakılmasına, infaz timlerine, sokak çetelerine, provokasyonlara ses çıkarmamanız gerekiyor. Gerçekten göremiyor musunuz, bakmıyor musunuz?


KAFFED’in yönetici elitinin, ideolojik ve ekonomik bir örgütlenme olduğu defalarca ifade edilmiş, atılan pek çok adım teşhir edilmiş olmasına rağmen, bu örgüt hala aynı elitin yönetimini aşamamışsa artık elite değil çevresine bakmanın zamanı gelmiş demektir. KAFFED camiasına şöyle bir dönüp baktığımda, gördüğüm manzara kabus gibi. Birbirlerine halkalar ve zincirlerle bağlanmış dar bir grup, etrafında yer alan geniş bir kitleye boyun eğdirerek, boynuna bir halka takmaya çalışıyor. Öyle ki dikkatle dinlediğinizde zincirlerin şakırtılarını duyabiliyor, boyun eğdirme mücadelesinin her bir köşede sürdüğünü gözlemleyebiliyorsunuz. Saygıyla karıştırılan biat, bürokratik hiyerarşi, siyasi fobiler, devlet korkusu gibi vesilelerle her köşede birilerinin boynuna bir halka mıhlanmaya çalışılıyor. Bütün bu zincirleri takip ettiğinizde, yine boyunlarından birer halkayla mıhlanmış önderlerine ulaşıyorsunuz. Bu son halkaların ardındaysa, karşınıza bütün çirkinliğiyle Rusya’nın koloni politikası ve biat çağrısının kaynağı ortaya çıkıyor.


Bu halkalar ve zincirler senfonisini boğan en önemli ikilemse önderlik vasfıyla öne çıkan simaların cılız sesleri. Boyunlarına taktıkları halka öylesine ağır ki, seslerinin tonu zayıflıyor, güvensiz, tedirgin ve korkak ifadelerle toplum için itici hale geliyorlar. KAFFED başkanından tek bir örnek verelim, açıklayıcı olacaktır: Hatırlayacaksınız, KAFFED başkanı Cihan Candemir yıllarca titizlikle takip ettiği DÇB politikasına rağmen, bir işadamları toplantısına katılmak üzere gittiği Soçi’de gözaltına alınıp, günlerce aşağılandıktan sonra Türkiye’ye geri gönderilmişti. Önce temsil ettiği toplumundan bunu gizlemeye çalışan Candemir, mızrak çuvala sığmayınca yaşadıklarını “bir yanlış anlama sonucu bir kaç gün misafir edildim” şeklinde açıklamayı tercih etmişti. Nasıl yürütüldüğünü, hangi koşullarda gerçekleştiğini bilmediğimiz bir süreçten sonra nihayet Candemir, tekrar Rusya’ya girmeyi başarabilmiş. Şimdi sormak gerekir açık açık, diasporayı temsil ettiğini iddia ettiği bir örgüt adına bu aşağılamaya maruz kalmasına rağmen, toplumu adına tepki koymaktan aciz bir karakterin peşinden kim gider? Eğer boynundan bir halka ve zincirle bağlanmamışsa?


Bu hemşerilik meselesiyle ilgili öyle bir ayrıntı var ki, değinmeden geçmek mümkün değil. Rivayete göre, geçen seneki toplantıya da katılmak için başvuruda bulunan KAFFED’in talebi Rusya tarafından kabul edilmemiş. KAFFED yılmamış ve başvurusunu sitemkar bir dille tekrarlayarak kendisini kabul ettirmeyi başarmış. Yani sizin anlayacağınız, balık baştan kokmuş, adamlara teşne olan da bizimkiler. Sizi küçük düşüren biz değiliz, hemşerileriniz farkında değil misiniz? Yıllar sonra, birisi çıkıp diasporanın gönüllü birleşmesi için bu başvuruyu belge olarak önümüze sunacak olursa, şimdiden not düşelim biz: “Hayır gönüllü entegrasyon söz konusu değil, bu çıkarları için örgütlenmiş ve gerçek yüzünü kitlesinden saklamayı başaran bir grup boynu büküğün girişimidir.”


Zaten yenilerek dağıtılmış bir toplumu yeniden kolektif bir yenilgi psikolojisiyle birleştirmeye çalışıyor ve bu irrasyonel girişimin adına da mücadele diyorlar. Üstelik hedefimiz aynı yolumuz farklı diyorlar. Sizin boynunuzu bükmüşlüğünüz bizim utancımız haline gelirken nasıl olur da hedeflerimiz aynı olabilir!


Allah size akıl fikir, bizlere de sabır versin!

 

KAFKASYAFORUMU.ORG

alper@kafkasyaforumu.orgalper@kafkasyaforumu.org

YORUMLAR

nart  { 06 Aralık 2008, Cumartesi }
bu doğrumu ya?
cihan candemiri gerçekten almamışlarmı rusyaya aşağılamışlar mı? neden birşey söylenmiyor neden federasyon tepki vermiyor obizim federasyonumuzun başkanı biz onu aşağılayanlara neden tepki göstemiyoruz?

BEKALDIKO  { 06 Aralık 2008, Cumartesi }
Folklorümüzün küçümsenmesi kesinlikle sözkonusu olamaz.Bana göre Çerkes folklorü dünyanın en eski ve aynı zamanda tarihini,kültürünü ,yaşam tarzını,hayatı,hepsini bir arada veren tek yada ender kültürel etkinliklerden biridir.Onu inkar eden yada yok sayan kesinlikle çarpılır.

Ancak herşeyde folkor demek değil yani sadece folklor değil.İçimiz dışımız yıllarca oyun oldu,yıllarca sadece oynadık.Katkımız sadece bu yönde oldu Çerkesliğe.Buda işin en kolay ve eğlenceli yönü oldu.Katılmadığım nokta ise Çerkesliğin sadece oyundan,oynatmaktan ibaret olduğunu göstermeye çalışan kişiler yada kuruluşlardır.Şimdi deniyorki şehirlerde düğünlerde oynayacak gençler bulunmayabilir,bu bizim en büyük ayırt edici özelliğimizdir.Peki bu halay çekilen şehirlerde Dernekler yokmuydu.O zamanlar neden bu konulara parmak basmadılar.Yokmuydu oynamasını yada oynatmasını bilenler.Kanımca o zamanlar herkes kendine çalıştı.Kimsenin bu konuda endişe duyduğunuda sanmıyorum.

Üstelik Şu an Çerkesce oynamasını bilen onlarca avşar,türkmen,ve hatta kürt gösterebilirim.Bana göre en önemli şey atlanıyor burada .DİL.Her şeyden önce gelir dil.Dildir milleti ayakta tutan,varlığını sürdürmesini sağlayan.Yoksa bizim çocuklar daha 1 yaşında öğreniyorlar oynamasını.

Bir başka konuda Sonsuza kadar hiçbir hakla düşmanca yaşanmayacağıdır.Doğrudur.birbirleriyle çıkarları olan ülkeler bugün düşman yarın dost.Bakın Türkiyeye Dün İtalya ,Fransa,Almanya,İngiltere,Rusya,Yunanistan ve hatta Ermenistan ile kanlı bıçaklı düşman iken şimdi çoğuyla aralarından su sızmıyor.Bu ancak dik duruşla,akıllı politikayla olur.Bizimkilerin yaptığı sadece kuyruk sallayıp herşeyi kabullenmek.

Benim kabullenemediğim budur.Dernekler maalesef kendi kişisel egolarını tatmin etmek için yada isim yapmak için ortaya çıkan-gerçek anlamda çalışanları tenzih ederim- belirli kişilerden oluşmakta.Yaptıkları en büyük yanlışta halka seslenemeyişleri,onların seviyelerine inememeleri.Alttan destek almayan kurumlar ya sürünmeye mahkumdur yada yokolmaya.Aksini idda eden varsa neden yıllardır hiçbir konuda hemfikir olamıyoruz.Neden derneklerimizi ayırdınız,sağ-sol diye,nedenonu komunistlikle diğerini namaz kıldığı için irticacılıkla suçladınız.Oysa halk arasında bu ayrımcılık yoktur.Maalesef bu dernekçilikle geçinen insanlarda vardır.

Adığece ve Abazaca kitap çıkarıldığı söyleniyor.Gerçekten merak ettim acaba kaç kişi okuyabiliyor yada okumuş bunları,yada okuyabilecek.Sen önce insanına okumayı yazmayı öğret sonra bunlardan bahset. Yüzlerce kitap yazsan neye yarar.Meraklısını bulamassan.Tabanla kopuk kuruluşlar,dernekler kime okutacak bunları,sadece raflarımı süsleyecekler.

Derneklere,folklor oynamaya giden gençlere,kaşen bulmak için yada sadece oynamak için gidilmeyeceğini,bu oynamanın içerdiği anlamıda öğrenmeleri gerektiğini vurgulamalılar.Hele hele bzim için en önemli noktayı,Oyuna başlarken DİK durmanın ne kadar önemli olduğunu söylemeliler.Çünkü bizim folklorümüzden,kültürümüzden başka DİK oynanan hiç bir oyun yoktur.DİK DURUŞ sadece bize mahsustur.

WOTEY WUMAR  { 05 Aralık 2008, Cuma }
Federasyonumuz ne yaptığını bilen ve gelişen olaylara karşı hakkımızı en iyi şekilde korıyan bir kurumdur.

ne kadar samimiyetsiz ve politik bir cevap ... neymiş o kadar gelişen olaylara karşı halkımızı en iyi koruma adına yapılan şey? 2000 yılında Nalçikteki DÇB toplantısında dönen maskaralıklara göz yummasımı? 450.yıl şarlatanlığına yapılan saçma sapan açıklamalar ile milyonlarcası Rus yaylılmacığı karşısında şehit düşen nenelerimiz dedelerimizin kemikleri sızlarken körü sağırı oynamasımı? ...

Vah ki ne vah ... Şimdi Rusyayı kurtarıcı olarakmı lanse edeceksiniz? Abhazya ve osetya diye bir sorun varsa once bu sorunun kaynağına bir bakın bunu bilmiyorsanız Çerkeslikten bahsedilen bir yerde konuşurken bir daha düşünün taşının zira, Rusyayı şirin göstereceğiniz bir kaç hain, satılımış ve zayıf ruhtan başkasını bulmayacaksınız? ... Rusya kendi çıkarları için savaşır ancak ... bu kadar düşünceli olsa Çeçenya yapmadığını niçin bırakmadı tum liderleri tek tek suikastler ile yok etti?

Ruslar ile makul şekilde anlaşmaktan bahsetseniz tartışmaya değer ancak onları kurtarıcı olarak lanse edecekseniz ve bunuda federasyonu savunma adına yaparsanız... puzzelen parçaları sizin istemediğiniz bir manzara koyar onumuze ve bunuda kimse hazmedemez ... Rusya adına diasporayı ehlileştirmekle görevli DÇB nin Turkiye şubesi olarak gözükmek istenmeyeceğine ve federasyondaki hiçkimseninde bu pozisyona düşmek istemeyeceğine göre bir atasozunu oturduğum yerden ve hiçbirşey yapmadan hatırlatmak isterim '' ZIPTLHI T'IS, GUPSISEI PSTLE''

Rusya ile makul temelde karşılıklı çıkarlar çerçevesinde oturulur konuşulur anlaşılır falan filan ama reel politik rusya ne derse olur vs teslimiyetcilik ile zaten savundugunuz tum seyleri yok sayıyorsunuz demektir ... Kafkasyada yasayan birinin daha uysal olması beklenir gercekcidir ama Diaspora daha konsantre olmalıdır ki ulusal davadan bahsedilsin denge kurulsun ... Bizim Rusyaya burada Ram olacağımız bir konuda sempati duyacağımız bir borcumuzda yoktur.

Şerelıkuo  { 05 Aralık 2008, Cuma }
Medya ortamlarında sıkça sözkonusu edilen ve eleştirilen konulardan biri ,düğün oyun diyerek küçümsenen folklor etkinlikleridir.Unutulmamalıdır ki,folklorik ögeler,bir halkın karekteristiklerini yansitan en önemli etkinliklerdendir.Bu durum Kafkaslılarda daha belirgindir.Kafkas halk oyunları ve folklorik ögeler,toplumun yapısının bir yansıması kimliğinin bir göstergesidir.Folkrolik özelliklerimiz bu asimilasyon ortamında bir direniş noktası ve ayırt edici etki sağlamaktadır.Ne kadar eleştirilsede derneklerimiz şehirlerde bu konuda büyük yararlılıklar göstermiş ve halende göstermektedir.Şehirlerde adige düğünü yaplamadığını,düğün yapacak genç bulunamadığını,köylerde davul zurna ile düğün yapıldığını düşünün.Bu taktirde kültürel direnişin son kaleside yıkılmış olur.Nalçikte, her çarşamba akşamı
şehrin en büyük ve işlek meydanında,büyük küçük toplumun tüm kesimlerinin katıldığı büyük bir adige düğünü yapılmakta. Ama o sadece bir düğün değil,toplumun yaşayış tarzı ve kültürel yapısının sergilenmesi faaliyetidir.
Toplum olarak,çok eleştiri yaptığımız ancak icraat yapmadığımıza dair söylemime karşılık keşke birileri kalkıp deseydi;
Hayır sadece eleştiri yapmıyoruz,bak ;
Adigece gazete çıkarmaya bailadık,
Daha yeni abhazca kitap çıkardık
Kafkas dilleri ile ilgili enstütiler açma girişimlerimiz var,
Üniversiteler de okuyan 100 gence burs sağlanması ıle ilgili organizasyonumuz var
Türkiyedeki gençleri Kafkasyadaki üniverstelere gönderiyoruz,
Yaz tatillerinde yüzlerce çocuk ve genci Kafkasyaya gönderiyoruz,ordakileride Türkiye ye davet ediyoruz.
Kültürel kimliğimiz ile ilgili sorunları demokratik ortamlarda dile getirecek milletvekiller seçmei projelerimiz var,
Daha bunun gibi bir çok konu,Keşke sadece eleştirmiyoruz biz bularıda yapıyoruz diyen insanlarımız çoğalsa.



Şerelıkuo  { 04 Aralık 2008, Perşembe }
Evet,diaspora çerkezleri arasında,göç ve soykırım ile ilgili olarak geçmişte söylenmiş ve günümüzdede dile getirilenlerin hemen hemen tamamı doğru,hatta azı var fazlası yok.Rusların geçmişte Kafkasyada büyük bir insan kıyımına sebep olduğu,soykırıma varacak derecede saldırganlıkta bulunduğunu kmise inkar edemez.Sadece diasporada değil,bu durum Kafkasya da da kabul edilmekte. Doğru, konıu hiç bir zaman unutulmaması,unutturulmaması gereken bir durum..Kafkas tarihi,Rusları Kafkasya yı işgal ettiği zaman başlamış veya bitmiş değil,öncesi var sonrası da olacak.
Ancak bunu bir intikam ve kan davası mantiği ile ele alırsak hiç bir yer varamayız.Düşman milletler ve ebedi düşmanlıklar olamaz.Geçmişle ilgili tarihsel tespitler yapmak ve tarihsel bilinç oluşturmak ayrı bir konu,günümüz ve geleceğe yönelik gerçekçi (duygusal değil) ve sonuç alıcı politikalar oluşturmak ayrı bir konudur.
Halklar ve devletler ancak güçleri oranında tavır gösterebilirler,akaılcı olan budur.Gücünüzün ötesinde yapacağınız hareketin size yarardan çok zararı olacaktır.Tabiki dik duruş ve onurlu davranış gösterilecektir.Rahat bir yaşama ve statüye sahip olsak bile,kültürel kimlikten yoksun olmak en büyük esaret ve baş eğme sebep sebebi değilmi?
Kafkasya yı ele alalım,şu ortamda orada yaşayan insanların ve yöneticilerinin Rusya ya tavır göstermeleri mümkün mü, bu günkü reel politikte ve globalizm çağında gerçekçimi,gerekli mi faydalı mı?Diasporaya bakalım,Kafkasya ıle ilişkileri geliştirmemizin elzem olduğu günümüzde Rus karşıtlığı bize ne kazandıracak?Bizim bu gün için acil olarak yapmamız gereken,bir taraftan Rusya Federasyonu ve Kafkas cumhuriyetleri ile her konudaki ilşkileri geliştirmek ve diğer taraftan da kültürel kimliği koruma konusunda yaşadığımız yerlerde etkinlik sağlamak değil mi?

BEKALDIKO  { 03 Aralık 2008, Çarşamba }
Bizi biz yapan geçmişteki bağlılığımız ve dik duruşumuz idi.Ancak kimi zaman korkudan,kimi zaman ikna odalarında bu duruşumuzu maalesef kaybettik.Kimimiz eleştiriyi sadece eleştirmek için yaparız kimimiz ise kulaktan duyma,dedikodularla ya iftira atarız yada nalınada mıhınada dokundururuz.Oysa nereye gittiğimizi ya anlayamıyoruz yada anlamak istemiyoruz.Geminin içindeki bizler batmak üzereyken hala bir kaç delikte ben açayım çabuk batalım mantığıyla birbirimizle didişmekten ,maalesef önemli konulara imza atamıyoruz.Biz kendimizi,bizden olanı adam yerine koymuyoruz ki başkası biai koysun.
Bulunduğumuz topluma öyle ayak uydurmuşuzki onları geçmek için yarışır hale gelmişiz.

Merak ediyorum acaba duruşundan hiç sapmamış,kaybetmemiş kaç kişi var toplumumuzda.İnanın saymaya kalksak kolayca sayabiliriz.Bizim toplumumuzun bu hallaere düşmesinin en büyük nedeni değilmidir,basiretsiz dernekçilerin başta olması.Onlar değilmidir,insanlarımızı sağcı-solcu-dinci diyerek bölen.Onlar değilmi dernekleri babsından miras kalmış gibi sahiplenen.Onlar değilmi,başkanlığı kimseye bırakmayıp,Ali topu at,at Ali at--Ali topu tut tut Ali tut diyerek yıllarca bir santim ileri götüremeyen.Başkalarını aralarına almayan.Sadece kendi hegamonyalarını kurup,kaymağını yiyen.

Bakın öyle işlemişki beynimize hala Rusya olmasaydı,nice olurdu Abhazyanın-Osetyanın hali? diyerek can düşmanımızı bile şirin gösterebiliyorlar.

Madem milliyetçisin,Çerkezsin neden Rusyadan medet umuyorsun,övündüğün 7 milyon Çerkesi neden harekete geçiremiyorsun.Boş laflar bunlar.Derneklerimize bir bakın.Oyun ve folklor dışında insanlarımıza ne verebilmiş,hangi gücü elde etmiş,hangi yaptırımı uygulatabilmiş.Ne ekonomik yönden nede siyasi yönden toplumumuza katkısı olmamıştır.Zaten bizim toplumu adam yerine koyan da yok.Hiçbir gücünüz yok.

Bakınız Rusya F.da olsun Türkiyede olsun yada Ürdünde,hep itaatakar,iyi vatandaş rolünü oynamışız ve hala kendimizi öyle tanıtıyoruz.Kaffed'inde o toplantıya katılmasındaki ana sebep budur.Bakın artık biz atalarımız gibi asi değiliz artık uysalız,siz ne derseniz o olur mantığıyla katılmadılarmı.Acaba söz hakları oldumu,yoksa orada ninnimi dinlediler.Bütün bu eleştirileri yaparken milleti için canını ,varını yoğunu verecek insanlarımız yokmu bunların içinde ,elbette var ,zaten onları tenzih ediyorum.Ama onlarda azınlıkta kaldıkları için seslerini fazla duyuramıyorlar.

Bedel ödemeden hiç birşey elde edilemez.Bilemiyorum,bedel ödedikmi,ödüyormuyuz,yoksa ödeyecekmiyiz.Tek temennim bir an önce bu sorunun cevabını bulabilmem.

Ne mutlu duruşunu kaybetmeyen Çerkes'e.


Enes Kural  { 03 Aralık 2008, Çarşamba }
Sayın Beslan ve Şereliko
Yukarıdaki yazı hangi sitede yayınlanmış ve o sitede neler var bir inceleyin isterseniz.Devamlı eleştiriyorsunuz bir şey yapmıyorsunuz iddianızın en güzel cevabı sitedeki projeler sanırım...

BEKALDI-TLEY  { 03 Aralık 2008, Çarşamba }
Selam Olsun Bahsi Edilen Dik Duruşunu Kaybetmemiş Kafkas Diasporasının İnsanlarına...
Yukarıda yazılan her bir cümle anlayana bir tokat gibi çarpar. Çarparda sesi taaaa adamın oturma odasından duyulur!!!! Diasporanın yaşamakta olduğu gerçekleri bu denli net görebilen, gördüğü gerçekleri dile getirebilen, dile getirdiği düşüncelerin arkasında sonuna kadar durabilen kaç yürekli insan vardır ki?
Dile getirilen gerçekler adam olana tokat gibi çarpar dedimya.. Bu tokatlardan herkes nasibini almalı. Almalı ki, Toplumumuzun aklı başına gelmeli. Değilse birileri Halkımızın önderliği adına, STK'cılık oynar. Bir takım akıl fukaraları onlara el çalar. Geriye kalanlarda düşünce rüzgarlarına kapılıp bir oyana bir buyana savrulup sonunda yok olup giderler alemi cihanda...
Allah, Hepimize Akıl Fikir versin. Her zamankinden daha çok ihtiyacımız olacak önümüzdeki süreçte!!!
Esenkalın...

beslan  { 03 Aralık 2008, Çarşamba }
Değerli arkadaş,yazdıkların senin görüşün.Federasyonumuz ne yaptığını bilen ve gelişen olaylara karşı hakkımızı en iyi şekilde korıyan bir kurumdur.Sizlerde bir şey yapmadan maalesef eleştirmekle meşgulsünüz.Felsefeniz bir şey yapma,hatada yapma. Sizin doğrunuz.Sorarım size Osetyaya saldırıya Rusya cevap vermeseydi ne Osetya ne Abhazya kalırdı.Lütfen eleştirirken doğrularıda yazın.

Şerelıkuo  { 03 Aralık 2008, Çarşamba }
Diasporada yaşamanın ve yurdundan koparılmış olmanın psikolojisi ile,hayatın gerçekleri ve mantıkla pek bağdaşmayan bir tepki tarzını uzun süreden beri dile getirmekteyiz.Günümüzde sakin,akılcı ve dialoga açık bir hareket tarzı başarı için kaçınılmazdır.Sadece eleştiri yetmez ,çözüm yollarınıda açık ve net ortaya koymak lazım.Türkiyedeki kafkaslılar olarak,sürekli Rusyayı ve Kafkasyadaki yapılanmaları suçlayarak,diasporadaki hiç bir problemimizi çözemeyiz,söylediklerimiz doğru bile olsa bize hiç bir faydası olmaz,tam tersine zararlı olur.Bu tarz bir davranış en kolayı olanıdır,işin kolayına kaçmaktır.Bol bol eleştiri yapıyoruz,ancak çözüm yolu ortaya koyup icraat yapmıyoruz.Dağınık,örgütsüzve kültürel olarak kimliksiz olmak bizim için gerçek esaret şeklidir.Kafkasyadakilere acıma ve onları kurtarma huyundanda vazgeçelim,ve önce kendimize bakalım,gerçek gündemlerimize dönelim.Bakın yakında TRT de 24 saat kesintisiz Kütrce yayın başlıyor.Yoksa bizim öyle bir sorunumuz,gündemimiz yokmu?


YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Avrupalı Cerkeslerden, Avrupa Parlamentosunda Konferans
Kendi Yolunu Tıkamak
Güzel Şeyler De Var
Mısır Firavunu Iı. Ramses'i Yenen Çerkesler
Dönme Dolap
Bölünme Genlerımızde(mı) Var
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Yanlı Medya Mı, Gürcistan Komünist Partisimi Doğru ?
Derin Çerkesler ...
Kim ,kimden Ne Kadar Büyük ?
Adıgaghe'da (çerkeslik'te) İnsan Ve Sosyal Hayat
Yalnızlık
Amerikan Rüyası Gerçekleşti Ya Bizim Rüyalarımız Yok Mu ?
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Ben Yoksam Kimse Yoktur
Incil Allah'ın Sözü'dür!!
Rıdvan Özden Cinayeti Kimin İşine Yarar?
Türkiye Üzerine Düşünceler
Erkekler Komisyonu Niçin Kurulmuyor ?
FORUMLARDAN

© 2005-2008 Kafkas Diasporası & Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com

 

counter easy hit

Istatistik