![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
ÇERKES ETHEM VAKASININ 84.YIL DÖNÜMÜYDÜ
Yavuz BAHADIROĞLU 10-2-2007 VAKİT GAZETESİ Bugün Türk tarihçisi, yakın tarihe ilişkin konularda duygusal bir açmazla karşı karşıya bulunuyor. Bu yüzden tarafsız ve analizler yapılamıyor… Hemen her teşebbüs soruşturmayla sonuçlanıyor. Bu açmaz yüzünden, ister istemez, yakın tarihe ilişkin tüm olaylar ve yakın tarihi yapan tüm isimler bir “Alaca Karanlık Kuşağı” içinde kalıyor. Alaca karanlık kuşağında kalan olaylardan biri de Çerkez Edhem ve “Çerkez Edhem Olayı”dır. (29 Aralık itibariyle 84. yıldönümüydü, araya bayram girdiğinden yorumumuz bugüne kaldı) Olaya dalmadan önce şunu belirteyim ki, Kurtuluş Savaşı'nın en zor dönemleri aşılır aşılmaz, ‘Ankara ekibi’ olarak isimlendirebileceğimiz ekip, zaferden sonra kendilerine alternatif olabilecek, ya da kafalarındaki Türkiye’yi engelleyebilecek dirayette gördükleri (Kuva-yı Milliye’ye katılmak için Anadolu’ya geçmek isteyen bazı şehzadelerle meşhur Enver Paşa dahil) Laz İpsiz Recep, Demirci Mehmed Efe, (zaman içinde de) Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Adnan Adıvar, Fethi Okyar, Ali Şükrü, Topal Osman gibi) isimleri tasfiyeye çalışmıştır. Soru şu: Resmi tarihi yapanların ve yazanların müştereken “vatana ihanet”le suçladıkları Çerkez Edhem de acaba bunlardan biri midir? Böyle durumlarda önce “aile”ye bakılır. Bu ailede hiç “hain” yok. Yani Ethem’in ailesi Kafkas kökenli sapa sağlam, tertemiz bir aile. Bağrından kahramanlar, şehitler çıkarmış. Edhem’in iki ağabeyi İlyas ve Nuri Beyler, Rum eşkıyalarıyla çarpışırken şehit olmuşlar. Diğer ağabeyleri Reşit ve Tevfik Beyler ise 1901-1902 yıllarında Harbiye'yi bitirerek subay çıkmışlar. Reşit Bey çeşitli cephelerde çarpışmış, canıyla, malıyla Türkiye’ye hizmet etmiş. Hizmetleri dikkate alındığı için 1919'da Meclisi Mebusan'a Saruhan Milletvekili olarak girmiş. Meclisi Mebusan İngiliz işgalcilerinin baskısı sonucu kapatılınca da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geçmiş. Yani Edhem’in ailesinin geçmişinde “hıyanet” yok, yan gelip keyfe keder yaşamak da yok; tam tersine, vaktiyle Bandırma'nın Emre Köyü’ne yerleşmiş Şapsığ Çerkez Boyu’na mensup bu aile, tüm varlığıyla “vatana hizmet” için yanan yüreklere sahip bir aile… Zaten Ethem de “düşmanla savaşma” geleneğinin etkisiyle evinden kaçarak Bakırköy’deki “Süvari Küçük Zabit Mektebi”ne girdi. Çünkü, “vatan için” iki oğlunu şehit, diğer ikisini “kurban” veren babası Ali Bey, en küçük oğlu Edhem’i asker yapmak istemiyordu. Okulu bitiren Edhem önce Balkan Savaşı'na katıldı. Bulgar cephesinde savaşırken yaralandı. Madalya aldı. I. Dünya Savaşı'nda Eşref Kuşçubaşı'nın yönettiği Teşkilat-ı Mahsusa (Bir nevi gizli istihbarat teşkilâtı) ile birlikte İran, Afganistan ve Irak'a yapılan akınlara katıldı. Defalarca yaralandı. Fakat Çerkez Edhem’i “Çerkez Edhem” yapan süreç Kurtuluş Savaşı döneminde başladı. Bu süreçteki mücadelesiyle efsanevi bir kişilik halini aldı. 1919-1920 arasında Anadolu'da tek vurucu güç olan Kuva-yı Seyyare'yi (Seyyar kuvvetler) kurdu ve yönetti. O tarihte ülkenin her köşesinde mevzii direnişler vardı. Efeler, hatta eşkıyalar güçlerini “vatana hizmet” için bütünlemişti. Ankara ekibi bunların arasındaki koordinasyonu ve iletişimi sağlıyor, dolayısıyla da öne çıkıyordu. Edhem büyük hizmetler yaptı. Bizzat Atatürk tarafından Ankara’ya çağrılıp ağırlandı. Sanırım o sırada bir de “niyet imtihanı”na tabi tutuldu. Ve sanırım “tasfiye edilecekler” listesine yazıldı. Biga civarında kuvvetlerimizi bozmayı başaran Anzavur Ahmed kuvvetleriyle ölümüne çarpışıp bozguna uğrattı. Oradan Düzce’deki isyanın üzerine gönderildi. Onu da başarıyla bastırdı. Edhem’in yıldızı bu başarılardan sonra büsbütün parlamıştı. Ama Ankara’nın kafasındaki “acaba”lar da artmıştı. İyice güçlenen, adeta efsaneleşen Edhem Bey acaba Ankara’ya kayıtsız şartsız boyun eğecek miydi, yoksa iktidardan pay mı isteyecekti? Edhem tartışmasız iyi bir komutan ve kahraman bir askerdi, ne var ki diplomasiyi Ankara’dakiler kadar bilmiyor, zaman zaman Ankara’ya kafa tutuyordu… Üstelik İsmet Paşa’ya güvenmiyor, ilişkilerini Mustafa Kemal Paşa ile sınırlı tutmak istiyordu. Defalarca Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek istedi, ancak bu arzusu sürekli geri çevrildi. Bu durumda ya tam anlamıyla “itaat” edecekti, ya da “isyan”; isyan etti. Nedense itaat etmesi halinde bir şekilde öldürüleceğine inanmıştı. Git gide sıkıştırıldı. Kuva-yı Milliye ile savaşmak istemiyordu. Çekilebildiği kadar çekildi. Çıkar yol kalmayınca, milli kuvvetlere katılmalarını tavsiye ederek emrindeki kuvvetleri serbest bıraktı. Silahını, orduya ait malzeme ve parayı bıraktı. Yunan kuvvetlerinden geçiş izni istedi. Bu izni alınca da, tam 86 yıl önce, (6-7 Ocak 1921) Yunan işgali altındaki bölgeye geçti. “Yunan tarafına geçeceğine öldürülmeyi bekleseydi” de diyebilirsiniz, “Normal olarak canını kurtarmaya çalıştı” da diyebilirsiniz…Ben ise “keşke” diyorum, “keşke başka bir yolu olsaydı.” KAYNAK YORUMLAR
papalagi
{ 17 Mart 2007, Cumartesi }
ASLINA BAKILIRSA DÜNYA TARİHİNDE TARİH YAPANLAR ,TARİH YAZANLARIN HER ZAMAN HAKSIZLIĞINA UĞRAMIŞTIR. BİR KAHRAMANI HAİN VE BELKİ DE BİR HAİNİ KAHRAMAN YAPMAK O KADAR DA ZOR OLMASA GEREK. TAMAM ETHEM BEY DİPLOMASİYİ BİLMİYOR DİYORUZ AMA ŞUNU SORMAK GEREK HİÇ YOKTAN BİR ORDU KURMAK HEM DE O ŞERAİT ALTINDA VE BU ORDUYU İDARE ETMEK, İMKANSIZLIKLAR İÇİNDE SAYISIZ İSYANLAR BASTIRMAK , SAYISIZ SAVAŞLAR KAZANMAK İYİ BİR BİRİKİMİN OLDUĞU ANLMAINA GELİR. BENCE ETHEM,İN BİLMEDİĞİ YADA BELKİ DE BAŞVURMAK İSTEMEDİĞİ ŞEY BİZANS OYUNLARI, HİLE VE DESİSELERİYDİ.
Turhan Haluk Pekcan
{ 15 Mart 2007, Perşembe }
Şayet Ethem Bey'in yerinde olsaydım ne yapardım.
Bunu olayların dışından bakarken çok rahat cevaplayabilirim de, içindeyken nasıl cevaplayacağımı bilemiyorum. İsmet'in ikinci adamlığa giderken yapacaklarını biliyor olsaydım, Eskişehir'de o müşterek hayatımıza bir son verirdim sanırım. Ama soruyu soran arkadaşa bir sorum olacak. Bunca yıl hizmetinden faydalanılmış bir komutandan daha ne itaati beklenir?
Togujate
{ 20 Şubat 2007, Salı }
Eğer arşivler açılıp gerçek tarih yazılırsa nelerin değişeceğini,Kimlerin tarih sayfalarına nasıl yazılacağını,bu konuda fikirlerini söyleyenlerin ya idam edildiğini yada ölene dek memleketinde köyünde hapis hayatında göz hapsinde kaldığını ve ideolojilerine uymayan kişilerin hergün en az 10 unun idam edildiğini milli mücadelenin kazanılmasından sonra bunları kimlerin yaptığını sanki devletimiz bilmiyormu.Sadece korkulan, Berlin duvarının yıkılması veya Lenin heykellerinin parçalanmasından korkuluyor.Çünkü devlet arşivleri gerçekleri çok iyi biliyor.
Aslında ethem bey yanlış sölemiş.Hayatının en büyük hatası Anzavur ayaklanmasını bastırmak olmuş.Aslında onunla birlikte Ankaraya girmesi gerekiyordu.
tuğçe özkan
{ 15 Ocak 2007, Pazartesi }
hainlik...güzel bir tabir değil.Gerçi bu ülke tarihinde çoğu kişiye verilen bir tabir.Ama şunuda bilmek gerekir.Ethem bey o dönem içinde harcanan onlarca büyük insandan biriydi.kazım karabekirler rauf orbaylar hatta bir dönem ismet inönü bile tasfiye edilmişti.Bu siyaset Atatürk'ün kurmak istediği devlete karşı çıkabilecek herkese yani kendi fikirlerine ters yada uzak olan herkese yönelik bir hareketti.bu hareketide İsmet paşaya yıkmak doğru olmaz.çünkü ismet paşa Atatürk'ten izinsiz veya habersiz hareket etmedi ve edemezdi.olayları dönemin şartlarında değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.hainlik sıfatı dışında olağan birşey o dönem şartlarında
verkjale
{ 12 Ocak 2007, Cuma }
Tamam hepsi iyi güzel hoş bunu biz biliyoruz başkalarınada kısmen kabul ettiriyoruz ancak lisede ki inkılap tarihi öğretmeni bana kalk dedenin hainliklerini anlat diyordu geçmiş zaman dersinialdı ancak bu derece bu konuya taassub etmiş inanmış insanlar da mevcut
atizmir
{ 12 Ocak 2007, Cuma }
WOTEYWUMAR'A YANIT: Ankara komplo ekibi tarafından tıpkı Topal Osman, Trabzon mebusu Ali Şükrü, Mustafa Suphi, Yahya Kaptan vb. vb. gibi öldürülecektir... Zaten öldürmeyi de denediler. Ünlü Tren yolculuğunu, İsmet'in yaptığı kuşatmayı hatırlayın. Komployu zamanında anlayan Ethem, trenden inerek bu tertipten kurtulmamış mıydı?
WOTEY WUMAR
{ 11 Ocak 2007, Perşembe }
Temel Soru ; Peki Siz Ethem Beyin Yerinde olsanız ne yapardınız?
Adamlar ağızı ile kuş tutanları bile suikastlerde harcamışlar ve 150 li likler gibi listeler ile Istiklal marşı şairi ve kazım karabekir gibi şahıslar bile pasivize edilmişler yurtdışına sürülmüşler ... Ethem Bey sizce Itaat etse idi bile ne yapabilecekti ...? ... YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2006 Kafkas Diasporası.
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.