![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
HAYDİ GELİN BAZI SORULAR SORALIMİ.Şamil Öztürk. 27.02.2007 Hayatımızın her anında birçok olayla karşılaşırız. Bu olaylar üzerimizde olumlu ya da olumsuz yönde etkiler bırakırlar. Karşı karşıya kaldığımız olaylar için ortaya koyduğumuz tepki ve tavırlar etkileniş biçimimizi ele verir. Tepki ve tavır olarak ortaya konacak davranışları belirlerken de, öncelikle maruz kaldığımız olayı anlamaya ihtiyacımız vardır. Eğer bilmediğimiz ve anlamadığımız, yada anlayamadığımız bir olay hakkında bir tepki geliştirip ortaya koyabiliyorsak, önemli bir problemle yüz yüzeyiz demektir. Zira ortaya koyduğumuz bu tepki(olumlu ya da olumsuz) aslında bize ait değildir. Başkalarının bize önerdiği veya dikte ettiği bir şeydir ve dolayısı ile başkasının ortaya koyduğu tepkiyi desteklemişiz demektir. Yani bir başkasının istediği gibi davranmak, ona tabi olmak ve onun istediğini yapmak. Bu durum, bireyler açısından günümüzün önemli bir problemidir. Zira günümüzün iletişim anlayışı ve iletişim araçlarının kullanılış biçimi çok problemlidir. Modern kafanın ahlak anlayışı sınır tanımaz bir sorumsuzluk ve anlayışsızlık içerir. Bu nedenle hak, hukuk vb. kavramlar sadece sözle ifade edilen kavramlardır ve pratikte hiçbir anlamları yoktur. Bireyler, belli amaçlar doğrultusunda önceden hazırlanmış kirli ve kaynağı açık olmayan bilgilerle karşı karşıya bırakılmakta, bu bilgilerin doğru olduğu ve bunlara karşı çıkmanın geri ve çağdışı olmakla eşdeğer olduğu ileri sürülmektedir. Böylece istenilen şeyler; bireylere, bireylerden de toplumun katmanlarına en doğru, en tartışmasız bilgiler ve haberler olarak sunulmuş olmaktadır. Giderek aslı astarı olmayan bu bilgi ve haberler, olduğu gibi kabul edilir hale gelmekte, toplum da o yönde harekete sevk edilmektedir. Aslında bu haber ve bilgileri hazırlayanlar da bunların mutlak doğru, temiz bilgi ve haber olmadığını bilirler. Ancak onların görevi, emrinde ya da hesabına çalıştıkları kişi ve kurumların istek ve emirlerini yerine getirmektir. Esas amaç, mensubu olduğu çıkar grubunun çıkarlarına kusursuz bir şekilde hizmet etmektir. Böylece gücü elinde bulunduranlar da onların hizmetkarları da nemalanmış olurlar. Onların nemalanması ise vatanın ve milletin kurtulması olarak sunulur. Etrafımıza bir bakalım. Neler duyuyoruz ve nelerle karşılaşıyoruz? Karşılaştığımız olaylarla ilgili olanlar kimler? Kimler kimlere neler söylüyor? Hangi yazar- çizer takımları hangi çıkar gurupları için neler yazıyor, neler söylüyor? Kimler kimleri ifşa ediyor, kimler kimlerle ahbaplıklar kuruyor? Kim büyüyor, kim küçülüyor? Kimler kimlere çıkarlar sağlıyor? Kimler kimleri ne için övüyor, kimler kimleri ne için yeriyor? Kimler kimlerden yardım ve destek alıyor? Kimler kimleri fişliyor? Fişlemeler ne zaman yapılıyor ve ne zaman kullanılıyor? Fişlenenler ne yapıyor? Fişleyenler ile fişlenenler arasındaki ilişkiler sonradan nasıl şekilleniyor? Medya ve medyanın gücünü, kimler kimlere karşı nasıl kullanıyor? Hangi zamanda hangi kurgu dosyalar ortaya çıkarılıyor, bu dosyaları kimler kimlere karşı çıkarıyor?
Bunlar ve bunlara benzer birçok soruyu sorabiliriz. Sormalıyız da. Ancak çoğu kez bu sorulara açık ve net cevaplar alamayız. Buna rağmen soru sormanın bir zararı olmaması gerekir. Sorular soralım ki birileri rahatsız olsunlar. Sorular soralım ki bizim, yani şahsiyet sahibi bireylerin her şeye kolayca inanmayacağımızı bilsinler. Sorular soralım ki kendilerini çok akıllı ve kurnaz olduklarını zannedenler, bizi her zaman kandıramayacaklarını anlasınlar, bize cevap vermek zorunda kalsınlar. Sorular soralım ki anlamsız ve değersiz hamaset nutukları ile her türlü istismarı yaparak, toplumumuzu sömürenleri açığa çıkarmanın yolunu açalım. Sorular soralım ki, kendi çıkar ve süfli emellerine uygun olmayan her şeyi tu kaka ilan edenlerin ezberlerini bozalım. Sorular soralım ki tarihin çöplüğünden çıkardıkları her türlü geri ve ahlaksızca davranışları günlük yaşamın bir parçası haline getirip, insani değerlerimizi yerle bir etmeye çalışan, bu uğurda kadın, erkek ve çocuk ayırt etmeden herkesi ve her şeyi istismar eden istismarcıları açığa düşürelim. Sorular soralım ki bizim bir insan olduğumuz, hem de insanca yaşamayı hak eden insan olduğumuz anlaşılsın. Sorular sormalıyız. Sormalıyız, ancak soru sormak için bilgi gerekir. Doğru, temiz ve insan fıtratına uygun bilgi gerekir. Bu bilgiyi bulmak aslında zor değildir. Başkalarının sunduğu her şeyi alabilme yeteneğine sahip bir kimse, isterse bu doğru bilgi ve kaynağı da bulabilir. O halde yapılacak şey, öncelikle kendimizi sorular sormak, kendimizi ve çevremizi anlamaya çalışmaktır. Eğer kendimizi anlamıyorsak başkasını da anlayamayız. Bu konuda hiç çabamız yoksa, o zaman bazı çobanların güttüğü sürünün herhangi bir üyesiyiz demektir. Eğer öyleyse ve bu duruma razı isek şikayet etmeye de hakkımız kalmaz. Yani elle gelen düğün bayram demektir. 28 Şubat’ı unutmadık değil mi? BU YAZARIN TÜM YAZILARI» "Aklı karışık" olana öneriler YORUMLARYorum bulunamadı!
YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com