![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
SÜNNETE UYMANIN FARZİYYETİ 3/3Abdullah b. Ömer-Allah ondan ve babasından râzı olsun-, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in: “Allah’ın kadın kullarını câmilere gitmekten alıkoymayın” dediğini hatırlattığında, Abdullah b. Ömer’in çocuklarından Bilâl: “Allâh’a yemin olsun ki onları câmilere gitmekten alıkoyacağız” deyince, Abdullah b. Ömer ona hiddetlene-rek şöyle demiştir: “Ben sana, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-; ‘Allah’ın kadın kullarını câmilere gitmekten alıkoymayın’ buyurdu diyorum, sen de ‘Allah’a yemin olsun ki onları câmilere gitmekten alıkoyacağız’ diyorsun.” Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashâbından olan Abdullah b. Muğaffel Muzenî-Allah ondan râzı olsun- akrabaların-dan birisinin fiske taşı attığını görünce, ona bunu yapma-masını söyleyerek şöyle demiştir: “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- fiske taşı atmayı yasaklayarak şöyle buyurdu: “O ne av avlar, ne de düşman yaralar. Lâkin o, diş kırar ve göz çıkarır.” Baş parmakla işâret parmağının arasına konulup atılan taşa fiske taşı denir. (Mütercim) daha sonra, yine fiske taşı attığını görünce, ona şöyle demiştir: “Allah’a yemin olsun ki seninle konuşmayacağım.Ben sana, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- fiske taşı atmayı yasakladı diyorum, sen ise bunu tekrar yapıyorsun.” Beyhakî-Allah ona rahmet etsin- de tâbiînin büyüklerinden Eyyûb Sıhtiyânî’den-Allah ona rahmet etsin- rivâyet ettiğine göre şöyle demiştir: “Birisine sünnetten konuştuğum zaman: ‘Sünneti bırak da bize Kur’an’dan haber ver” derse, bil ki o kimse sapıtmıştır.” Evzâî de-Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: “Sünnet, Kur’an’ın açıklayıcısı veya mutlak bir hükmünü mukayyed/sınırlı kılabilir veyahut Allah Teâlâ’nın: “(Ey Muhammed!) Kur’an’ın anlam ve hükümlerinden bilmedik-lerini insanlara açıklaman ve düşünüp onunla hidâyeti bulma-ları için, sana Zikr’i (Kur’anı) indirdik.”[2]Nahl Sûresi: 44 buyurduğu gibi, Kur’anda hiç zikredilmeyen hükümler getirebilir.” Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in : “Biliniz ki bana, Kur’an ve onun benzeri (hadîs) verilmiştir.”[3]İmam Ahmed, Ebu Dâvûd ve Hâkim sahîh bir senedle rivâyet etmişlerdir. hadîsi daha önce geçmişti. Beyhakî, Âmir Şa’bî’den-Allah ona rahmet etsin- rivâyet ettiğine göre, Âmir Şa’bî insanlara şöyle demiştir: “Sizler, ancak sahîh hadisleri terkettiğinizde helâk olursunuz”. Yine Beyhakî, İmam Evzâî’den rivâyet ettiğine göre, İmam Evzâî bir arkadaşına şöyle demiştir: “Sana, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’den bir hadis ulaşırsa, sakın onun dışında bir şey söylemeyesin. Çünkü Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- Allah’tan gelen vahyi tebliğ ederdi”. Yine Beyhakî, büyük hadis imamlarından Süfyân-i Sevrî’den-Allah ona rahmet etsin- rivâyet ettiğine göre, Süfyân şöyle demiştir: “İlmin tamamı, ancak hadîs ilmidir”. İmam Mâlik de-Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: “Bizden hiç kimse yoktur ki başkasının görüşlerini, başkaları da bizim görüşlerimizi reddetmesin.” Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in kabrini göstererek: “Ancak şu kabirde yatanın sözü bundan müstesnâdır (reddedilmez)”. İmam Ebu Hanîfe de-Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir: İmam Şâfiî-Allah ona rahmet etsin- yine şöyle demiştir: “Bir söz söyler de, bu söylediğim söz Rasûlullah-sallallâhu aleyhi ve sellem-’den rivâyet olunan hadise aykırı olursa, benim sözümü duvara çalın.” İmam Ahmed-Allah ona rahmet etsin- bir arkadaşına şöyle demiştir: “Ne beni, ne Mâlik’i, ne de Şâfiî’yi taklit et.Sen de bizim aldığımız yerden al.” İmam Ahmed-Allah ona rahmet etsin- yine şöyle demiştir: “Allah Teâlâ’nın: buyurduğu, hadisin sened ve sıhhatini Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’den geldiğini bildikleri halde, Süfyân’a gidip soranlara şaşarım.” İmam Ahmed-Allah ona rahmet etsin- ardından şöyle demiştir: “Âyette geçen fitne nedir bilir misin? Fitne, şirktir. Belki de Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in bir sözünü reddederse, kalbine bir şüphe girer de bu yüzden helâk olur .” Beyhakî, tâbiînin büyüklerinden müfessir Mücâhid b. Cebr’den-Allah ona rahmet etsin- rivâyet ettiğine göre, Mücâhid b. Cebr şöyle demiştir: “Eğer aranızda herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, gerçekten Allah’a ve âhiret gününe îmân ediyorsa-nız, o konuda hüküm vermek için Allah’ın kitabı Kur’an’a ve elçisi Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in sünnetine dönün.”[5]Nisâ Sûresi: 59 âyette geçen Allah’a dönmekten kasıt; Allah’ın kitabı Kur’an’a başvurmaktır.Rasûlüne dönmekten kasıt ise; sünnete başvurmaktır.” Beyhakî, Zührî’den-Allah ona rahmet etsin- rivâyet ettiğine göre, Zührî şöyle demiştir: “Bizden önceki âlimlerimiz, ‘Sünnete sarılmak, kurtuluştur’ derlerdi.” İbn-i Kudâme-Allah ona rahmet etsin- “Ravdatu’n-Nâzır” adlı kitabının “Hükümlerin Esâsı” bölümünde şöyle demiştir: “Şer’î esâsların ikincisi, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in sünnetidir.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in sözü delîldir. Çünkü onun doğruluğuna, Allah’ın emirlerine itaat ettiğine ve yasaklarından kaçındığına Kur’an şahittir.” Hâfız İbn-i Kesîr-Allah ona rahmet etsin-:
âyetini tefsîr ederken şöyle demiştir : “Yâni Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in emri; O’nun yolu, metodu, sünneti ve şerîatıdır.Söz ve ameller, O’nun söz ve amelleriyle değer kazanır.O’nun söz ve amellerine uygun olan söz ve ameller, Allah tarafından kabul edilir.O’nun söz ve amellerine uygun olmayan söz ve ameller, kimden gelirse gelsin sahibine iâde edilir.Buhârî, Müslim ve diğer hadis âlimlerinin rivâyet ettikleri bir hadiste, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır: yâni gizli ve açık, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in emrine aykırı davrananlar, kalplerine küfür, nifak ve bid’at gibi belâların gel-mesinden yahut dünyada kısas veya had cezâsı uygulanarak veyahut hapis ve benzeri cezâlara çarptırılarak cezâlandırılmaktan korkup sakınsınlar.” Ebu Hureyre’den-Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğu-na göre, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
Celâleddîn Suyûtî-Allah ona rahmet etsin- “Miftâhul-Cenneti fil-İhticâc bis-Sünneh” (Cennetin anahtarı,sünnete sarılıp onu delîl kabul etmektedir) adlı eserinde şöyle demiştir: “Biliniz ki -Allah sizlere merhamet etsin- her kim, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’den sahih olan sözlü veya fiili bir hadisi inkâr ederse, kâfir olur ve Îslâm dâiresinden çıkarak yahûdi,hıristiyan veya Allâh’ın dilediği küfür topluluklarından birisiyle birlikte haşrolur.” Sahâbe, tâbiîn ve onlardan sonra gelen ilim ehlinin, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in sünnetini yüceltmenin ve ona göre hareket etmenin farz olduğuna, ona aykırı hare-ket etmenin ise tehlikeli olduğuna dâir pekçok sözü vardır. Ümit ederim ki, bu yazıda zikredilen âyet, hadis, sahâbe ve tâbiînin sözleri, hakkı arayan için yeterli ve iknâ edici olmuştur. Allah Teâlâ’dan, rızâsına uygun işlerde bizi ve diğer müslümanları muvaffak kılmasını, gazabına sebep olacak şeylerden bizleri uzak tutmasını, hepimizi doğru yola iletme-sini niyâz ederiz. Şüphesiz ki O, kullarının her konuştuklarını hakkıyla işiten ve kendisine duâ edenlere yakın olandır. Allah’ın kulu ve elçisi Peygamber Muhammed’e, âline, ashâbına ve O’nun sünnetine en güzel bir şekilde tâbi olanlara Allah Teâlâ salât ve selâm eylesin. BU YAZARIN TÜM YAZILARI» ALLAH NEREDE? YORUMLARYorum bulunamadı!
YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com