![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
PEYGAMBER'E İTAAT 2/3Sünnetin kayıt ve tesbitinde Ashâb’ıin rolünü ayrıca belirtmemiz gerekir. İslâm Dini'ne Ashâb neslinin her husustaki hizmetleri güzel bir yer tutar: Fetihte, ilimde, örnek yaşayışta, Kur'ân'ın tefsirinde, hukukun düzenlenmesinde, devletin teşkîlatlanıp gerekli bölümlerinin kurulmasında vs; işte, sünnetin kayıt ve muhâfaza hizmetinde de Cenâb-ı Hakk, en büyük payı kendilerinden razı olduğunu Kur'ân âyetlerinde ifâde buyurduğu o Güzel Nesil’e (Allah hepsinden razı olsun) nâsib kılmıştır. Sünnetin İslâm Dini'ndeki yeri ve sünnet karşısında takınılması gereken tavır hususlarında, yukarıda belirtilen Kur'ân dan ve sünnetten nasiplerini almış bulunan Ashâb'ın dört elle, bütün imkânlarıyla sünnet'e sarıldıklarını görebilmek herkese aşikardır. Bize ulaşan çok sayıda rivâyet gösteriyor ki gerek Resûlullah 'ın ve gerekse onun sünnetinin, dindeki gerçek değerini sahabe nesli kadar hakkıyla anlıyan bir başka nesil gelmemiştir. Günümüz müslümanlarının çoğunlukla anlamaktan bile aciz kalacağı öyle davranışlara şâhid oluyoruz ki, onları Resûlullah 'a ve dolayısıyla onun sünnetine verilmiş olan ehemmiyetin bir göstergesi olarak değerlendirmeden dile getirmek bile zordur. Çünkü muhatabımız anlayamayacağı için reddedecek veya hafife alacak, dudak büküp, mânevî sorumluluk altına düşecektir. Sözgelimi en sahih rivâyetlerde Ashâb-ı Kiramın, Resûlullah 'ın abdest suyunu, terini, tükrüğünü dahi sürünmek üzere âdeta yarış ettiklerini, tek bir kılının bile yere düşerek zâyi olmasına meydan vermeyip, büyük bir özenle taşıdıklarını görmekteyiz. Dinin yaşanması, mahiyetinin açıklanması, ibâdetlerin uygulaması gibi öze girmeyen, Kur'ân'da hakkında sahîh bir emre rastlanmayan sünnet bâzı maddî hatırlar karşısında böyle davranan insanların, doğrudan doğruya dinin özüne giren dünya ve âhiret hayatının kurallarını, dünya saadetinin düzenlenmesini teşkîl eden, Kur'an âyetleriyle önemine dikkat çekilen sünnet karşısında nasıl dikkatli, titiz, gayretli, heyecanlı davranacaklarını daha iyi anlarız. Sünnet ehlince, Ashâb'ın sünnet karşısındaki akıl almaz hassasiyetini takdirde bu rivâyetler son derece önemlidir. Sözgelimi, Ashâb'tan bazılarının, bir hadîste düştükleri tek kelimelik tereddüdü gidermek için günler ve geceler, hatta aylarca süren zahmetli yolculuklara katlanmış olmalarındaki sırrı anlamakta zorluk çekmemek işten değildir. Ama bu rivâyetler sâyesinde diyebiliyoruz: "Resûlullah'ın mübarek şahsından dökülen tükrük ile berekete can atan o nesil, aynı ağızdan dökülen dünya saadetinin Allah’ın rızasına en uygun kuralları için her şeyinden fedâkarlığa elbette ki tereddüt etmiyecek, gözünü kırpmayacaktır". Hz. Ömer'den gelen bir rivâyet Ashâb'ın, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı mütemâdiyen takip edebilmek, tarla, ticaret gibi günlük meşguliyetlerin engellemelerini asgariye düşürebilmek için nasıl bir gayret ve tedbire başvurduklarını göstermektedir: Ömer der ki: "Ben ve Medine'nin yakın köylerinden olan Benu Ümeyye İbnu Zeyd'den Ensârdan olan bir komşum, aramızda anlaştık. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına gitmekte nöbetleşiyorduk. Bir gün o, bir gün ben gidiyordum. Ben gidince o günün haberi ile dönüyor peygamberin getirdiği vahiy ve vahiy hakkında söylediği sözleri ne olmuşsa anlatıyordum. O gitmişse aynı şeyi yapıyor, (akşam olunca duyduklarını ve gördüklerini bana anlatıyordu)". Buharî'den başka kitaplarda, Hz. Ömer dışında kalan kimselerden -Meselâ Ukbe İbnu Âmir'den- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı takip etmek üzere nöbetleştiklerine dair gelen rivayet dikkate alınınca, bu hâlin bir iki kimseye has olmayıp Sahabeden pek çoklarının başvurduğu genel bir prensip olduğu anlaşılır. Ebu Hüreyre, Enes İbnu Mâlik başta bütün Ashâb-ı Suffe, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan hiç ayrılmamaya çalışıyor,her söylediğini öğrenmeye gayret ediyordu. Nitekim çok hadîs rivâyet ettiği için tenkide mâruz kalan Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) kendisini müdâfaa sadedinde "...Muhâcir kardeşlerimizi çarşıda alış veriş, Ensâr kardeşlerimizi de tarla vs. işleri meşgul ederken. Ebu Hüreyre, karın tokluğuna Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı takip eder onların hazır olmadığı konuşmalara hazır olur, onların öğrenmediklerini öğrenirdi " der. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sünnetinin zabtında yazılı kayıtların büyük rolü olmuştur. Çünkü Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Risalet ve Siyâset hayatında yazının büyük yeri vardır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sadece Kur'ân-ı Kerîm'in yayılmasında yazıya yer vermemiş, başka maksatlarla da yazıya başvurmuştur: Barış anlaşmaları, ittifak anlaşmaları , krallara mektuplar, vasiyetnâmeler, alım-satımın kayda alınması, nüfus sayımı, orduya katılanların kaydı, imtiyaz belgeleri, emirler, tâlimatlar, gizli talimatnâmeler, istihbârat mektupları, vali ve komutanlarla yazışmalar, zekatla ilgili açıklamalar, istek üzerine verilen vesikalar, tâziye mektupları, evlilikle ilgili mehir vs.. nin yazılması gibi o zamanın içtimâ hayâtında sonuçta hemen her hususta Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)da yazıya başvurmuştur. Bunlar, birçok İslâm müelliflerince görülmüş ve pek çoğunun muhtevası kitaplara geçirilmiştir. Bu kayıtların pek çogu orijinal asılları ile günümüze kadar gelmiştir. Hatta İmam Muhammed Hamidullah, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le Dört Halife'ye ait yazılı vesikaları original nushalarından alarak altıyüz sayfalık hacme ulaşan bir kitapta toplamıştır. Bu vesikalardan bazısı birkaç satır iken bazısı en küçük teferruatı dahi içeren birkaç sayfayı bulmaktadır. Buralarda yazılı olarak ve birinci ellerden; zekât, öşür ve diğer ibâdet ve hatta genel uygulamalarla ilgili çeşitli açıklamalara yer verilmektedir. İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan işittiğim her şeyi yazıyordum. Kureyş bu işten beni men etti. Dediler ki: "Sen her (işittiğin) şeyi yazıyorsun, halbuki Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir insandır, memnun ve öfkeli halde de konuşur." Bunun üzerine yazmaktan vazgeçtim. Sonra durumu Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a anlattım. Parmağı ile ağzına işaret ederek: "Yaz, nefsimi elinde tutan zata yemin olsun, ondan haktan başka bir şey çıkmaz!" buyurdu." [Ebu Dâvud, İlm 3, (3646).] Ebu Hüreyre anlatıyor: "Ensârdan bir zat Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a (hafızasını) şikayet ederek dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! ben senden hadis işitiyorum, çok hoşuma gidiyor, ancak hafızamda tutamıyorum. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona şu cevabı verdi: "Sağ elini yardıma çağır!" ve eliyle yazma işareti yaptı." [Tirmizî, İlm 12, (2668).] Ebu Hüreyre anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün, halka hitabetti,önemli bir kıssa anlattı."Ebu Şah dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! (bu hutbeyi) bana yazıverin!" Bu taleb üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: "Evet Ebu Şâh'a yazıverin!" emir buyurdular." [Tirmizî, İlm 12, (2669); Buhârî, İlm 39, Lukata 7, Diyât 8; Ebu Dâvud, İlm 3, (3649).] Şu halde, sadedinde olduğumuz hadiste işaret edilen kıssa budur. Böylece Ebu Şâh'ın, Mekke'nin fethedildiği gün Resulullah tarafından irad edilen hutbenin metnini istediği anlaşılmış olmaktadır. Resulullah bu metnin yazılıp Ebu Şâh'a verilmesini emir buyuruyor. Buhârî, bu rivayeti,ümmete entegre ettirilmeye çalışılan Aleyhissalâtu vesselâm'ın hadislerin yazılmasına karşı olduğu gibi bir dedikodu, hurafe ve sairi yanlış bilgi ve inançlara cevap olarak kaydetmiş ve bu asılsız bilgilere karşılık bir reddiyede olarak kaydetmiştir. Yine Ebu Hüreyre diyor ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashabı arasında İbnu Amr hâriç, benden daha çok hadis bilen yoktu. (Onun beni geçmesi şuradan ileri geliyordu:) O başından beri hadisleri yazıyordu, ben ise önceleri yazmıyordum." [Buhârî, İlm 39; Tirmizî, İlm, (2670).] Zeyd İbnu Sâbit anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana emretti, ben de onun için, Süryanice (yahudi) yazısını öğrendim. Şöyle demişti: "Allah'a yemin olsun , ben yazı işimde yahudiye emniyet edemiyorum!" (Zeyd) der ki: "Allah'a yemin olsun bir ayın yarısı geçmeden, o yazıyı öğrendim ve gerçekten de kazandım. Resululah'ın onlara olan mektuplarını yazıyor, onların gönderdiklerini de ona okuyordum." (86) [Buhârî, Ahkâm 40; Ebu Dâvud, İlm 2, (3645); Tirmizî, İstizân 22, (2716).] Rasulullah’ın ve Ashabının Hadislerin de kayda alınması ile ilgili tavırları ve amelleri buşekilde apaçık ve herkese aşikar iken “Rasulullah hadislerin yazılmasını yasakladı”,”hadislerin sahihliğini bilemediğimiz için kale almayabiliriz”, “biz kur-an’ı biliriz,gerisini tanımayız” gibi düşünce, amel ve inançlara sapmak iyiniyet olmayacağı gibi Peygamberin sahih hayatına da bir nevi düşmanlık olacaktır. Salihlerden İbnu Hacer dedi ki: "İlim taleb edenler varolduğu müddetçe ilim kaldırılmaz." Hz. Enes'de; “Unutmayın ki, ilmin kaldırılması Kıyamet alâmetlerinden biridir” Serdar ENES :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: BU YAZARIN TÜM YAZILARI» ALLAH NEREDE? YORUMLARYorum bulunamadı!
YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com