![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
BİD'AT OLAN MEVLİD VE KANDİL MESELESİ.![]() 1) MEVLİT KANDİLİ: İsminden de anlaşıldığı üzere Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in doğduğu gecedir ve Rabi'u'l-Evvel ayının on ikinci gecesine rastlamaktadır. Neler oldugu ile ilgili olarak Rasulullah'ın doğduğu gece hakkında birçok rivayetler mevcuttur. Bazı kutsal sayılan ateşlerin sönmesi, yıldızların kaybolması, bazı doğa olaylarının meydana gelmiş olması, vss... gibi. Sahabe den veya Tabiin den veya Müçtehid imamlardan bu gecenin fazileti ve kutlanması hakkında hiç bir sahih veya zayıf rivayet sabit olmamıştır.Bununla beraber Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem doğduğu geceyi ne kendisi, ne ashabı ve ne de selefi salihin kutlamış değildir. Aksine bu gecenin kutlanmasının ve bu geceye has ibadet yapılmasının Bid'at olduğu için Sapıklık olduğunu ısrarla anlatıp red eden müçtehid imamların sözlerine karşılık bu Müçtehidlerin ölümünden çok sonraları ortaya çıkan bid'at ehli nin dinde aşırıya giderek kutladıkları, ve bunun gerekli olduğunu söylemeleri sizi aldatmasın. Zira onlar bu gecelerde Peygamberi övmede aşırıya giderek şirk ve dalalete sapmış, kendilerini ve takipçilerini dinleri ile aldatmış, sonucunda da okun yaydan çıktığı gibi bu dinden çıkmışlardır. Selef-i Salihiin bu geceyi peygamberin doğmuş olduğu gecedir diye hristiyanların Marry Chistmass'ı kutladıkları gibi , o maksatla ihya etmeyi, mevlit okumayı, o geceye özgü namaz kılmayı ve standart ibadete bir şeyler eklemeyi dinde ihdas edilmiş bir bid'at (sapıklık) saymışlardır. Zira Hiç kimse Peygamber’i Hanımlarından, Çocuklarından, Ashabından, özellikle de Hz Aişe, Hz Enes, Hz Ömer, Hz. Ebubekr, Hz. Osman, İbn Mesud’dan, Amr’dan daha çok sevebilecek değildir. Ki bu şahıslar bizlerden dini daha az biliyor da değildi. İmanlarında, bizden daha az samimi veya, daha az akıllı hiç değillerdi. Hatta Hz Ömer, Hristiyan iken Peygamber(İsa a.s.) lerinin doğum gününü kutladıkları gibi Müsliman olduktan sonra da Peygamberimiz(muhammed S.A.S)’in doğum gününü de kutlamak isteyen bir kabileyi Arabistan’dan zor kullanarak sürmüştür. Bu grup bu meseledeki iddia ve amellerini Mısır, Irak, Iran ve Suriye gibi şehirlerde sürdürmeye devam etmişlerdir. Nitekim bu gecelerde okunan mevlidin, kılınan extra namazların ve ibadetlerin de bu babtan sayıldığı ilim ehlince malumdur. Bu gibi Bid'at olan amellerin çıkış yeri genellikle Mısır, ve/veya suriye gibi ülkelerdir. Hatta Bid'at ları ile dinimizde ayrılık yarattıkları için Müslimanlar bu ülkelere seferler düzenlemişlerdir. Bu gecenin kutlanmasına karşı çıkan ve herkesce malum olanlar İmam ebu Hanife başta olmak üzere, İmam Mohammed, İmam Yusuf, İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed , İmam Nesai, İmam İbn Mace, İmam Buhari, İmam Muslim, vs…. imamlardır. Bu Muctehıid imamların hepsi de bu konuda şu ve daha birçok benzer cümleler söylemişlerdir. "Bu geceyi kutlamak Hristiyanlarda vardır. Bizde yoktur". "Bu ve benzeri geceleri kutlamak Bid’at tir. Her türlü Bid’at dalalettir(sapıklıktır)". "Bu geceyi ihya edenler Fatiha'nın son ayetine Muhalefet etmektedirler." {Ebu Yusuf ,İbn Abdil-Berr”el-İntikaa Fi Fezaili’l Eimmeti’l Fukaha” ve "Ebu’l Hasenat”en-Nafiu’l-Kebir”, İbnü’l Kayyım “İlamu’l-Muvakkıin”,”El-Haşiye Alel-Bahrir-Raik”, "el-Camii","el-İhkaam","Herevii-Zemmü’l-Kelam" vs...} BU YAZARIN TÜM YAZILARI» ALLAH NEREDE? YORUMLAR
SERDAR ENES
{ 31 Temmuz 2008, Perşembe }
Sayın tok,
Şimödi siz bu yazıdaki bilgilere bakarak; ki bu bilgiler bana değil mezheb imamlarımız diye tasvir ettiğiniz Ebu Hanife, İmam yusuf, ımam Muhammed, vss... gibi imamlara aittir, bizim burada kafa bulandırdığımızı nasıl söyleyebilirsiniz? Zira bizim yapmaya çalıştığımız kafa bulandırmak değil, aksine kafası iyi veya kötü niyetlerle bugüne kadar bulandırılmış, kur-an ve sünnetten uzaklastırılmış, ruhbanlaşmış milletimizin kafasındaki bulanıklıkları gidermektir. Yazılarımızdan da bunu eğer samimi olarak okursanız görebilirsiniz. Bizler birer beşeriz, ve hata yapabiliriz, ki yazılarımızın herhangi birisinde eğer kur-an ve sünnete aykırı sözler varsa, ben sahsen ve süphesiz, simdi de öldükten sonra da o sözümden ve görüşümden cayarım. Saygılar, Serdar ENES
SERDAR ENES
{ 31 Temmuz 2008, Perşembe }
Sayın tok,
Şimödi siz bu yazıdaki bilgilere bakarak; ki bu bilgiler bana değil mezheb imamlarımız diye tasvir ettiğiniz Ebu Hanife, İmam yusuf, ımam Muhammed, vss... gibi imamlara aittir, bizim burada kafa bulandırdığımızı nasıl söyleyebilirsiniz? Zira bizim yapmaya çalıştığımız kafa bulandırmak değil, aksine kafası iyi veya kötü niyetlerle bugüne kadar bulandırılmış, kur-an ve sünnetten uzaklastırılmış, ruhbanlaşmış milletimizin kafasındaki bulanıklıkları gidermektir. Yazılarımızdan da bunu eğer samimi olarak okursanız görebilirsiniz. Bizler birer beşeriz, ve hata yapabiliriz, ki yazılarımızın herhangi birisinde eğer kur-an ve sünnete aykırı sözler varsa, ben sahsen ve süphesiz, simdi de öldükten sonra da o sözümden ve görüşümden cayarım. Saygılar, Serdar ENES
mehmet TOK
{ 28 Nisan 2007, Cumartesi }
Sayın Enes ,aylar önce yazdığımız yazılara yeni de olsa cevap verme nezaketini gösterdiğiniz için teşekkür ederim,
Bidat konusu ,islam dışı güçlerin sürekli islamı ve insanları zedeleme kafaları bulandırma vesilesidir tıpkı nasuh mensuh gibi, İslam dini içerisinde yer alan kaynaklarda konu derinlemesine aktarılmış ve insanlar aydınlatılmıştır, engin bilgi ve becerilerinizi islamda yer alan diğer konularda da bilgi aktararak yapabilirsiniz sanıırm, yada bidat olan YILBAŞI KUTLAMALARI na değinebilirsiniz vs..bir çok konuda yardımcı olabilirsiniz sanırım yeterki iyiniyetle olalım, İSLAMI yücelteleim maksat kafa bulandırmak olmasın...
Serdar ENES
{ 28 Nisan 2007, Cumartesi }
Sayın TOK,
Size cevap veriyor olmak istemiyorum. Zira biz Bid'at meselesini, id'atlere uymanın hükmünü ve tehlikelerini 12 adet yazımızda ve bu sitede detayları ile anlattık. Lutfen yazıları bir kere daha samimiyet ile okuyunuz. Zira biz bunları düşmanlık güderek değil, aksine dost olduğumuz için uyarı amaçlı yazmaktayız. Bi,d'at-ı Hasene denilen şeyle Mu-minler in kalbinde bir boşluk oluşturmaya çalışanların tek ama birtek delilleri vardır. Bid’at’çi zihniyetler,Şeyh’ler, Alim’ler, BİD’AT’ı; seyyie ve hasene(iyi ve kötü bidat ler) olarak ayırıyor ve bunu Hz Ömer’in ”Bid’at in bu türlüsü ne güzeldir!” şeklindeki sözünü ile iddia ediyorlar! Hz.Omar bu sözü şu olayın bir sonucu olarak kullanmıştır. -“Hz.Peygamber Ramazan ayında ümmetine teravih namazını teşri ettiğinde, namazı mescidde kılıyordu.İlk gece ashabının bir kısmı ona katıldı.İkinci gece onunla kılanların sayısı arttı ve üçüncü gece ise mescid dolup taştı.Ancak Rasulullah dördüncü gece odasından çıkmadı ve ashabından bir kısmı kendisinin teravih namazını unuttuğunu aklederek Rasulullah’ı uyardılar. Bunun üzerine Rasulullah odasından çıkarak “bu namazı ashabının farz zannedebileceğinden çekindiği için odasından çıkmadığını” onlara söyledi. Nitekim peygamber ve Ebu Bekr dönemindede bu durum bu şekil üzere idi. Ancak Hz. Ömer döneminde; bazı Sahabilerin Mescid’de ayrı ayrı cemaatler halinde ve aynı anda farklı hafızlar arkasında teravih namazı kıldıklarını gördü ve teravihin zamanla zorlaşarak bölünmelere yol açabileceği endişesi ile bir çare olarak bu ayrı ayrı cemaatleri ahali den Kur-an ‘ı en iyi bilenlerden biri olan Ubey b. Ka’b arkasında birleştirelim” demesi ile, bu davranışın bid’at olabileceği zannına kapılan sahabenin bir kısmı kendisine karşı çıktılar.Lakin mescid de ayrı ayrı cemaatler halinde teravih namazı kılanlar ki bu gruplar Teravih’de Kur-an’ın cehri(sesli) kıraatinden dolayı birbirlerini ses olarak etkiliyebiliyor ve kıraat karışıklığına sebep olabiliyorlardı! Hz:Ömar de belki daha sonra bazi hafızların arasında; onlar 1 rekatte 1 sayfa okudu ben 2 okuyayım daha güzel olsun ,ben 3 sayfa okuyayım en güzeli olsun gibi artniyetli veya artniyetsiz de olsa Riya’ya,çekişmelere sebep olabilir ve bu durum beklide Müsliman’lar da kalıcı bir etki yaratabilir ve Teravih namazının gelen nesillere sanki ayrı ayrı ve uzun uzun kılınması gerektiği izlenimini bırakılabilir endişesini sahabeye izahat etti ve bu izahat sırasında ; buna Bid’at diyenlere eğer siz buna bid’at diyorsanız bu ne güzel bid’attir. Zira Rasulullah bunu yapmıştır. dedi! Hz.Ömar’i bu namazın durumunun ne olduğunu bilmeyen biri sanmak mümkün değildir! O Nübüvvet’in kucağında yaşamış, onun saf kaynağını Rasulullah’ın elinden içmiş ve ahireti için azığını hazırlamış birisidir! Çünki Hz.peygamber hem evde hem tekbaşına hem de cemaatle kılınmasını meşru kılmıştı. Hatta Kendisi Cemaate imamlık yaptırarak 3 gece teravihi kıldırmıştı. Ve bu sonradan çıkarmış olduğu bir (bid'at) iş te değildi! Yani kendisi zaten peygamberin yapıp da farz alınmasından korktuğu için bıraktığı bir işi, bir şekli yeniden getirmişti. Peygamberin yaptığı bir iş ise bizim anlatıp da sizin anladığınız manada bid'at değildir. Ki Hz Ömer; Müslümanların tek bir imamın arkasında toplanmasını artık cemaatte teravih namazının farz olduğu süphesi tamamen ortadan kalktığından dolayı yapmıştı! En nihayetinde sahabe bu görüşe uydu lakin şunu da eklediler” Rasulullah teravih namazını 11 veya 13 rekat olarak ikişer ikişer kıldı” Hz. Ömar de buna ek olarak”Rasulullah Ramazan’ın sadece ilk 3 günü olmak üzere 8 rekati cemaatle kıldı ve evine çekilip dilediği kadar’a tamamladı.(Zira rasulullah o günden sonra birdaha hiç cemaatle kılmadı)isteyen böyle yapsın,namazın hepsini veya bir kısmını mescidde kılsın kalanını evinde tamamlasın” dedi ve cemaati sünnetten zerre kadar uzaklaştırmadan bilgilendirdi ve uyardı! Şimdi Siz buna Bid'at ı hasenedir. ve bize delildir diyorsanız, Hz. Ömere peygamberin sünnetini değiştirmek gibi bir suç isnad edebiliyorsanız vicdanınız buna elveriyorsa söylenecek birşey yok. Lakin Rasulullah söylenmesi gerekeni söylemiştir; Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah Aleyhissalâtu vesselâm Arafat'ta kulakları kesik gibi küçük olan devesinin üstünde olduğu halde şöyle buyurdular: Bugünün hangi gün olduğunu, bu ayın hangi ay olduğunu, bu beldenin hangi belde olduğunu biliyor musunuz?Halk: Burası haram beldedir, bu ay haram aydır, bugün kurban günüdür diye cevap verdiler.Aleyhissalâtu vesselâm sözlerine şöyle devam ettiler: Bilesiniz! muhakkak ki şu mallarınız, kanlarınız birbirinize karşı haramdır, tıpkı şu ayınızın şu belde ve şu gündeki haramlığı gibi. Bilesiniz! (Kıyamet günü) Hepinizden önce ben diriltilecegim. Havz'ın başına hepinizden önce ben geleceğim. Ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı iftihar edeceğim. Sakın benim yüzümü kara çıkarmayın. Haberiniz olsun! Ben pek çok kimseyi (şefaatimle) ateşten kurtaracağım. Aranızdan bazıları da kevserin başında benden kurtarılacak (zebaniler onları götüreceklerdir). Ben: Ey Rabbim! Onlar (Zebanilerin benden kaçırdıkları) benim sahabeciklerimdi (niye cehenneme götürülüyorlar?) diyerek Allah’a yalvaracagım. Allah Teâla hazretleri şöyle buyuracak: Ey Rasulum Senden sonra onların bu dine ne yeni işler eklediklerini sen bilmiyorsun!Ey insanlar Allah dininizi tamamlamıştır bundan sonra bu dine eklenen her yeni iş Bid’at tir. Her türlü Bid’at dalalettir(sapıklıktır). Her sapıklık ateştedir ve ayaklarımın altındadır. Her kim benim sünnetimde olmayan bir şey ihdas etmiştir bilsinki bir okadar da benim sünnetimden kaldırmıştır ve ihdas ettiği ona misli ile geri döndürülür! Rasulullah bu konuşmayı ölmeden çok kısa bir süre önce Arafatta yapmıştır. Dikkatinizi çekiyorum. Bu Peygamberin son sözleri ve son uyarılarıdır!!!! Bu uyarılara uymayanların durumu ise yukarıdaki hadiste apaçık belirtilmiştir. Saygılar, Serdar ENES
mehmet TOK
{ 06 Nisan 2007, Cuma }
yorum yazmayım diyorum ama olmuyor,
kardeşim ,peygamber efendimizi annnenden bile çok sevmessen gerçek iman etmiş olamassın, insanların yılbaşını kutlamasını eleştir, nevruz bayramını eleştir 1mayısı eleştir insanları hakka davet et,doğru yolda gidenleri saptırmaya çalışma, birazda bidatı haseneden bahsetsen yani hani kardeşlerimizde öğrenir,yoksa ben yazıcam....
ANSOQUA
{ 31 Mart 2007, Cumartesi }
DÜŞÜNÜNCE DOĞRU -ZİRA ARAŞTIRMALARINLA KANITLIYORSUN NE DİYELİM BUNU KUTLUYANLAR İYİ NİYETLİ AMA ALİMLER NEDEN BİR ŞEY SÖYLEMİYORLAR ALLAH HEPİMİZİ AFETSİN.
Rahmi YIGIT
{ 31 Mart 2007, Cumartesi }
Bid`at:Peygamber efendimiz zamaninda olmadigi halde sonradan ortaya cikan NEV-ZUHUR anlamina gelir.
YORUM YAZIN
|
|
© 2005-2008 Kafkas Diasporası &
Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR
Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.
İletişim ; 0352 3204030 - Cep Telefon ; 0530 4336701
PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ. www.mobilyarehberi.com www.BerkmaX.com www.36hafta.com